Bu milleti bir de sigara içen-içmeyen diye bölmeye kalkmak siyasi intihar olur
Pazar, 19 Temmuz 2009 14:20

''Yasa Yunan basınında heyecan ve iri puntolarla karşılanmış. Neden acaba? Sakın -zaten beline kazma çoktan vurulmuş- tütün ekiminin tamamen yasaklanıp,  bundan böyle tütünün tamamının Yunanistan’dan ithal edileceğinden olmasın?''

 

Bu milleti Kürt diye, Türk diye, müslüman, hristiyan, alevi, sünni diye, birinci cumhuriyetçi-ikinci cumhuriyetçi diye kıymık kıymık bölebilirsin ama, bu milleti sigara içen-içmeyen diye bölmeye kalkmak siyasi intihar olur.

 

Yanlış anlaşılmasın, niyetimiz cigaraya değil, açılmayan hukuki şemsiyelere bir güzelleme yazmak. Elbette içmeyenin dumana maruz kalması önlenmelidir. Elbette içmeyene zarar vermenin bir müeyyidesi olmalıdır ama,  Kanun yapmanın da bir adabı vardır. 

“Aman Yeşilay Haftası’na yetişsin” derdine düşüp hiçbir hukuk tekniğine uyulmadan pata küte yasaklama yöntemiyle cezai müeyyideler getirilir, başkalarını rahatsız etmeden içenin temel hak ve özgürlüklerine paça kasnak dalınırsa, yasama hakkı kötüye kullanılmış, -hukuka uygun olmayacağından- yasanın uygulanabilirliği de ortadan kaldırılmış olur.

 

Sigara yasağı uygulanabilirse eğer, milletimizde ‘kafa yapacağı’ kesindir. Bu millet ki; bozkırdan sahile indiğinde bile oksijen çarpmasından afyon yutmuşa döner, cigarasını tellendiremeyip de kan gazlarındaki karbonmonoksit oranı normal sınırlara inerse dengeyi kaybeder. “Bana kömür, nohut, makarna sadaka verildi” demez, yasaklayana haddini bildirir.

 

Kanun koyucunun “nikotin eksikliği sendromu”nun davalarda “hafifletici sebep” olarak gösterilebilmesi yolunu açmasını ve hatta Sezen Aksu’nun cigarayı üçer üçer yaktıran bazı şarkılarının yasaklanmasını da tensiplerine....

 

Tanju Okan’ın oğlu meyhanesinde geçen yıl ilk denemeyi yapmış, “Bu gece dumansız eğlenilecek” demişti de, ahali bir saat dayanabilmiş, yakmıştı cigaraları.

 

Biz ki bırakmaya çalışan açıkhava içicisiyiz; insanı kendi iradesine karşı dahi koruyup, intiharı, ötanaziyi “meşru” kılmayan evrensel hukukun, “bar’ın meyhanenin havasının da sahibinin mülkiyetinde olması”  ve buraların ‘umumi yer’ değil, umumun toplanabildiği “özel” yerler olduğu ilkesini hatırlatırız.

Ha, diyorlarsa ki; “Biz aslında barcı, meyhaneci esnafına karşıyız, kırmızı sokaklar kurup şehir dışına atmaya kalktık beceremedik. Şimdi Dünya Sağlık Örgütü böyle buyuruyor numarasıyla bir de bu şekilde abanıyoruz allahın izniyle”,

Biz de deriz ki; “Geçen yıl Yasa’nın uygulanmasını ertelemekle isabet ettiniz, siyasi ömrünüzü uzattınız”.

Bu millet ekmeğiyle oynanmasına bile ses çıkarmayabilir ama tütünüyle oynayanı affetmez.

 

Yasa Yunan basınında heyecan ve iri puntolarla karşılanmış. Neden acaba? Sakın -zaten beline kazma çoktan vurulmuş- tütün ekiminin tamamen yasaklanıp,  bundan böyle tütünün tamamının Yunanistan’dan ithal edileceğinden olmasın?

 

Ha, Kanun koyucu “halk sağlığını koruyoruz” bahanesinin arkasına sığınıyorsa, yapılması gereken öncelikli işi  söyleyeyim; Türkiye’de sigara içenlerin yüzde 12’si  7-11 yaş grubu ilkokul öğrencileri. Önce bu çocukları koruyacak, eğitecek, tedavi edecek pozitif çalışmalar yapılmalıdır. Şimdi bunu dediğimize de pişman eder, ‘eğiteceğiz’ diye çocuklara, karnına basınca süphaneke okuyan bebek dağıtırlar.    

 

Tütün yasağının sınırları da meçhul. Turistik dükkanda kendi iradesiyle löp löp tütünü nargileden somuran turist istisna mı kabul edilecek? Sponsorluğunu sigara firmalarının yaptığı kültür, sanat, spor faaliyetleri, arkeolojik kazıların yasaklanması ne kaybettirdi? Sinema, tiyatro, resim vs. sanat eserlerinde de  sigaranın sansürlenmesi, ‘sanatın sansürlenmesi’ sonucunu doğurmaz mı?

 

Yasa’da, kolluk kuvvetlerine, zabıtaya Yargı’ya ait olan ceza verme yetkisi tanınmış. Üretimi, satışı yasal bir maddenin ticaretine cezai müeyyideler koymak da yasayı tartışmalı hale getirmiş. Mülki amirlere, mallara el koyma, imha, müsadere yetkisi verilmiş olması da ‘yargısız müsadere’ye girer ki, bu da evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz. Hukuk Devleti, uygulanabilir, hukuka uygun yasalar yapabilen Devlettir. “Yasakladım” diyerek temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan düzenlemeler yapmak, bir yasağın, arkasından başka yasakları, sansürleri de getirmesi  ‘hukuk’ değildir.

 

Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun 3 Ocak 2008’de Meclis’te görüşülürken  Manisa Milletvekili Erkan Akçay söz almış, demiş ki;

“...bu Kanun Teklifi'nin hazırlanması esnasında ilgili komisyon üyeleri örnek uygulamaları izlemek amacıyla yurt dışına gitmişlerdir .Bu seyahatin yanı sıra, ülkemizde 4207 Sayılı yürürlükteki Kanun'un uygulandığı yerlerin ziyaret edilmesi de uygun olurdu...”.

 

Bir de buna takıldım. Artık Sağlık Komisyonu mudur, Adalet Komisyonu mudur, kaç milletvekili, hangi bakan “sigara yasağını yerinde incelemek üzere” yurtdışına gitmiştir?

Hangi ülkelerde ve kaç gün boyunca yasağı yerinde incelemişlerdir?

İnceleme gezileri ‘eşli’ mi yapılmıştır?

Barlarda, meyhanelerde inceleme yapılmış mıdır?

Toplam ne kadar harcırah almışlardır?

Uygulamalar hakkında bilgi Türkiye’nin o ülkelerdeki temsilciliklerinden alınamaz mıydı?

Uygulamalar hakkında bilgi internetten bulunamaz mıydı?

Neden yürürlükteki 4207 sayılı Yasa’nın Türkiye’deki uygulamaları yerinde incelenmeyip yurtdışlarına gidilmiştir?

 

Yakında zabıtayla da ‘içici’ vatandaş arasında şöyle konuşmalar bekliyorum;

‘Bilader burda cigara içmeg yasah, ceza yazıyom!’

‘Meğmur Bey, tamam da sen niye çiğ batlıcanı kemiriyon ya?’

‘İçinde nikotin var didiler, görevdeyim ya cigara içemiyom, batlıcan yiyom’

‘Tavuk g.tü tövbe tutmaz abi , buyur yak bi Malbora’

‘Lan yoksa sen satıcı mısın?’

‘Töbe de abi, içiciyim valla!’

 

KIYMET NADİR BİNDEBİR

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_016.jpg

En Son Yorumlar