|
Orta Çağ'ı Gizlemeyin – RIZA ZELYUT |
|
Perşembe, 11 Haziran 2009 08:51 |
|
Türkiye'deki akademisyenler de dahil olmak üzere; aydınlarımız; ithal toplumbilim terimleri ile düşünüyor, yazıyor.
Aydın olmanın yolu; araştırmak, okumak, sorgulamak; en ayrıntılı olanı bile bilmek/bilmeye çalışmaktan geçer. Türkiye'deki akademisyenler de dahil olmak üzere; aydınlarımız; ithal toplumbilim terimleri ile düşünüyor, yazıyor. Hadi ithal terimleri kullansınlar; hiç değilse bunun içini yerli gerçeklerle doldursunlar... Televizyonlarda konuşturulanlara bakın: Avrupa ülkeleri için geliştirilen teorileri; alır Türkiye'ye giydirirler. Halbuki Avrupa havzasının gerçekliği ile Türkiye'nin gerçekliği çok farklıdır. Türkiye'nin arkasında 'atlı medeniyet geleneği' bulunurken; Avrupa; durağan yerleşik medeniyi temsil eder. GÜNEYDOĞU ORTA ÇAĞ'DIR Orta Çağ'ın 1453'te Türklerin İstanbul'u fethetmesi ile bittiği; Yeni Çağ'ın başladığı; 1789 Fransız Devrimi ile de Yeni Çağ'ın bitip Yakın Çağ'ın (modern zamanlar) başladığı kabul edilir. Halbuki Türkiye'de Orta Çağ hala devam ediyor. Çağları; tarihi olaylarla değil de üretim biçimleri ve bunun yapılandırdığı üstyapı kurumları ile açıklarsak; Güneydoğu Anadolu'da hala Orta Çağ koşullarının sürdüğünü görürüz. Buralarda; Avrupalı derebeyleri gibi aşiret/ağalık sistemi hala güçlü biçimde yaşıyor. Bu sistemin üstyapısını oluşturan dinci zihniyet ve davranış da bütün gücüyle kitleleri yönlendiriyor. Ekonomik ve siyasi yaşamda ağaların, dinsel-sosyal hayatta şeyhlerin, mollaların kontrol ettiği bir serf kitlesi durumunda Kürt köylüsü ve göçebeleri hala Orta Çağ'ı yaşıyor. Orta Çağ'ın vurduğu ilk kitle de kadınlar. KADINI VURAN ORTA ÇAĞ'DIR Türkiye'de töre cinayetleri adı verilen kadın cinayetleri Güneydoğu'da görülür. Büyük şehirlerde de şehirleşmemiş Güneydoğulu göçmen töre cinayeti denilen vahşi cinayetleri işler. Bu cinayeti yaratan zihniyet 'ağa/şeyh-molla' egemenliğine dayalı Orta Çağ zihniyetidir. Erkeğin kutsallığı ve haklılığı; kadının cariye konumunda ikincil bir varlık kabul edilmesi; Ortadoğu feodalizminin dışa vuran yönlerinden birisidir. Öyle ki bu feodalizm; kadının sünnet edilerek kadınlık duygusundan tamamen yoksun bırakılmasını bile bir yaşama kuralı haline getirmiştir. Buna da gelenek elbisesi giydirilmiş; korumaya alınmıştır. Ve Orta Çağ budur... İkinci konu da bu töre cinayetinin Türk halkı ile ilgisinin olmadığı gerçeğidir. Çünkü; Türk tarihinde kadın erkek ile eşit konumda yaşadığı için; haklarını koruyacak konumda olmuştur. Sadece son yirmi yılda Arabist anlayışla kadınlarımızın bir kısmının kimliğinin değiştirilmesi; Türk toplumu içinde de bu zihniyetin yer almaya başlamasına yol açmaktadır. PKK'YI YARATAN ORTA ÇAĞ'DIR Mardin'de ortaya çıkan son katliam da feodal duyguların kuvvetle yaşadığı ortamlarda görülebilecek olaylardandır. Orta Çağ insanının çıkar için acımasızca kan dökme güdüsü burada belirginleşmiştir. Aynı olayı daha açık ve geniş biçimde PKK terör olayında görmekteyiz. Bebekleri bile kurşunlayan terörist tip; Orta Çağ hayatının yarattığı insan tipidir. PKK örgütü de bir ağalık/aşiret örgütüdür. Bu yüzden PKK'yı da yok edecek önlemler; ağalık-aşiret düzenini ortadan kaldıracak önlemleri kapsamalıdır; yoksa başarı mümkün değildir. Bilelim ki PKK sorunu Kürt sorunu değil; Orta Çağ sorunudur. Bölgede Kürt kökenli nüfusun ağırlıkta olması; bu gerçeğin anlaşılmasını önlüyor. AVRUPA GÖRMEZDEN GELİYOR Türkiye'yi Avrupa standardına getirmek için önüne bir takvim ve plan koyan Avrupa Birliği; ne acıdır ki Türkiye'nin bir bölümünü esir almış bulunan Orta Çağ şartlarını görmezden geliyor. AB kurmayları; Türkiye'den ağalık-şeyhlik düzeninin kaldırılmasını istemiyor. AB kurmayları; kadını cariye (köle) konumunda tutan şartların düzeltilmesi için Güneydoğu'da köklü reformlar da istemiyor. Yani; Türkiye; yanlış yapılan toplumsal ve ekonomik tahliller yüzünden siyaseten hasta konumunda tutuluyor. Buna alet olanların da büyük ölçüde aydınlar olduğunu görmek ayrı bir açmazı da işaret ediyor. Şu işlerle ilgilenenlerin hiç değilse İsmail Beşikçi'nin Doğu Anadolu'nun Düzeni adlı çalışmasının ilk baskısını okumalarını istiyorum. Rıza Zelyut -Güneş
|
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...