Diktacı Heveslere Halk Şamarı !
Perşembe, 02 Nisan 2009 20:52
Aylar süren kampanyalardan sonra, yerel seçim sonuçları, ne Erdoğan’ın istediği, ne de Tarhan Erdem’in öngördüğü gibi çıktı.

CHP’nin AKP ile arasındaki farkın, 27’den 16 puana indirilmiş olması, az buz ciddi bir gelişme sayılamaz. İktidarın tüm nimetlerini bu seçime akıtarak, YSK’nın kesin kararlarına rağmen Valilerin eliyle buzdolabı ve kömür dağıtımına geçmeyi bile göze alabilen AKP, bu açık rüşvetleriyle tek parti diktasına geçiş için halktan onay istemeye cüret etmişti. Üstelik yerel seçime, “bize oy vermezseniz, size hizmet taşımayız” şeklinde bir de şantaj boyutu eklemiş, bunu ifade görevini de bakanlarına havale edecek kadar ileri gitmişti.

Erdem’in KONDA’ sının AKP’yi neredeyse %50’ye koyması, bu şirketin şaibeli tahminlerinin iflasını, 2002’den sonra tekrar gündeme getirdi. Neyse bunu geçip, Erdoğan’ın seçim sonrası gösterdiği “sözde olgunluk” konusuna gelelim. Hatırlarsanız 2007 seçimleri sonrası yaptığı zafer konuşmasında da benzer bir “duruş”(!) gösterdikten sonra dişlerini gıcırdatıp, tüm rakiplerini çiğneyerek yok etme sürecine girmiş, laik rektörlerden muhalif basına, Atatürkçü kanaat önderlerinden holding patronlarına kadar önüne dikilen her şeye saldırmıştı.

Dolayısıyla Erdoğan’ın seçim sonrası “vakur” halini ve ikide bir Atatürk ve laiklikten(!)  söz eden komik cümlelerini gülümseyerek izledim. İşin gerçek özeti şu: AKP gerçekten %50 alsaydı, yıkıcı faaliyetleri, Cumhuriyet değerlerini hızla törpüleme ve Anayasayı kafasına göre yeniden yazma sevdaları ivme kazanacaktı. Tabii madalyonun gerçekle yüzleşen öteki yüzünde ise, Ergenekon savcıları iki “dalga” daha çekseler, Erdoğan belki %34’lere kadar inecekti…

Şunu da unutmamak lazım: CHP bu yerel seçimlerde 1000 kadar noktada aday çıkaramadı. Dolayısıyla bu bir genel seçim olsaydı, aradaki fark belki 3-5 puan daha gerileyebilirdi.

Seçime dönersek, yaptığımız ikazlar bir ölçüde hedefine ulaştı, CHP ve seçmeni gözünü dört açıp sandıklara sahip çıktı. Ben Beşiktaş’ta 1483 numaralı sandıkta oy kullandım. O sandık ve hemen karşısındaki 1484’ün sayımlarını sonuna kadar izleyip, rakamları başkan adaylarına ve merkeze bizzat bildirdim. Gecenin devamını CHP Seçim Merkezi’nde Kılıçdaroğlu ve CHP ekibiyle geçirdim. Gelen tüm olumlu sonuçlara rağmen ilerleyen saatlerde kesilen elektrikler, basılan YSK büroları, çöken bilgisayarlar, kaçırılan çuvallar yine sinir bozdu.

CHP bu seçimlerden zaferle değil, başarıyla çıktı. Malum zaafları ve sorunlarına rağmen kazandığı yeni illerin dışında, Bolu, Burdur, Adana gibi birçok başka ili de limitte kaybetti. Ankara ve İstanbul Büyükşehir’in durumları zaten ortada. Sonuçta, seçimden çıkan esas konu şu: Kemal Kılıçdaroğlu yani ilk olarak bu sütunda haftalar önce Şubat’ta benzerliğini dile getirdiğim “Gandhi Kemal”  silkinmesiyle, tüm zorluk ve haksız rekabete rağmen bu sonucu alan CHP, kendi içindeki demokratik devrimi başardığı an %40’lara tırmanabileceğini gösterdi. Bu yukarıya eğilim gösteren ibreyi değerlendirebilmek, bundan sonra CHP örgütünün inisiyatifinde. Örgüt, halkın mesajını kavrayabilirse, önümüzdeki genel seçimden CHP bir zaferle çıkabilir. Yok, onun yerine, eski tas eski hamam, “aman uslu duralım, adaylık kapalım” sendromu yaşanırsa, bu çıkış güdük kalır!

Tabii bu seçimin getireceği yorum dalgalarını bir tek yazıda bitiremeyiz. Önümüzdeki süreçte, birçok konuya odaklanarak daha kılcal damar röntgenleri çekmek gerekecek.

Anayasanın kesin bir dille dinci ve ırkçı siyaseti yasakladığı ama yalnız bu orta çağ konuları üzerinden yapılan siyaset, “Kıyı Şeridi” Orta Anadolu ve Doğu olarak üçe parçalanmış ülkemde, halk hiç hak etmediği siyaset ve ekonomi dışı bataklıklara çekilirken, tüm seçim tartışmalarının en büyük incisini dün sabah CNN Türk’te, Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin patlattı: bu ayrışma konuşulurken şunu öğrendik kendisinden: eğitim seviyesi arttıkça AKP’nin oylarının azalması, eğitimin ne kadar kötü verildiğini kanıtlıyormuş! Çünkü o sahil şeridini kazanan CHP, özgürlükçü ve değişimci değilmiş…

Medya, seçim yorumlarına da hiçbir “Atatürkçü” çıkartmayıp, Ilıcaklar, Buminler, Altanlar ve şürekalarıyla beynimizi böyle törpülemeye devam etti…

 

Bedri Baykam



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_020.jpg

En Son Yorumlar