Sivil İhanet 3.Bölüm
Admin tarafından yazıldı   

TARİHÇİNİN  MUTFAĞI

    Tarih Vakfı, amaçları doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü   “ Tarihçinin  Mutfağı” adlı sohbet programlarında, vakıf üyesi profesörlerin , görevlendirildiğini görüyoruz. Ayda bir yapılan toplantılar da, başlıklar tabiatıyla , Tarih Vakfının var oluş sebebini yansıtıyor. 7 Aralık 1991 de İlhan Tekeli ile başlayan  sohbetler günümüzde de devam etmektedir.( Tarih Vakfı Sitesi –Kuruluştan Günümüze Etkinlikler)

   Ekim 2000 yılının konuğunun, Tarih Vakfı üyesi Prof.Dr. Çağlar Keyder olduğunu öğreniyoruz. Adı geçen Profesörü şöyle tanıtıyor, Tarih Vakfı: “New York State ve Boğaziçi Üniversiteleri Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olan Prof. Dr. Çağlar Keyder, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Washington, Chicago, Berkeley ve Oxford gibi üniversitelerde de dersler veriyor. Türkiye Bilimler Akademisi'nin de üyesi olan Keyder, Tarih Vakfı tarafından yılda iki kez yayımlanan New Perspectives on Turkey adlı derginin editörlerinden..” (Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı-19 Ekim 2000)

  Çağlar Keyder’in hayli geniş sol yelpazede ki mevzisini terk edip, küresel saflara katılması arasında geçen serüvenini anlattığına şahit oluyoruz. Bunu şöyle diyor :

“1980'lerin sonunda esas olarak benim kafamda gelişen siyasi tercihler, 1970'lerdeki gibi güncel siyasi münakaşalara müdahale şeklinde değil, daha genel birtakım siyasi tercihlerdi. Şimdi geriye bakınca ortaya çıkan şu galiba: Özellikle milliyetçiliğe ve ulus devlete karşı bir tutum ve de bunun birtakım entelektüel uzantıları.

     Bu, 1990'ların başında globalleşme tartışmaları çerçevesinde iyice somutlaşmaya başladı. Bu tartışmalar çerçevesinde o zaman akademik gündemde olan 'dünya şehri' kavramı üzerine eğilmeye başladım. Global şehir kavramını İstanbul'a uygulamaya çalıştım."

    Çağlar Keyder ,  devam eden konuşmasında  ,  devletlerin   netice olarak global dünyanın bir parçası olmaya doğru gittiklerinin altını çiziyor. Eski marksistler, Küreselleşmede  sınırların kalkması fikrin de galiba , eski sevdaları Komünizmi buluyorlar. Bu arada Global kavramını  tam yerine oturtamadıkları görülüyor. Bu kelimeyi ekonomik mi, coğrafi mi, siyasi bir terim mi olarak mı yoksa emperyalist bir baskı aracı mı olarak kullandıkları konusu karışık. İstanbul, 1453 yılında Türk topraklarına katılmış bir Türk şehridir. Onların anladığı yada götürmek istedikleri nokta gibi “Global” olmasına imkan yoktur. Bu sebepten, Çağlar Keyder “ Global Şehir” kavramını uygulamak için, Londra, Berlin, Washington yada Tel Aviv’e gitse daha uygun olur.

“ Sınırlar kalkacak, insanlar özgür olacak” safsatası ile  yetmişli yıllarda , yollara düşmüşler, düşürmüşler ve devlet yönetimini zaafa uğratmak için çırpınmışlardı. Bugün geldiğimiz noktada görüyorum ki,  bazı eski sosyalistler , yine  çıkmaz sokağa girmişler.

 Şöyle diyor Çağdar Keyder:    çünkü globalleşme madem ki artık ulus devletlerin bir anlamda sonuna işaret ediyor, bu ulus devletlerin kendi tarihlerine baktığınız zaman onları, ortaya çıkmalarını önlemek imkânsız şeyler olarak görmekten çok, belirli konjonktürlerde alternatifler olarak görmek daha akılcı oluyor.”

     Globalleşmenin millî devletlere son vereceğini söylemekle, Komünizm ütopyasında sınırların kalkıp dünyanın tek devlet olacağının peşine takılmak arasında hiçbir fark yoktur. Emperyalist planlarla hazırlanan bu projeler hiç bitmez. Komünizm sona erdi ama millet hayatının bitmediği görüldü. Ayni şey çağımızın yeni masalı                     ” Küreselleşme” için de geçerlidir. Devletler üzerinde ki  emperyalist siyasi -ekonomik baskı  bir gün sona erecektir.

  Kısacası “Küreselleşme Masalı” sona erdiğinde, milletlerin yollarına devam ettikleri görülecektir.

    Çağlar Keyder’in asıl ilgi sahasının, “Globalleşme kavramında hukuk” olduğunu öğreniyoruz. Globalleşmenin ulusal hukuku parçaladığını yerine, evrensel hukuk kurallarının geçerli olduğu üzerinde duruyor. Peki evrensel hukuk kuralları nedir? Kimlerce yazılmış ve uygulanmaktadır?          

    “Kanımca globalleşme, daha önce de söylediğim gibi içinde toplumsallaştığımız ulus devleti çok önemli bir şekilde marjinalize eden bir olgu, bu nedenle de içinde büyüdüğünüz paradigmaları da gerçekten karşı konulmaz bir şekilde çürütüyor.................................................

   Ulus devletin, şu andaki formuyla ortada kalmayacağını globalleşme olayı çok şeffaf bir şekilde ortaya koyuyor.......................................... ...... devletin gene başat olduğu bir konum içinde sınıf yapısı, birikim modelleri, köylülüğün ne olduğu vesaire, ama artık devlet o tekilliğini, başatlığını kaybediyorsa ve devletin yerine, gerek devletten daha aşağı düzeyde gerek daha yukarı düzeyde, çok farklı birtakım yönetim mekanizmaları geçiyorsa, bütün paradigmalarımızı yeniden düşünmemiz gerekir....”                                         .                (Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Çağlar Keyder)

    Dün komünizme, bugün kapitalizmin örgütlü gücü küreselleşmeye teslim olan yada bu görüntüyü veren , her türlü unsurun “dikkatle takibi gerekir noktasında” çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü son yıllarda, yazılı ve görsel basın tarafından yönlendirilen Türk İnsanı, kendi akıl varlığını hiç ortaya koyamadı. Belirli odaklarca sadece yönlendirildi.

    Seyrettiği televizyon kanalında, her hangi bir konuda kendi gibi muhalif olan konuşmacılar onu pasifize etti. Yazılı ve görsel basını elinde bulunduran  medya mensupları, “ muhalifi” de kendi arasından çıkararak , Türk insanını duyarsız hale getirdi. Her şeyin konuşulduğunu zanneden toplum, sadece kenardan izlemek durumunda kaldı. Bunu organize edenler, emin  adımlarla yollarına devam ettiler.

  Türk insanının kafasını meşgul eden bir çok konu var. “ Türkiye baskı altında”........... “ Türkiye’de bütün önemli görev yerleri mason locaları  kontrolünde”........”Emperyalist devletler çok güçlü, ne yapabiliriz?”   ........“Ekonomi berbat, IMF”ye uymak zorundayız.””AB’çizdiği yol haritaları çerçevesinde uyum yasaları” “Stratejik ortağın telkinleri istikametinde hedef belirleme”,”Türkiye’yi köşeye sıkıştıran anlaşmalar, yıllar önce imzalanmış, bir şey yapılamaz”   ” İmzalanan anlaşmaların yaptırım gücü var.Karşı çıkılamaz.”   ” Geri dönülmez yoldayız”..........

   Bu ve benzeri senaryolarla, ciltler dolusu kitaplar yazılır. Ve taviz tavizi doğurur. Millet ve devlet hayatında ,”Bağımsızlıktan” daha önemli ne olabilir ki? Türk İnsanı önce, zihin sistemi ile “Bağımsız” olmanın zorunluluğunu anlamalıdır. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

    Bugün geldiğimiz noktada ise, peş peşe verilen tavizlerle , devletin bağışıklık sistemi bozulmuştur. Kendisini yıkmaya yönelik faaliyetlerle mücadele etmek bir yana, işbirliğine girdiği görülmektedir. İmzalanan uluslar arası antlaşmalara her geçen gün eklenen yenileriyle, durum daha vahim bir hâl almaktadır. Peki ne yapacağız?

   Hiçbir şeyden habersiz gibi, sadece yeni bir ev,  bir üst model araba, görev değişikliği ile yükselme, güç....... ....peşinde koşmaya devam mı edeceğiz?  Ya da “Anadolu’dan Türk Mührü Siliniyor” buna muhakkak bir çözüm bulmamız gerekir, bu yurt ezelden ebede bizimdir, mi diyeceğiz?” Bunun cevabını siz vereceksiniz.

   16 Kasım 2000 tarihinde, “ Tarihçinin Mutfağında”, Prof. Dr. Mehmet Özdoğan vardı ve tabiatıyla Tarih Vakfı üyesi. Bu toplantılara katılanlar yada böyle bir toplantının varlığını duyanlar ise , onca Profesörün Tarih Vakfının etkinliklerde görev almasını hayranlıkla seyrediyorlardır.

   Mehmet Özdoğan’ın en büyük hizmetini öğreniyoruz:“,.... tarih öncesi uygarlıklar açısından en eski yerleşim yörelerinin önemli bir kısmının Türkiye sınırları içinde bulunduğunu dünya kamuoyu bilgisine sunması bakımından, arkeoloji bilimine önemli katkılarda bulunmuştur.”

 Tarih öncesi kültürlerin değerlendirilmesini yapan dünyanın sayılı bilim adamlarının arasında olduğunu söylüyor, Tarih Vakfı. Etkin olarak şunları yaptığını-da-öğreniyoruz:                                                                                     “İstanbul Yarımburgaz, Diyarbakır Çayönü, Tekirdağ Boztepe, Kırklareli Aşağı Pınar kazılarının başkanlığını yürüten Özdoğan, CNRS Paleorient, Anatolica, Prehistoire Europeenne, Neo-Lithichs, Arkeoloji ve Sanat adlı dergilerin de yayın kurulu üyeliğini sürdürmektedir.”

    Tarihçinin Mutfağı, sohbet toplantılarına çıkan öğretim üyelerini tanımaya devam edelim. Sırada Cemil Koçak var. Ankara üniversitesi  Basın Yüksek okulunu bitirdiğini, 1990 yılı Afet İnan ödülünü aldığını  öğreniyoruz.(Bu ödül , Tarih Vakfı çatısı altında veriliyor artık.)

   Cemil Koçak, Tarih Vakfının kurucu üyelerinden. Okulunu bitirdikten sonra , gazetecilik yaparken bu mesleğin kendisine uygun olmadığını düşünüp , kimlik bunalımına giriyor!

   Derken tarihle olan ilişkisi başlıyor. Mektepli değil fakat “ Alaylı” tarihçi olduğunu söylüyor Koçak. Tarih Vakfı çatısı altında yalnız kalmadığına eminim, hemen hepsi kendisi gibi alaylı. Bakalım bu alaylı tarihçi için tarih ne demekmiş:

“Benim için tarih, yaşadığım coğrafyanın ve toplumun politik problemlerini anlamaya yönelik bir araçtan ibaret. Bunu anlamaya çalışarak tarihe başvurdum. Bugün içinde bulunduğumuz problemlerin ne olduğunu ya da ne olmadığını tarihi kullanarak anlamamız, bugünkü meselelere çözüm formülleri üretirken bunlardan da hareket etmemiz mümkün müdür? İşte bu sorulara cevap arıyorum."                                      .                 ( Tarih Vakfı Sitesi-Cemil  Koçak-Tarihçinin Mutfağı)

   Tarih Vakfının, aylık yayın organlarından, “Toplumsal Tarih Dergisi”nde , kitap tanıtımı ve eleştirisi yapan Koçak, ayrıca tarihi araştırmak konusunda ki heyecanını ve Tarih Vakfı Yurt yayınlarında çıkan kitabının konusu ise, “ Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürlüğü yapmış olan Haldun Derin’in anıları”teşkil ediyor.

  Cemil Koçak’ın kendi deyimiyle, “ Alternatif Tarih Modasına “ uyduğunu öğreniyoruz. Çanakkale YTG’nun “ Tarihi Tersten Okumakla” bu modanın ayni olduğu, sadece isimlerinin değişik olduğu hemen anlaşılıyor. İşin doğrusu istenirse, “Devlet karşıtı tarih” kavramının da modaya uygun versiyonları olduğunu öğrenmiş oluyoruz.

  “. Ben hiçbir zaman masaya alternatif tarih yazacağım diye oturmadım. Yazdığım şeyin alternatif bir tarih olduğu kanısında da değilim. Alternatif tarih yazmak çok daha iddialı, çok daha derinlikli bir iş. Elimizde olandan çok daha geniş ölçülerde ve yeni malzemenin ortaya çıkmasına bağlı. Ben, elimden geldiğince, dönem tarihçiliği yaparken o dönemle ilgili var olan bütün malzemeyi taramaya çalışıyorum. Bunu mümkün olduğu kadar tüketerek yapmaya çalışıyorum.”       

(Tarih Vakfı Sitesi-Tarihçinin Mutfağı-Cemil Koçak-21 Aralık 2000)

  Tarih Vakfı üyelerinin tamamının tarihi tersten okuyan, alternatif tarihle ilgilenen , küresel dünya gerçeklerini kabul eden, “ Tabiat ve Kültür varlıklarını koruyan ve geliştiren” vb.................gibi kavramlarla donanımlı olması sebebiyle, büyük projelere imza atması arasında tabi ki yakın ilgi var.      

   Bu şekilde donanmamış hangi vakıf üyesi, Mersin’de tarih araştırırken, Fransızların Dekovil hattını , Çanakkale’de  İtalyan Vitalis’in su deposunu, Ünye’de şimdi hamam olan kiliseyi......vb gibi önemli bulgulara erişebilir?

  Yine tarihi tersten okumamış olsalardı, Cumhuriyetin 75 yıl kutlamalarında Malakanları,  Kürt Beylerinden Bedirhan’ı, Bursa Yahudilerini, Çirkince Rumlarını öğrenebilir miydik?

   Eğer tarihi tersten okumamış olsalardı, İzmir katliamının  üssü durumunda ki “Aya Vukla” kilisesini , Türk insanının gözüne baka baka  kültürel merkez yapmak için yola çıkarlar mıydı?

    2001 şubat ayının konuğu(Tarihçinin Mutfağı) , Ara Altun. İznik ve Kütahya’da koruma amaçlı imar çalışmalarında, proje danışmanlığı yaptığını öğreniyoruz. “Anadolu Kültür Mozaiğinde 1080” yılının önemi ve günümüze nasıl taşındığını anlattığını öğreniyoruz, sanat tarihi profesörünün.

  Tarihçinin mutfağının konuşmacılarından olan, Prof.Dr. Carter V. Findley’in ABD’li Osmanlı tarihçisi olduğunu , çeşitli üniversitelerde görev yaptıktan sonra, 1997 aralığında Bilkent’te misafir Profesörlük yaptığını öğreniyoruz. Hakkında şöyle yazmış Tarih Vakfı:

“1990-1992 arasında Turkish Studies Association'ın (Türklük Araştırmaları Derneği) yönetim kurulu üyeliğini yapan Findley, halen World History Association'nın (Amerikan Dünya Tarihi Derneği) başkan yardımcığı görevini yürütüyor ve 2000-2002 yılları için de gelecekteki başkan olarak şimdiden seçilmiş bulunuyor. Findley 1994 yılından beri Tarih Vakfı'nın da üyesi.”(... Latife Fegan, Prof. Dr. Carter Findley, Dr. Caroline Finkel....) (Tarih Vakfı Üyeleri)

   1967 yılında İstanbul’a gelerek, arşivlerde ki araştırmalarına başlar. Hedefini şöyle açıklıyor Findley:                                                                 

“Gelecek yıllar için, uzun vadeli projem, Osmanlı İmparatorluğu'nun ve modern Türkiye'nin son iki yüzyılını kapsayacak bir tarih yazmaktır. III. Selim'den 2000'e kadar süren panoramik bir eser hayal ediyorum. Her dönem için bir bölüm olacak. Her bölümde, sosyodemografi, iktisat, siyaset ve kültür tarihini ele alacağım.

   Yıllarca bu eseri sadece bir sentez kitabı olarak anladıktan sonra, geçen yıl, milliyetçilik teorisi hakkında en son kitapları okuyunca, bu kitabın belkemiği olacak bir tez oluşturmaya başladım. Artık bu kitabı, 'Türkiye'nin Milliyetçilik ve Modernlikle Karşılaşması' başlığı altında yazmayı düşünüyorum." (Prof. Dr. Carter Findley-Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı)

  Peki Carter V. Findley , bu araştırmaları neden yapıyor?  Bu soruyu küçültelim biraz. ABD vatandaşı ayni zamanda, Tarih Vakfı üyesi bu profesör Türk tarihine ait kitabı niye yazar? Carter Fındley ABD’de görev yaptığı  1985 yılında , ABD temsilciler meclisine yazılan mektubun altını imzalayan bilim adamlarından biriydi. Bildiri ise şuydu:

“ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNİN DİKKATİNE

Türk, Osmanlı araştırmaları ve Ortadoğu üzerine uzmanlaşmış, aşağıda imzaları bulunan Amerikalı akademisyenler, ABD Temsilciler Meclisi'nin 192 sayılı kararında kullanılan dilin birçok açıdan yanıltıcı ve/veya yanlış olduğu görüşündedirler.

" İnsanlıkdışı Davranışları Anma Milli Günü" kavramına tam olarak destek vermemize karşın, sözkonusu metinde dikkat çekilen aşağıdaki kısmı kabul-edilemez-buluyoruz:

"... Türkiye'de 1915 ve 1923 yılları arasında gerçekleştirilen soykırımın kurbanları olan 1,5 milyon Ermeni kökenli insan..."

Çekinceleriniz "Türkiye" ve "soykırım" sözcüklerinin kullanılması konusunda odaklanmakta olup aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

.............    

 sözkonusu bölgedeki Müslüman halkın da acılarının farklı şekilde değerlendirilemeyeceği görüşündeyiz. Şu ana kadar ortaya konan kanıtlar, toplumlararası bir iç savaşın, (Müslüman ve Hristiyan gruplar arasındaki) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve Anadolu ve çevresindeki alanlardaki katliamlar ve acılar ile daha da karmaşık bir hale geldiğine işaret etmektedir...

Şimdiye kadar, konuyla ilgili olan Sovyetler Birliği, Suriye, Bulgaristan ve Türkiye'nin arşivlerinin büyük kısmı tarihçilere kapalı tutulmuştur. Bu arşivlere ulaşılıncaya kadar Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararı kapsamındaki Osmanlı İmparatorluğunun 1915-1923 yılları arasındaki tarihi tam olarak bilinemez.................

Tarihsel olarak şüpheli varsayımlara dayalı böylesine bir karar, sadece dürüst tarihsel araştırmaya zarar verir ve Amerikan yasama sürecinin güvenirliliğini sarsar.

19 Mayıs 1985   

 Danıel G. Bates -Antropoloji, Profesör-Hunter Yüksekokulu New York Şehir Üniversitesi

 Karl Barbır -Tarih, Doçent -Siena Yüksekokulu-New York

 İlhan Başgöz -Ural&Altay Çalışmaları Bölümü -Türk Araştırmaları Programı Direktörü -İndiana Üniversitesi

 Alan Fısher-Tarih, Profesör -Michigan Üniversitesi

 DR. Heaty W. Lowry-Türk Araştırmaları Enstitüsü, İnc.

Washington, D.C

 Halil İnalcık-Osmanlı Tarihi, Profesör -Amerikan Sanat&Bilim Akademisi Üyesi Chicago Üniversitesi

 Carter Fındley -Tarih, Profesör -Ohio State Üniversitesi

 ........................”                                                                                          

( Amerikalı Bilim Adamlarının Açıklaması (19 Mayıs 1985). ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNİN DİKKATİNE. Türk, Osmanlı ...

www.mfa.gov.tr/turkce/ermeniiddia_amerika.htm - 28k - Önbellek - Benzer sayfalar)

 ABD’li bilim adamlarına göre soykırım olmuştur:” Türkiye'de 1915 ve 1923 yılları arasında gerçekleştirilen soykırımın kurbanları olan 1,5 milyon Ermeni kökenli insan..."Çekinceleriniz "Türkiye" ve "soykırım" sözcüklerinin kullanılması... Osmanlı İmparatorluğunu, Türkiye Cumhuriyeti ile bir tutmak da yanlıştır.....”

  Sözde soykırımın 1915 de olduğunu, 1,5 milyon milyon Ermeni Kökenli vatandaş öldü ,fakat bazı arşivlere bakılmadan Türkiye’nin suçlanamayacağını söyleyen ABD’li bilim adamlarının açıklaması , “Bunlar nasıl tarih profesörleri?” noktasına getiriyor insanı. Ve “Sözde Ermeni Soykırımı Projesi”nin Türkiye’yi hedef alan projesinin nasıl adım adım ilerlediğini gösteriyor görmeyen gözlere.

 Fırat Üniversitesinin düzenlediği “Ermeni Sempozyumu”nun sonuç bildirgesinde ise şu satırlara rastlıyoruz:

* 1,2,3...maddeler

* 4.Türkiye için Mondros Mütarekesi (30 Ekim1918) hukuki bir durumdur. Bir ateşkestir. Savaş halini durdurmak ve anlaşma-sürecini-başlatmaktır.                                                                                    . Buna rağmen bu hukuki duruma uymayan Fransızlar savaş hali dışında, orduları dağıtılmış bir ülkenin topraklarını işgale devam ederek, işgal bölgelerinde Ermenileri de kullanarak Türk nüfusu üzerinde insanlık ayıbı denecek katliamlarda bulunmuş, Adana, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep şehirleri ve çevrelerinde yerleşim yerleri tahrip edilmiş, eğitim, iktisadi hayat hemen hemen tamamen yok edilmiş ve sosyal düzene ait herşeye bir daha kolay yapılanmayacak derecede zarar-verilmiştir.                            ................................................................................                         Mondros Mütarekesi'nden sonra Fransızların Adana-Mersin dolaylarında Ermeniler vasıtasıyla yaptıkları katliamlar bazı Fransızları bile incitmiş nitekim Pierre Loti bile kayıtsız kalamamış kitap ve makalelerinde bu olaylardan yakınmıştır  .  ..    

? 5.Madagaskar Adası başta olmak üzere Hint Okyanusu'ndaki adalarla, Cezayir'de Ruanda'da, Fransız Batı Afrikası'nda, Ekvator Afrikası'nda, Çin Hindi'nde, Yeni Kaledonya'da, Haiti'de, Martinigue'de, Guaduolup'da, Fransız Guyanası ve Komorda'ki Fransız sömürgeleştirme hareketlerinde yerli halklara karşı işlenen cinayetler sadece vahşet olarak adlandırılabilir. Bu vahşetler insanlık vicdanı ve onurundaki onarılmaz yaralardır. Fransız işgal bölgelerinde; mevcut din, dil, ekonomi, kültür ve medeniyet adına ne varsa yok edilmeye çalışılmıştır  .          .  .                        . Günümüzde hala Fransız topraklarında bulunan Oksiten, Bröton, Bask, Korsikalı ve Almanlara karşı yürütülen baskı politikaları da globalleşen dünyada geçmiş yüzyıllardaki sömürgeci izlerin ve geleneklerin devamı olarak görülmektedir....” (NURHAK, (Elazığ) - Sayı: 8747 - Fırat Üniversitesi'nin düzenlediği ‘Ermeni Sempozyumu'nun İngilizce Sonuç Bildirgesi)

  Tarih Vakfı projeleri ile nereye varmayı hedefliyor? İşte bu sorunun cevabını veriyorsa okuyucu, ilk sorunun cevabını da kolaylıkla verir? Amerikalı Tarih Vakfı üyesi Carter V. Findley, Türklerin son iki yüz yılını niçin yazmak istiyor? Yazılacak bu eseri sadece, kültür hizmeti olarak kabul etmek mümkün müdür?  Bir milletin tarihinin o millete mensup olmayanlarca yazılması, yarının bize dayatılmayacağı anlamını taşımadığı kesin. Tarihi gerçeklerimizi bize , “Ötekiler” (Onların deyimi –bu kavramı kullanmakla kendilerini ötekileştirenler yine kendileri oluyor. ) mi öğretecek? Örneğin; TÜSİAD’ın “Tarih 2002” kitabı Fransız Tarih kitabının tercümesidir? Fransızlara ait (Ne demekse) bölüm çıkarılmış, buralara Türk Tarihi serpiştirilmiştir .( Türk Tarihinden artık ne anlıyorlarsa) Fransa’ya ait tarihi bilgilerin tercümesi ile , Türk milleti kendi tarihini mi öğrenmiş olacaktır? Tüsiad veya Tarih Vakfı yada üyeleri , bunu bilimsel ve çağdaş tarih anlayışı olarak mı görmektedirler? Devşirme tarih anlayışından ortaya, şuursuz nesiller çıkacaktır? Yoksa asıl amaç bu mudur?

  Bu arada 2003 Mart ayından itibaren, Tarih Vakfı sitesine girenler, şu ilanla-karşılaşmaktadır:                                                                            “Dedenizden, ninenizden kalan Osmanlıca mektupları, kartpostalları elinizde olabilecek berat, ferman, veya üzerinde ne yazdığınızı merak ettiğiniz eski fotoğrafları, uzmanlar denetiminde yeni yazıya ücretsiz çeviriyoruz”                                          (Tarih Vakfı Sitesi-Duyuru)

   Tarih Vakfının bu kadar iyiliksever olmasının altında, insanlara yardım düşüncesi mi yatıyor, yoksa o ana kadar elinde olmayan fakat  vakfın kuruluş gayesi ile çakışan bir belgeye ulaşma düşüncesi mi? Yukarıda ki satırlardan da anlaşılacağı üzere onlar normal tebrik kartlarının peşinde değiller, hemen her döneme ait bilgiyle birlikte , Osmanlıca berat, ferman...fotoğraf gibi  henüz ellerine geçmeyen bilgi ve belgeyi istiyorlar.   ”............elinizde olabilecek berat, ferman, veya üzerinde ne yazdığınızı merak ettiğiniz eski fotoğrafları,..................” arıyorlar.

    Resmi yada değil bir çok kurum yada kuruluşun özel şirketin( Öncelikle devlete ait olanlar) arşivini düzenleyen , Tarih Vakfı ülkede ki bütün kaynaklara birinci elden ulaşma ve elde etme gayreti içinde olduğunu biliyoruz.

  Bu gayreti sadece, Tarih! sevgisi ve insanlara yardım ile bağdaştırmak yeterli midir acaba? Neyi, niçin arıyor? Nasıl bir usul kullanıyorlar? Nerede kullanacaklar? Türk İnsanının şahsi yada kurumları ile ilgili, bunca arşiv bilgisinin peşine niye düşüyorlar? Bilgi-Belge merkezinde ki herkesin girmesine açık denen yerlerde,şu ana kadar topladıkları bütün bilgiler bulunuyor mu? Ve arşivde ki her belge kullanıma açık mıdır? Şeklinde bir dizi soru geliyor insanın aklına.

  Tarihçinin Mutfağına, Prof. Kemal Karpat’la devam ediyoruz. Kendisinden en son, “Tarihçiliğimiz ve Tabularımız” toplantısına katılan  öğretim görevlilerinden biri olarak söz etmiştik.

    Kemal Karpat’ı kısaca  tanıyalım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine master ve doktora, Amerikan tarihi, Rus tarihi, Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katılma, Amerika'daki Türk Araştırmaları Cemiyeti'nin kurucusu ve başkanı, Orta Asya Cemiyeti'nin (ACAS) kurucusu.........

  Şimdi Kemal Karpat’ın anlattıklarına kulak verelim. Hukuk Mezunu olduğu halde, Winconsin Üniversitesi Tarih Bölümünde nasıl görev aldığını-öğrenelim:                                                                                             “Kuzey Dobruca'da doğup büyüyen Karpat, tipik bir Osmanlı ülkesi olan bu bölgedeki çok kültürlü, çok dinli yapıdan da etkilendiğini, "bu çok kültürlü ortam, ileride birçok meseleyi anlamakta yardım etmiştir..........

   1937 senesinde, ben daha küçük bir çocuktum. Benim köyümde otuz kırk hane Türk vardı. Bunların yirmi, yirmi beş hanesi her şeyini bırakıp göç etti, Türkiye'ye geldiler............................. göç bu insanları baştan aşağı değiştirmiş; kimliklerini, düşüncelerini, tutumlarını... O gün, bu göç meselesinin insanları kökünden değiştirdiğini fark ettim......................

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girer. Ancak, dört yıl sonra mezun olduğunda pek de sevinçli değildir:

"Benim en acı günüm, mezun olduğum gündür. Kendime şunu sordum: 'Ne öğrendim ben burada? Benim maksadım, daha evvel bahsettiğim problemlere cevap bulmaktı........................................ Washington Üniversitesi'nden bir burs alarak Amerika'ya giden Karpat Amerikan tarihi dersleri almaya başlar ve bu dersleri alırken Amerikan tarihi ile Osmanlı tarihi arasında benzer noktalar olduğunu fark eder:...........................................................   

   Ah bir fırsat bulup da New York Üniversitesi yahut da başka bir üniversite çıkıp da istediğimi yapayım diye. Bir gün postada Wisconsin Üniversitesi'nden bir mektup var, 'Sayın Kemal Karpat, biz üniversitemizde bir Türk tarihi programı açmak istiyoruz ve sizi bu programı geliştirmek için uygun görüyoruz, ilgilenir misiniz?', inanamadım, tekrar tekrar okudum, benim aylardan beri arzu ettiğim şeydi bu.............”                     (Tarihçinin Mutfağı-Kemal Karpat)

   Sırada Orhan Silier var. Haziran 2002’ye kadar vakfın genel sekreteriydi, şimdi başkanı.Kendisi de, diğer üyelerin çoğu gibi, tarihle hiç ilgisi olmayan bir branş , ODTÜ ekonomi mezunu. Fakat o ve diğerlerinin buluştuğu ortak bir nokta ile, tarihe yönelmiş. Şöyle tanıtıyor vakıf Silier’i:

“1981-1986 döneminde Almanya Bremen, Kassel, Marburg Üniversiteleri'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. 1986-1990 arasında Amsterdam'da kurulu Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü'nde Türkiye Bölümü'nü kurdu ve bölüm başkanlığını yaptı.

   1994-1999 arasında merkezi Avusturya-Linz'de bulunan Uluslararası Emek Tarihçileri Birliği başkan yardımcılığını yaptı. 1991'de girişim kurulu içinde yer aldığı Tarih Vakfı'nın kuruluşundan bugüne değin genel sekreterlik görevini yürüttü.

   Tarih Vakfı dışında, Türkiye Felsefe Kurumu, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Tüketiciyi Koruma Derneği, Türk-Alman Kültür Derneği ve Türkiye-Avrupa-Vakfı-üyesidir.”                                                                                 .                                       (Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı )

  Orhan Silier, Tarih Vakfının , Türkiye için alışılmamış bir tarih anlayışını yansıttığını söylüyor. 1973 yılında , ODTÜ’de ki görevinin 50 öğretim görevlisi ile birlikte son verildiğini öğrendiğimiz  ve Türk Tarihi ile yakından uzaktan bir ilgisi yokken, Tarih Vakfı diye bir Sivil Toplum Örgütünü kuruşlarında ki gayeyi  şöyle anlatıyor:                                           “Tarih Vakfı'nı ortaya çıkaran süreç, Türkiye'de 12 Eylül sonrasında yaşanan demokratikleşme ve sivil katılım arayışıydı. Biz bir meslek örgütü kurmak yerine barışa destek olabilecek, bilime dayanan bir tarih anlayışını yaygınlaştırmanın demokrasi için önemli bir adım olacağını düşündüğümüz için bu vakfı kurduk. Bu sayede, aslında tarihçilikle doğrudan hiçbir ilgisi olmayan, bilimin, sanatın, kültürün, edebiyatın değişik kesimlerinde olan insanlar yan yana gelebildi...........................

    Vakfın ilk dönemlerinde bir büromuz bile yoktu. Kuruluş çağrılarına verilen yanıtların Beyoğlu postanesinde kiralanmış bir posta kutusuna gönderilmesi istenmişti. Nisan 91'de ilk irtibat bürosu kuruldu .............

   Tarih Vakfı'nda gerçekten bir kolektif mutfak söz konusu. Bu mutfakta özellikle bir kişinin, Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Tekeli'nin çok özel bir rolü var. İlhan Tekeli'yi çoğumuz bir teori adamı olarak biliriz.................

   Ama İlhan Tekeli, Tarih Vakfı vesilesi ile gördüm ki, aslında çok başarılı bir örgütçü. Neyin nasıl yapılabileceği ve kimlerle yapılabileceği konusunda son derece soğukkanlı, dikkatli, uzlaşmacı ama kararlı bir şekilde çaba gösteren bir kişi. “                                                                       .                (Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Orhan Silier)

  Orhan Silier, 1991 yılında kurulan Vakfın gerçekleştirdiği çalışmaları, üyelerin katkılarını anlattığı sohbetinde, tarih ders kitapları üzerinde de büyük çapta çalışmalar yaptıklarını anlattığını görüyoruz. Vakfın ilk dönemlerinde “bir büromuz bile yoktu” diyen Orhan Silier’e sormak gerek: Çok kısa bir süre içinde Alman , Amerikan Vakıfları , AB ile kurulan ilişkiler ve milyonlarca dolarlık projeler nasıl gerçekleştirildi ve halâ nasıl  gerçekleştiriliyor? Sadece Darphane için, Rockefeller Vakfının vereceği söylenen “40 milyon dolar” ve “Tarih Vakfının kurulduğunda  bir bürosunun bile olmaması.”.İki söylem yan yana gelince hiç inandırıcı durmuyor. Doğrusu hangisi acaba?!

  Söz Orhan Silier’den açılmışken, Azerbaycan’da yapılan toplantıdan söz etmeden geçmemek gerek. 27-29 Mayıs 2002 tarihinde Bakü’de, ‘Avrupa Konseyince’ , “Tarih Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar” adlı toplantının düzenlendiğini görüyoruz. bulunmuş ki, sıra orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin tarihini değiştirmeye

  Tarih Vakfı, Tarih değiştirme konusunda o kadar uzman geldi her halde diye düşündüm önce. Bir ülkede bazı şeylerin değiştirilmesi için , kendi ülkesine ait görünümlü bir vakıfla yaklaşmakla başarı , doğru orantılı. Tarih Vakfı, kardeş ülke Türkiye’ye ait  bir vakıf.

  Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine de , Türkiye’den bir vakıfla gitmek tabi ki , daha akılcı. Ayrıca, Azerbaycan’ın Avrupa ile ne ilgisi var ki, Avrupa Konseyi, orada böyle bir toplantı düzenliyor. Orhan Silier burada, kendi ailesinden bahsedip, özeleştiri  kapsamı içinde, bazı bilgileri şırıngaladığını görüyoruz:

“......İngilizlerin dünyadaki bütün kötülüklerin arkasındaki güç olduğunu ve onların en büyük yardımcılarının da Ermeniler olduğunu düşündü. Yunan bayrağının ana rengi mavi olduğu için, kızları her mavi elbise giydiklerinde söylenip durdu. Babamın dünyası, çok sevecen bir insan olmasına rağmen, dinsel ve etnik kökenli düşmanlıklarla dolu kaldı.( Babasından bahisle)..  ...................  ......    ..............

   Ben tarih eğitimimi Türkiye’de belli bir çoğulculuk, demokratikleşme ve hümanizm eğiliminin geliştiği 1950’lerin ortaları ile 1960’ların sonu arasında aldım..............................................................................

   Çoğu 1968 kuşağı mensubu gibi, tarih, benim yaşamımda daha demokratik, daha eşitçi, daha ileri bir toplum ve dünya için vazgeçilmez entellektüel faliyetlerinden biri olarak giderek özel bir anlam-kazandı.

............... Milliyetçi Cephe'nin okullara soktuğu Türk-İslam sentezci tarih anlayışını ve eğitimini daha da keskinleştirdi. Kızım, ilkokulda her sabah sınıfa girmeden önce arkadaşlarıyla birlikte "Türküm, Doğruyum, Çalışkanım" diye bağırdı. Türkiye'de tarih eğitiminin alabildiğine dünyaya kapalı, korku, kof böbürlenme ve önyargılarla dolu hale gelmesi koşullarında, kızım da yaşdaşlarının çoğu gibi tarih derslerini hiç sevmedi

................ Tarih yazıcılığının ve özellikle tarih eğitiminin işlevinin bir imparatorluk bakımından, ulus-devletin yaratılması sancıları altında, ulus-devletin yerleşmesi ve kendine güven kazanması döneminde ve nihayet küreselleşen dünyada ulus-devletin yavaş yavaş önemini kaybetmesi koşullarında nasıl değiştiğini, bütün iniş-çıkışlarıyla kavramak-için,.....................................”                                               .           (Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfı Azarbaycan’da- Haberler)

  Tarih Vakfı, Türkiye’de ki çalışmalarının benzerini , Azerbaycan’da da yürütmek istediği net olarak görünüyor. Yıllarca komünizmin pençesinde inleyen bir devlete , Türkiye’de ki bir vakıf aracılığı ile, küresel çetelerin el atmasını ibretle gördüm.

  Orhan Silier, Tarih Vakfı’nın faaliyetleri konusunda, Bakü’de bilgi verirken, tarihi  propaganda ve edebiyat olarak değil, bilim olarak ele aldıklarını anlatıyordu. Aslında çok uzak değil, oradan da, Ermenistan’a geçip, ayni fikirleri onlara anlatsa , ama olmaz.Neden olmaz, Türk Milletini “Ermeni Soykırımını Kabul Etmediği ve tarihi düzgün araştırmadığı için şovenistlikle suçlayan, Tarih Vakfının, bu konuyla ilgili Ermeniler aleyhine yazılmış bir satıra rastlamadığımı ifade etmeliyim. Türk Tarihini , edebiyat ve propaganda aracı olarak gören kişilerin Türk Tarihine mensup kişiler olmadığı kanaati uyanmaya başladı bende. Türk Tarihine mensup olmayan kişilerce, Türk Tarihinin değiştirilme çalışmalarını ise, ard niyetli bulduğumu ifade etmeliyim.

  Tarih Vakfına göre, Türkiye’de Klikya, Kürt, Pontus, Bizans , İtalyan,Fransız,Yahudi,Malakan.....vb gibi  etnik kökenlilerin su depolarını, sinagog kapılarını, ırki yapılarını, insan haklarını , kültür yapılarını , ticari hayatlarını inceleyip onların Anadolu’da tutunmalarına vesile olacak çürümüş kökleri bile arayacaksın, bunu barışa destek olmak ve bilime dayalı bir tarih!! Anlayışı çerçevesine oturtacaksın, fakat binlerce yıllık Türk tarihine “edebiyat ve propaganda aracı” olarak bakacaksın. Bunun adına tarihçilik değil, azınlık ırkçılığı denir.

    Sürekli çok kültürlülükten bahseden Vakıf, 1919 yılında ki Rum ve Ermeni çetelerinin, işgal kuvvetleri ile birleşmesi konusuna girmedikleri görülmektedir. 1914-1922 arası yaşadığımız bir çok olumsuzluğu adeta yok sayarak, Anadolu’da azınlık eserlerini, “ Kültür ve Tabiat Varlıkları” k adı altında tekrar hayata geçirdiği yada geçirmek istediği görülmektedir. Azınlıkların, işgal kuvvetlerine kurye ve yataklık ettiği günlere girmemek, Türk Tarihini yarım bırakmak demek değil midir? Onların o tarihte yaptıklarını anlatmakla, dinsel, etnik ve kültürel ayrımcılık mı yapmış oluyoruz. Bu nasıl bir ters mantıktır ki, bazen öyle bazen böyle işliyor.

  Evet kültürel koruma fakat, sadece azınlık kültürüne ait projeler ve çalışmalara  ise bu, tabii ki hayır!

 Orhan Silier, Azerbaycan’da ki soydaşlarımıza bakın nasıl anlatıyor, Tarih Vakfını:                                                                                                                                 Tarih Vakfı, tüm çalışmalarında dinsel, etnik, kültürel, cinsel ayrımcılıktan ve her türlü önyargıdan, şovenizmden uzak durmayı, farklı ülkelerden insanlar arasında karşılıklı anlayış ve dostluğu temel alan bir yaklaşımı titizlikle gözetiyor.” (Tarih Vakfı Sitesi-Haberler)

  Türkiye’de sanki farklı ülke ve insanlara karşı, ırkçılık derecesinde nefret eden birileri var zannedersiniz, bu satırları görünce. Tarih vakfı şoven, ırkçı bir anlayış arıyorsa, birlikte faaliyet gösterdiği Alman Vakıflarının ana yurduna ve özgürlükler ülkesinde! ki, kızılderili ve zencilerin, hatta o kadar uzağa gerek yok İsrail’de ki Filistinlilerin  yanına gitmelidir bence.

   Türk insanı olarak artık, sadece savunma mekanizması geliştirmekten bıktık. Kendimizi, karşımızdaki önyargılı ve şovenist milletlerden öğrenmek istemiyoruz . Tarihimizi yaşamak kadar, yazmak bizim hakkımızdır.

     Türk Milleti olarak, gerek tarih, gerekse her konuda ki çalışmalarımız, aynen Almanya’da Almanlarca, Fransa’da Fransızlarca  ve İngiltere’de İngilizlerce yürütüldüğü gibi bizde de ,  Türklerce yürütülmelidir. Türk Milletinin geleceği adına Türk Devleti bunu bir ölçüte bağlamalıdır. “Branşı değil ama ilgi alanı tarih olanlar” Türk Tarihinini yazma işine el atamamalıdır. Evrensel kültürde kalıcı izler bırakmak, anca böyle mümkündür. Söylediğimin de şovenizm ve ötekileştirmekle , yakından uzaktan bir ilgisi yoktur.

  Azınlıklardan nefret manasında değil bu fikir yapısı. Çünkü, İsrail’de bir Türk yada Arap olarak , “İsrail tarihini Silahsızlandırma panelini” yapabilir miyim?

 Fransa’da, “ Cezayir gerçeği ve soykırım” Fransa ve Kürt kışkırtması” adlı “Fransa’da ki azınlıklar ve verilmeyen hakları” konulu toplantıyı gerçekleştirebilir miyim?

Ermenistan’da, “ Erzurum ve Van’da ki Ermeni Vahşeti’ni” anlatabilir miyim?

İngiltere’de, “ İngiltere’nin sömürge zihniyetini” işleyebilir miyim?

ABD’de , “Özgürlükler Ülkesinin, emperyalist Girişimleri”-” Irak’ı nasıl özgürleştirdikleri”  konusunda bir sempozyum yapabilir miyim?

  Hem de o ülkeye mensup, kişiler yardımıyla. Yapabilir miyim dersiniz? Bu örnekleri uzatmak o kadar mümkün ki. Türkiye’de gün geçmiyor ki, Türk Devletinin milli politikalarına ters , birçok araştırma, sergi, toplantı yapılıyor ve halâ  “yeterince Özgür” olamadıklarından yakınıyorlar.

  Orhan Silier, Bakü’de ki konuşmasında, Türk Tarih Kurumun’dan fikir olarak ayrı düştüklerini ifade ediyor. Ayrı düşmelerinde en önemli faktör, sanırım STK veya, Mete Tunçay’ın   deyimiyle “NGO” olmalarından kaynaklanıyor. Türk Tarih kurumunun , Tarih Vakfı gibi küreselleşememiş olmasının da payı büyük tabiatıyla. Ayrıca Türk Tarih Kurumunun nun  Tarih Vakfının kontrolüne girmemiş olması da önemli bir neden sayılabilir.                  (1 Ocak 1994- Toplumsal Tarih)

   Orhan Silier  , Tarih Vakfı kurulduktan sonra, çevreden baskı gördüklerini söyledi. Ne için baskı  görmüşler bir bakalım?

 “Madem ki tarihle ilgili bir sivil toplum örgütü kurdunuz, ilk önceliğiniz ilk ve özellikle orta düzeyde tarih eğitiminin ve ders kitaplarının iyileştirilmesi için bir şeyler yapın.”                                  .                            (Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Kitaplarının Değişimi)

   Tarih Vakfının adeta mizahi denebilecek bu söylemi, kültürel bazda AB ile imzalanan tek taraflı antlaşmalarla , ne yazık ki yaptırımlara dönüşmüştür. Hatta bu konuda, Körber Vakfı’nın eşgüdümü altında, 26 Avrupa ülkesinde!, yapılan “ Gençlik ve Tarih “ araştırması ile Türkiye’de 1250 öğrenciye anket uygulandığını görüyoruz. Eckert Vakfı, Körber Vakfı  ve sekretaryalarını yapan Tarih Vakfı  o kadar iyilik sever ki, “ Tarihimizi düzeltmeden!” rahat edemeyecekleri anlaşılıyor.

  İşi gücü bırakmışlar, Türkiye’nin her konuda düzelmesi için uğraş veriyorlar. Ve Tarih Vakfına göre, bu uluslar arası kuruluşlara art niyetli yaklaşmamamız gerekiyor. Körber Vakfı, bu ülkeler arasında ki ayrılıkları işlediği, “ Youth and History” adlı kitaptan , bilgi edinilebileceğini söylüyor Orhan Silier.

  Körber Vakfının ayrılıkları tespit etmesiyle iş bitmiyor ki. Almanya’da ki ırkçı saldırılara, ciddi bir  yabancı düşmanlığına bakarak, önce kendi kitaplarını ve dolayısıyla kendi kafa yapılarını değiştirmeleri gerektiğini, düşünmeden edemiyor insan. Türkiye’de hiçbir Türk, evinde uyuyan “Öteki”nin evini benzin döküp yakmıyor. O halde niye bizim kitaplar değişiyor?

  Tarih Vakfı sekreteri, Bakü’de ki insanlara, “Cumhuriyetin 75 Yıl Kutlamaları “ kapsamında, Demirel’in himayesi ve Milli Piyango İdaresinin desteği ile  gençlere düzenledikleri  , Yerel Tarih Grubu yarışmasını bakın nasıl anlatıyor? (Bunu neden anlatıyor? Biz düzgün bir vakıfız. Faaliyetlerimizi Cumhurbaşkanı bile destekliyor. Kardeş bir ülke olarak, burada da ayni araştırmaları yapın, Azerbaycan Cumhurbaşkanı bunu desteklesin, diyor):                                                                                           “Lise çağındaki yüzbinlerce öğrenciye 6 sayı çıkan özel bir dergi, radyo ve televizyon duyuruları ile ulaşıp onları kendi mahalleleri, köyleri, çevrelerindeki bir aile, bir bina bir klüp, bir bakkal dükkanının tarihi üzerinde çalışmaya yönelttik.............................................................. Bunların en iyilerini de bir kitap halinde yayınladık. En iyilere ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayında verildi.” (Cumhuriyetin 75. Yıl Kutlamaları Çerçevesinde- Cumburbaşkanı Sarayında Mutlu Bir Ödül Töreni- Yerel Tarih Dergisi)

  Türk insanı ile ilgili bilgi, belge, arşiv bilgisinden sonra sıranın diğer Türk cumhuriyetlerine gelmiş olduğu görülüyor. Bunun içinde kardeş Türkiye Cumhuriyeti örnek teşkil etmektedir. Anadolu Türklüğünün olaylar karşısında ki davranış biçimi aşağı yukarı belirlendikten  sonra sıra diğer Türklere gelmiştir. (Daha doğrusu Avrasya’ya)

  Evet , lise çağında ki Türk gençleri neleri araştırmıştı bir hatırlayalım:

• Malakanlar

• Kırklarelinde Musevi Tarihi

• Akmeşe Tarihi

• Şirince Mimarisi

• Dünden Bugüne Demiryolu

• Bursa Yahudileri

• ........................................

• .........................................

  Azerbaycan’da ki öğrenciler de , artık buna benzer konuları araştırsınlar, ‘en iyilerine ödül “ Cumhurbaşkanlığı Sarayında “ verilsin’. Çünkü ağabey  Türkiye’de böyle yapılıyor. Sakın şovenistce bir yaklaşımla, Azerilerin kahramanlığı ile ilgili bir araştırma yapmasınlar.. Hiç gerek yok küreselleşme sonucunda ulus devletler yok olunca, nasılsa Azeriler de kalmayacak. Bütün ulus devletler yok olunca milletleri ne olacak ? Yapılan ince hesaplara göre , milletler tamamen yok olmasa da kafaları karışacak, ekonomileri alt üst olduğu içinde önlerini göremeyecekler. Eğer bulabilirlerse, küresel firmalarda satış elemanı olacaklar. Millet hanesinde ise “küresel” yazacak.

“küreselleşen dünyada ulus-devletin yavaş yavaş önemini kaybetmesi koşullarında...”

   İnsanları “küreselleşme safsatası” ile uyutacaklarını ve “Millî devletleri” yok edeceklerini  hesaplayan  küresel çeteler, milletleri yaşayan bir ölü durumuna getirme hesabı içindedirler. Millet, devlet , tarih, kültür,.... mefhumunlarını beyinlerden silerek,   coğrafyaları  rahatça sömürme planı ile yeni proje budur. Kapitalizmin günümüze uyarlaması  küreselleşmedir.

  Dünyanın kuruluşundan itibaren millet ve devletler hep vardı ve  milletler kendilerine sahip çıktıkça var olacaklardır. Kapitalizm, komünizm , Faşizm ve siyonizmin  imbiğinden damlayan yeni sömürü düzeni  “Küreselleşme.”nin ekonomik , siyasi ve askeri bütün sindirme metotlarına rağmen  , milletlerin hayatı sona ermiyecektir.

  Tarih Vakfı ve diğer bazı sivil toplum kuruluşlarının ,  küreselleştirme hevesi ,faaliyetlerinde hemen göze çarpıyor.” Sivil Toplum Kuruluşları Rehberini “ yenilemek için, Dünya Bankası ve Açık Toplum Enstitüsünden (open society ınstitute) destek alacağını öğreniyoruz.

“Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının detaylı bir veri tabanını oluşturmayı hedefleyen, proje çıktıları olarak Türkçe ve İngilizce STK Rehberi kitabı ve bir web sitesinin hazırlanacağı bu projede, 10 ay süre ile görev almak üzere aşağıdaki özelliklere sahip proje koordinatörü aranmaktadır..............

   Üniversite mezunu, Sivil toplum kuruluşu deneyimi olan, STK çevrelerini iyi tanıyan, 7 kişilik ekibi yönetebilecek ve teslim tarihlerine göre iş takibi yapabilecek proje yönetimi deneyimi olan ,Sivil toplum kuruluşları, destekçi kurumlar ve diğer üçüncü partilerle iyi ilişkileri yürütebilecek, Raporlama ve yazışmaları yapabilecek düzeyde, iyi İngilizce bilgisine sahip, Veritabanı ve web içeriği yönetimi ve tasarımı gerekliliklerini iyi bilen, Tercihen yayıncılık deneyimi / bilgisi olan........”                                                                                                        .          ( Tarih Vakfından Haberler Aylık Haber Bülteni-Sayı 135)

   Evet, yeni iş kolları artık böyle olacak. Tarih Vakfını, Dünya Bankasını, IMF’yi bilmeyenimiz yok.Peki , Açık Toplum Enstitüsü ve fonksiyonu nedir? Kısaca tanıyalım:

  “Açık Toplum Enstitüsü (OSI), merkezi NewYork'da bulunan ve kâr amacı gütmeyen özel bir vakıftır. OSI, açık toplumların oluşmasını sağlamak için reform politikalarını şekillendirmekte; eğitim, medya, kamu sağlığı, insan hakları, kadın hakları, hukuk, ekonomi ve sosyal alanlardaki reformları desteklemektedir. Küresel düzeyde açık toplumu hedefleyen OSI, sivil toplum örgütlerinin, uluslararası kurumların ve hükümet temsilcilerinin bir araya geldiği geniş katılımlı bir açık toplum ağı oluşturmayı amaçlamaktadır.

George Saros tarafından kurulmuştur.............

  1984 yılından beri faaliyet gösteren bu vakıflar eski komünist ülkelerine, demokrasiye geçiş sürecinde, yardım etmek için kurulmuşlardır............. New York merkezli network programları şunlardır:                                                                                             Sanat ve Kültür Programı..... . Ekonomi Programı.... Çocuk ve Gençlik Programı.... İngilizce Dil Programı...... Sağlık Programı...............

   Soros Vakıflar Ağı adı altında enformel bir ağ ile birbirlerine bağlanmışlardır. Bu ağın üyeleri ulusal vakıflardır........... 2000 yılında    Soros Vakıfları, programlarına toplam 494 milyon dolar harcamış, bu harcamaların en büyük bölümü eğitim alanında gerçekleşmiştir.

Açık Toplum Enstitüsü Türkiye İrtibat Bürosu proje yapmamakta ve proje fonlamamaktadır. Açık Toplum Enstitüsü Türkiye İrtibat Bürosu, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarıyla Soros Vakıflar Ağı'nın üyeleri arasındaki ilişkiyi kolaylaştırmakla yetinmektedir

................................

  Aydınlanma yoktan var olmadı: Kökenleri , Yunan felsefesine ve daha sınırlı ölçüde (Eski Ahit'in tektanrı geleneğine dayanan) Hristiyanlık'a uzanıyor..............

Artık ekonomi küresel hale geldiğine göre, küresel bir topluma ihtiyaç duyuyoruz........

İnsan hakları fikri, Hıristiyanlık'ın insan ruhu fikrinin ayrılmaz bir parçasıdır........... Cemaatler, ötekinin dışlanması üzerine inşa edilir, oysa açık toplum küresel ölçekte kapsayıcı olmayı hedeflemektedir.......

   Açık Toplum Enstitüsü "Sınırları aşan İşbirlikleri Programı", açık toplumların gelişimini ve devamlılığını sağlamak için farklı ülkelerde faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında uluslararası işbirliğini desteklemektedir..........

Program, Avrupa Birliği ülkeleri ile işbirliği öngören projelere öncelik tanımaktadır........ Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarıyla daha yakından çalışabilmek için 2001 yılının ikinci yarısında Türkiye'de bir irtibat bürosu açmıştır. “

 (Açık Toplum Enstitüsü Sitesi)

  Açık Toplum Enstitüsünün sitesinde şu linkleri verdiğini görüyoruz:

TESEV, Açık Radyo, Açık Site, Bianet, Umut Vakfı, AÇEV, Alışbağış, Anayasam, Tarih Vakfı, Avrupa Hareketi, Bilgilenme Hakkı.

   Açık Toplum Enstitüsü , Dünya Bankası , Tarih Vakfının ortak projesi, Tarih Vakfından haberler aylık bülten, 135. sayısında anlatılmaktadır.

   Bizim gibi, ekonomisi Dünya Bankasına, siyaseti müttefik ülkelerin ve AB’nin insiyatifine kalmış  ülkelere, “ Nasılsa Küreselleşilecek” aldatmacası ile emperyalizmin yeni yüzünü, “ Çağdaş bir Gerçek” gibi sunmaları  ve ülke aydınlarının , susması karşısında üzüntüye kapıldığımı ifade etmeliyim. Dünya insanlığına kurtuluş reçetesi olarak sunulan, “Devlet ve Millet” düşmanı komünizm, kapitalizminden farkı nedir , küreselleşmenin? Küreselleşme denen olgu , devletlerin milli hedefleri ile çakışabilir mi? Küreselleşme, emperyalizmin yeni yüzüdür ve aldatmacadan ibarettir.

   Dünün marksistlerinin, kapitalizmin yeni yüzü, “Küresel Dünya” emperyalizmine, balıklama atlamalarının altında yatan tek gerçek onların sadece  bedeli ödenmiş projelerde çalışma isteği midir? Komünist felsefe içinde, millet değerinden uzaklaştırılan bu insanların bir kısmının, küreselleşmeyi kabul etmeleri ekonomik olduğu kadar beyinlerinde ki siyasi  fikirlerin örtüşmesi meselesi olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Yada bugün küresel düzen masalını!!  kabul etmiş görünerek ilmî gerçek olarak sunmaları gerekenlere, dün “Sosyalist” tiler diyebilir miyiz?

  “Bergama Altın Madenleri ve Alman vakıfları ile ilgili Hablemitoğlu’nun kitabı ve bu kitabın Ceviz Kabuğu programında  işlenmesinin ardından, içinde Tarih Vakfının da olduğu “Kardeş Vakıflar”aşağıda ki sözleri söylemişlerdi.  Açık Toplum Enstitüsü ve diğer yabancı vakıflarla ilgili yazılanları okuyunca  yine ayni şeyleri diyecekleri kesindir:

“..Bunun son örneğini, son günlerde, bilimsellikten uzak, belge ve kanıtlara dayanma yerine 'karalama' yöntemine ve komplo teorilerine başvuran 'Bergama Dosyası ve Alman Vakıfları' adlı kitap ve bu kitabı konu alan bir TV programı oluşturmuştur..................

............. Bu yayınlarda, hem Türkiye'de uzun yıllardır faaliyet gösteren Alman vakıfları, hem de bu vakıflarla çeşitli konularda işbirliği yapan Türkiye'nin saygın sivil toplum kuruluşları Türkiye düşmanı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. ...............................................................

....... Türkiye'de faaliyet gösteren Batı kaynaklı sivil toplum kuruluşlarını toptancı bir yaklaşımla karalamaya ve mahkûm etmeye çalışan bu düşünce sahipleri, aynı zamanda ülkemizin saygın sivil toplum kuruluşlarını da, Batılı sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaptıkları için neredeyse 'vatan haini' ilan etmekte, hedef göstermekte ve kamuoyunu olumsuz yönde etkilemeye çalışmaktadırlar. ........................................

    Sivil toplum kuruluşlarının bütün dünyada 'ağ'lar' oluşturarak çalıştıkları, karşılıklı olarak fikir alışverişinde bulundukları ve ortak proje ve etkinlikler gerçekleştirdikleri bilinmektedir. Bu husus, sivil toplumun ve dolayısıyla demokrasinin gelişmesinin ve işleyişinin temel unsurlarından biridir.

 

     Bu işbirliklerinin doğasını anlamayan ya da saptırmaya çalışarak 'vatan, millet düşmanlığı' hamaseti yapanların amacı, kamuoyunu yanıltarak, ülkemizi Avrupa Birliği ve çağdaş dünyadan-koparmaktır.

 

  Türkiye'yi içine kapalı bir üçüncü dünya ülkesi konumuna itmek ve demokrasi dışı rejimlere mahkum etmek isteyen bu zihniyeti reddediyor ve onun temsilcilerini şiddetle kınıyoruz.............”                       

(Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası- 8 Nolu Tarihçe)

   Evet, bu ve benzeri sözler karşısında ben ne diyeceğim?

“ Şu ana kadar belirttiğim ifadelere inanıyorum ve Türk Milletinin bekası için onları tekrar tekrar söylemekten hiç usanmayacağım.”

  Tarih Vakfı Genel Sekreteri( Şimdi Başkanı) Orhan Silier’in, Bakü’de düzenlenen bu toplantıda, Tarih Vakfına ait faaliyetlerini, Azerbaycan’a örnek teşkil etmesi için anlattığı anlaşılıyor. Bu demektir ki yakında, Azerbaycan’da da, Rockefeller Vakfı veya başka yabancı vakıf destekli , onların coğrafi , tarihi ve kültürel özelliklerine göre değişik  projeler başlayacaktır.

   İslâmiyet’i kabulünden itibaren, İslâmiyet’in bayraktarlığını yaparak onu yedi düvele taşıyan Türk Devletine bugün biçilen rol, dünya üzerinde yaşayan diğer Türk ve Müslüman Devletlere  , “kapan” rolü oynamasıdır. “Ilımlı –Modern-Eğitilebilir- İslam-Çağdaş Müslüman Ülke İmajı” ile onlara örnek olarak sunulmak üzere hazırlandığımız ortadadır.

  Çünkü Tarih Vakfı, YTG projelerini Rockefeller Vakfı’nın  desteğinde , iki yıl artı ondört ay yürüttükten sonra  , Amerikan Vakfının  “ Başka coğrafyalara kaydığını” belirtmişti. Bu başka coğrafya, Azerbaycan mı veya  daha başka bir Türk Cumhuriyeti mi veya daha başka bir Müslüman ülke mi bunu  zaman gösterecektir.

  Orhan Silier, Azerbaycan- Bakü’de yaptığı konuşmada Türkiye’de gerçekleştirmek istedikleri Tarih alanında ki değişiklikler konusunda:

“ Bu önerilerimiz Türkiye'nin tutucu, şoven-milliyetçi çevrelerinde olumsuz karşılanıyor. Böyle çağdaş bir tarih eğitiminin, özellikle içinde bulunduğumuz bölgede, Türkiye'yi savunmasız bırakacağı, ulusal dayanışmayı azaltacağını iddia ediyorlar.                                 .                                                    ”(Tarih Vakfı Sitesi- Haberler)

  Tarih Vakfının, şu anda başkanı olan Orhan Silier’e göre, bu günkü tarih eğitimi anlayışının sonunda:“Biz bu görüşlere katılmıyoruz. Öncelikle varolan eğitimin amaçlanan sonuçları verdiğine katılmıyoruz. Araştırmalar Türkiye'de gençlerin yarısından fazlasının dünyaya büyük bir kötümserlikle baktığını, dörtte birinin genel bir düşünce olarak, sekizde birinin somut bir plan olarak intiharı aklından geçirdiğini gösteriyor.

   Daha geçen ABD yurttaşı olmak, çalışma izni, yeşil kart almak için başvuranların sayısı 900,000'ı buldu. Milyonlarca kişinin en büyük hayali bir yabancı ülkeye yerleşmek............”(Orhan Silier- Tarih Vakfı Sitesi)

  Orhan Silier’in anlattıkları ile tarih eğitiminin ilgisini ben kuramadım. Yeni doğan bebeklerin bile borçlu doğduğu bu ülkede, yarını garanti altında göremeyen Türk gencine, değişen tarih eğitiminin ne faydası olacaktır?  Ekonomik nedenlerle yurt dışına gitmek zorunda kalan Türk insanı, değiştirilmek istenen geçmişi ve kurulmak istenen sahte gelecek planları arasında sadece kaybolacaktır.

   Değişmesi planlanan  tarih ve benzeri kitaplar ile benliğinden kopacak, dünya milletler ailesi içinde kendini yalnız hissedecektir. İnsanların doyma, barınma ve benzeri ihtiyaçlarının yanında, birde millet mensubiyetleri vardır ve olmalıdır da. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yeni azınlıkların türetilmek istendiği günümüzde, Türk Milletinin millet şuuru ,”Kopenhag Kriterleri” ve “Küreselleşme” hezeyanları ile elinden alınmak istemektedir.

“ Bugün bir tavuk ırkı bile var.Musa Bey kardeşim(Aydın Tarım İl Müdürü) kalksın size legorn ve diğer tavuk cinslerini anlatsın. Tavuk ırkının üzerinde bu kadar durulacak da Türk ırkının üzerinde durulmayacak mı? Bu kadar endişe duymanın, bundan bu kadar paniğe kapılmanın bir manası yoktur. ”                                                                         

( Yavuz Bülent Bakiler-Azerbaycan İntibaları adlı konferans-Aydın- 14 Mart 1994)

 “ Türk’ün Millet mensubiyeti” niye yok farz edilmek isteniyor, inanılmaz bir şey.Orhan Silier’in  belirttiği sayıda ki insan, ekonomik kaygıyla değil de başka sebeplerden “ Bir başka yabancı ülkeye yerleşmek” istiyorsa, var olan tarih  bilgisinin az geldiği ,  Türk İnsanına “ Vatan ve Millet Sevgisinin” yerleştirileceği, daha yoğun bir tarih eğitimi verilmesinde fayda vardır.

  Kimi çevrelerce Türk Tarihinin şoven bulunup, tarihinin değiştirilmek istenmesi ve kimi çevrelerce de Türk Milliyetçiliği yerine Türk insanına cemaat fikrinin aşılanma çalışmalarının yapılması, hepsinin ayni noktadan idare edildiğinin açık bir delilidir. Amaç; Anadolu toprakları üzerinde güçlü bir Türk Devleti olmasına son verilme çalışmalarıdır.

   Bu grupların bir diğer ortak noktası, dillerinde  Osmanlının engin hoşgörüsü sözünü düşürmemeleridir. Hangi Osmanlı? Emperyalizmin etkisi altına girerek, azınlıkları devletin ana unsuru haline getirmiş, geçmişi ve geleceği  birbirine karışmış , yer altı ve yer üstü zenginlikleri  yağmalanan , Osmanlı Devletinin  son dönemleridir sürekli bahsedilen..

      Yıllarca bir kürsünün başkanlığını yapmış, bu ülke vatandaşı olarak el üstünde tutulmuş bir profesörümüzle ilgili gazetede ki başlık ve diğer bilgileri yorumsuz veriyorum:

“FELSEFEDE  DÜNYA  MARKASI

  Ekim ayında emekliye ayrılacak olan Türkiye Felsefe Kurumu’nun Başkanı Prof.İonna Kuçuradi’ye Avrupa Üniversiteleri’nden kürsü teklifi yağıyor..

21. dünya Felsefe Kongresini İstanbul’da düzenleyerek, üç bine yakın felsefeciyi Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde buluşturan ve ...........Türkiye Felsefe kurumunun da başkanı olan Prof. Kuçuradi, Hacettepe Üniversite’ndeki kürsüsünü emekli olmak suretiyle genç meslektaşlarına bırakıyor.....   “( 21.08.2003- Tercüman)

  Bu isme , Tarih Vakfı etkinliklerinde, rahmetli Hablemitoğlu’nun raporlarında ve Alman Vakıfları davasında izleyici olarak katıldığına rastlamıştım.Tekrar taradım. Şunları yazmış , Dr.Necip Hablemitoğlu   raporunda:

“....................Konrad Adenauer Vakfı’nın 1999’da yayınladığı kitaplardan en ilginç olanı World, Islam and Democracy. İngilizce yayınlanan bu kitapta, Fethullahçılara yakın söylemleriyle dikkati çeken isimlerden Prof.Dr. Mehmet Aydın, Prof.Dr. Şerif Mardin, Dr. Nilüfer Narlı’nın yanı sıra, Konrad Adenauer Vakfı’nın Mısır Temsilcisi Dr. Thomas Scheben ile Hannover Üniversitesi’nden Prof.Dr. Peter Antes ve de tabii ki Prof.Dr. Ionna Kuçuradi’nin bulunması, kesinlikle şaşırtıcı gelmemektedir. Vakfın, 2001 yılı içinde çıkardığı kitapların en ilginci ise, Küreselleşme ve Modernleşme Sürecinde Kültürel Kimlik. (Ankara: K.A.V. Yayını), 127 s.(Alman Vakıfları Raporu-1-Dr.N.Hablemitoğlu)

 Diğer raporunda ise:

“........İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin yine Heinrich Böll Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olan “Ulusal, Ulusalüstü ve Uluslararası Hukukta Azınlık Hakları” sempozyumu, 8-9 Haziran 2001’de İstanbul Taksim Dorint Park Plaza Oteli’nde yapılmıştır. Açılış konuşmalarını İbrahim Kaboğlu, Karen Fogg ve Volkan Vural’ın yaptığı sempozyumda, altı oturumda (İnsan Hakları, Demokrasi ve İnsan Hakları-Uluslararası Hukukta ve Ulusalüstü Hukukta Azınlık Hakları-Lozan Antlaşması ve Diğer Uluslararası Belgeler Işığında Türkiye’deki Mevzuat ve Uygulama-Ulusal Çözümler-Türkiye İçin Çözüm Önerileri-Genel Değerlendirme) 20 tebliğ sunulmuştur. Konuşmacı ve oturum başkanları arasında, Alman milletvekili Cem Özdemir, Ionna Kuçuradi, Tarık Ziya Ekinci, Zafer Üskül, Yücel Sayman gibi isimlerin yanı sıra, yedi yabancı davetli................

   Bu arada, Sempozyum davetiyesinde, katkıları için İngiliz Konsolosluğu’na teşekkür edilmiştir. Böylece, İstanbul Barosu yönetimi, BND’den MI6’ya uluslararası bir açılım (!) sergilemiştir. Bu sempozyum, İstanbul Barosu’na kayıtlı Cumhuriyet aydını-yurtsever avukatlar tarafından aşağıdaki açıklamayla kınanmış ve protesto edilmiştir: “DUYURU- Bizler, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlar olarak, İstanbul Barosu’nun 8-9 Haziran 2001 tarihinde düzenlediği ‘Azınlık Hakları’ sempozyumunu protesto ediyoruz. Çünkü: Ülkemize Sevr Planlarının dayatıcısı vakıflarla işbirliği yapılmaktadır. İngiltere Konsolosluğunun katkıları alınmaktadır...............................)                                            .                            (Alman Vakıfları Raporu-3-Dr.N.Hablemitoğlu)

   Alman Vakıfları Davası, olarak kamuoyunca bilinen davanın bir duruşması hakkında haber şöyleydi:

“- Alman vakıflarına yönelik casusluk iddiaları üzerine açılan davanın ilk duruşmasında sanıklar suçlamaları reddetti......... Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) görülen duruşmaya 11 sanık katıldı. Davada, 8'i Alman toplam 15 sanık hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Devletin emniyetine karşı gizli anlaşma" başlığını taşıyan 171. maddesine göre, 8'er yıldan 15'er yıla kadar ağır hapis isteniyor.............. .

  Duruşmayı, Alman büyükelçiliği ile Ankara'daki bazı elçilikler müsteşarlık düzeyinde izliyorlar. Sivil toplum kuruluşlarından Açık Toplum Enstitüsü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Avrupa Birliği (AB) Türkiye Temsilciliği'nden Sema Kılıçer, Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Ionna Kuçuradi de duruşmaya katıldı. Duruşmaya yerli ve yabancı basın da yoğun ilgi gösterdi.                                                            .                    (BİA Haber Merkezi -26.12.2002  - Nadire Mater)      

      Tarih Vakfı ve Heinrich Böll Vakfının ortaklaşa düzenledikleri , Sivil Toplum Kuruluşlarının 13. Sempozyumu , 26-27 Haziran 2003 tarihinde, Yıldız Teknik Üniversitesinde yapılmıştı. Sonuç bildirgesinde ise şunlar yazılıydı:

“Sekreteryası Tarih Vakfı tarafından gerçekleştirilen ve Heinrich Böll Vakfının tarafından desteklediği STK Sempozyumları dizisinin on üçüncüsü “Düşünen Sivil Toplum: Felsefi Yaklaşımlar-Açılımlar” başlığıyla 27-28 Haziran 2003 tarihlerinde 122 kurumu temsilen 193 kişinin katılımıyla............................

  Sempozyumun ana konuşmasını yapan İoanna Kuçuradi kavramları açık kılmanın önemli olduğunu, ülkemizde STK kavramından devlet kurumu olmayan kurumların anlaşıldığını, bu anlamıyla devlet ve yurttaş kavramlarının karşıt taraf gibi algılandığını...............................   Kuçuradi sivil toplum kuruluşlarını, insan haklarına dayalı olarak kamu hizmeti veren; hukuksal bağlamda kurulan ve çalışan; herkesi ilgilendiren konularda bilgiye dayalı bir biçimde kamu hizmeti veren kuruluşlar olarak tanımladı........

   Oturumun son konuşmacısı İsmail Erten pratiğin içinden gelen biri olarak, Çanakkale’de gerçekleştirdikleri “sivil inisiyatif” deneyimini anlattı. .. .. ................................... . Asıl amacın katılımcı demokrasiyi geliştirmek olduğuna işaret eden konuşmacı, diğer bir amacın da risk alabilen yurttaşlar yaratmak olduğunu söyledi. İnisiyatifin özerklik, muhalefet etmek ve sorun çözümünde etkin olmak, yapıcı olmak gibi üç ilkesinin olduğunu belirten Erten; kentli, aidiyet ve kimlik kavramlarını geliştirmeye çalıştıklarını da belirtti.                  . (Tarih-Vakfı-Sitesi-01.07.2003–Haberler)

 

   Prof.İonna Kuçuradi’nin Tarih Vakfı’nın etkinliklerine başrolde katılış sebebi ise, çok basit.Tarih Vakfına üye.(...................    Prof. Dr. Klaus Kreiser, Prof. Doğan Kuban, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi...)

KÜRESEL DÜNYA DÜZENİ ! İÇİN PANEL, TOPLANTI.........DUYURULAR !

    Tarih Vakfının bir diğer hizmet alanı ise, Türkiye içinde ve bilhassa dışında ki Uluslar arası sempozyum, toplantı ve benzeri etkinlikleri öğretim görevlilerine duyurmak. Dünyanın yeni baştan dizaynında, “ben de varım diyen” öğretim görevlilerini , proje sahipleri ile buluşturmak!! Bakalım dünyanın yeni baştan inşaası için hangi duyurular verilmiş, Tarih Vakfınca. Halkları müslüman olan coğrafyalarda ki etkinlikler yoğun görünüyor.. Kısacası Asya ve Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi diyebiliriz buna.

“İslam'da Tıp Etiği ve Hukuk

  Hayfa Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Hukuk Fakültesi'nin Hukuk ve Etik bölümleri İsrail'in Hayfa kentinde yapılacak olan bu konferansın sponsorları. 19-21 Mart 2001 tarihleri arasında yapılacak olan konferansa gönderilecek bilgiler için son tarih 30 Kasım. Daha fazla bilgi için: Dr. Vardit Rispler-Chaim, Department of Arabic, University of Haifa, Haifa, Israel, 31905 (972-4-8249789, faks: 972-4-8249710. Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

  .                            (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106)

.........................................................................

 “ İslâm’da Tıp Etiği ve Hukuk” adlı konferans İsrail’in Hayfa kentinde yapılıyor. Vatikan ve Kudüs’ün el ele vermesi ile birlikte, İslâm dünyası üzerinde ki oyunlar iyice yoğunlaşmıştır. ABD kaynaklı “Kültürler Çatışması”, ABD  Başkanı Bush’un “ Haçlı Seferinden” bahsetmesi tesadüf değildir. Haçlı seferi her dönemden daha hızlı bir şekilde saldırı halindedir. Papa 11. John Paul’un 2000 yılına girerken yayınladığı mesajda dediği gibi, “üçüncü binyılda Asya’yı Hıristiyanlaştıralım “.  Bu bölgedeki faaliyetlerin kökeninde tabiatıyla sadece bu arzu yoktur. Çalışmaların dini olduğu kadar ekonomik ve siyasi kaygıları da vardır. Emperyalizmin ana unsuru ekonomik olduğu halde , kültürel ve dini saldırıları bazen hedef bazen de aracı olarak  görmekte değil miyiz?

“MESA'dan Hourani Ödülü

   Kuzey Amerika Ortadoğu Çalışmaları Derneği (Middle East Studies Association of Noth America), 1991 yılında başlattığı Albert Hourani Kitap Ödülleri için bu yıl da duyurularını sürdürüyor. Ödüller için aday olacak çalışmaların 1 Mayıs 2000 ile 30 Nisan 2001 tarihleri arasında yayımlanmış olması gerekiyor. Ortadoğu konusunda yazılmış olması gereken kitapların öncelikle İran, Türkiye, Afganistan, İsrail, Pakistan ve diğer Arap ülkeleriyle ilgili olması da bir başka gereklilik olarak belirtiliyor. Yarışmaya bildiri özetlerinden oluşmuş kitaplar, derlemeler ve daha önce baskısı yapılmış kitapların yeni baskıları kabul edilmiyor. Kasım 2001'de yapılacak bir törenle verilecek ödül 500 ABD doları ve bir sertifikadan oluşuyor. Daha fazla bilgi için ; Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine başvurulabilir.”                       

(Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106)

................................................................................

“Güney Asya Üzerine Üç Atölye

  Atölyeler birbiriyle bağlantılı üç ayrı konunun, üç ayrı zaman ve mekânda tartışılmasını içeriyor. Genel başlığı "Güney Asya'da İslam: Ulusal ve Dinsel Karşıtlıklar" olan toplantıların ilki 13-15 Nisan 2001 tarihleri arasında Kuzey Carolina Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek. Konusu ise "Güney Asya İslam Estetiği: Müzik ve Edebiyat Ürünleri". Özellikle yerel kültürlerin bu alanlardaki ürünlerinin ele alınacağı atölye çalışması 12-14 Nisan 2002 tarihinde ve yine Kuzey Carolina'da yapılacak. Bu defa konu "Güney Asya'da İslami Tahayyül". İslam dininin geleneksel öykü ve mitolojilerinin tartışılacağı toplantının amacı, genellikle Batılı bir perspektiften algılanan İslami "mitoloji"nin özellikle de sufiliğin anlatı ve pratiklerinin yeniden gözden geçirilmesi için yollar aranması. Üçüncü ve son toplantı ise Duke Üniversitesi tarafından 18-20 Nisan 2003 tarihinde yapılacak.

   Konu "Yerel Pratikler İçinde Toplumsal Duruş ve İdeolojiler" başlığını taşıyor. Müslüman toplumların sözcüğün geniş anlamıyla ideolojik duruşlarını, bireylerin gruplar ve toplum içinde yer almalarının retorik karşılıklarının inceleneceği atölyede özellikle günümüz Müslüman toplumlarına da odaklanılacak. Hazırlık komitelerinden yapılan açıklamalarda bu alanlarda çalışanların atölye çalışmalarına katılabilecekleri de belirtiliyor. Daha fazla bilgi için Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine ulaşılabilir...............................”                                        .                              (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106)

  İslâm dünyasında yıllardır durulmayan olaylar , kan ve gözyaşlarının ardında ki sebep üzerlerinde yürütülen ve uygulamaya konulan çeşitli projelerdir. Bu sistemli ve etik olmayan, bilimsel nitelikli görünen saldırılarda, görev yine Müslüman ülkelerde yetişen bilim adamlarına düşmektedir. Müslüman Dünya, kendi bilimsel anlayışını geliştirmediği sürece, Hıristiyan-Yahudi ekseninin plan ve projelerinden kurtulamayacağı açıktır.( Burada görev yine entelektüel Türk aydınına düşmektedir. )

“Modernite ve İslam

The Institute for the Study of Islam in the Modern World, 2001 yılı için "Modernite ve İslam" konulu bir çalışma grubu oluşturuyor. Berlin merkezli Enstitünün yapacağı yaz okulu çalışmasını Profesör Martin Van Bruinessen ve Profesör Altan Gökalp (Marc Bloch Merkezi, Berlin) yönetecekler. Doktora öğrencileri ile doktora sonrası çalışmalarını yürüten akademisyenlerin katılacakları çalışma, tarih, antropoloji, hukuk ve sosyal bilimler disiplinlerini kapsayacak. Çalışmaya katılmak isteyenler 15 Şubat 2001 tarihine kadar özgeçmişlerini ve çalışma özetlerini Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine gönderebilirler...............”          .                            

(Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106)

  Görüldüğü üzere, gerek Hıristiyan ve gerekse Yahudiler, üzerlerine vazife imişcesine Müslüman Dünyayı “modernize” ederek , emirlerine amade hale getirme çalışmaları yürütmektedirler.Bu çalışmalarda ise , rol Müslüman ülkelerin akademisyenlerine ve toplumun dini lider olarak gördüğü kişilere biçilmektedir. Burada önemli olan, arz ve talep meselesidir. Arz duyurulmakta, buna talebi olanlar gönüllü olmaktadır.

“İslâm’da Modernite” Amerika Birleşik Devletlerinin de önem verdiği bir konudur.

“Türkiye’de yasa dışı örgüt kurduğu iddiasıyla Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde yargılanan Fethullah Gülen, Amerika’nın en seçkin barış enstitülerinden birinin yer aldığı Notre Dame Üniversitesi’nde dünya barışına katkılarından dolayı incelemeye tabi tutuluyor ..................

   Her şey Utah Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Yavuz’un 2001’de Notre Dame Üniversitesi’ne bağlı Joan B. Kroc Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün bir proje yarışmasına katılmasıyla başladı. ABD’nin prestijli ve zengin yardım kuruluşlarından Rockefeller Vakfı, Kroc Enstitüsü’nde kurulan ‘Din, İhtilaf ve Barış İnşası Programı’ (PRCP) adlı bir akademik birime üç yıl sponsorluk yapma kararı almıştı. 2001’den başlamak kaydıyla her yıl en az iki bilim adamı bu program için seçilecekti...........

...... ilk sene İslam’la ilgili projelere öncelik verdi.......... Siyaset bilimci Hakan Yavuz’un Fethullah Gülen’in global etik anlayışını ve barışa, demokrasiye, sivil topluma katkılarını konu alan araştırma projesi yapılan değerlendirmeler sonucu, 150 dolayında akademisyeni geride bırakarak Rockefeller bursuna layık görüldü   .................................

  Notre Dame Üniversitesi, 1842’de ABD’nin Indiana eyaletinde bir Katolik papaz tarafından kurulmuş. Ülkenin en iyi 15 üniversitesi arasında.........

  Notre Dame Üniversitesi bünyesinde 1986’da kurulan John B. Kroc Barış Araştırmaları Enstitüsü’nde ise ABD’de barış araştırmalarına eğilen ilk yüksek lisans programlarından biri başlatılmış. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra da barış araştırmalarını sürdüren Kroc Enstitüsü, Rockefeller Vakfı’nca finanse edilen ‘’Din, İhtilaf ve Barış İnşası’ adlı araştırma programına 2004 yılına kadar ev sahipliği yapacak..”

(Ali H. Aslan- Washington-08.05.2002-İnt.İlk Türk Gazetesi Zaman)

  Rockefeller Vakfı , Sivil Toplum Kuruluşlarının güçlendirilmesi fonundan, Tarih Vakfı ile birlikte Türkiye’de Yerel Tarih Grupları projesini yürütmüştü. Şimdi de “Dünya Barışına Katkılarından “ dolayı Fethullah Gülen Amerikan’ın en seçkin! Barış enstitülerinden birinde incelemeye tabii tutuluyormuş! Bu projenin destekçisi, Rockefeller Vakfı.Türk Tarihinin modernleşmek için Chicago’da ki üniversitede projeler geliştiriyor, Türk bilim adamlarına sempozyumlar düzenliyor.İslâmiyet Notre Dame Üniversitesinde ki, bu projeyle Rockefeller Vakfının desteği ile  modernleşecek . Hem diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecek şekilde. “İslam’da Modernite”nin lideri olan Türkiye, böylece dünya barışına da katkıda bulunacakmış!!. Amerika’nın Dünya barışına yaptığı katkılara, Fethullah Gülen’in  katkıları da  eklenince İslam ülkeleri  nasıl bir  barışa kavuşacak zaman içinde göreceğiz.

  Çağımızda millet yerine cemaat kültürü, dinler arası diyalog ve hoşgörü, dünya barışı için en ideali olarak görülmüş “John B. Kroc Barış Araştırmaları Enstitüsü ve Rockefeller Vakfınca” .

     Tabiatıyla  milleti, vatanı  olmayan bir Müslümanın savaşacağı, “Vatan-Millet” gibi kaygılarıda olmaz . Her ne kadar , Kur’anı Kerim’de Yüce Allah insanları, “Sizleri kavim kavim, millet millet.” Yarattık dese de. Kuran’ı Kerim’in bu ayetini, “ İslâm’da Modernite” kavramı ile açıklanmasını Fethullah Gülen’e, Kroch Barış Araştırmaları  Enstitüsüne ve Rockefeller Vakfına bırakmak gerek artık! Nede olsa dünya küreselleşiyor ve küreselleşen dünyada barışa daha çok ihtiyaç olacak!

“Milliyetçilik-Sempozyumu

   Association for the Study of Nationalities (ASN), 5-7 Nisan 2001 tarihleri arasında yapacağı yıllık toplantısında ulusal kimlikler, milliyetçilik, etnik çatışmalar ve devlet inşası konularını temel alıyor. Orta ve Doğu Avrupa, eski Sovyet ülkeleri, Orta Asya ve çevresindeki gelişmelerin tartışılacağı toplantının ana başlığı ise "Ulus-inşası, Geçmiş ve Bugün: Toplum, Ekonomi ve Güvenlik." Daha fazla bilgi için http://asn.uno.edu adresine bakabilirsiniz.”                          .                              (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 107)

    Milliyetçilik Sempozyumundan kastın ne olduğu sanırım anlaşılmıştır. Yeni şekillenmiş ya da şekillenmekte olan coğrafyalarda yaşayan milletlerin , insan topluluklarının ele alınacağı bu sempozyumda küresel dünya gerçeğinden ne anlaşılması gereği hemen ortaya çıkıyor.

“Chicago'da Orta Doğu Sempozyumu

Chicago Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi, 16. Yıllık toplantısını, 11-12 Mayıs 2001 tarihleri arasında yapacak. Konferans yüksek lisans öğrencilerini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Orta Doğu ve Orta Asya'da kültür, sanat, mimari, toplum, tarih ve politika konularında bildirilerin sunulacağı toplantıya katılmak isteyenlerin özgeçmiş ve bildiri özetlerini en geç 1 Mart 2001 tarihinde Middle East History and Theori Conference Center fo Middle Eastren Studies, the University of Chicago 5828 S. University Avenue, Chicago, IL, 60637 adresine ya da 1-773-7022587 numaralı faksa ulaştırmaları gerekiyor.”               .                                     (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 107)   .. ..................................................       

“Washington Üniversitesi'nde Osmanlı Seminerleri

   Washington Üniversitesi Ekim ayında başladığı Osmanlı seminerlerine devam ediyor. Ekim ayında 18. Yüzyılda Rusya Osmanlı ilişkileri", Kasım başında da "Milletler ve Azınlıklar: Osmanlı İmparatorluğu'nda Gayrimüslimler" ve "Devlet Dönüşümünde Alternatif Yollar: Osmanlı İmparatorluğunda Siyaset, Kültür ve Toplum" konularında verilen seminerlerin ardından önümüzdeki aylarda yapılacak olan seminer başlıkları şöyle: 17 Ocak 2001'de "Karar verici Aile: İslami Mahkeme ve Osmanlı Son Dönemi Suriyesi", 14 Şubat'ta "Bağımsızlık Mücadelesi Boyunca (1918-23) Din, Devlet ve Toplum", 18 Nisan "Mahkeme ve Şehir: 18. Yüzyıl İstanbul'unda Kültür Belirleyiciliği", 23 Mayıs'ta "Gücün Görünümü: Çizgilerle Osmanlı Hanedanı". Seminerlere katılabilmek için, her seminer tarihinden 10 gün önce Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine başvurulabilir .....................”                                       .                            ( Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 107)

..................................................

 

  Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hangi üniversitesinde, bu ve benzeri çalışmalarla, öğretim görevlileri motive edilip, devletine sahip çıkma gibi bir proje içine çekilme faaliyeti var? Gerek toplum ve gerekse  bilim kurulu niteliği taşıması icap eden üniversitelerimiz, kapalı bir devre içine hapsolmuşlardır. İngilizce eğitimle gerek öğrencilerin ve gerekse bilim adamı vasfı taşıması gerekli öğretim görevlileri, ilmî tercümelerle vakit geçirmekte ,yeni projelere imza atamamaktadırlar.  Ne devletleri ne de insanlık alemi için , çalışma yapma kabiliyetleri kalmamıştır. Yurt dışından getirilen yabancı dille yazılmış kitapları anlamaya ve anlatmaya çalışarak , günlerini geçirmekteler, ilmî çalışmalardan uzaklaşmaktadırlar.

  Ne İngiltere’de ne de Almanya’da , eğitim dili anadillerinin dışında bir dille değildir. (Peki Türkiye’yi sevk ve idare mekanizmasında olanlar bunun farkında değil midir?) Üniversite ve yüksekokullarımızda ki eğitim-öğretim dilinin  İngilizce yapılması ile sadece ezbere yönelik bir öğrenme ve  öğrendikleri dilin  kültürüne yakınlık hisseden gençlik tablosu ile karşı karşıya kalmaktayız. Üniversitelerimizde, bilimin dışında her etkinlik yapılmaktadır. Bilim Dili!! Denen İngilizce ile eğitim yapan üniversitelerimiz hangi bilimsel buluşa imza atmıştır?

   Kısacası Yabancı Dille eğitimin dayatılmasının ana gayesi de ortaya çıkmıştır. Eğitim ve öğretim yapılmasının engellenmesi ve çağdaş köleler yetiştirmek.

  Neden? Ana dili ve eğitim dili farklı olan bir milletin, eğitimden beklediği fayda olabilir mi? Olmuş mudur? Dünya’da bunun örneği mevcut mudur?  Örneğin Fransa, Almanya veya İsrail’de eğitim dili İngilizce midir? Peki gerek Üniversite de görev yapan profesörler , milletvekilleri, bakanlar  kısacası bu ülkeyi sevk ve idare edenler bundan haberdar değiller midir?

   Boğaziçi İktisat Bölümünü İngilizce okuyarak bitiren bir genç, Türkiye Cumhuriyetinin( kaldıysa ) bankalarında, işyerlerinde çalışacak, Türk İnsanı ile yüzyüze gelecektir. O halde İngilizce eğitimle, bu gençlerin ve ülkenin kazancı ne olacaktır? Yoksa ana gaye Kültürel emperyalizmle birlikte, bu gençleri küresel dünya düzeninde!! hesapsızca kullanma isteği midir?

  Türkiye Cumhuriyetini, sevk ve idare ettiğini söyleyen devlet adamları, sık sık yurt dışına gidip gelmektedirler. İngiltere, Fransa, Almanya, İsrail   .....vb. gibi devletlerin hangisinde çocuklar daha ilköğretim çağında iken, kendi dillerinin dışında eğitim almaktadır?  Üniversitelerinde eğitim –öğretim dili nedir?  Bu ülkelerde, eğitim- öğretim anadilleri ile yapılmakta, yabancı dilde öğretilmektedir. Bunu gördükleri ve bildikleri halde, uygulamaya geçmek için, ne beklenmektedir?

   Peki bizde ki bu yabancı dil salgınının sebebi nedir? Neden Türk Milletine dayatılmaktadır? Türk Gencinin, beyni , dili ve yüreği arasında ki bağlantı koparılarak , onun ilim yapmasının önlendiği tezleri doğru mudur?  Yabancı dille eğitim yaparak, modern dünyanın yakalanacağı söylemleri gerçek midir?  Ana dilin dışında eğitim yaparak, ilerlemiş, çağı yakalamış bir millet ve devlet örneği mevcut mudur?

“II. Akdeniz Toplumsal ve Siyasal Araştırma Konferansı

Mediterranean Programme of the Robert Schuman Centre tarafından desteklenen konferans 21-25 Mart 2001 tarihleri arasında Floransa'da yapılacak. Çeşitli ülkelerden 140 akademisyenin katılacağı konferansın amacı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan sosyal bilimcileri bir araya getirmek ve özgün çalışmaların temsil edilmesini sağlamak.

Daha fazla bilgi için  Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir    adresine başvurabilirsiniz.                .                            ( Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 108)

...........................................................

“Modern Türk Tarihi Konferansı

   Chicago Üniversitesi, Center for Middle Eastern Studies, 11-12 Mayıs 2001 tarihleri arasında yapacağı 6. Yıllık Ortadoğu Tarihi ve Teori Konferansı'nın içerisinde bu yıl "Modern Türk Tarihi" çalışmaları için özel bir panel yapılacak. Konferansın diğer bölümlerinde ise Ortadoğu ve Orta Asya kültürleri, sanatı, mimarisi, toplum, tarih ve politikaları üzerinde durulacak. Konferanslarda bildiri sunmak isteyenlerin 1 Mart 2001 tarihine kadar bildiri özetlerini konferans düzenleme kuruluna ulaştırmaları gerekiyor. Daha fazla bilgi için

İlker Evrim Binbaş, Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ya da

Patrick Hatcher Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adreslerine ulaşabilirsiniz.”                                                                                           .                             (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 109)

  Amerika’nın bir üniversitesinde, Türk Tarihinin modernleşmesi üzerine panel yapılıyor, bildiriler sunuluyor. Bunun duyurusunu, Tarih Vakfının yayın organı haber bülteninde okuyoruz. Bu konuyla ilgisi olan akademisyenlerde okuyarak, bildirilerini hazırlayıp , Chicago Üniversitesine yolluyorlar. Kabul gören bildirilerin sahipleri, panel merkezinden  davet alarak ABD’ye gidecek  belirtilen tarihte.ABD ilerde proje yapacakları, bilim adamlarımızla tanışıyorlar, birlikteliklerin temeli atılmış oluyor.

   Gün geliyor , bu akademisyenler, proje bedeli karşılığı , çeşitli çalışmalar yapıyorlar. Türk Tarihinin modernleşmesi için, Chicago’ya gidip gelmesi gerekiyor galiba, ayni “İslam’da modernite” kavramıyla, ABD’den yeni bir İslâm kavramının ülkemize ve İslâm ülkelerine doğru yola çıktığı gibi.

 “Chaim Herzog Ödülleri

    Ben Gurion Üniversitesi The Chaim Herzog Center for Middle East Studies and Diplomacy, merkezin kurucusu ve İsrail'in altıncı başkanı Chaim Herzog adına ödül vermeye karar verdi. Ödüllerin amacı, 'Ortadoğu Çalışmaları ve Diplomasi' alanındaki akademik araştırmaları desteklemek. Bu yıl toplum, kültür, bilim ve teknoloji alanlarında verilecek ödül için 60 bin dolarlık bir bütçe öngörüldü. Ödüle kurumsal ya da bireysel olarak başvurulabilecek. Başvuru için son tarih ise 15 Mart 2001. Ödüle başvurmak isteyen araştırmacılar özgeçmişleriyle birlikte yayın listelerini ve ödül için yapacakları çalışmaları da gönderecekler.

    Proje önerisinin, araştırmanın genel bir tanımıyla birlikte, kullanılacak araştırma yöntemleri, kaynaklar; bu alanda yapılan tartışmalar ve detaylı bir bütçeyi de kapsaması gerekiyor. Kurumsal katılımlarda ise organizasyon profilinin yanı sıra, proje yöneticisinin özgeçmişi ve proje tanımının gönderilmesi isteniyor. İletişim için adres:Chaim Herzog Center for Middle East Studies and Diplomacy, Ben-Gurion University of the Negev, Beer-Sheva 84105, Israel.  Daha fazla bilgi için ,Dr. Dror Ze'evi, Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir                                                                    .                                   (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 110)

.....................................................................

“Kütüphaneciler Toplanıyor

   European Association of Middle East Librarians 23. toplantısını "Oryantal Kitaplar, Elyazması Koleksiyonları ve Yeni Bilgi Teknolojileri" konusunda yapacak. 28-30 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan toplantıda Ortadoğu koleksiyonlarının otomasyonu, elyazması çalışmaları, nadir bulunan malzemelerin koleksiyonları, ortak çalışma politikaları, kütüphaneler arası koordinasyon ve Ortadoğu için internet kaynakları tartışılacak. Toplantıya katılmak isteyen kütüphanecilerin 15 Nisan 2001 tarihine kadar pasaport kopyalarını Efim A. Rezvan, Deputy Director, St. Petersburg Branch of the Institute of Oriental Studies, Russian Academy of Sciences  faks: 7 812 311 51 01; Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ; Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ); ya da Nathalie Rodriguez, Secretary, Melcom International, Bibliotheque Interuniversitaire des Langues Orientales,4 rue de Lille, 75007 Paris, France  (33 1 44 77 95 05; fax: 33 1 44 77 87 30; Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ) adreslerine göndermeleri gerekiyor. Daha fazla bilgi için: www.unibamberg.de/unibib/melcom/home.html”                                          .                              (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 110)

   Bazı duyurular hakkında, açıklama yapma gereğini duymadan, direk olarak bu satırları okuyanların anlayışına bırakıyorum. Bu duyurular ne için verilmiş, kimler aracılık etmiş, kimlerin ilgisine sunulmuş ve netice olarak ne elde edilebilir? Şeklinde ki sorular sorularak, sonuca kolayca varılabilir.

 “Güney Asya'da İslam Atölyeleri

   Triangle South Asia Consortium tarafından düzenlenen atölye dizisinin ana başlığı "Ulusal ve Dinsel Söylentilerin Egemenliğine Meydan Okumalar" olarak belirlendi. Atölyelerin ortak amacı Güney Asya İslamı'nın içerdiği "ısrarcı kalıpları" dönüşüme uğratabilecek, yumuşatabilecek alternatifler aramak.

   Bu amaçla belirlenen yöntem ise önce bu "ısrarcı kalıplar"ın tanımlanması, ikincisi ise tarihsel ve çağdaş İslami kültürel üretim ve pratikler içinden alternatifler aranması. Atölyelerin ilki 13-15 Nisan 2001 tarihleri arasında Kuzey Caroline Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek.

  İlk atölyenin konu başlığı "Güney Asya İslami Estetiği: Edebi Ürünler ve Müzik". İkinci atölye 12-14 Nisan 2002 tarihleri arasında yine Kuzey Caroline Üniversitesi tarafından yapılacak. Başlığı "Güney Asya'da İslami Tahayyül" olarak belirlenen atölyede "İslami mitoloji"nin değişim evreleri incelenecek. Üçüncü ve son atölye ise 18-20 Nisan 2003 tarihleri arasında Duke Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek. Başlığı: "Yerel Pratiklerde Kamusal Alışkanlıklar ve İdeolojik Yapılanmalar".

 Atölyelere katılım için iletişim adresi,Tony K. Stewart, Director,

North Carolina Center for South Asia Studies, Triangle South Asia Consortium,Campus Box 8101, North Carolina State University,

Raleigh NC 27695-8101 tel: 919 515-6335 ya da 919 513-8723

fax: 919513-4351 ya da 919 Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

www2.ncsu.edu/tsac/slam.html “                                                                  .                                (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni:.110)

   Güney Asya için düzenlenen, İslâm Atölyelerinde ele alınan , “Israrcı Kalıpların Dönüşüme Uğratılması” ne demektir? İslâmiyetin olmazsa olmazları mıdır dönüşüme uğratılması düşünülen? Yapılan bu ve benzeri faaliyetlerle “Olmazsa Olmazlar” “Olmazsa Olura” mı dönüşecektir?

Atölye adı verilen faaliyetin başlığı ise hayli ilgi çekici:                                       “Ulusal ve Dinsel Söylentilerin Egemenliğine Meydan Okumalar.”

 Bu atölyenin ilânı ,Türkiye gibi Müslüman bir ülkede veriliyor ki, bu projeyi kabul edecek ülke vatandaşları ile,  “Israrcı Kalıplar Değişime uğrasın” Bu değişimi yapalım diyen, “John” olursa dinlenmez bile , fakat Müslüman bir ülkeden “ Ahmet”  “Israrcı Kalıpları Değişime uğratmayı” John’in kontrolünde yaparsa problem yok.

“İslami Bilginin Yerel Üretimi

    3-14 Eylül 2001 tarihleri arasında, İstanbul'da yapılacak seminer Institute for the Study of Islam in the Modern World ve Working Modernity and Islam'ın ortak çalışması niteliğinde. Doktora öğrencisi ve doktora sonrası araştırmacılar için tarih, antropoloji, hukuk ve sosyal bilimler alanlarında disiplinlerarası çalışma ortamı sağlamak amacıyla düzenlenen seminere katılım için Working Group Modernity and Islam, Geschaftsstelle, Wissenschaftskolleg zu Berlin, Georges Khalil, Wallotstraáe 19, 14193 Berlin Germany (fax: +49 30 89 00 12 00; Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ) ya da ISIM (www.isim.nl) and Working Group Modernity (www.wiko-berlin.de/information/eakmi.htm) adreslerine başvurabilirsiniz.”                                                                                   .                         

(Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 111)

.................................................................                                            

“Modern Türkiye Sempozyumu

   Chicago Üniversitesi, Center for Middle Eastern Studies, "Modern Türkiye" konulu bir sempozyum düzenliyor. Disiplinlerarası bir nitelik taşıyan sempozyumda ayrıca "Modern Türkiye Çalışmaları" konusunda genç akademisyenlerin ve yüksek lisans öğrencilerinin katılacakları bir de forum düzenlenecek. 11-12 Mayıs 2001 tarihleri arasında Chicago'da yapılacak sempozyumla eşzamanlı olarak ayrıca "Devrimin İmajları: Propaganda Afişlerinde 1979 İran Devrimi" adlı bir de sergi düzenlenecek. Daha fazla bilgi için, http://cas.uchicago.edu/meht/ adresine uğrayabilirsiniz.”                            .                           (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 112)

    Modern Türkiye !’nin  inşaası , için düğmeye basanlar , “Türkiye’yi sevk ve idari” etmede ki ustalıklarını , sanırım bu sempozyum ve toplantılarda  da gösteriyorlar. Genç akademisyenleri, şimdiden yanlarına alarak, gelecek yıllar için onları meşhur ederek, topluma yön vermede kullanacaklar, günümüzde olduğu gibi.Türkiye’yi bir eyaletleri olarak görme eğiliminden kaynaklanan, sevk ve idaresini kolaylaştırıcı faaliyetlere bir yenisinin daha eklendiği açık olarak görülmektedir. Modern Türkiye’nin temelleri son olarak Atatürk tarafından atılmıştır. Modernleşme temellerinin yurt dışında değil de, yurt içinde atılanına itibar etmek, gelecek yüzyıllarda ki Türk Toplumunun , insanlar alemi içindeki yerini belirleyecektir. Atatürk’ün bir sözü vardır.” Hangi Millet başkalarının , plan ve yardımlarıyla kalkınabilmiştir?.”  Böyle bir örnek görülmüş müdür? ...................................

“İş"-Tarih, Şimdi ve Gelecek

Internatioanl Conference of Labour and Social History ve Chamber of Labour of Upper Austria'nın ortaklaşa düzenledikleri 37. Linz Konferansı, 11-15 Eylül 2001 tarihleri arasında yapılacak. "Klasik Endüstriyel Toplum", "Geleceğin Toplumlarında İş", "Endüstrileşmemiş ve Yarı Endüstriyel Ülkelerde İş", "Pre-Endüstriyal İş'ten Post-Endüstriyel İş"e başlıkları altında toplanan bölümler halinde yapılacak konferans hakkında daha fazla bilgi için Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine başvurabilirsiniz”                                                                                        .                            (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 113)

 

“Sözlü Tarihin Gücü

   University of Natal, School of Theology, Oral History Project tarafından düzenlenen 12. Sözlü Tarih Konferansının konusu "Sözlü Tarihin Gücü". 24-27 Haziran 2002 tarihleri arasında yapılacak olan konferansın alt temaları ise şöyle: "Travma, bellek ve uzlaşma", "Sözlü arşivlerin korunması ve yaygınlaştırılması", "Sözlü tarih ve elektronikleşme", "Öğretme ve öğrenmede sözlü tarih", "Sözlü tarihte toplumsal cinsiyetler", "Etnisite ve kimlik", "Toprak iddiaları ve sözlü deliller", "Din ve bellek", "Savaş, kıtlık ve göç hikayeleri", "Sözlü tarihte hastalık ve özürlülük".

Toplantıya bildiri özeti göndermek için son tarih 1 Temmuz 2001. Daha fazla bilgi için Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine başvurabilirsiniz.                           .                         

(Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 113)

“Akademide Küba-ABD Yakınlaşması

   American Council of Learned Societies ve Social Science Research Council Küba'da bir çalışma grubu oluşturuyor. Bunlardan ilki Küba'da oluşturulan çalışma grubu. Amacı Kuzey Amerikalı ve Kübalı akademisyenleri bir araya getirmek. Uzun vadede bu çalışma grubunun kütüphaneleri, müzeleri, arşivleri ve akademik bilginin saklandığı diğer kurumları destekleyen bir kuruluşa dönüşmesi amaçlanıyor. Özellikle Kübalı araştırmacıların yararlanabile cekleri fonların geliştirilmesi, karşılıklı çevirilerin artırılması gibi ek hedefleri de var bu çalışma grubunun.

   Çalışma Grubu oluşturulurken bir de yarışma düzenleniyor. Gruba yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilebileceği projeler sunan akademisyenler arasından bir seçme yapılarak, proje sahiplerine hem birer ödül hem de grubun oluşturulmasında aktif rol verilecek.”                                                  (Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:113)

   Küresel Çetelerin Küba’ya da çengel attığı, Kübalı bilim adamları ve akademisyenlere yanaştığı görülüyor. Bilhassa” Özellikle Kübalı araştırmacıların yararlanabilecekleri fonların geliştirilmesi...” bilgisi ile, “Proje bedeli ödenmiş akademisyenler grubuna” Kübalıların da katılacağı anlaşılıyor..

“ARIT, Araştırmacılara Burs Veriyor

  American Research Institute in Turkey, (ARIT-Türkiye'de Amerikan İlmi Araştırmalar Enstitüsü) ve Türk-Amerikan İlmi Araştırmalar Derneği, 2002 yılı için araştırma bursları veriyor.

  1963'te Washington'da, ABD'nin önde gelen üniversite temsilcileri tarafından kurulan ARIT, kâr amacı gütmeyen, Türkiye'de araştırma yapmış ve halen yapmakta olan 35 Amerikan üniversitesinin üye olduğu bir bilim kurumu.

  Kurumun amacı, Amerikan ve Türk bilim insanlarının Türkiye'de sanat tarihi, arkeoloji, antropoloji, edebiyat, tarih ve toplumsal bilimler alanlarında araştırma yapmalarını teşvik ederek iki ülke arasındaki kültürel bağları güçlendirmek ve yukarıda sözü edilen alanlarda çalışan bilim insanlarına mali destek sağlamak.

  Türk-Amerikan İlmi Araştırmalar Derneği ise Türk bilim insanlarının Türkiye'de yaptıkları araştırmalara maddi destek sağlamanın yanı sıra, özellikle Anadolu arkeolojisini ve Bizans - Selçuk - Osmanlı tarih konularını kapsayan zengin kitaplığı ile araştırmacıların hizmetinde.Dernek, Türkiye'de Türk araştırmacı lar tarafından 2002 yılında yapılacak araştırmalara vereceği teşvik burslarıyla katkıda bulunacak. Burslar, sanat tarihi, arkeoloji, antropoloji, tarih, Türkoloji ve tüm sosyal bilimler alanlarında çalışan bilim insanları ve doktora adaylarına dağıtılacak.

    2002 yılında, doktora düzeyinde her biri 1 milyar 250 milyon lira tutarında altı burs dağıtılacak. Doktora bursları bir konu sınırlamasına tabi değilken, her biri iki buçuk milyar lira tutarında iki doktora üstü burs ise Arkeoloji ve Sanat Tarihi konusunda çalışma yapan bilim insanlarına verilecek.

  Tavsiye mektupları dışındaki tüm belgeler altı nüsha halinde, en geç 15 Mart 2002 tarihine kadar taahhütlü olarak aşağıdaki adrese gönderilmeli:

Üvez Sokak 5  Arnavutköy 80820 İstanbul  Tel: (212) 257 8111

Faks: (212) 257 8369  Sonuçlar başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde açıklanacak, burs alanlara burslarla ilgili gerekli bilgiler daha sonra ayrıca bildirilecektir.”                                                                                         .                              (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 120)

  Türkiye Cumhuriyeti adı geçen, kurum vakıf ve benzeri yerleri , buralara proje verenleri, verilen projelerin kabul şartları, bu projelerin ne için yaptırıldığını, nerelerde kullanıldığı hakkında bir araştırma yapmış mıdır?

   Türkiye, Ortadoğu ve Asya’nın coğrafi, dini ve kültürel yapısını yeni baştan yapılandırmaya yönelik duran bu faaliyetler ve çalışma ortamları  nasıl tanzim edilmektedir? Bu duyuruların asıl gayesi nedir? Türkiye’nin ekonomik durumu göz önüne alındığında, mesela ARIT’ın doktora seviyesinde dağıtacağı , altı adet X 1Milyar 250 milyon liralık bursa talip olmak isteyecek  en az 100 adet akademisyen çıkar. Peki Türk Devleti, devletinin devamını sağlayıcı projeler geliştirebiliyor mu?

  Yabancı devletlerin ,Türkiye içinde yaptırdığı ilmî, arkeolojik, tarih,Türkoloji ve benzeri araştırmalara burs, proje bedeli, konferansa geliş-gidiş ve konaklama bedellerinin karşılanması şeklinde ödediği miktarların tutarı bile, akademisyenlerin bu kapana girmesine yeter. Türk Devleti ilmî! denilen bu faaliyetleri ve neticelerini takip etmekte midir?Yoksa bunlar normal, ilmî çalışmalar mıdır?

  Yaptığım araştırmalarda gördüm ki, uluslar arası bağlantılı adları geçen Sivil Toplum Kuruluşları Türkiye’nin ihtiyacından doğmuş olamaz. Eğer öyle olsaydı, Türk Tarihini tersten okumaya çalışmazlar, Türk Devleti karşıtı tezler geliştirmezlerdi diye düşünüyorum.

   Devletimizi maddi-manevi abluka altına alarak, düşünme ve hareket alanını daraltan, adeta önünü kesen HABİTAT sonrası pıtrak gibi çoğalan yada etkinlik alanlarını genişleten vakıf ve derneklerin, adı  Uluslar arası XY! Kuruluşları ile girdikleri faaliyetler, sadece antlaşmaların altına atılan imzalara dayandırılabilir mi? Örneğin “Arı Fikri “ ne demektir? Amacı nedir ? Hangi faaliyetlerde bulunur? Yurt içi ve yurt dışında kimlerle, niçin görüşür? Bilen var mıdır?

 

“AVRUPA UFUKLARI PROGRAMI VE TOPLUMSAL TARİH DERGİSİ

6 proje…6 kurum…...Avrupa ile bütünleşme sürecinde, “Avrupa Ufukları” programının, 6 projesi başlıyor.                                              Tarih Vakfı, Bilkent Üniversitesi, İKV, WALD, ESİAD ve Arı Fikri ve Sosyal Kalkınma Derneği”nin 6 projesi, Avrupalı kimliğini anlatan, çeşitli basılı malzeme, film ve seminer dizileriyle desteklenen, entegre bir bilgi yayma programı.

   Bu bağlamda Tarih Vakfı, 20.yy. tarihi üzerine 6 kitabı tercüme edip basıma hazırlıyor, Avrupa Kültürü ve Avrupa Vatandaşlığı üzerine bir dizi çocuk ve gençlik kitabı çıkarıyor. Toplumsal Tarih Dergisi”nde Avrupa tarihçesi üzerine bir bölüm oluşturuyor.Evet, Mart Ayı”ndan itibaren derginiz tam 32 sayfa artıyor. Keyifle okuyacağınız tam 32 sayfa! Hiçbir fiyat artışı olmaksızın, derginizin içeriğini zenginleştiren yepyeni bir bölüm. Mart sayısıyla elinizde .....“          .                                                  .                          (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 133)

......................................................

“DOKTORA ÖĞRENCİLERİ VE DOKTORA SONRASI ARAŞTIRMACILAR İÇİN ULUSLARARASI YAZ AKADEMİSİ

  Wissenschaftskolleg zu Berlin'in Modernite ve İslam Çalışma Grubu uluslararası yaz akademisi için çağrı yapmaktadır. Akademinin konusu:

SINIRLARIN HERMENÖTİĞİ: YAHUDİLİK, HRİSTİYANLIK VE İSLAMDA FIKIH VE TOPLULUK

3 – 13 Ağustos 2003 tarihleri arasında Berlin’de yapılacak olan Yaz Akademisini, Prof. Daniel Boyarin (Kaliformiya Üniversitesi Berkeley), Prof. Nasr Hamid Abu Zaid (Leiden Üniversitesi) ve Prof. Christoph Markschies (Heidelberg Üniversitesi) yönetecektir. 24 genç bilim adamı, halihazırdaki araştırmalarını sunma ve tartışma olanağını elde edecek ve Musevi, İslami ve Patristik araştırmaları alanlarının önde gelen akademisyenleri, eğitmen işlevi görecektir.

   Yaz Akademisi, kutsal yazıların eleştirel açıklamalarını (tefsirleri içerecek ancak bununla kısıtlı kalmayacak), dinsel toplulukların, diğerlerinden farklılıklarını vurgulamakta kullandıkları bir araç olarak ele alacaktır. Dolayısıyla, hermenötik paradigmalar sadece metinlerin ‘doğru’ yorumlamaları için kriterler sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kültürel ve dinsel sınırları çizer: Metinlerle etkileşimdeki farklı yollar, başkalarıyla etkileşimde yolları kurar ve yansıtır.                                                               

    Ayrıca, yaz akademisi, bazı kişilere, temel bir metni yorumlamada verilen otoritenin sosyal ve kurumsal çerçevesi ile de ilgilenecektir.

  Kolektif kimliklerin telaffuz edilmesinde hermenötik paradigmaların önemi, Rabbinic Yahudilik ve Hıristiyanlık örneğinde olduğu gibi, farklı kutsal yazı toplulukların, aynı metin üzerinde hak iddia etmeleri durumlarında özellikle bariz hale gelmektedir.

   İslam da kendini Musa’nın vahiylerinin meşru devamı olarak görmekte, dolayısıyla İncil geleneğinin düzgün anlaşılmasında diğer iki dinle doğrudan rekabete katılmaktadır. Bu çelişen iddialara, İncil ve Kuran eleştirel açıklamaları alanında sahip çıkılmış ve üzerlerinde hak iddia edilmiştir.

  Kuran’la başlayan İslami söylem İncil geleneğinin bir yeniden okuması (relecture) olarak algılanabilmesinin yanı sıra, Yahudi ve Hristiyan İncil okumasının oturtmuş yolları, Yahudilikteki Karaim hizbinin de gösterdiği gibi, İslamın ortaya çıkışı ile önemli derecede etkilenmiş ve değişikliğe uğramıştır.

   Bu nedenle, Yaz Akademisi’nde bu üç gelenek arasında hermenötik yaklaşımların hareketliliğinin izini bulmaya çalışılacaktır. Yaz Akademisi, Dr Almut Bruckstein ve Dr Navid Kermani tarafından yönetilen, Fritz Thyssen Vakfı tarafından desteklenen, “Kültürel Eleştiri olarak Yahudi ve İslam Hermenötikleri” projesinin çerçevesi altında yapılacaktır. Bu proje, dini eleştirel açıklamaların geleneksel şekillerinin eleştirel bir yeniden incelemesini yapmak amacıyla, Yahudilik, İslamiyet ve şarki Hristiyanlık gelenekleri araştıran akademisyenleri bir araya getirmektedir.

BAŞVURU KOŞULLARI

 Katılımcılara, yol ve konaklama giderlerini karşılayan birer burs verilecektir. Program, Judaic, Patristic ve İslam araştırmalarının yanısıra dinbilimi, felsefe ve din konularında çalışma yapan doktora öğrencilerine ve doktora sonrası araştırmacılara hitap etmektedir. Araştırmacının alanı, çok net bir biçimde yaz akademisinin teması ile ilişkili olmalıdır.

   Çalışma dili İngilizce’dir. Başvuru, araştırmacının özgeçmişini, halen üzerinde çalıştığı projenin 5 sayfalık bir taslağını ve özetini, ve referansta bulunan 2 öğretim üyesinin adlarını içermelidir. İngilizce yapılması gereken başvurular en geç 30 Nisan tarihine şu adrese ulaştırılmalıdır:

Working Group Modernity and Islam, Wissenschaftskolleg zu Berlin, z.Hd. Georges Khalil, Wallotstraße 19, 14193 Berlin, Germany, Faks: +49 - 30 - 89 00 12 00, E-posta: Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 Yaz Akademisinin fonlaması için, Volkswagen Vakfı’na başvuruda bulunulmuştur. Modernite ve İslam Çalışma Grubu hakkında ayrıntılı bilgi için, lütfen http://www.wiko-berlin.de/kolleg/projekte/AKMI?hpl=2-adresini-ziyaret-ediniz.                                                                              .                            (Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 133)

 

 Dr. Necip Hablemitoğlu, Volkswagen Vakfı hakkında şu bilgileri veriyor   du, raporunda. Hatırlayalım tekrardan:

“ Türkiye’deki Alman kökenli etnik bölücülüğün en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul edilen Orient (Doğu) Enstitüsü, 1961’de Beyrut’da kurulmuştur. Enstitü’nün tüm masrafları Federal Hükûmet (Eğitim ve Araştırma Bakanlığı) tarafından finanse edilmektedir. Almanya’nın Türkiye dahil Orta Doğu’da gözü-kulağı olan ve BND’nin kadrolu elemanlarına “bilim adamı” kamuflajı sağlayan:.........

 Alman Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ebenhaussen Bilim ve Politika Vakfı’nın yanı sıra, Volkswagen Vakfı, Fritz-Thyssen Vakfı gibi BND ile koordineli ilgili Alman Vakıfları, söz konusu Enstitüye ek kaynak oluşturmaktadırlar.  ............  ..

Kategori:

Türkiye’de Cumhuriyet karşıtı tüm bölücü unsurların “entellektüel” düzeydeki yazar, sanatçı ve gazetecileri, Enstitü’nün İstanbul Şubesi tarafından desteklenmekte, sevk ve idare edilmektedir.

   Enstitü, ayrıca,Tarih Vakfı’na amaçları doğrultusunda proje desteği-de-sunmaktadır.“                                                                                     

( Alman Vakıfları Raporu 4 –Dr. Necip Hablemitoğlu)

  Hablemitoğlu’nun bu açıklamalarının ışığı altında, Almanya’da yapılacak olan bu yaz akademisinin faaliyetlerini , sadece ilmî olarak görmek mümkün değildir. Yol ve konaklama giderlerinin karşılanması da, katılımcıların iştihasını kabartacak bir madde olarak göz önüne alınmalıdır. Katılımcıların doktora öğrencileri ve doktora sonrası araştırma yapanlar arasından seçilmesi, gelecek dönemler için Türkiye’ye yön verecek, İslâmi nitelikli bir bilim adamını yanlarına alma ve İslâmiyete yön verecek formların tespiti çalışması olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Tarih Vakfının aylık haber bülteninde yayınlanan duyuruların ağırlıklı noktası, ABD’nin ağırlıklı olarak Avrasya üzerinde ki çalıştığını, İslâm dünyasını va Asya’yı  tamamıyla kontrol altına almaya uğraştığını bunun içinde, bahsi geçen coğrafyaların kendi akademisyenlerini kullanmak istediği göze çarpmaktadır.

  Netice olarak şuna varılmaktadır. Uluslar arası denilen toplantı ve sempozyumlarda, yurt dışında yapılan eğitimlerin , Türkiye Cumhuriyetine olumlu bir katkısının bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. Yurt dışına eğitime gitmenin önünün kapatılması için de, ayni nitelikli eğitim kurumlarının Türkiye’de yaygınlaştırılması, hem beyin göçüne hem de ekonomik kayıplara, hem de bilim adamlarına atılacak emperyalist çengellere engel  teşkil edecektir.

  Türkiye’de faaliyet gösteren  KÜRESELLEŞMECİ bazı Sivil Toplum Kuruluşları ile ilgili çarpıcı bir örnek:

“Küreselleşmeci Sivil Toplum kuruluşlarının Amerika ilişkilerine açıklık

getirmek için, NDI Millî Demokrasi Entisüsü’nün Türkiye’de ve Türk

Cumhuriyetlerinde örgütlenmesini yürüten eski CIA elemanlarından emekli Büyükelçi Charles Nelson Ledsky’in Cumhuriyet gazetesinde 9 Nisan 2000’deki Pazar Konuğu köşesindeki şu sözlerini hatırlatmak yeterlidir-sanırım:

”Farklı zamanlarda farklı projelerle ilgili çeşitli kuruluşlarla

çalışıyoruz. istanbul’da TESEV, TÜSES, TUSİAD, Ankara’da Ka-Der, Türk Parlâmenterler Birliği, TESAV, Türk Demokrasi Vakfı, (...) bazı meclis komisyonlarıyla faaliyetlerimiz oldu, özellikle Anayasa Komisyonuyla ciddî temaslarımız oldu. İlki Muğla’da MUMİKOM adıyla başlayan Parlâmento İzleme Komiteleriyle çalıştık.”                                                                                          .    (Turgay Tüfekçioğlu, www.hakimiyetimilliye.org’ta yazıyor

      Arslan Bulut - Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir , 29 Haziran 2003)

Kurtuluş Cephesi’nin bu konuda yazdıkları ise hayli manidar:

“Artık, Tarih Vakfı, Amerikan emperyalizminin globalizm propagandasının bir aracı olmak yanında, doğrudan bir kurumu haline gelmiştir   Ve onun ”kurucu” ya da ”üyeleri” olanlar, ne denli ”namuslu”, ”demokrat”, ”ilerici” ya da ”solcu” olduklarını söylerlerse söylesinler, bunun sorumluluğunu taşımak durumundadırlar. Hiçbir gerekçe, onları bu sorumluluktan kurtaramayacaktır.”

 (KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000-Sayı:58 )

 

 

GENÇLER AİLE  TARİHİ  YAZIYOR

   Tarih Vakfının , liseli gençler için açtığı yeni bir yarışmaya şahit oluyoruz. Bağlantılarının ne kadar güçlü olduğunu, “ Cumhuriyetin 75. yıl kutlamaları” çerçevesinde yapılan  yarışmada görmüştük.Yarışmanın finansmanını Milli Piyango idaresi karşılamış, Millî Eğitim Bakanlığı vasıtası ile, bütün yurda duyurulmuştu. Ödül töreni ise, Tarih Vakfı Genel Sekreteri( Şimdi Başkan) Orhan Silier’in dediği gibi;

“En iyilere ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayında verildi.” Denmişti. Bu duyurudan hem onore edilmeyi hem de “Güçlüyüz. Bizimle Uğraşmayın” mesajını alıyoruz.                                                                                    “ Lise Öğrencileri İçin Aile Tarihi Yazma Yarışması”  nın duyurusunun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapıldığını görüyoruz. Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün ,B.08.0.ogm.0.09.01.06 sayı 07.03.2003 tarihli yazısı , bütün illerle birlikte Aydın’a da gönderilmiştir.            

“................................VALİLİĞİNE                                                                                                    .                           (Millî Eğitim Müdürlüğüne)

   Lise Öğrencileri için Aile Tarihi Yazma Yarışması”na ait afiş örneği ekte gönderilmiştir.Yarışma ile ilgili koşullar ve detaylı bilgiler www.bilgi.edu.tr veya www.tarihvakfi.org.tr adresinden öğrenile bilecektir.

  Söz konusu yarışma ile ilgili ekte gönderilen afiş örneğinin iliniz dahilindeki ortaöğretim kurumlarına asılması ve öğrencilere duyurulması uygun görülmüştür.

   Bilgi ve gereğini rica ederim.                                                                 

 İ.Barboros       Bakan a. Müsteşar Adına    Eki: 1 Afiş Örneği

NOT: Yarışma Birincisi 2003-2004 ders yılında üniversite giriş sınavında, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’ne girmeye hak kazanırsa, kendisine İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından öğrenim süresi boyunca karşılıksız-burs-verilecektir.“                                                                        (Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illerde Milli Eğitim Müdürlüğüne . oradan da yaygın ve örgün eğitimlere yollanan evrak)

 Yarışma kendi ailesi yada bir başka ailenin geçmişi ile ilgili bilgi, belge ve tanıklardan oluşacak , 5 Mayıs 2003 tarihinde sona erecek.Birinciye 250 milyon, İkinciye yüzelli milyon, üçüncüye ise 100 milyon para ödülünün yanında, kitaplar verileceğini öğreniyoruz.

  Sitede aile tarihinin nasıl yazılacağı  hakkında bilgi verilmiş:                                     “Bir aile ağacı oluşturmaya ve mümkün olan en eski zamana kadar gitmeye çalışırız. Eriştiğimiz bilgileri aileye ait kayıtlarla ya da başka belgelerle karşılaştırır, bu bilgileri desteklemeyi ve kesinleştirmeyi amaçlarız. Ailenin belleği üzerinden bir tarih yazmaya girişiriz. “                    .                                                                       (Tarih Vakfı Sitesi)

 Aile tarihini yazmada ki amacı ise şöyle açıklamışlar:                                      

“Örneğin, İstanbul’da doğmuş ve ailesinin büyük bölümünün de burada yaşadığı bir kişinin kökenlerinin coğrafi anlamda uzaklarda olması mümkündür ....................................................

  Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki savaşlar sırasında yaşanan göç sebebiyle bugün yaşadığınız şehire yerleşmiş olan bir aileden geliyor olabilirsiniz.

. Dahası, kendi özelinizden yola çıkarak tarih yazmanın mümkün olduğunu görecek ve umuyoruz ki bunun tadına varacaksınız ..........”    .                      .                                                                    (Tarih Vakfı Sitesi)

   Tarih Vakfı, Türk insanının aile kayıtlarını, geçmişini öğrenip ne yapacak?  Bir ara, Dr. Babuna olayı ile kan örnekleri ABD’ye götürülmüştü.  Bu yarışma ile amaçlanan sadece, kişilerin kendi aile tarihlerini öğrenmesi midir?  Tarih Vakfı, Türk insanının aile tarihini öğrenip ne yapacak? Amaç sadece, liseli gencin aile tarihini yazmayı öğrenmesi ile sınırlı olabilir mi?

 Bu yarışmaya hazırlanmak için, yol gösterici olarak Tarih Vakfına ait kitapların alınıp, incelenmesini istiyorlar. Bu kitaplar sitede şöyle duyurulmuş:

• Cumhuriyetin Aile Albümleri Yay.- Oya Baydar- Feride Çiçekoğlu Tarih Vakfı yayınları 1998

• Yanıbaşımızdaki Tarih  ,David E. Kyvig, Myron A. Marty, , Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2000

• Kutuz Hoca’nın Hatıraları: Cumhuriyet Devrinde Bir Köy Hocası, haz. İsmail Kara, Dergah Yayınları, Anadolu Kitaplığı, 2000.

• İstanbul’da Hatırlamak ve Unutmak: Birey, Bellek ve Aidiyet,Leyla Neyzi,, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, .1999

• Stephen Caunce, Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi, Stephen Caunce Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001.

• Sözlü Tarih Kılavuzu, Tarih Vakfı Yayınları, 1993.

• Geçmişin Sesi, Paul Thompson, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999.

• Yerel Tarihçilik, Kent, Sivil Girişim: Yerel Tarih Grupları Deneyimi, der. Funda Çelebi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001. (içinde bkz. Ayşe Durakbaşa, “Tarih Yazımının Yeni Olanakları, Aile Tarihi ve Yerel Tarih”.)

   Şimdi bu kitapların bazılarını biraz açarak, yarışmada ne tür bir yol gösterici olacağını öğrenelim:

  Cumhuriyetin Aile Albümleri, adlı kitabın yazarı özelleştirmeden tanıdığımız Yiğit Gülöksüz, ayrıca Tarih Vakfı yönetiminde. Kitabın fiyatı 22 Milyon lira. Altına eklemişler, Tarih Dostu olursanız  13 milyon 200 bin lira.

   Osmanlı coğrafyasından Türkiye Cumhuriyetine 17 ailenin anlatıldığı  bu kitapta ki aile yapılarını, yazarın kaleminden çözelim:                                                 “. Farklı yöreler, farklı sınıflar, farklı meslekler, farklı inançlar, farklı diller... Farklılıklara rağmen, benzer sevinçler, benzer kederler. İster vaftiz edilmiş olsun, ister sünnet; bebekler ve bebeklerle gülen yüzler....”   

(Tarih  Vakfı Sitesi-Cumhuriyetin Aile Albümleri-Yiğit Gülöksüz)

    Tarih dostu kavramı daha önce açıklanmıştı. Tekrar hatırlatalım. Tarih Vakfı  yeni medeni kanuna göre, (vakıflara yeni üye alımının olamaması) 2002 ocağından itibaren yeni üye alamıyor. Bu sebepten, 2001 eylülünden itibaren, “ Tarih Dostu” diye yeni bir yapılanma ile, taze kan ihtiyacını görüyor.

    Bir diğer kitap, “ İstanbul’da hatırlamak ve Unutmak”  Yazarı Tarih Vakfı üyesi, Leyla Neyzi. Kitabın fiyatı, 14 milyon 500 bin lira.Tarih Dostu olursanız, 8 milyon 700 bin lira.  Leyla Neyzi’ye ait bu kitabı biraz tanıyalım:                                                                                                                     “ ... İstanbul değişiyor, hem değiştiriyor. Ve bu değişim içinde hatırlamak ve unutmak kavramları; bireyin bellek ve aidiyet sorunları çok farklı anlamlar yüklenebiliyor. Leyla Neyzi'nin, 1995-1999 yılları arasında İstanbul'da farklı kuşak ve çevrelerden kişilerle yaptığı sözlü tarih görüşmelerinden oluşan bu kitap, bireyin zaman ve mekanı arasındaki sınırları belirsiz alanda, biyografiyle tarihin buluşma noktalarında benliğin izini sürüyor.” (İstanbul’da hatırlamak ve unutmak- Leyla Neyzi)

  Tarih Vakfının 1998 yılında düzenlediği, liseli gençlerin yerel tarih yarışmasında  6 sayı Yerel Tarih Dergisi çıkardığını biliyoruz. Bu yarışmada ise kaynak olarak bastıkları kitaplar örnek olarak verildiğini görüyoruz.

  Yarışmada kullanılacak bir diğer kitap, Stephen Caunce’ye ait “ Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi” 10 milyon 500 bin liralık kitap, tarih dostlarına 6 milyon 300 bin lira.

Adından da anlaşılacağı üzere, yerel bir tarihçinin araştırmalarını yaparken takip edeceği metotları anlatıyor. :

“Özellikle yerel tarihle sıkı bağlar taşıyan sözlü tarih hem konu hem de yöntem itibariyle geleneksel tarihten farklıdır. Bir tür alternatif tarihtir. Yazılı belgelerde göremeyeceğimiz ayrıntıları, arşivlere girmeyen yaşam parçalarını bulabileceğimiz eşsiz bir kaynaktır. Elinizde tuttuğunuz kitap bir sözlü tarih kılavuzu. Ama aynı zamanda sözlü tarihi öğrenmek, sözlü tarih yapmak isteyenler için yararlı bir giriş kitabı....

   Toplumların "güçsüz"lerine ses veriyor. Geleneksel tarihin, ayrıntılarına inmediği yerellikleri bulup çıkarıyor.” (Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi- Stephen Caunce)

  Gördüğümüz kadarıyla Tarih Vakfı ve benzeri vakıflar , bir taşla birden fazla kuş vuruyorlar. Yaptıkları etkinliklerle hem devletin kurumları ile içli dışlı olarak devleti sevk ve idare etme mekanizmasının taban kısmı ikna ediliyor, ayrıca vakıflara Türk vatandaşından para aktarılarak arada bir bağ kuruluyor:

“Tarih Vakfı’na Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Bağış yaparak, Tarih Kütüphanesi satın alarak, dergilerimize reklam desteği sağlayarak, Tarih Dostu kulübüne katılarak ve/veya süreli yayınlarımıza topluca abone olarak Tarih Vakfı gibi önemli bir kuruma destek sağlayabilirsiniz............

 Tarih Vakfı’na yapılan tüm bağışlar, vergi muafiyetine sahip olması dolayısıyla, vergi matrahından düşülebilmektedir. Desteğinizi alabilmeyi arzu ediyoruz.....................Tarih Vakfı’nın 300'e yakın kitabının özel bir indirimle alınması Vakfa önemli bir katkı sağlamaktadır. Kütüphanenin gerçek değeri satış fiyatının çok üzerindedir............

 Tarih Vakfı’nın aylık olarak yayımladığı Toplumsal Tarih dergisi ve üç ayda bir okurları ile buluşan İstanbul dergisi önemli birer reklam mecrasıdır. Geniş kitlelere tarihi sevdirmek amacıyla yayımlanan 8 bin tirajlı Toplumsal Tarih dergisinin okur profilini; akademisyenler, tarih bölümü öğrencileri, öğretmenler, sanat tarihçiler, yazarlar, gazeteciler, yayıncılar, koleksiyonerler ve tarihe popüler düzeyde ilgi duyan kişiler oluşturuyor.)                                                      (Tarih Vakfı Sitesi)

  Tarih Vakfının üyelerinin “ Tarihi Tersten Okumaya” ve “ alternatif Tarih” üretmeye çok meraklı olduklarını biliyoruz. Yani, var olan tarihi emperyalizmin işine yarayacak şekilde, ters yüz etmek diyebiliriz buna. Türk Milletine ait bir fert, kısacası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı “ alternatif tarihi” ne yapacak? Kendi tarihinin alt üst olmasının ona ve milletine getirisi ne olacaktır?

   Tarih Vakfı üyelerinin bazı konularda beni uyandırdığını söyleyebilirim. Ne diyorlar “. Geleneksel tarihin, ayrıntılarına inmediği yerellikleri bulup..”  Evet, aslında bu yerellikler eksik anlatılıyor, örneğin “ İnkılap Tarihi Kitaplarında”   Nasıl mı?

   Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesinin , Türkiye’deki Rum, Ermeni ve Yahudileri harekete geçirdiğini biliyoruz. Nasıl harekete geçmişler, yüzyıllardır Türk idaresinde dinî, ekonomik ve kültürel bakımdan çok rahat yaşayan azınlıklar İtilaf devletleri ile iş birliğine nasıl girmişler?                                                                                                             .   Biliyoruz ki devletin elinde bu belge ve bilgiler var. Eski düşmanlıkları hortlatmak adına değil fakat, geçmişi iyi değerlendirmek için bu yapılmak zorundadır. İstiklal Savaşı sırasında bütün yaşananlar net ve açık olarak, Türk Milletine anlatılacağı ders kitapları, kısacası İnkılap Tarihi , yakın Türk Tarihi kitapları hazırlanmalıdır. Örneğin konuları; Türk Devletinin başka devletlerle imzaladığı antlaşmalar, bu antlaşmaları imzalayan devlet adamları, Kopenhag Kriterleri ile Türk Devletinden istenenler(Yakın Tarih yok deniyor ), Ortak Pazara girilmesi ile Türk ekonomisinin uğradığı zararlar, ABD’nin ve İngiltere’nin Birleşmiş Milletleri bitiren Irak Saldırısı....vb. gibi konular yakın Türk Tarihinde yer alması gereken konulardır. Türk Milletinin hafızasının arada sırada, yenilenmesinde büyük fayda vardır.

  Türk Milleti yakın ve orta ölçek geçmişi konusunda, bilgi sahibi değildir.Eğer olsaydı, ÇEKÜL, Kordon Derneği gibi  STK ı çıkıp, “İzmir katliamının plan ve programının yapıldığı, Aya Vukla kilisesinin, tekrar yaşatılması için “ başvuruda bulunabilirler miydi? Buna cesaret edebilirler miydi?

   İnkılap Tarihi kitaplarında toplam bir sayfada  anlatılan zararlı cemiyetler için, daha çok yer ayrılmalıdır. Ne yapmış zararlı cemiyetler?

“ Yurdumuzda güvenliği bozmak ve İtilaf devletlerinin yurdumuzu işgallerine uygun zemini hazırlamaktır.Rum ve Ermeni patrikhaneleri, bu hareketlerin idare edildiği merkezlerdi.”

   Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetlerin dışında, işgalci devletlerin destekleri ile Türkler tarafından kurulan, millî çıkarlarımıza aykırı hareket eden cemiyetler olduğunu öğreniyoruz.

   Kısacası azınlıkların kurduğu ve işgalcilerin kurdurduğu, zararlı cemiyetler, adeta geçiştirilerek anlatılmış. Yerel bilgilere yer verilmemiş.Bu cemiyetlerin zaman zaman nasıl birbirinin içine geçtiği ve ne gibi faaliyetleri olduğu, hangi devletlerce niçin desteklendiği konusunda, üniversitelerimizde tez konusu olmalı, iyice kavramaları açısından önem taşımaktadır.

   Geçmiş tam bilinmediği için, hataların sürekli tekrarlandığını görüyoruz. Geçmişte yapılan düşmanlıklar, hatalar ve cereyan eden güzel olaylar, toplumun hafızasına nakşedilmezse ne olur?

   Millî menfaatin korunacağı yerde, gerekli olan toplumsal refleks ortaya çıkmaz. Millî refleksin zaafa uğraması beraberinde bir çok olumsuzluğu getirir. Ülkenin bağımsızlığı dahil bir çok kişisel ve milli hassasiyet yok olur. Bunun gibi bir dizi olumsuzlukla karşılaşmamak için, tarihte bazı ayrıntılara girilmesinde fayda olduğu inancını taşıyorum.

    “Liseler arası Aile Tarihi Yarışmasında” kaynak kitap olarak verilen kitapları incelemeye devam ediyoruz. Sırada; İngiliz Paul Thompson’un , “Geçmişin Sesi” adlı kitap var. Fiyatı 10 milyon olan kitap, Tarih Dostları için 6 Milyona indiğini görüyoruz.Kendi anlatımlarıyla kısaca değinelim;

“Sözlü tarih insanlar etrafında kurulmuş bir tarih türüdür. Hayatı tarihin içine sokar ..................................... Sözlü tarih, tarihin kabul edilmiş mitlerini ve baskın yargılarını yeniden değerlendirme, tarihin toplumsal anlamını kökten dönüştürme aracıdır. İnsanlara tarihlerini kendi sözleriyle geri verir. Onlara geçmişi verirken, geleceği kurmak için de yol gösterir.............................................. Bu klasik çalışmasında Paul Thompson, tarih yazımının efsanelerine meydan okuyor.”                            (Geçmişin Sesi-Paul Thompson)

  Paul Thompson, acaba klasik  İngiliz gelenekçiliğinin o ağdalı  tarih yazımına da meydan okuyor mu? Yoksa Türk Milletinin, dost ve kardeşçe yaşadığı bazı unsurların devlete meydan okuması için mi kitabı Türkçe’ye çevrilmiş?  Paul Thompson’un kitabı, İrlanda ve İskoçya’da da okunuyor mu? İngilizler onların da sözlü tarih incelemeleri yapmasını, yerel tarih denemelerinde bulunmalarına ön ayak oluyorlar mı?

    İnkılap Tarihi kitaplarında kısaca geçiştirilmiş diye yakındığım, zararlı cemiyetler konusuna tekrar bir dönelim. Mondros Mütarekesinin ardından, İngiliz kaynaklı neler olmuş? İnceleyelim kısaca:

• Kürt Teali Cemiyeti: İngilizler tarafından desteklenen bu cemiyet, 1919 da İstanbul’da kuruldu. Cemiyetin amacı, bazı doğu illerinde bir yabancı devlet himayesinde! Kürt Devleti kurmaktı. İngiliz çıkarlarını gerçekleştirmek için Türk-Kürt ayırımı yapan bu cemiyet, bazı yerlerde isyanlar çıkarttıysa da başarılı olamadı.

• Teali İslam Cemiyeti: Anadolu’da ki Millî mücadele hareketine cephe almıştı. Yunanlılar ve İngilizler dahil olmak üzere, işgal kuvvetleri ile yakın ilişkiler içindeydi.

• İngiliz Muhipler Cemiyeti: Bu cemiyet 1919’da İstanbul’da kuruldu.Cemiyetin esas hedefi, Osmanlı Devleti’ni İngiliz himayesine sokmaktı.

  Azınlıklar ve Türkler tarafından kurulan bu zararlı cemiyetlerin birleştikleri ortak fikir: “ Osmanlı Devleti artık bağımsız yaşayamaz. Bir devletin himayesine girmelidir. Millî Mücadele deliliktir, maceradır” şeklindeydi.                                                                                (Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Kitabı- N.Ergezer-C.Kayıcıoğlu.)

    Bu konuda son olarak, Funda Çelebi’nin, “ Yerel Tarihçilik, Kent, Sivil Girişim” kitabına bakacağız. 8 milyon olan kitap, Tarih Dostlarına 4 Milyon 800 bin liraya satılacak. Kısaca şöyle tanıtılıyor kitap:

“ Amacımız, yerel tarihle ilgili farklı alanlarda çalışma yürüten öğretim görevlilerinin, araştırmacıların, gazetecilerin, edebiyatçıların, tarih öğretmenlerinin, sivil girişimlerin bir araya gelerek, Türkiye'de yerel tarihçiliği ve yerel tarih grupları projesini değerlendirebilmesinin, tartışabilmesinin ilk adımını atabilmek, aynı alanda çalışan farklı kesimlerin etkileşim içinde olabilmesine ortam hazırlayabilmekti.........

   Bu anlamlı buluşmayı mümkün olduğunca geniş bir kesimle paylaşmak amacıyla hazırladığımız bu kitap, aynı zamanda yeni yerel tarih gruplarının aramıza katılması için davettir.”(Funda Çelebi- Yerel Tarihçilik,Kent,Sivil Girişim)

  Funda Çelebi’nin Yerel Tarih Grupları Projesi Koordinasyon bölümünde çalıştığını biliyoruz. “ Yerel Tarih Grubu Oluşumu İçin Kılavuz”’u hazırlamıştı. Neler vardı bu kılavuzda bir bakalım:                                              “Bu kılavuz, Tarih Vakfı tarafından Rockefeller Vakfı'nın desteğiyle yürütülen Yerel Tarih Grupları Projesi kapsamında yayımlandı................

......... Verimli, öğretici, coşkulu bir ilişkinin geliştirilmesine yönelik katkıları nedeniyle tüm yerel tarih gruplarına, proje danışmanlarımıza ve 1999-2002 yılları arasında projeye mali destek veren Rockefeller Vakfı'na teşekkür ediyor, yeni grupların katılımıyla çalışmalarımızın giderek daha geniş bir zeminde yaygınlaşmasını diliyoruz.

 

................................. Belli bir kentteki valinin, kaymakamın, belediye başkanının, rektörün, kültür müdürünün, müze müdürünün kim olduğu, ne tür bir tavır içinde olduğu bir kentten diğerine problemin çözümünde çok büyük farklılıklara yol açabiliyor. Bu ilişkiler alanında -yapılan işin yurttaş duyarlılığı ve bu duyarlılık çevresinde tarihe sahip çıkma üretimi olduğunu unutmaksızın- resmi görevlilerle işbirliği olanaklarını kapatmayan, ama onların hiyerarşik yaklaşımlarının içine de hapsolmayan, özerk, yerel ve yurttaş çalışması temelinde kurulmuş bir ortaklık büyük önem taşıyor ........ ........ .......... .............. ..............................

   AB-Türkiye ilişkilerinin gelişmesi Türkiye'nin kültür mirasının uluslararası boyutlarının, özellikle Avrupa kültürünün oluşumundaki önemli rolünün öne çıkmasını beraberinde getirecektir. Böylece yerel tarih çalışmaları aynı zamanda Avrupa kültürünün bir bölümünün yerel düzeyde araştırılması ve korunması niteliğine de sahip olacaktır.(O.Silier).......................................................”                                                                   (Yerel Tarih Grubu Oluşumu İçin Kılavuz-Funda Çelebi- Tarih Vakfı Sitesi)

   Funda Çelebi’nin bu kılavuzunun sonunda, YTG araştırması yapacaklar için şu kitaplar kaynak kitap olarak öngörülüyordu.                                                      

Yanıbaşımızdaki Tarih - David E. Kyving - Myran A. Marty

Tarihin Peşinde - John Tosh

Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir? - Suraiya Faroqhi

Geçmişin Sesi - Paul Thompson

Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi - Stephen Caunce

İstanbul'da Hatırlamak ve Unutmak - Leyla Neyzi

Kent Araştırmaları Bibliyografyası - Yerel Tarih Grupları-Bir Sivil Çaba Örneği(16-17 Kasım 2001 "Yerel Tarih Konferansı" Sunumları)

Geçmişin İzleri: Yanıbaşımızdaki Tarih İçin Bir Kılavuz - Esra Danacıoğlu                             (Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası)

  YTG yaptığı çalışmalar ve vardığı neticeler ortada iken şimdi bu kitaplarla gençlerin, aile tarihi hakkında araştırma yapmaları isteniyor.” Aile Tarihi Yazma Yarışması”nda kaynak eser olarak kullanılacak  7 eserden sadece 4 tanesinin toplam fiyatı, eğer Tarih Dostu değilseniz 57 milyon-500-bin-lira..                                                                                            

   Bu konuda ciddi  bir araştırma yapmak için, bu kitaplardan alacak gençler, Tarih Vakfına ne kadar katkıda bulunmuş olacak acaba?  Bu da, yarışmanın ekonomik boyutu. Fakat , Tarih Vakfı gibi büyük bağlantılara sahip bir vakfın bu tür bir ekonomik boyutla ilgilendiğini sanmıyorum. Yarışmaya katılacak gençlere, onları destekleyecek öğretmenlere kısacası Türk insanının eline geçecek bu tür kitaplar bir çoğunun beyninde sadece infial uyandıracaktır. Bu projelerle, Tarih Vakfı Türk insanı ile tanıştırılmakta, Milli Eğitim Bakanlığının referansı sebebiylede ,”makbul” kabul edilmektedir.

    Kendini saygın bir kuruluş , önemli kişilerin rağbet ettiği bir vakıf, yabancı vakıflarca da desteklenen önemli bir merkez konumunda gösteren Tarih Vakfının faaliyetleri de anlaşılamayacak, dahası meşru görülecektir.

  Tarih Vakfının yarışması, vakfın açtığı diğer yarışmaların benzeri şekilde cereyan ettiği neticelerden anlaşılıyor. Yine  azınlık konusu ve yine bu konularda ki araştırmalar...Yine  azınlıkları ön plana çıkaran eserlere ön sıralarda yer verme.. Ve bunu da Türkiye’de eskiye göre rahatlamanın olduğunun göstergesi sayılması.. Türk toplumu kadar hoş görülü, ırk ayrımı yapmayan, saygılı bir millet var mıdır? Dünyada hangi millet sürekli altını oyan başka milletlere hoş görülü davranır? Var mıdır bunun örneği?

  Türkiye üzerinde oynanan oyunlara son örneği Ürgüp- Kayakapı’dan vermek istiyorum.Bu oyunların, Türk insanına çağdaş proje paketleri! içinde sunulması , görüş alanını köreltiyor, algılamayı zorlaştırıyor ne yazık ki.

   Ürgüp- Kayakapı Mahallesinde yapılanları da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. İşin içinde UNESCO, Tarih Vakfı, Çekül, Tarihi Kentler Birliği, Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos,...vb..var. Her biri üzerine düşeni büyük bir ustalıkla yapıyor. “Anadolu’dan Türk Mührünü” silmek için,  “Dünya Kültür Miras Listesi”-”Kültür Turizmi”-“Turizme Kazandırma”- “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma”- “SİT Alanı”- “Yeni bir Çağa Doğru”-.............gibi kelimelerle, kafalar bulandırılıyor önce. Sonra her dernek, kuruluş, basın organı  yada vakıf  ,hedefteki işin bir ucundan tutuyor ki hedefe bir an önce varılabilsin.

   Neler yapıldığına şöyle bir bakalım. Tarih Vakfı, “Liseler Arası Aile Tarihi Yazma” yarışması açmış ve sonuçlanmıştı. Neticenin şöyle duyurulduğunu görüyoruz:

“Tarih Vakfı’nın Bilgi Üniversitesi ile birlikte düzenlediği “Liselerarası Aile Tarihi Yazma Yarışması” sonuçlandı. Jüri üyelerinin Prof. Dr. Mete Tunçay, Christoph Neumann ve Hülya Bağcı’dan oluşan yarışmaya, Türkiye çapında 122 kişi başvurdu...........................

  Mete Tunçay “ Katılımcılar arasında Musevi, Süryani ve Ermeni öğrencilerin de olması, ülkemizin eskiye göre rahatladığının bir göstergesi. Bu benim hoşuma gidiyor. Eskiden azınlıklar kendilerini ön plana çıkarmaktan kaçınırdı, şimdi aralarında ailemde dönmeler var diye yazanlar bile var” dedi ve katılımdan memnun olduğunu belirtti.

..................

Yarışmada ilk üçe giren öğrencilerin ortak özelliği, bu projeden önce hiçbirinin tarihe pek ilgi duymaması. Ancak yarışmadan sonra bu durum değişti. Hem kendilerini tanımalarının hem de tarih alanında araştırma yapmanın tadına varınca, tarih bilimine ilgileri arttı.

 

Atatürk’ün şoförlüğünü yapmış, onunla röportaj yaptım, dergi ve belgelerden yararlandım. Onunla birlikte yaşadığı Kayakapı’yı dolaşıp fotoğraflar çektim. Bu yarışma vesilesiyle ailemi daha iyi tanıdım. Geçmişini bilmeden insanın geleceğine karar vermesi zor ama tarihe özel bir merakım yok” dedi. “  

(Tarih Vakfı Sitesi- 15.07.2003)

Tarih Vakfı’nın açtığı yarışmada birinci olan eserin, “Kayakapı” konusunu işlemesi, tabi ki tesadüf değil.

  Tarihi Kentler Birliğine ait  haber bülteninde, kültürel mirası koruyan belediyeler arasında , Ürgüp gösteriliyor ve projesi hakkında şu bilgi veriliyor:“Ürgüp

Proje konusu: Kayakapı Projesi

Ürgüp Belediyesi çeşitli sponsorların da desteğiyle ve yap-işlet-devret modelini uygulayarak kentin 1969 yılında afet bölgesi ilan edildiği için terkedilmiş sürecini yaşayan ve bakımsız kalan tarihi Kayakapı Mahallesi’nin, mimari ve peyzaj öğelerini koruyup, yeniden canlandırmak üzere kente kazandıracak bir proje başlatmıştır.”

            (Çekül-Tarihi Kentler Birliği Haber Bülteni-19.12.2002)

   Ürgüp- Kayakapı’ya büyük ilgisi olanlardan birisi de , Rum  Patriği Bartholomeos. Bu konuyla ilgili habere bir göz atalım:

“Kültür Bakanlığı'ndan özel izinle restorasyonu gerçekleştirilen Sarıca Kilise'yi, her yıl 27 Mayıs'ta Aziz Yuhannes için düzenlenen ayine katılmak üzere Ürgüp'e gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos da ziyaret etti.......” (30 Mayıs 2002- Hürriyet)

  Ürgüp Kayakapı’ya ilgi çekebilmek için her türlü çalışmanın sergilendiğini de görüyoruz. Birisi de ;

“................ çevirdiği Asmalı Konak ile bir anda güncelleşen Ürgüp’te bir başka konak, Sinanos Gül Konakları’nda....................

(S.Yılmaz- 30.5.2002-Milliyet)

   Ürgüp Kayakapı Mahallesinde ki gelişmeleri, Türkiye’nin değişik yerlerinde ki faaliyetlerden ayrı görülmesine imkan yoktur. Bütün çalışmalar bir bütünün parçaları olarak ele alınmalı ve her birinde ki çalışmanın amacı görülmelidir. Kayakapı Mahallesi ile ne için ilgileniliyor, ulaşılmak istenen hedef nedir? Sorularının cevabını aşağıda ki satırlarda bulacaksınız:

-Ortodokslar için çok önemli yeni onarılan Sarıca Kilisesi'ni gezdik.

- Onuncu yüzyıldan kalma binayı özel girişim, Kültür Bakanlığı'nın müsaadesiyle gerçekleştirmiş.

 - Restorasyonun sorumluluğunu bu alanın güvenilir adı Cengiz Kabaoğlu üstlenmiş. (Tarih Vakfı Üyesi)(.... Alpay Kabacalı, Cengiz Kabaoğlu, Dr. Mehmet Kabasakal......)

- Belediye Başkanı Bekir Ödemiş, bu havalide 1000 kilise bulunduğunu, ancak 350'sinin kullanılabilir, onarılabilir olduğunu söyledi

- Taştan oyularak yapılmış kiliselerin dışında Cemil Kilisesi'ne de ........,onarıldığında bütün etkileyiciliğiyle ortaya çıkacak

- Nevşehir ili sınırları içerisinde daha önce bulunmuş mozaik örneği yoktur. Mozaikler Kapadokya bölgesi erken Hıristiyanlık sanatı için önemli bir buluntudur.’

- Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos ile onarılan Ürgüp Sarıca Kilisesi’ni gezdik. Ardından yine Bartholomeos ile Ürgüp Belediyesi’nin bir hafta önce açtığı ihalede, Magic Life International Grubu’nun restorasyonunu ve işletmesini üstlendiği Karakaya Mahallesi’ne........................................

- Kapadokya’daki turizme 1071 yılına kadar burada hakimiyet kuran Bizans kültür varlıklarının damgası vurulmuş. 1071’den 1299’a kadar da bu bölgenin konukları olan Selçuklu Türklerinin Anadolu’daki varlıkları da araya serpiştirilmiş.

- UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınan Kapadokya Bölgesi’nde bir özel sektör firması, kilise onarımına para yatırıyor.

- bölgeye gönül veren Fransız, İngiliz vatandaşlarının bireysel çabaları ile yeniden inşa edilmiş kaya evleri

- 150 hektarlık alana kurulu mahallenin içinde Aziz Yuhannes’in Evi, tek minareli bir cami, konaklar gibi 149 bina ve 51 parsel arsadan oluşan 200 üniteli mahallenin envarteri, Koruma Amaçlı İmar Planı çıkarılacak...

- BİRLEŞMİŞ Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Kültür Mirası içinde tanımlanan Kapadokya'da yer alan Ürgüp'teki tarihi Kayakapı Mahallesi, turizm zinciri Magic Life tarafından restore edilerek turizme kazandırılacak. 160 dönüm arazi üzerine yayılan Kayakapı'da 200'ün üzerinde anıtsal ve sivil bina bulunuyor

- Yunanlılar'ın aziz olarak kabul ettiği eski köle Yuhannes'in evinin de yer aldığı tarihi Kayakapı Mahallesi'nin, 5 yıl sonra etap etap turizmin hizmetine girecek. Kayakapı Projesi kapsamında, mahallenin mimari ve peyzaj öğeleri korunarak onarılacak, eski konut dokusunda turistik konaklama imkanları yaratılacak. Restorasyondan sonra Aziz Yuhannes'in evi de müze haline getirilerek ziyarete açılacak............

- Projenin yüzde 60-70'inin dışardaki finans kurumlarından sağlayacaklarını söyleyen Kınay, turiste Ortaçağ ortamında farklı mekanlarda yemek, sanat, çanak çömlek yapımı, şarap yapımı-tadımı gibi imkanları.............

- Kapadokya'nın turizm açısından çok önemli bir bölge olduğunu belirten Kınay, ‘‘Tarihsel bir kent dokusunu yıkılmaktan kurtararak turizme kazandıracağız’’ dedi

- . Bizanlılar tarafından yapıldığı tahmin edilen kayadan oyma Sarıca Kilise'nin iki yıl süren restorasyon çalışmaları için yaklaşık 100 bin dolar harcandığı belirtildi. Erozyon bölgesinde yer alan kayadan oyma kilise, yağmur nedeniyle her yıl biraz daha eriyerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyordu.

- ...........................................

( Basından seçme-Doğan Hızlan*2002 Hürriyet-S.Yılmaz*2002 Milliyet- 2002 Hürriyet- 2002 Turkey  Travel News...................................................................)

   . “Bizanlılar tarafından yapıldığı tahmin edilen ..” kaynak işte bu.....Tahmin de olsa , yapılan çalışmalarla 1071 den önce ki tarihle birlikte, coğrafya ve kültüre sahip çıkıyorlar.                                             “Anadolu’dan Türk Mührü Siliniyor” adlı incelemeyi bitirmeyi , planlamıyorum. Türkiye’de yapılanlardan , sanırım küçük bir örnek teşkil edecek yazdıklarım. Son noktayı koyma şerefinin, Türk Milletine ait olduğuna inanıyorum.

  İşte bu sebepten dolayıdır ki, “ Anadolu’dan Türk Mührünü Silme “ gayretine girişen emperyalist devletleri ve yerli uzantılarını iyi tanımak ,yüzlerini ortaya çıkarmak gerekmektedir. Yüzlerinin ortaya çıkması yetmekte midir? Hayır. Çünkü bu yapılanların bir kısmı Uluslar arası kimliğin arkasında, bir kısmı AB nin yol haritalarında, kalanı da kozmopolit zihinlerin neticesi olarak karşımıza çıkmaktadır ve çıkacaktır.                 .                                                                                                                                .   Plan ve projelerin çıkış noktası ayni olsa da, onları gerçekleştirme çabasında olanlar şuurlu yada şuursuz Türkiye vatandaşıdır.

  O halde Türk toplumu olarak biz neler yapabiliriz? Bizler  önce derin uykudan uyanacağız. “Sahip çıkmazsak, sahip çıkarlar” mantığını devreye sokacağız ve derin derin düşüneceğiz. Rahmetli  Dr. Necip Hablemitoğlu’nun:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendini savunma mekanizması   artık    felç   olmuş    durumdadır.” Cümlesinin ne manaya geldiğini anlayacağız. Devletimizin son yıllarda, bir çok bağımsız! Uluslar arası kuruluşlarla hangi antlaşmaları yaptığını ve bu antlaşmaların bize yükümlülükleri nedir, bunları öğreneceğiz.

  Bütün bunları yaptıktan sonra, karşı taarruza geçeceğiz. Nasıl mı?

Bulunduğumuz il, ilçe , semt, köy, ev her neresi olursa olsun Türk insanlarına  durumu anlatacağız. En yakın tarih olan, “xİstiklal Savaşı”nda yaşananların bilgi ve belgelerine erişeceğiz.   Bunu yapmamızın nedeni, millî birliğimizi perçinleyecek bilgi ve dokümanları elde etme girişimi  içindir.

   Tarihi tersten okuyarak, sözlü tarih çalışmaları yaparak  ,”Türk Tarih ve kültürünü” çökertmeye göz dikenlerle biz de ayni usullerle savaş açacağız.

  Bulunduğumuz yerde, “İstiklal Savaşı” ile ilgili, yakın tarih araştırmaları yaparak , bulduğumuz bilgileri Türk insanına aktaracağız. İstiklal Savaşını görmüş, yada ilk ağızlardan dinlemiş kişileri bulup bunları kayıt altına alarak arşiv bilgilerinin zenginleşmesini sağlayacağız.

   Bu satırları Aydın’da yazdığım için, örneklerime Aydın’dan devam etmek istiyorum. Aydın , 27 Mayıs 1919 yılında Yunanlılarca işgal edilmiştir.   O tarihte Aydın’da yaşamakta olan Rum, Ermeni, Yahudi, Fransız, İngiliz ve diğer bazı Hıristiyan unsurlarca , Aydın’ın Yunanlılarca işgali  kabul görmüş ve desteklenmiştir.

   İşte bu hıyanet ve desteğin belgeleri toparlanmalıdır. Aydın’ın yakın tarihinde cereyan eden bütün olaylar açığa çıkarılmalı, önce Aydınlıya sonra bütün Türk Milletine anlatılmalıdır.

   Aydın’ın işgali sırasında yaşanan katliama ait resim, doküman( Kanlı kıyafet, silah, vb....) sözlü tarihten elde edilecek  bilgi ve belgelerle, Aydın’da bir sergi açılmalı, henüz 84 yıl geçtiği halde unutulan olaylar  tekrar hafızalara yüklenmelidir.

  Bu bir sistem dahilinde yapılmalıdır. Sergi  oluşacak materyaller toplanana kadar bu konu ile ilgili seminer, toplantı ve benzeri faaliyetler, Aydın merkez, ilçe ve köylerinde yapılarak, insanların dikkati bu konuya çekilmelidir. (Türk İnsanını yanlış yönlendirerek, devletine karşı baskı unsuru oluşturma faaliyetinde olanlarla ancak böyle baş edebiliriz.)

  Ayrıca Aydın  kültür, ticari, hukuk ( İşgal öncesi ve  işgal sırasında) vb. gibi bilgiler derlenmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yoktan varoluş mücadelesini yapan, dedelerimize ve ninelerimizden, yaklaşık 80 yıl sonra mücadele sırası bizlere gelmiştir.

  Türk Devleti, Kopenhag Kriteri, Helsinki Nihai Senedi, Tahkim Yasaları, Yol Haritaları, ve benzeri  yüzlerce antlaşma , Anadille Eğitim, Kıbrıs Meselesi vb. benzeri konularla kuşatma altındadır. Bu kuşatmayı yarma yine, Türk Milletinin fertlerine düşmektedir.

  “Anadolu’dan Türk Mührünün Silinmesine müsaade etmeyerek, Türk varlığını perçinleyelim.” Türkiye Cumhuriyetinin bizim vatanımız ve gidecek başka yerimiz olmadığını bilelim. Sınırlarımız içinde yaşayan , gerek Türk ve gerekse Müslüman kimliğimizle bir bütün haline geldiğimiz insanlara, Türkiye Cumhuriyetinin onların da vatanı olduğunu anlatalım. Bu vatan parçalanırsa hepimizin zararına olacağını, örneklerle gösterelim.

   Türkiye sınırları içinde , içi boş Sivil toplum kuruluşlarında geliştirilen yüzlerce projenin tek sebebini etnik ve dinsel kökenli olarak görürsek hata ederiz. Birbirini tetikleyen bu unsurlara eklenecek, belki de en önemli faktör , Anadolu topraklarında ki ,”Bor” “ Toryum” “ Petrol” “ Altın” ve benzeri madenlerdir. Bu madenlerin ülke sınırları içinde olmasının, onlarının sahibi olmamıza yetmediği açıkça görülmektedir.

     Çeşitli  antlaşma , proje, etnik  karışıklık, terör saldırıları,  büyük borç ve benzeri faaliyetlerle, Türk Devletinin önünü görmesi engellenmektedir. Türk Toplumu olarak, artık her türlü siyasi , maddi çıkar ve düşünceleri bir kenara iterek , bağımsızlığımızı yeniden kazanmak zorundayız.

   IMF, Dünya Bankası, borçlar, direktifler, niyet mektupları, stratejik ortak.....sözlerini, bunca zenginliğimize rağmen duymak istememe noktasında, Türk insanının birleşmesi gerekmektedir.

   Yurt dışına öğrenci gönderimi faslı bitirilmelidir. Yurt dışından, öğrencilerimize verilecek hiçbir şey olmadığı artık anlaşılmıştır. Türk Devletinin, devletinin bekasına önem  Türkler tarafından yönetileceği günlerin özlemini her zamandan daha fazla duymaktayız.

  Bu ve benzeri cümlelere, sizlerinde eklemeler yapacağınızı biliyorum.

  Bunu önce kendimiz, sonra çocuklarımız, daha sonra top yekün  Türk Milleti için yapalım. Binlerce yıllık , Türk Tarihinin Anadolu sayfasını kararmamak için, hep birlikte çalışalım. Artık birilerinin gelip bizi kurtarmasını beklemeyi bırakalım. Kahraman beklemekle , aramakla gelmez. Kahramanlık ve liderlik her Türk insanında mevcut olan özelliklerdir. İstiklal Savaşı bir tek kahramanla başarılmadı. Türk Milletinin  tamamının   ortak irade ve kararı ile, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Kurucusu da Batı emperyalizmi kabul etse de etmese de,“ Mustafa Kemal Atatürk’tür. Devletinin adı “Türkiye Cumhuriyeti”, milletinin adı “Türk Milletidir.”

    Yıl 2003 ..Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde ki en önemli günlerini yaşamaktadır. Uluslar arası antlaşmalar, IMF, Avrupa Birliği tarafından sıkıştırılmakta, kutsal değerleri yok farz edilip, İffet-i namusu yerlerde sürüklenmektedir.Türk tarihi, coğrafyası sorgulanmaktadır. Emperyalistlerin yandaşları olan STK lar yolu ile Türk Devletine karşı adeta saldırı ve işgal başlatılmıştır. Bu haksız savaşta, Türk Milleti olanı biteni anlamalı ve devletinin yanında yer almalıdır. Şu ana kadar edindiğim bir başka intiba, bu ülkenin gerek tarihçilerinin, gerek çeşitli etkinliklere katılan Türk insanının, Türk devletinin çeşitli kademelerinde bulunan Vali, kaymakam,müdür...vb, gibi kamu görevlilerinden hiç biri çıkıpta;

• Bu yapılanlar ne içindir? Tarih diyorsunuz, kültür diyorsunuz, fakat kimin kültür ve tarihi ? ...benzeri soruları önce kendilerine , sonra katılanlara, sevk ve idare edenlere niye sormuyorlar?

• İllerde kent müzesi, arşivi kurulması bu kadar önemli ise, tarihçilerimizin kendi kapasiteleri yok mudur ki, Tarih Vakfı yurt yayınlarının çeviri eserlerini kaynak kabul ediyorlar?

• Kent müzeleri için ne diye İngiliz, ya da diğer azınlıkların eserleri seçiliyor diye sormuyor Türk! Tarihçileri?

• İzmirde İtfaiye Binasından başka  kent müzesi olacak bir yer, Murat Bey köşkünden başka üniversitelilere kültür hizmeti verecek yer yok mudur? Alsancakta ki niye sadece belirli sokaklar restore ediliyor? Restore edilmesine kim karar veriyor ve kimler hiç düşünmeden Türk Milletinin parası ile buraları restore ediyor?

• ...........Bu sorular uzayıp gidiyor , fakat ben bu devletin yetiştirdiği bazı insanları anlamakta zorluk çekiyorum...

   Bu arada, devletin savunma mekanizması ise günden güne zayıflamaktadır. “ Bu devlet kuvvetlidir, her tehlikeye göğüs gerer.” Sözleri artık hamasi birer nutuk olmaktan öte bir şey değildir. Uluslar arası! Denilen bir çok örgütle yapılmak zorunda kalınan! antlaşmalarla ,Türk Devleti bataklığa saplanmıştır.

   Unutulmamalıdır ki “ Osmanlı İmparatorluğu”da çok güçlü idi. Daha önce kurulan Türk Devletleri de çok güçlü idiler. Bazen Atsız’ın bu konuda ki sözlerini düşünmeden edemiyorum.” Tarih içinde, 16 Türk Devleti kurmak zaaf mıdır? Yoksa övünülecek bir şey midir? Türk Milleti devlet kurmada gösterdiği teşkilatçılığı , devletini yaşatma noktasında başarısızlığa mı düşmektedir? Bunun sebeplerini araştırma vakti gelmiş,geçmektedir.

   Küresel emperyalizminin, geçmiş ve geleceğimiz ile ilgili oryantalist  yol haritaları-projelerinin içinde yok olup , olmama noktasında Türk insanının uyanık olma mecburiyeti vardır. Burada tek mesele vardır. “Binlerce yıldır şerefle tarih yazan Türk Milletinin, tarihini artık başkaları yazmak istemektedir. Türk Milleti geldiği bu yol ayrımında ,’Yok olmak’ yada ‘Var Olmak’ seçimini yaparak hedefine kilitlenmelidir”

     Necip Hablemitoğlu’nun sözleri ile satırlarımı bitiriyorum.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendini savunma mekanizması   artık    felç   olmuş   durumdadır.”              

 

KAYNAKÇA

1.   Asaf  Gökbel- Millî Mücadelede Aydın

1. Hasan Basri Özdemirhan-İstiklal Savaşı Hatıraları-N.Kavcar

2. kastamonu.meb.gov.tr/guncel/kastamonu_kelimesi.htm - 66k - Önbellek - Benzer sayfalar-İzmir’in işgalinde İlk Miting

3. AYTAG(Aydın Yerel Tarih Grubu  - Yıl:1 Sayı:1

4. Aydın İl Yıllığı 1976

5. Aydın İl Yıllığı 1973

6. Yörük Ali Efe-1-2-3.Ciltler-Sebahattin Burhan

7. Selçuk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programı Ders Notları(SUZEP)

8. Kemalist.org

9. Aydın İli Tarihi Cilt 1- Asaf GökbelHikmet Şölen

10. Cumhuriyetin 15 Yılında Aydın- CHP Basımevi-Aydın

11. Aydınoğulları Tarihi Hakkında bir Araştırma-Dr.Himmet Akın

12. Kalekilise Haçin(saimbeyli) Soykırımının Dehşet Yeri-Cezmi Yurtsever

13. Aydın Prestij 2000(Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Sosyal Dayanışma Vakfı)

14. Aydın Eli Dergisi(Özel Sayı) Azerbaycan İntibaları-Aydın Merkez İlçe Halk Eğitimi Merkezi Yayını

15. Günce Dergisi-TÜBA Yayını-Ağustos 2002- Sayı:23

16. Dünden Bugüne Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin Analizi: Misyonerler Arasında Altı Ay- Ergun Poyraz

17. Atatürk- Türk Gencinin El Kitabı-Başbakanlık Basım Yayın Genel Md.

18. Ünye’de Ermeni Sorunu ve Katliamlar-Başbakanlık Osmanlı Arşivleri

19. Çanakkale Sitesine bağlı link-Çanakkale Yerel Tarih Grubu Sayfası

20. Tarih Vakfı Sitesi-Yerel Tarih Grupları Sayfası- Çanakkale YTG  ( http://www.tarihvakfi.org.tr )

21. Yerel Tarih Grupları Projesi- Funda Çelebi Çetintaş- Tarih Vakfı Sitesi

22. Bitmeyen Oyun- Metin Aydoğan

23. Tanrının Türkleri- Semih Tufan Gülaltay

24. Çanakkale Yerel Tarih Grubu- Ocak Ayı Raporu 2001

25. Yerel Tarih Grubunun Oluşumu için Kılavuz-Funda Çelebi Çetintaş-T.V. Sitesi

26. 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 nolu Tarihçe-Yerel Tarih Grupları Sayfası-Tarih Vakfı Sitesi

27. TESEV Sitesi- TESEV in amaçları

28. İçişleri Bakanlığı Genelgeleri- 23605 Sayılı Resmi Gazete

29. Çanakkale YTG Mayıs Ayı Raporu-Tarih Vakfı Sitesi-YTG sayfası-Çanakkale YTG

30. Yanıbaşımızda ki Tarih-Akşin Somel- Tarih Vakfı)

31. Amatörler İçin Yanıbaşımızdaki Tarih-Ayşe Çavdar- www.dergi.org/172001/2404.htm - 20k

32. Adı geçen Sivil Toplum Kuruluşlarına ait Siteler-Helsinki Yurttaşlar Derneği-TEMA-Tarih Vakfı- Kordon Derneği-ÇEKÜL- Tarih Kentler Birliği-..TÜSİAD-...vb)

33. 29 Ekim 2002- TRT 2 –Kent Yaşam-18.30-Cumhuriyet Konulu program

34. Fehmi Koru- Yenişafak Gazetesi-10.03.2003)

35. Evliya Çelebi Seyahatnamesi-Mehmet Zıllîoğlu 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 Cilt

36. 1999 Hürriyetim Kent Araştırmaları Bibliyografyasında Gökçeada İmroz- ÇAKIROĞLU, Mübin. İmroz Adası Monografyası, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (tez), 1946- FIRATLI, N. "İmroz ve Bozcada", Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, İstanbul: 1964 (264). 8-10-SAYGI, Erol. Gökçeada, İmroz, İstanbul: Serhat Yayınevi, 1992 Ayrıca;-ERGİNSOY, Güliz. "İmroz Gliki'den Gökçeada Bademli'ye -I", Toplumsal Tarih Dergisi, S. 48 (Aralık 1997), s.16-24-Erginsoy, Güliz. "İmroz Gliki'den Gökçeada Bademli'ye -II", Toplumsal Tarih Dergisi, S.49 (Ocak 1998), s.16-23

37. Uğur Yıldırım-Aydınlık- Haftalık Haber Yorum Dergisi

38. Adnan Peşkircioğlu-Dostlarımla Başbaşa-Yeni Aydın-14.9.1962)

39. Yeni Aydın Gazetesi- 20.12.1962-Casus Lawrance Filmi

40. YeniAydın Gazetesi - 10.08.1963-G.Doğu’da Ziraat araştırması

41. Adana   Ticaret  Borsası Sitesi

42. Türk Tarih Kurumu- BELLETEN-CİLT LXV SAYI:247  ARALIK 2002

43. Doç.Esra Danacıoğlu- Sözlü Tarih-Tarih Vakfı Sitesi-YTG sayfası-1 nolu Tarihçe

44. Yerel Beşik Oluşturmak- Esra Danacıoğlu- Ege Üniversitesi İletişim Fak.- 24.04.2001- Bia Haber Merkezi

45. Mersin Yerel Tarih Grubu Projeleri-YTG Sayfası- Tarih Vakfı Sitesi- Mersin YTG

46. http://www.mersinemniyet.gov.tr/ilimiz/ilceler/mersin1.html                                                                                                                       

47. Tarih Vakfı Üyeleri- Tarih Vakfı Sitesi- Üyeler Sayfası

48. Çekül Vakfı Sitesi- Projeler Sayfası

49. ÇEKÜL Haber-ÇEKÜL sitesi

50. Çekül Vakfı Sitesi- Çekül Haber- 16 Haziran 2001

51. Prof.Yalçın Küçük-Türkiye’de ve Dünyada YARIN- 23 Ağustos 2003,Cumartesi

52. www.mersinemniyet.gov.tr/ilimiz/sanayi.htm - 76k-Dekovil Hattı

53. Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- 8 Nolu Tarihçe)

54. Kalekilise( Haçin(Saimbeyli) Soykırımının Dehşet Yeri-Cezmi Yurtsever

55. Erdal İLTER-Tarih Doktoru, Atatürk Haberleşme Merkezi Haberleşme Üyesi- Forsnet

56. Unye Yerel Tarih Grubu-Projeleri- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası

57. Bursa Yerel Gündem 21 Sitesi-Bursa-Cumalıkızık

58. Tarih Vakfı Sitesi-  YTG Sayfası- 5 nolu Tarihçe-Ünye Haberleri

59. Ünye’de Ermeni Sorunu ve Katliamlar-21 Ca. 1338 (11. II. 1920- Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

60. Ünye-Ünye Tarihi- Dr.Murselin Güney

61. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi  yayını-Kurtuluş Savaşında Pontus Sorunu

62. TC Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü- Ermeni çetelerin Ünye’de İslam Ahaliye Zulüm Yaptıkları (Özet)

63. Ünye İnternet Sitesi

64. Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası-10 Nolu Tarihçe- Haziran 2003-Ünye YTG Haberleri

65. Gaziantep Yerel Tarih Grupları Sayfası- Proje- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası

66. Rumkale- Gaziantep Üniversitesi

67. Çekül Sitesi- Çekül Haber-Talas-7 Bölge 7 Kent Projesi-27 Mart 2002

68. Ünye YTG Etkinlikleri- Tarih Vakfı Sitesi –YTG Sayfası-Ünye YTG

69. Tarih Vakfı Sitesi –Yerel Tarih Grupları Sayfası - Tarihçe-6- Kayseri Yerel Tarih Grubu Bilgisi

70. Gaziantep Yerel Tarih Grubu Etkinlikleri- Tarih Vakfı Sitesi –YTG Sayfası-Gaziantep YTG

71. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Sitesi- Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Sitesi- İstiklal Savaşında Antep

72. NUTUK- Mustafa Kemal Atatürk- Prof.Dr.Zeynep Korkmaz- İsmet Gönülal

73. Masonluk ve Ezoterik-Paul Naudon-Tarihte ve Günümüzde Masonluk- Jules Boucher-Masonluk Bu Meçhul

74. Kilis Yerel Tarih Grubu Etkinlikleri- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası

75. Yerel Tarih Aylık Dergi-Kasım 1999 – Sayı :5-Tarih Vakfı Etkinlikleri

76. Mardin Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- Yerel Tarih Grubu Sayfası-Tarihçe 1-2 –Mardin  YTG Çalışmaları Hakkında Bilgi

77. Kültür Bakanlığı Sitesi- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları

78. Tarih Vakfı Sitesi- Yerel Tarih Grupları Sayfası- 7 nolu Tarihçe- Mardin  YTG Çalışmaları

79. Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- 8 Nolu Tarihçe- Tarih Vakfının gazeteci Arslan Bulut’a cevap yazısı

80. 1 Şubat 1994-Toplumsal Tarih Dergisi - Sayı:2-Toplumsal Tarih  Müzesi Kuruluş Çabaları

81. dr.Necip Hablemitoğlu- Alman Vakıfları Raporu 1-2-3-4

82. Konya Yerel Tarih Grubu Etkinlikleri- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası

83. Ankara Yerel Tarih Grubu Projeleri- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası

84. Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- 3 Nolu Tarihçe- Ankara YTG Çalışmaları

85. Tarih Vakfı Sitesi- 10 Nolu Tarihçe- Ayvalık YTG Çalışmaları

86. Edirne Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- 10 nolu Tarihçe- Edirne YTG Çalışmaları

87. Osmanlı Bankası Arşivi

88. Çanakkale, Aydın, Kastamonu Valiliği ve Üniversitelerine ait İnternet Siteleri

89. İnkılap Tarihi 1 Kemal Kara- İstiklal Savaşı ile ilgili doküman

90. Arkitera- NTVMSNBC-5 Kasım 2002-Datça’ya Tarihi Projektör

91. 13 Eylül 2003-Arkitera- Antik Knidos Kenti

92. Datça Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- Datça YTG Çalışmaları Hakkında Bilgi

93. Tarih Vakfı Sitesi- YTG ı Sayfası-10 Nolu Tarihçe- Haziran 2003- Datça YTG projeleri

94. Ordu- Samsun YTG- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- Ordu ve Samsun Çalışmaları hakkında Tarihçelerden bilgi alma

95. Çekül Vakfı Sitesi- Kültürel Çevre Projeleri- Çevre ve Kültür Evleri

96. Kastamonu Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- 9 Nolu Tarihçe- Kastamonu YTG çalışmaları hakkında bilgi

97. ÇEKÜL Sitesi-Gündemdeki etkinlikler- ÇEKÜL Haber-29 Mayıs 2001- Kastamonu kırk odalı Papaz Okulu

98. NTVMSNBC haberleri- Atıf Yılmaz’ın Kastamonu Projesi

99. Ereğli Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- YTG Sayfası- 10 nolu Tarihçe- Ereğli YTG hakkında bilgi

100. SUZEP- Selçuk Üniversitesi- Pontus Cemiyeti

101. Aydın Salnamesi-

102. Türkiye’de Devletçilik- Haldun Derin- Reji Çalışmaları

103. Tütünde Osmanlıda ki Reji geri döndü- BİA-Haber-Merkezi

17.12.2002 -  Abdullah Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )

104. Aydın Prestij-syf 46-Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Sosyal ve Ekonomik Dayanışma Vakfı- Aydın’da bulunan konsolosluklar ve bankalar

105. Çekül Aydın Temsilcisi- Çekül Sitesi- Çekül Türkiye Temsilcilik Listesi

106. Osmanlıdan Günümüze Demiryolları 1 - Özer Akdemir- Aydın Demiryolları

107. 1890 Aydın Salnamesi- İzmir Ticari Hayatı

108. Toplumsal Tarih Dergisi-113-Özgen Acar- Lahey Sözleşmesi 1954 kültürel varlıkların korunması

109. Aydın Prestij 2000- Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Sosyal ve Ekonomik Dayanışma Vakfı- 19.yy sonu 20. yy. başlarında Aydın’da ticarî  işletmeler.

110. Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Sitesi- Batı Trakya Türklerine Yapılan Saldırılar

111. Toplumsal Tarih Dergisi- Ağustos 1998-Sayı: 56- Osmanlı İmp. 1908-1912 dönemi meclise girmiş olan Rumlar

112. Cüneyt E. Koryürek-“550 Yıllık Nefret”- 3 Mayıs 2003- Sabah- Yunanistan’da camii kaldı mı?

113. M. Özbalkan –17.05.2003-AyTV- Aydın ve Türkiye’de tarihi ve kültürel faaliyetler

114. Kuşadası Yerel Tarih Grubu(KUYETA)- Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası-10 Nolu Tarihçe-Haziran 2003)

115.  Yeni Bir Tarih Yeni Bir Toplum- İbrahim Kiras-Gerçek Hayat- 12 Nisan 2002-Rockefeller Vakfı'nın mali desteğiyle yürütülen Yerel Tarih Grupları Projesi

116. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003-Tarih Vakfının 5. Genel Kurulu

117. Tarih Ülkesi Aydın- Yerel Tarih Araştırmaları Rehberi- Müslim Özbalkan- Osman İrik- AYTAG Yayını- Tarih dostlarına tavsiyeler

118. Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası- 9 Nolu Bülten-Aydın Yerel Tarih Grubu

119. Trabzon Yerel Tarih Grubu- Tarih Vakfı Sitesi- Yerel Tarih Grupları Sayfası-Tarih Dostlarının grup toplantılarına devamsızlığı üzerine

120. Toplumsal Tarih Dergisi- 116. sayı-Batıya giden iki yol- Foti Benlisoy’un Prof.Dr.Çağlar Keyder’le yaptığı ayın söyleşisinde

121. Tarih Vakfı Sitesi- Yerel Tarih Grupları Sayfası- 8 Nolu Tarihçe- Bergama  olayı ve Alman Vakıfları

122. Tarih Vakfı Sitesi- www.tarihvakfi- Vakfın Amaçları

123. 05.07.2002- Tarih Vakfı sitesi-“Tarih Vakfında bayrak elden ele geçti” başlıklı haber yazısı- Vakıf Başkanlığının değişimi

124. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003- Tarih Vakfının yaptıkları, gelecek 10 yıldan beklenenler

125. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003- Tarih Vakfı 5. Genel Kurul

126. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003-Toplumsal Tartışma başlatma görevi

127. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Vakfından  Haberler Bülteni- 120 nolu sayı- Dünya Bankası, Tarih Vakfı İşbirliği

128. Tarih Vakfından Haberler aylık Haber Bülteni-106- Voyvoda Caddesinin Önemi

129. Tarih Vakfından Haberler aylık Haber Bülteni-Sayı:106- Azınlıkların sağlam tüccar sınıfı oluşu üzerine

130. Tarih Vakfı Haberler Bülteni- Osmanlı Bankası Arşivi internet Sitesi- Bankalar Caddesi hakkında geleceğe yönelik fikirler oluşturulması

131. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000 –Sayı:58- Osmanlı Bankasının ipotek ve haciz bankası olarak kurulduğu

132. (Vakit, 28 Mayıs 1881)(Kabala ve Masonluk-Harun Yahya- Galata Bankerleri

133. Galata Bankerleri, Prof. Dr. Haydar Kazgan, sf.7-sf.45)(Kabala ve Masonluk-Harun Yahya- Galata Bankerleri

134. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000 –Sayı:58- Tarih Vakfının Kurumlara Tarih Yazması Hakkında

135. Tarih Vakfından Haberler Bülteni- 106- STK ların 15-16 Aralıkta Yaptıkları Sempozyum

136. Alman Vakıfları Raporu 3-Dr.Necip Hablemitoğlu- Friedrich-Naumann Vakfı

137. Tarih Vakfı Sitesi- Darphane-i Amire- 40.000.000 Dolar

138. Toplumsal Tarih Dergisi Mart 2003- Kürt Kadınları Teali Cemiyeti

139. Alman Vakıfları Raporu-4.Dr.N.Hablemitoğlu- STK ların zorunlu giderlerinin yabancı vakıflarca karşılanması

140. Tarih Vakfı Sitesi-129 Nolu Aylık   Haber Bülteni- STK ların kurum dışından kaynak bulması üzerine

141. Tarih Vakfı Sitesi-129 Nolu Aylık Haber Bülteni- Yurt dışı kaynaklı Fonların kötü kullanımı

142. Tarih Vakfı sitesi- Sivil Toplum Kuruluşları- STK Sempozyumları

143. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Eğitimi Örnek Ders- Tuğrul Yakarçelik’Tarih Vakfı Üyesi’-Özel Alman Lisesi Tarih Öğretmeni- Tarihi Yarımada- Topkapı Sarayı

144. Mümtaz Soysal- Açı- Hürriyet-19 Ocak 1997- Sergi

145. Tarih Vakfı Sitesi- Darphane Bilgiler

146. 8 Mart 2003- Toplu Konut İdaresi- Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Çalışmalarının Amacı

147. 8 Mart 2003- Toplu Konut İdaresi- Habitat 2- Devlet ve Hükümet Politikalarının Yetersizliği

148. Prof.Dr. İlhan Tekeli – GÜNCE-Ağustos 2002- Sayı:23- Sivil Toplum Kuruluşları ve Araştırma Finansmanı- Türkiye’de STK ların gelişimi üzerine

149. Zaman Gazetesi-Tarih Vakfı Sitesi-Daphane Sayfası- Darphanenin Timurçin Savaş tarafından Tarih Vakfına Verilmesi

150. Tarih Vakfı Sitesi-Darphane Bölümü- Tarih Vakfının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvurusu

151. 9 Ocak 2000- Hürriyetim internet-Murat Bardakçı-                      Darphane-i Amire

152. Tarih Vakfı Sitesi- Sanal İstanbul Müzesinin özellikleri

153. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:114- Yılmaz Karakoyunlu’nun özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı olması üzerine

154. Tarih Vakfı Sitesi- Kurum arşivlerinin düzenlenmesi, Tarihlerinin yazılması 

155. Elif Korap- İstanbul-güncel- Yahudi Cemaatinin sinegog İzni

156. 13 şubat 2002- milliyet- Melih Aşık- Salkım Hanım Görevde- Ermeni Lobilerine Hizmet

157. Arslan Bulut- Ülkenin Tapusu Gidiyor; Kilit Altında mısınız?-Ötüken-Arşiv 2001

158. Toplumsal Tarih Dergisi- Ermeni soykırımı olduğuna dair iddiada bulunmayı” suç sayan kanun tasarısını Meclisten geri çekmek

159. Dr. Necip Hablemitoğlu- Alman Vakıfları Raporu-3- Türk Demokrasi Vakfı ve Konrad Adenauer Vakfı

160. İzler- Oya Berberoğlu- 8 Temmuz 2003- AKŞAM- AB üyesi olmadan AB ile Gümrük Birliğine geçmek

161. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfından Haberler Bülteni- STK ların Toplumu AB ye hazırlama görevi

162. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Eğitiminin Değişmesi üzerine

163. Robert Stradling-20.Yüzyıl Avrupa Tarihi Nasıl Öğretilmeli?- Toplumsal Tarih Dergisi-Mart 2003-Sayı:111

164. Ali Mercan-Teori-Şubat 2001- Avrupa Merkezli Irkçılık

165. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000-USIS’ın finanse ettiği 3. Tarih Kongresi

166. Gençler Müdafai Hukuk’ta Birleşmeli-Atilla İlhan- Küreselleşme

167. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfından Haberler Bülteni: 109- Tarih Dostları

168. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000-Sayı: 58- Barış için Tarih

169. Alman Vakıfları Raporu-4-Dr.N.Hablemitoğlu- Proje başına para alan Türk NGO’ları

170. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000-Sayı:58- Emperyalizmin doğal gösterilmesi

171. Gençler Müdafai Hukuk’ta Birleşmeli-Atilla İlhan- Batının muasır medeniyet seviyesi olup olmadığı

172. 112 nolu Tarih Vakfından Haberler Bülteni- Tarih Vakfına Plaket

173. Tarih Vakfı Sitesi-1. Tarih Öğrencileri Kongresi-14-15 Mayıs 2001

174. BİA Haber Merkezi -21.06.2001- Tarih Vakfı'nın "Balkan Tarih Ders Kitaplarının İyileştirilmesi" başlıklı  projesi

175. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten- Sayı: 113- “Tabularımız ve Tarihçiliğimiz” Atölyesi

176. Hrant Dink-Agos Gazetesi-23 Kasım 2001-36 Beyannamesi denilen başımızın belası uygulama

177. Erkan Acar / İSTANBUL-14.10.2001 -Zaman

178. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003- Tarih Vakfının 5. Genel Kurulunun Cumhuriyet Gazetesinde 6 Mayıs 2003 te yazılması (Şükran Soner)

179. Temmuz 2002-Abant Platformu-Prof.Kemal Karpat- Türkiye’nin küreselleşen Dünyada konumunu çok iyi düşünmesi

180. Milli EĞitim Bakanlığı Sitesi- AB ye uyum çalışmaları çerçevesi

181. Resmi Tarih ve ‘Ötekiler’Çerçevesinde ‘Ulusal Bilinç’-Yalçın-Ölmez-Tarih-Öğretmeni http://www.ileri2000.org/olmez10.htm- Tarih Vakfının, tarih ders kitaplarının değişimi için sistemli olarak yürüttüğü çalışmalardan olan, Avrupalı- Türkiyeli tarih öğretmenlerinin buluşması  Toplantısı üzerine(28-29 Ekim 2001)

182. Siz Halâ Annenizin Tarih Kitabını mı Okuyorsunuz?-Can DÜNDAR-23 Aralık 2001 Pazar- Şoven Milliyetçi Türk Tarihinin değiştirilmesi üzerine

183. Dr.Necip  Hablemitoğlu- Türkiye’de Alman Vakıfları Raporu 3- Georg Eckert Enstitüsü ve Tarih Vakfı Projelerine Verilen Destek

184. Toplumsal Tarih Dergisinin, Ağustos 1998 tarih ve  Sayı:56 Dr.Salih Özbaran-Dr.Falk Pingel’in 14-16 Kasım 1996’da Varşova’da ki Seminer Yazısının Çevirisi

185. Ağustos 1998- Sayı: 56- Toplumsal Tarih Dergisi- Unesco adına yapılan, Tarih Ders Kitapları Meselesi

186. Millî Eğitim Bakanlığı Sitesi-21. yüzyıl Avrupa'sında tarih öğretimi ile ilgili Rec (2001)15 No'lu Tavsiye Kararı

187. 27.01.2002-Sayı:758- Aydınlık Politika-28-29 Şubat 2000 tarihlerinde, Kıbrıs’ın karma köyü Pile’de Rum kültür Merkezi’nde“Güney Doğu Avrupa Uzlaşma Grubu (SECI) ortak Tarih Kitapları Projesi Komitesi”nce yapılan toplantı

188. 27 Ocak 2002 SAYI: 758- AYDINLIK Politika-Türkiye’ye Ambargonun Mimarlarından

189. Herkül Millas-22.07.2003-Zaman Gazetesi- Tek Belanın AIDS ve Sars değil, milliyetçilik olduğu

190. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003-Tarihe Bin Canlı Tanık Projesinin Sunumu- Daha İyi Türk Yunan İlişkileri

191. Emin Çölaşan-Hürriyet Gazetesi- Türkistan Bülteni- Thu, 30 Nov 2000- Prof.Halil Berktay’ın ,Türklerin Ermeni Soykırımını gerçekleştirdiği şeklinde Fransız L'Ekspress dergisiyle yaptığı sohbet

192. Müstahkem Mevkii ve Rus 2. Topçu Alayı Kumandanı Twerdo Khlebof- Dahiliye Nezareti Muhacirin Müdüriyeti Umumisi Neşriyatı"nca "Cemiyet-İ Akvam ve Türkiye'deki Ermeni ve Rumlar")

193. Tufan şaşman- Pamukkale üniversitesi öğrencisi-Denizli-Türk Solu- 1915 Yılında Önemli görevlerde bulunan Ermenilerin varlığı hakkında

194. Tufan şaşman- Pamukkale üniversitesi öğrencisi-Denizli-Türk Solu- Emperyalizmin Anadolu’da ki azınlıkları kullanma Planı

195. 1.10.2000-Hürriyet- Sovyet Belgelerine Göre Ermeni Soykırımı Yalan

196. Özel Alman Lisesi Tarih Öğretmeni Tuğrul Yakarçelik-Tarih Vakfı Sitesi-  Tarih Ders Kitaplarının değişmesi kapsamında hazırlanan,” Örnek Tarih Ders Notları”

197. Tarih Vakfı Sitesi- Fotoğraflarla İnsan Hakları Sergisi- Türk Toplumda  16 Yüzyıldan bu yana İnsan Hakları İhlalleri

198. Tarih Vakfı Sitesi-“İnsan Hakları Sergisinin” 20 ilde dolaştırılması ve Can Dündar tarafından hazırlanacak belgesel

199. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Vakfından Haberler Sayı:120- Ders Kitaplarında İnsan Hakları Kriterlerine aykırı gelen önyargıların Tespiti

200. Tarih Vakfı Sitesi- 120 nolu Haber Bülteni - Ders Kitaplarında İnsan Haklarının Gözetilmesi projesi

201. Tarih Vakfı Sitesi- 120 nolu Haber Bülteni -27 Ekim 2001'de TÜBA İstanbul Ofisi'nde "İnsan Hakları Bağlamında Ders Kitapları Nasıl Taranmalı? Yöntem ve Teknikler" temalı toplantı

202. Tarih Vakfı Sitesi- 120 nolu Haber Bülteni - Ders Kitaplarında İnsan Haklarının Gözetilmesi projesinin Amacı

203. TÜBA-Günce-Editör-Ağustos 2002-Sayı:23- Türkiye’de Bilim ve Olası Dış Yardımlar

204. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten Sayı :123-2002-TÜBA Başkanı ve Tarih Vakfı Üyesi Engin Bermek’e yapılan Saldırı Hakkında

205. GÜNCE- TÜBA yayını- Ağustos 2002- Sayı: 23- TÜBA Kültür Envarteri Projesi

206. GÜNCE- TÜBA yayını- Ağustos 2002- Sayı: 23- TÜBA’nın Yeni Yayınları

207. GÜNCE- TÜBA yayını- Ağustos 2002- Sayı: 23- Kilikya’ya Uluslar arası nitelik kazandırılması

208. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten- Sayı:123- Tarih Ders Kitaplarının değişimi için  aktif bir Sivil Toplum Müdahalesinin gerekliliği

209.  BİA Haber Merkezi-15.9.2003-BİA-İST

210. Temmuz 2002 tarih ve 2538 sayılı Tebliğler Dergisi-Sözde Ermeni Soykırımının Ders olarak işlenmesi

211. Daha Yaygın ve Derin Bir Uluslararası Öğrenme Sürecine İhtiyacımız Var!-Orhan Silier-Tarih Vakfı Sitesi- Toplumsal Tarih 114. sayı  - Türkiye Cumhuriyeti’nin yayınladığı “Ermeni Soykırımına ait” genelgenin NGO’larda ki yankısı

212. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Eğitimi Örnek Ders- Tuğrul Yakarçelik-Özel Alman Lisesi Tarih Öğretmeni- Osmanlılarda 18. Yüzyıldan itibaren Batı’nın üstünlüğünün kabulü üzerine örnek Tarih Dersi

213. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Eğitimi Örnek Ders- Tuğrul Yakarçelik-Özel Alman Lisesi Tarih Öğretmeni- Ermeni Mimar Balyan Efendi’nin eserleri

214. TC Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü-Arşiv Belgelerine Göre Ermeni Konusu

215. Tarih Vakfı Sitesi-123 nolu Haber Bülteni-Orhan Silier- Tarihi silahsızlandırma Paneli

216. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Vakfından Haberler- Sayı: 117- 4. Uluslar arası Tarih Kongresi- Tarih yazımında anı ve yaşam öykülerinden yararlanılması

217. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Vakfınca düzenlenen Tarih Öğretmenleri toplantıları ve Eğitim Sen

218. Zaman Gazetesi-9.11.2002 – Georg Eckert Uluslararası Ders Kitapları Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Wolfgang Höpken’in değişen Alman ders kitaplarını anlatması

219. Türkiye’deki Alman Vakıfları Raporu 1- Dr.Necip Hablemitoğlu- Küreselleşmenin önünde ki “Ulus Devlet” lerin yıkılması...vb

220. Türkiye’deki Alman Vakıfları Raporu 1- Dr.Necip Hablemitoğlu-Mutlaka izlenmesi gerekli olan Alman Vakıfları

221. 1 Şubat 1994- Toplumsal Tarih- Sayı:2-Tarih Vakfı Yayını- Körber vakfınca organize edilen , Türk Gençlerine Yaz Okulu

222. Türkiye’deki Alman Vakıfları Raporu 3-  Dr. Necip Hablemitoğlu- Alman ve ABD Vakıflarının  sonuç alma başarısı Üzerine

223. Şubat/Mart Deutschland Dergisi 2003-Betina Behler-Türk Alman Diyaloğu

224. Türk Milli Eğitiminin genel Amaçları ve Temel İlkeleri-MEB

225. Toplumsal Tarih 1998- Ağustos- Ahmet Uncu- Edirne’de Tarihi Yerler, Sinagog ve kilise

226. Toplumsal Tarih Dergisi- Tarih Vakfı aylık yayın organı- 1998- Ağustos- Ahmet Uncu- Edirne’nin Kurucusu Roma Kralı Hadrian’mı, İkinci Murat’mı?

227. 1 Ocak 1994-Toplumsal Tarih Dergisi- Liseli Gençler için Düzenlenen Yarışmanın Doğuşu

228. Dr.N.Hablemitoğlu-Türkiye’de Alman Vakıfları Raporu 3-Liseli Gençler İçin Düzenlenen Yarışmanın Fikir Babası “Körber Vakfı”’nın içyüzü

229. Yerel Tarih Aylık Dergi-Kasım 1998- Sayı: 5- Tarih Vakfı Yayını- “ Bir Çağdaşlaşma Projesi olarak Türkiye Cumhuriyetinin  75. yılı” çalışmalarını himaye eden ve destek verenler

230. Yerel Tarih  Dergisi-Kasım 1998- Sayı: 5- Yarışma Konuları

231. Yerel Tarih  Dergisi-Kasım 1998- Sayı: 5- Jüri Üyeleri

232. Yerel Tarih  Dergisi-Kasım 1998- Sayı: 5- Yerel Tarih Yarışmasının Arkasında Duran Kurum- Milli Piyango İdaresi

233. haybinkunduz * Orhan Türkdoğan-Yenisayfa.com.tr * Doktor Yavuz Arslan- Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi- 2001 Sayı:18* Atlas Dergisi Sayı:121-Nisan 2003—MALAKAN hakkında kaynaklar

234. Millî Mücadelede Aydın-Asaf Gökbel- Çirkince(Şirince)Rumları

235. NASRULLAH Gazetesi, (Kastamonu), Sayı:4074  -  Pompeioplis Antik Kenti  

236. Akşam Gazetesi- 21.1.2003- Yalova'nın elma ambarı Samanlı Köyü'ndeki bahçelerin imara açılması..

237. MEB, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu başkanlığının, 27.11.2002 tarih ,B.08.0.APK.0.03.05.00.05/3678 sayılı yazısı- TEMA’nın Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü“10 Milyar Meşe Projesi”

238. Yerel Tarih Aylık Dergi-Kasım 1998- Sayı: 5- “İki Kadın İki Cumhuriyet Portresi” Cumhuriyetin 75. yıl kutlamalarında Tarih Vakfının Liseler Arasında Açtığı Yarışmada 2. olan eser- Yahudi komşuların tavrı

239. www.hassas.org- Samanpazarının restoresi

240. Akhisar İnternet Sitesi- akhisar.com-Yazıyı Hazırlayan: Akın Tütüncü- Akhisar’da ki Yahudi Yerleşimleri

241. Tarih Vakfı Sitesi-Tarih Ders Kitaplarının Değişim Çalışmaları- Tarih Eğitimi ve Tarih Vakfı- Liseli Öğrenciler için açılan yarışmanın kazanımı

242. Tarih Vakfı Sitesi-Projeler-1-2 Ekim 1999 FES(Friedrich Ebert Vakfı )  tarafından, “ Sendikalar ve Üniversiteler” adlı bir toplantının( atölyenin) düzenlenmesi

243. Dr. Necip Hablemitoğlu- Türkiye’de ki Alman Vakıfları Raporu 3- Freıdrıch Ebert Vakfının, asli görevlerinden biri Türkiye’de ki faaliyetlerin bilimsel sonuçlarının  raporlaştırılarak Alman Hükümeti’ne sunulması

244. Tarih Vakfı Sitesi –Kuruluştan Günümüze Etkinlikler

245. Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı Sohbet Proğramı- , Prof. Dr. Stephanos Yerasimos- Tarih ne işe yarar?

246. Prof. Dr. K Stefanos Yerasimos-Toplumsal Tarih Dergisi- Eylül 2002- Sayı:105- 1915 yılında Ermenilerden kurtulmanın yolunun bulunması

247. Tarih Vakfından Haberler Bülteni- sayı 108- İstanbul Seminerleri

248. Tarih Vakfından Haberler bülteni-sayı 107-108-109...vb) - Tarih Vakfı, ÇEKÜL ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne belirli oranda maddi destek sağlayan Çağdaşkart  Projesi    

249.  Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten- Sayı 109 ve diğer sayılar- Tarih Vakfının İhtiyaçları Listesi

250. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten- Sayı 110- Tarih Vakfına yurt dışından destek sağlanması

251. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:110-Can Suyu Kampanyası- Üyelerden 50 dolarla 20,000 dolar arasında değişen bağış toplanması

252. Uçuşan Sözlerin Peşinde- L. Funda Şenol Cantek-Sözlü Tarih Atölyesi- Ankara

253. Adana Tarihi- Türk İstiklal Harbi 4. Cilt Güney Cephesi, Gnkur. Yayını- Adana’da Fransız-Ermeni katliamı

254. Figen Nalan Özkan-İstanbul’da ki Yalnızlığım: Balat-2003-Mayıs-Fener ve Balat’ın UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınması

255. ÇEKÜL  Haberler-2003- “NTV de Kültür ve Kimlik programının ÇEKÜL ün desteği ile başlatılması

256. Kültür ve Kimlik- NTV- 3 Şubat 2003-Oktay Ekinci- Safranbolu’da yapılan “Tarihi Kentler Birliği” toplantısı

257. Aksiyon Dergisi 3 Şubat 2003- Cemal A. Kalyoncu- Farklı Kültürlerin birlikte yaşaması

258. Aksiyon Dergisi 3 Şubat 2003- Cemal A. Kalyoncu-Yahudi, Rum , Ermeni ve diğer kültürlere sahip kimliklerin Haliç ve civarında ki sayısal oranı artık yok denecek seviyeye inmesi

259. Aksiyon Dergisi 3 Şubat 2003- Cemal A. Kalyoncu-UNESCO’nun Haliç’te ki kimliği yeniden canlandırmak istemesi

260. Atilla İlhan- Gençler Müdafai Hukuk’ta Birleşmeli- Vakıf Üniversiteleri 5. kol mu?

261. Figen Nalan Özkan- İstanbul’da ki Yalnızlığım; Balat- Mayıs 2003- Patrikhane sokağında ki 4 Rum evinin restoresi

262. Figen Nalan Özkan- İstanbul’da ki Yalnızlığım; Balat- Mayıs 2003- Fener- Balat’ın kendine özgü büyüsü

263.  Ergun Poyraz - Dünden Bugüne Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin Analizi: Misyonerler Arasında Altı Ay *                                     Papa 2. John Paul’un  24.12.1999 da yayınladığı mesajı

264. ÇEKÜL-İnternet Sitesi-Tarihi Kentler Birliği- Tarihi Kentler Birliği Tüzüğü

265. Çekül Sitesi- Kültürel Çevre Projeleri- Tarihi kentler Birliği

266. Çekül-Tarihi Kentler Birliği Haberler - Sokollu’yu kutladım- Ağırnas’ta Sinan Evi

267. Ayşe Sevim-Koca Sinan 414 Yaşında- www.Netpano.com

268. Dr. Sadık Eraslan-Osmanlıların Haremeyn’i Şerifeyn Hizmetleri-Diyanet Dergisi-Ocak Şubat Mart 1999-Özel Sayı- Mimar Sinan’ın Mescidu’l Haram’da yenileme faaliyeti

269. ÇEKÜL Haberler- Bergama’da “Kuzey Turizm Projesi”

270. ÇEKÜL Haberler- Alman Belediye Başkanlarının “Kuzey Turizm Projesi” kapsamında Bergama’ya gelmesi

271. Kordon Derneği Sitesi- Kordon Grubunun Çekülün şemsiyesi altında faaliyet gösterdiği

272. Kordon Derneği Sitesi-Projeler-İzmir’de ki Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma

273. Kordon Derneği-Projeler- Sanayi Müzesi- Kemeraltı Koruma Yaşatma Projesi- AYA VUKLA Kilisesi Restorasyonu-su fabrikasının tescil edilmesi - Eski Rum Kilisesi

274. Kordon Derneği Sitesi- Belçika’lılara ait Su fabrikasının gündeme taşınması

275. Yörük Ali Efe- Sabahattin Burhan- İzmir’in işgalinden önce ve sonra ,Yunanlılar ve yerli Rumların Aya Vukla Kilisesinde ki örgütlenmeleri

276. Yörük Ali Efe- Sabahattin Burhan- İzmir’in işgalinden  sonra ,Yunanlılar ve yerli Rumların gerçekleştirdikleri katliam

277. Mart 1994- toplumsal tarih  “ 1950 li yılların istanbul üçlemesi- ilhan pınar- Patrik Kapısı

278. İstiklal Harbi Gazetesi-İzmir- 16 Mayıs 1919- İzmir’in işgalinde yaşananlar

279. Kordon Derneği Sitesi- Kordon Derneği ve ÇEKÜL’ün ‘Aya Vukla’ kilisesine talip olması- Tarihi Talanın Durdurulması

280. Kordon Derneği Sitesi- Kordon Derneği Tüzüğü

281. Çekül Haber- 20 Şubat 2002- Nusaybin’de “İnanç Turizmi”

282. SUZEP(Selçuk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programı Ders Notları- Fener Rum Patrikhanesinin Rolü

283. Çekül Sitesi- www.oia.net - Kordon Derneği Sitesi

284. Robert Stradling-Toplumsal Tarih Dergisi- Mart 2003- Avrupa Tarihinin, Yahudi-Hıristiyan geleneğini kapsaması

285. Gezgin Fotoğrafçılar -JAMES ROBERTSON- Engin Özendes (ESFIAP)  http://www.enginozendes.com

286. Atatürk –Türk Gencinin el Kitabı-Başbakanlık Basın-Yayın Genel Md- Atatürk’ün Türk Milletinin geleceği ile ilgili sözleri

287. Tarih Vakfı - Yurt Yayınları – Şeyh Bedrettin-Kürt Sorunu, Kökeni ve Gelişimi

288. Y.Selim Karakışla- Toplumsal Tarih Dergisi-Mart 2003- Sayı: 111- Türk Toplumunda Kürt Tarih Ve kültürü konusunda aydınlanma yaşandığı.

289. Y.Selim Karakışla- Toplumsal Tarih Dergisi-Mart 2003- Sayı: 111- Kürt Teali Cemiyeti’nin  ayrılıkçı öğeler içerdiği

290. SUZEP *Kürtçülük Gerçeği-Dr.İ.Etem Gürsel* Kürt Teail-i Cemiyetinin kurucuları

291. SUZEP – Kürt Teal-i Cemiyeti üyelerinin Amerikan heyetiyle görüşmesi

292. Atatürk'ün Özel Arşivinden Seçmeler IV, s. 151-153- Kürt Teal-İ Cemiyetinin iç yüzü

293. Mart 2003-Kemalist org- İngiliz Muhipler Cemiyeti Başkanı Sait Molla’nın mektupları

294. İsmail Göldaş, Kürdistan Teâli Cemiyeti, İstanbul, 1991, s. 249-251 (Tunaya Çevirisi, c. II, s. 205-212—Kürdistan Teali Cemiyeti Nizamnames

295. Em. Tümg. Aptullah Kuloğlu-Bölücü Davranışlar ve Türk Devleti- TÜRKİYE, IRAK ve İRAN’daki Kurmançları isyana teşvik için kurulan teşkilatlar

296. Toplumsal Tarih Dergisi- 1998- sayı:58- Şeyh  Sait ayaklanmasının bastırılması, Musul Sorunun çözümlenmesi

297. Dr. Oğuz Aytepe Toplumsal Tarih Dergisi –1998- Ermenilerin Kürt Davasını savunmaları

298. Toplumsal Tarih Dergisi 1998 Sayı: 59- Hoybun –Taşnak Antlaşması

299. Bölücü Davranışlar ve Türk Devleti- Em.Tümg. Aptullah Kuloğlu- İngiliz Gizli Servisine ait Raporlar

300. 07.04.2003-NTV –Saat 17.10- Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabını tanıtım

301. Hasan Cemal-Kitaplı Düşünmek-20.04.2003-Milliyet- Fikirlerin virüsleşmesi

302. Toplumsal Tarih Dergisi- Şubat 2000- Kürtler ve Vikingler-Rohat Alakom- İsveç’te ki Kürt sikkeleri

303. Mehmet-Doğan- Atatürk Tarih, Dil, Kültür Yüksek Kurulu Bilge Dergisi Güz Sayı 10 s.80 1996

304. Tarih Vakfından Haberler – 110- Kardeş Kuruluş Protokolleri

305. Tarih Vakfı Sitesi- Aylık Haber Bülteni Sayı: 110- Tarih Vakfı ve CNNTürk işbirliği

306. Tarih Vakfından Haberler- Sayı:115- Tarih Vakfının bina ihtiyacı

307. BİA Haber Merkezi -01.07.2002    Hamza AKTAN- 1915 yılında yüz binlerce insanın sadece Ermeni olduğu için katledilmesi

308. BİA Haber Merkezi -01.07.2002    Hamza AKTAN- Agos Gazetesi genel yayın yönetmeni, Hrant Dink Toplantının Resmi kurumlar dışında düzenlenen bir organizasyon söylemi

309. Helsinki Yurttaşlar Derneği Sitesi- Helsinki Yurttaşlar Derneği Kurucu Üyeleri

310. Dr. Necip Hablemitoğlu- Türkiye’de ki Alman Vakıfları  Raporu 4- Böll Vakfının  İnsan Hakları konusunda işbirliğine gittiği Sivil Toplum Kuruluşları

311. Hürriyet- 11.06.1998- Faruk Zabcı-İngiliz Arşivinden kaybolan bazı Ermeni belgeleri

312. Bayhan Gülerhan-28 Haziran 2003—Çilingir Sofrası Tadında Tarih- AKŞAM- T Vitamini Şirketi

313. Bayhan Gülerhan-28 Haziran 2003—Çilingir Sofrası Tadında Tarih- AKŞAM- Çilingir sofrasında tarih

314. Bayhan Gülerhan-28 Haziran 2003—Çilingir Sofrası Tadında Tarih- AKŞAM- Semt Tarihleri

315. İbrahim Kiras- Gerçek Hayat, 12 Nisan 2002- Tarih Vakfının sosyal demokrat  belediye zamanında yapılanması

316. 1 Ocak 1994- Toplumsal Tarih Dergisi- Tarih Vakfının, (FID)Uluslar arası Enformasyon ve Dokümantasyon Üyesi olması

317. 6 Temmuz 2001, hürriyet- TÜSİAD ve Tarih Vakfınca hazırlanan Alternatif Coğrafya kitabı

318. Emin Pazarcı-BAKIŞ-26 Ağustos 2001- Akşam-  Türk Eğitim Sen’in Tüsiadın Coğrafya Kitabı hakkında ki raporu

319. 13 Mayıs 2003- Ulusal Kanal Haberler- Tüsiad’ın hazırladığı alternatif Tarih Kitabı

320. İst-AA- Tüsiad’ın Alternatif Tarih Kitabının Fransız Tarih kitabından tercüme olduğu

321. 8.5.2003-Hürriyet-TÜSİAD’ın Tarih Ve Felsefe Kitabı

322. www.amatorce.de/postakutusu/ kitaplarbakanda23062003.htm - 14k - Önbellek - Benzer sayfalar- Tüsiad’ın Ders Kitaplarının tenkidi

323. Diyalog-Abbas Güçlü-Milliyet Gazetesi-15.7.2001-TÜSİAD’ın coğrafya kitabının albenisi üzerine

324. CNNTÜRK- 17.05.2003- Söz Sizde- Tüsiad’ın Tarih kitabının tanıtımı, Türk Tarih kitaplarının değişmesi gerektiği üzeri

325.  6 Temmuz 2001-Hürriyet-Tüsiad heyetinin Tarih Kitabını Cumhurbaşkanı ve Başbakana vermeleri

326. Partilerin-Partisi-Tüsiad-Fatih-Polat-E-mail: Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Tüsiad’ın görevi

327. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten Sayı:137- Haziran 2003- Tarih Vakfının Tarih Ders Kitapları ile ilgili çalışmalarında  Eğitim- Sen işbirliği

328. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten Sayı:137- Haziran 2003- Tarih Vakfının projeleri için dış kaynaklı fonlar bulması

329. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten Sayı:137- Haziran 2003- Ders Kitaplarının taranması

330. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten Sayı:137- Haziran 2003- Tarih Vakfının 5. Genel Kurulunda  ki teşekkür listesi

331. Tarih Vakfı Sitesi    -129 Nolu Haber bülteni- Seçim Afişleri

332. Tarih Vakfından Haberler Bülteni Sayı:129-Ağustos 2002- Bozcaada gezisi

333. Tarih Vakfından Haberler Aylık Bülten-Sayı:137-Haziran 2003-Hendek - Yeşilyayla köyüne gezi

334. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfı kitaplarının dünyada da yankı uyandırdığı

335. 20 Mart 2001- Nuray Mert-Osmanlı Mirası- Radikal- İsveç Araştırma Enstitüsünün düzenlediği toplantı

336. Tarih Vakfı-106 nolu Haber Bülteni- Barbar İstilaları

337. Bizans'ın Soylu Kadınları -On Portre, 1250-1500 -Donald M. Nicol -(Çev. Özden Arıkan)-TARİH VAKFI YURT YAYINLARI- Bizansın soylu kadınlarının Osmanlının son yüzyıllarına damga vurması

338. 3 Ekim 1998-milliyet- Tarih Eğitimi ve Tarihte "Öteki" Sorunu

339. Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Çağdar Keyder-Küreselleşme karşısında ulus devletlerin kalmayacağı

340. Tarih Vakfı Sitesi-Cemil  Koçak-Tarihçinin Mutfağı- Bugün ki problemlerin kaynağı için tarihe başvurma

341. Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Prof. Dr. Carter Findley- Son iki yüz yılı kapsayacak tarih yazılması üzerine

342. Amerikalı Bilim Adamlarının Açıklaması (19 Mayıs 1985). ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNİN DİKKATİNE. Türk, Osmanlı ...

www.mfa.gov.tr/turkce/ermeniiddia_amerika.htm - 28k - Önbellek

343. NURHAK, (Elazığ) - Sayı: 8747 - Fırat Üniversitesi'nin düzenlediği ‘Ermeni Sempozyumu'nun İngilizce Sonuç Bildirgesi)

344. Tarih Vakfı Sitesi-Duyuru-  Geçmişin araştırılması

345. Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Prof. Kemal Karpat- Neden tarihçi olduğu

346. Tarih Vakfı Sitesi- Tarihçinin Mutfağı- Orhan Silier- Çalışma alanı- Tarih Vakfının kuruluşu

347. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfı Azarbaycan’da- Haberler- Tarih Vakfının Azerbaycan’da ki konferansı

348. Tarih Vakfı Sitesi-Haberler- Tarih Vakfının ırk,cins ,din ,dil gözetmemesi

349. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Kitaplarının Değişimi-Tarih Vakfına yapılan baskı

350. Açık Toplum Enstitüsü Sitesi- Açık Toplum Enstitüsünün tanıtımı

351. Tarih Vakfı Sitesi-YTG Sayfası- 8 Nolu Tarihçe- Yabancı Vakıflarla işbirliğini anlamayanlar

352. Yavuz Bülent Bakiler-Azerbaycan İntibaları adlı konferans-Aydın- 14 Mart 1994- Türk ırkı üzerine

353. 21.08.2003- Tercüman- Türkiye Felsefe Kurumu Başkanının emekliliği

354. Alman Vakıfları Raporu-1-Dr.N.Hablemitoğlu- World, Islam and Democracy adlı kitabın yazarları

355. Alman Vakıfları Raporu-3-Dr.N.Hablemitoğlu- Azınlık Hakları Sempozyumu

356. BİA Haber Merkezi -26.12.2002  - Nadire Mater- Alman vakıflarına yönelik casusluk iddiaları üzerine açılan dava

357. Tarih-Vakfı-Sitesi-01.07.2003–Haberler –13.Sivil Toplum Kuruluşları Sempozyumu

358. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106- İslam'da Tıp Etiği ve Hukuk

359. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106- MESA'dan Hourani ÖdülüTarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106- Güney Asya'da İslam: Ulusal ve Dinsel Karşıtlıklar"

360. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 106- Modernite ve İslam

361. Ali H. Aslan- Washington-08.05.2002-İnt.İlk Türk Gazetesi Zaman- İslamda Modernite ve Rockefeller Vakfı

362. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 107- Chicago'da Orta Doğu Sempozyumu

363. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 107- Washington Üniversitesi'nde Osmanlı Seminerleri

364. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 108- II. Akdeniz Toplumsal ve Siyasal Araştırma Konferansı

365. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 109- Modern Türk Tarihi Konferansı

366. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 110- “Chaim Herzog Ödülleri

367. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 110- Oryantal Kitaplar, Elyazması Koleksiyonları ve Yeni Bilgi Teknolojileri

368. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 110-  Ulusal ve Dinsel Söylentilerin Egemenliğine Meydan Okumalar"

369.   Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 111- Ulusal ve Dinsel Söylentilerin Egemenliğine Meydan Okumalar

370. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 112- Modern Türkiye Sempozyumu

371. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 113- İş"-Tarih, Şimdi ve Gelecek

372. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 113- Sözlü Tarihin Gücü

 

373. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 113- Akademide Küba-ABD Yakınlaşması

374. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 120-   ARIT, Araştırmacılara Burs Veriyor                                                             

375. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 133- Avrupa Ufukları Programı ve Toplumsal Tarih Dergisi

376. Tarih Vakfından Aylık Haberler Bülteni: 133- Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’da Fıkıh ve Topluluk

377. Alman Vakıfları Raporu 4 –Dr. Necip Hablemitoğlu- , Volkswagen Vakfı, Fritz-Thyssen Vakfı gibi BND ile koordineli ilgili Alman Vakıfları

378. Turgay Tüfekçioğlu, www.hakimiyetimilliye.org’ta yazıyor-Arslan Bulut - Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir , 29 Haziran 2003- Türkiye’de ki küreselleşmeci STK ların ABD ile ilişkileri

379. KURTULUŞ CEPHESİ - Kasım-Aralık 2000-Sayı:58- Tarih Vakfı kurucu yada üyelerine

380. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illerde Milli Eğitim Müdürlüğüne . oradan da yaygın ve örgün eğitime yollanan evrak- “Gençler Aile Tarihi Yazıyor” yarışması

381. Tarih Vakfı Sitesi-Aile Tarihinin nasıl yazılacağı ve amacı

382. Tarih  Vakfı Sitesi-Cumhuriyetin Aile Albümleri-Yiğit Gülöksüz Farklı Kültürler-

383. İstanbul’da hatırlamak ve unutmak- Leyla Neyzi- İstanbul'da farklı kuşak ve çevrelerden kişilerle yaptığı sözlü tarih görüşmeleri

384. Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi- Stephen Caunce- Sözlü Tarihin geleneksel tarihten farklılığı,alternatif tarih oluşu

385. Tarih Vakfı Sitesi- Tarih Vakfına nasıl destek olunacağı üzerine

386. Geçmişin Sesi-Paul Thompson- Sözlü Tarih

387. Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Kitabı- N.Ergezer-C.Kayıcıoğlu-  Zararlı cemiyetlerin mandacılık fikri

388. Funda Çelebi- Yerel Tarihçilik,Kent,Sivil Girişim- Yerel Tarih Grupları

389. Yerel Tarih Grubu Oluşumu İçin Kılavuz-Funda Çelebi- Tarih Vakfı Sitesi- Avrupa kültürünün bir bölümünün yerel düzeyde araştırılması ve korunması

390. Tarih Vakfı Sitesi- 15.07.2003- “Liseler Arası Aile Tarihi Yazma” Yarışması Sonuçları

391. Çekül-Tarihi Kentler Birliği Haber Bülteni-19.12.2002-Kayakapı Projesi

392. 30 Mayıs 2002- Hürriyet- Ürgüp-Sarıca Kilise’de Fener Rum Patriği Bartholomeos

393. S.Yılmaz- 30.5.2002-Milliyet- Ürgüp Kayakapı

394. Basından seçme-Doğan Hızlan*2002 Hürriyet-S.Yılmaz*2002 Milliyet- 2002 Hürriyet- 2002 Turkey  Travel News- Kapadokya projeleri

 

Kaynak: http://ahmetdursun374.blogcu.com/

 

15 bölümlük bu yazı dizisi yukaridaki kaynak siteden alinmistir ve sayın N.Kavcar ın araştırmasının bir sunumudur.



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_014.jpg

En Son Yorumlar