TÜM YALANLARA HAYIR!
Cuma, 03 Eylül 2010 21:07

Banu Avar,

Bu millet uzun zamandır yalanlarla boğuşuyor. Her gelen bir başka yalanla geliyor, yalanı yalan çamuruyla  yuğup yıkıyor. Gerçekler her suda daha da kararıyor…
Ekranlarda danışıklı döğüşen hanımlar beyler,  karşılarına oturtuyor siyasileri, seçme yalanlara çanak tutuyor…
Yeni bir stil deniyor ekrandaki sunucu. AKP’li yetkiliye en ’doğru’ soruları ‚en komik’ şekilde yönlendiriyor… Acaba  Vamık Volkan’dan mı  tavsiye alıyor?Böylece DOĞRULAR  ’dehset abartılı iddialar’ olarak kulaklara değiyor…
’Söyleyin sayın bakan, AKP , Amerika’dan mı emir alıyor?’ (Gözlerinde ben ne zekiyim pırıltısı.)
’AKP PKK ile mi görüşüyor?’ (sesinde sorarım işte bu soruları tınısı)
’AKP ne var ne yok yabancılara satıyor diyorlar…’( omuzlarıyla haltetmişler havası…)
’Bitaraf olan bertaraf olur mu? Benden olmayan yok mu olur deniyor?’ (valla tüm ’ulusalcı’soruları  sorduk işte!  afrası…)

Sayın Bakan yanıtlıyor.. ’Külliyen Yalan. Bunlar korku yayarak koltuk sahibi olmak isteyenlerin uydurmaları. Kendileri Amerika ile işbirliği yapmadılar mı! O zaman oradan emir mi almış oldular! Onların kastettiği tarzda bir ilişki yok!  PKK ile önceki hükümetler  de ilişki kurmadı mı! Kim demiş haraç  mezat sattık diye!Yabancıya satış bizim hükümetten önce de olmadı mı!’
Doğrular doğru olmayanlarla içiçe…Psikolojik terör  bu işte!
 Evet bu gidişin bir başı vardı..Ve bu AKP’den önceydi.  Gelen her hükümet Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yokuştan aşağıya yuvarlanmasına katkı verdi. Ve en son aşama AKP ile geldi.  Artık bu ’gidişin’ sonundayız.
Ve bu aşamada Türk halkının  ’yalan kaldırma’ istiab haddi doldu. Artık ‚TÜM YALANLARA HAYIR!’ aşamasında… Ve bu milletin büyük çoğunluğu,  bu aşamaya geldiğinin  farkında!

Sayın bakan ekranda cevaplıyor: 
’Kimi yoketmişiz bugüne kadar. Demokrasilerde herkes  istediğini söyler!’
Sayın bakan, ben ve binlerce basın mensubu,  ’istediğimizi’ değil, gerçekleri bile dile getiremedik. Sizinle aynı düşünmediğimiz için MÜEBBET İŞSİZLİĞE mahkum edildik!

Bizler şanslı olanlardık, bu meslekte gerçekleri dile getirenler, hayatlarını kaybettiler , esir evlerine gönderildiler, ya da en hafifinden suskunluğa gömüldüler. 
Yani sayın bakan, ve danısıklı döğüşen meslekdaşım,
’DEMOKRASİLERDE İNSANLAR  İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEMEZLER!’
’Demokrasi’den anladığınız, sadece sizin gibi düşünenlerin olduğu bir sistemse, o ayrı!
O zaman doğaldır, muhalif olanlar  ’bertaraf’ edilecekler.
Nerde muhalif televizyonların yöneticileri.? Acaba, Mustafa Özbek 70 küsur yaşında zindanda çürümek için hangi cürmü işledi?
Cevaplayalım: ’Gerçekleri  söyledi!’
Ya Doğu Perinçek? O da sisteminize muhalifti…
Tuncay Özkan ve Mehmet Haberal muhalif yayın yapmak suçlusu değil mi?
Mustafa Balbay ‚istediğini yazıp söylemek’ dışında nasıl bir cürüm işledi? Ya Emcet Olcaytu?
Genç meslekdaşım, Ufuk Akkaya 9 kasım 2009’dan  1 Eylül 2010’a kadar hangi gerekçeyle Silivrideydi? Söyleyelim: Gerçeklerden sözetti! Deniz Yıldırım’ın çilesiyse   hala bitmedi…
Bu basın mensuplarının tek suçları düşündüklerini ve gerçekleri söylemekti!
Kraliyet Basını!
Onlar, özel kanalların özel stüdyolarında pek özel giysileri, afraları, tafraları, işten atıverdikleri ve alıverdikleri  TEBAA basın mensuplarının KRALLARI olarak dolaşanlardan olmayı seçmemişlerdi. Onlar, düşündüklerini araştırma sonuçlarını halktan gizlememişlerdi.
Onlar çanak sorularla iktidar karşısına geçmemişlerdi. Onlar istedikleri gibi, çağın gerektirdiği gibi gazetecilik yapmaya yemin etmişlerdi. Ortaçağ karanlığında da olsalar 21. yüzyıl aydınlığını beyinlerinde taşımanın cezasını çekeceklerdi!
Ben onların meslekdaşı olmaktan gurur duyuyorum. Diğerlerinden de HİCAP!

Madem sayın bakan  ’Demokrasilerde herkes istediğini söyler’ diyor, o zaman bunu söylediği gecenin sabahında   Abdullah Öcalan ve hempaları  kadar ifade özgürlüğü hakkımı kullanmak istiyorum.
’kolay politikacılar’
’Komik  elbiseli sorular’a  CİDDİ sorular ekliyorum.
İktidarın 8 yıldır yakınen görüştüğü ‚danışmanların çoğu Amerikan istihbarat servisleri ile irtibatlı değil mi?  Bunlar, Wolfowitz’den Graham Fuller’e, Paul Henze’den Henri Barkey’e, David Philips’den, Kemal Derviş’e ve  Vamık Volkan’a ve tüm ABD AB büyükelçilerine kadar geniş bir yelpazede Türkiye’ye her konuda yol haritası çizmediler mi? 
ABD’nin  2003’de AKP’ye imzalattığı,   2 sayfa 9 maddelik anlaşma maddeleri neden halktan gizlendi?
YANİ ABD ile bu iktidar arasındaki ultra bir ilişki! Emri veren alan kim, o okuyucunun işi!
Şu meşhur ’eşbaşkanlığa’  da ayrıca değinmeli!
İngiltere eski Başbakanı ve küresel memurlardan biri olan  Tony Blair, anılarında  Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül için  “karşılaştığım en kolay Türk politikacılarıydı” demiyor mu?
‘Kıbrıs konusunda da “makul” olduklarını’  belirtmiyor mu?
Acaba Kıbrıs için ne sözler verildi?
Ermenistan sınırı konusundaki ısrar ve Patrikhane’nin ekümenik kabulü konusundaki emirler neyin hazırlığıydı? Bunların perde arkası neden halkla paylaşılmadı?
’Kolay politikacılar’ Batı ile ne gibi anlaşmalara Türk halkından habersiz imzalar attı?

ABD ile  Güneydoğu Anadolu  madenleri , petrolü ve suyu konusunda ne gibi anlaşmalar yapıldı?
Özelleştirmelerle bu ülkenin hangi değerleri küresel sermayeye pul parasına verildi?
AKPnin hazırladığı   ‘NEDEN ‘EVET’ broşürü   bu soruya  yanıt veriyor  !
 ‘KAMU YARARI GİBİ SUBJEKTİF BİR KAVRAMLA,  BİRÇOK ÖZELLEŞTİRME KARARI İPTAL EDİLMİŞ, BÖYLECE KÜRESEL SERMAYENİN TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPMASI İLE İLGİLİ BİRÇOK ZORLUK ÇIKARILMIŞTIR.’
Demekki EVET ile,  ‘kamu yararı’ tarihe gömülüp,  özellestirme kararları önünden Danıştay engeli kaldırılacak , ve  küresel sermaye ‘yatırım’ adı altında Türkiye’nin tüm servetine el koyabilecek!
Sayın bakan  ‘Daha öncekiler de yaptı!’ diyerek suçlamalara cevap veriyor.  ‘Onlar  yaptı  biz niye yapmayalım’, diyerek iktidarı savunuyor.
Evet! Küresel sermaye daha önceki tüm hükümetleri kıskaca almıştı. Uzun zamandır yapılan özelleştirmelerle Türk halkının göznuru, cumhuriyetin yoktan varettiği ve onbinlerce kişinin ekmek kapısı KİT’ler yok pahasına uluslararası şirketlere  gitti. Hepsinden hesap soruyoruz. Hepsinden şikayetçiyiz. Ama siz, iktidar sahipleri,  onlardan  fazlasını  becerdiniz ! 

Yabancıların çıkardığı madenden alınacak devlet payını % 2'ye düşürdünüz.
350 yabancı maden firmasına  bu toprakların dörtte birini satmaya kalktınız..
 İsrail devletini kurduran Rothschild ailesi ile  ortak oldunuz. 
Ülkede tüm maden faaliyetlerini yabancıların denetimine verme kararındasınız.  (bkz Selim Kotil)
Yabancı ortaklı yakınlarınıza limanları, fabrikaları, maden sahalarını  hidroelektrik santrallerini, bakır ve krom  dağlarını hediye ettiniz.  Kit arazilerini  dönüm dönüm verdiniz.
Ve halkı referanduma dayadınız.  Küresel efendilerin topraklarımıza el koyması, SEVR’in öcünü alması için, ve bölünmüş bir Türkiye için onay istiyorsunuz. 
Tüm AB ve  ABDnin  Türkiye memurları da sizinle beraber ‘EVET’ diyor.  Küresel sermaye, ağzından köpükler saçarak ‘EVETT’i destekliyor.

Ve federasyon soruları
Batının dayattığı bu referandumun sonunda   bir federasyon mu amaçlanıyor.
Özerk Güneydoğu   referanduma EVET ile mi mümkün olacak?
M:A Güller’in yazdığı gibi, bu referandumdan  İstanbul ve Diyarbakır merkezli bir konfederasyon mu doğacak?
Böylece,  Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanı  Diyarbakır’ı bölgede  merkez yaparak görevini ifa etmiş  mi  olacak!

Bölgesel Kalkınma ajansları bu sonun ilk adımları mıydı?
Başbakan,  NATO askerlerine,  Ahmet Türk BM askerlerine hangi  mutabakat sonucu  davetiye çıkardı!?
Irak’dan çekilen ABD askerlerine açılan bir yol var mı? Acaba ABD silahları bölgede kalacak mı? Türk halkı, yeni genel kurmay başkanı ve hükümetin ABD genel kurmay başkanı ile ne konuştuğunun detaylarına vakıf olacak mı?

Sayın bakan  ’Statükoyu delmek ve demokrasi getirmek için EVET şart! ‚diyor.
Eğer buysa  statükoyu delmek, küresel şirketlere  ’geçit’ vermekse; demokrasiden anladığınız, ’HAYIR’ diyenleri dövmek içeri tıkmak, susturmak, öldürmekse, kendi topraklarımızda, küresel baronların marabası olarak yaşamaya  mahkum edilmekse demokrasiniz,  biz YOKUZ!
Kör topal da olsa HALA bir cumhuriyete sahip olduğumuz 2010’da, bu bereketli vatanı tamamen kaybetmemek için, ABD  projelerine ram olmamak için,  işçisi köylüsü çiftçisi esnafı öğretmeni öğrencisi, onurlu gazetecisi, siyasetçisi HEP BİRLİKTE  DİRENECEĞİZ! 

Sonra bir sonraki aşama için elele vereceğiz!



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_015.jpg

En Son Yorumlar