Bir arkadaşım vardı,"Türkiye'de sadece ‘gizli işsizlik’ değil asıl önemlisi bir de ‘gizli cahillik’ var" derdi. Aslında günlük siyasal yaşamı ve medyayı yakından izleyince bu söylemin ne kadar doğru olduğunu görürüz. Bu cahillik en çok siyaset söylemlerinde açıkça ortaya çıkar. İlk olarak bir inanışı örnek gösterelim. Denir ki bir ülkede “iki siyasal parti yeter. Örneğin İngiltere ve ABD de iki partili sistem var, en kalıcı ve verimli demokrasi de bu iki ülkede değil mi?” Bu inanışın aksine bu iki ülkede de İKİ sayısının çok üstünde siyasi parti vardır. Ve bu partiler Parlamento ve Devlet Başkanı seçimleri dahil bütün siyasal, genel ve yerel seçimlere girme hakkına sahiptir. Ve bizdeki gibi seçime girme ve seçimden sonuç almak noktalarında hiçbir sınırlamayla bağlı değildir. Örneğin seçimi kazanma yolunda hiçbir baraja tabi değildirler. CUMHURBAŞKANIMIZIN YETKİLERİ ABD BAŞKANINDAN FAZLA Bir ikinci örnek; Anayasa'da Cumhurbaşkanının yetkilerinin aşırı fazla ya da normal olduğu noktasında da ciddi bir CEHALET vardır. Örneğin burada "Bizim Anayasamızda Cumhurbaşkanının yetkilerinin, başkanlık sistemiyle yönetilen ABD’dekinden daha fazladır" desem, herkesten itiraz yükselir. Oysa gerçek böyledir. Bakın anlatayım: 1) ABD her şeyden önce Federal bir devlettir. Merkezi olmayan yerel yönetimler üzerindeki (Eyaletler ve Belediyelerde) yönetimler üzerinde başkanın hiçbir yetkisi yoktur. Bu nokta çok önemlidir. Kolluk kuvvetleri eyalet ve belediyelerde çoğunca belediye başkanlarına bağlıdır. Başkan'ın Federal Polis dışında kolluk kuvvetleri üzerinde hiçbir erki yoktur. 2)Cumhurbaşkanı bazı istisnalar dışında tek imza istediği gibi atama yapamaz. Bakanlar başta olmak üzere yaptığı bütün atamalarda çoğu kez Cumhuriyet Senatosu olmak üzere bazı kurumların "OLUR"unu almak zorundadır. Örneğin bu "OLUR" olmadan bir silahlı kuvvetlerde, bir Albay’ın General ya da Amiral olması için attığı imzanın hiçbir önemi yoktur. (Oysa teorik olarak ABD silâhlı kuvvetlerinin başkomutanıdır.) Üniversitelere rektör atamalarıysa, üniversite kamu fonlarıyla çalışan bir kurum olsa da asla mümkün değildir. MİLLETVEKİLLERİ ÜZERİNDE MUTLAK EGEMENLİKLER VAR Doğal ki bazı siyasal konulardaki gücü bizdekinden çok daha fazladır. Örneğin Temsilciler Meclisi ve Cumhuriyet Senatosundan geçmiş bir yasayı VETO etmiştir, bu Veto çok etkilidir. Bizde Cumhurbaşkanı bir yasayı veto edince TBMM o yasayı -hatta kelimesi kelimesine aynı bir metin olarak bile- çoğunluk oyuyla yeniden yasa haline getirebilir. ABD’deyse veto yiyen yasa dönüp parlamentoya gelirse, yeniden kabulünde "üçte iki" çoğunluk gerekir. Ülkelerin çoğunda Cumhurbaşkanı ya da icra erkinin başı bir başbakanın kendi milletvekilleri üzerinde mutlak egemenlikleri vardır. ABD de böyle güçlü bir egemenlik söz konusu değildir. Sağlık Yasağı örneğinde gördük. Obama'nın siyasal kaderini bağladığını ifade ettiği bu yasa oylandığında bile Başkan’ın partisi Demokrat Parti'den 34 Temsilciler Meclisi üyesi Obama'nın önerisine RET oyu verdi. Bunları düşününce bizim Anayasa’mızda Cumhurbaşkanına verilmiş, son AKP tasarısında belirtilen ve hiçbir kurum ve kişinin iznine bağlı olmadan kullanılacak yetkileri demokrasiyle bağdaşır bulmuyorum. Demokrasilerde kontrolsüz danışmasız yetkiler verilmesi bu rejimin ilkeleriyle bağdaşmaz.
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne