Mecit Ünal,
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Otoritelerce geçen yüzyılın en önemli Alman şair, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni kabul edilen Bertolt Brecht, aslında işçi sınıfının en önemli yazarlarından biridir. 1898’de Münih’e yüz kilometre uzakta bulunan, bugün Bavyera’nın merkezinde önemli bir sanayi şehri olan Augsburg’da doğmuştur. Augsburg, Brecht’in doğduğu yıllarda henüz bir kasaba durumundadır. Brecht’in babası, Augsburg’da bir kâğıt fabrikasının yöneticisiydi. Brecht’in annesi ise Kara Orman’ın yüksek memurlarından birinin kızıydı.
“YALNIZCA BOŞ KAFALILARIN RAĞBET ETTİĞİ BİR PROPAGANDA SLOGANI”
Yaşamı iki dünya savaşının içinde geçen Bertolt Brecht, daha Birinci Dünya Savaşı’nda, henüz lise öğrencisiyken savaş karşıtı bir tavır içindeydi. Romalı şair Horatius’un “Anavatan için ölmek hoş ve onurludur” sözü üzerine yazdığı bir kompozisyonda bu sözün “yalnızca boş kafalıların rağbet ettiği bir propaganda sloganı” olduğunu yazacaktır. Bu kompozisyon yüzünden okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Brecht, bundan, babasının hatırı ve din dersi öğretmeninin araya girmesiyle kurtulur. Liseden sonra tıp öğrenimine başlar. 1918’de askere çağrılan ve cephe gerisinde bir hastanede hastabakıcılık yapan Brecht’in, daha çok sezgisel olan bu savaş karşıtlığı, sonraki yıllarda, özellikle de savaşın getirdiği bedensel ve ruhsal yıkımları yakından gördüğü bu deneyimin etkisiyle bilinçli bir karşıtlığa dönüşerek, yazacağı çeşitli tiyatro oyunlarında dile gelecektir.
Brecht, savaş sonrasında önce Münih’e, sonra Berlin’e yerleşti. Edebiyat ve tiyatro çevreleriyle ilişki kurdu. İlk şiirlerini “Ev Vaazları” başlığı altında yayımladı. İlk tiyatro oyunları “Baal”, “İngiltereli II. Edouard’ın Yaşamı”, “Kentlerin Ormanında” ve “Gecede Davul Sesleri” bu dönemde sahneye kondu. 1922’de Kelist ödülü alan “Gecede Davul Sesleri”ne rağmen henüz toplumsal eleştiriden yoksun olan bu yapıtlarda Brecht’in kendisi de kinik bir şair görünümündedir. 1920’lerin ikinci yarısında Marksist görüşler savunmaya başlayan Brecht’in şiirleri ve oyunları da bundan etkilenecektir ister istemez. Brecht’in bu dönemdeki en önemli eseri, Kraliçe Victoria’nın hükümdarlığı zamanındaki Boer Savaşı sırasında Londralı yoksul aşağı tabakanın hikâyesini anlatan “Üç Kuruşluk Opera”dır. 1928-29 tiyatro mevsiminde iki yüz kez oynanan ve dünyaca ün kazanan oyun, 1931’de ve 47’de de filme çekilir. 1920’lerin sonlarında Almanya’nın durumu da “Üç Kuruşluk Opera”daki gibidir: İşsizlik, yoksulluk, açlık, siyasal karışıklıklar… Almanya’nın yaklaşık on beş yıl süren bu durumu 1933’te son bulduğunda Hitler’in Nazi Partisi iktidarı ele geçirmiş, ülkede baskı ve şiddet terör boyutlarına ulaşmış olarak sürmektedir. Hitler’in SS ve SA milisleri işçilere, Yahudilere, sosyalist ve komünistlere savaş açmışlardır. Sonra sıra demokratlarla Nazi olmayanlara gelecektir.
“EPİK TİYATRO”NUN KURUCUSU
“Tedbir” adlı oyunu 1933 başında polis tarafından yasaklanan, adı kırmızı bir kalemle çevrelenen Brecht, 28 Şubat’ta sonradan Nazilerin yaptığı ortaya çıkan Reichstag yangının ardından ailesi ve arkadaşları ile birlikte, beş yıl kalacağı Danimarka’ya gitmek üzere Berlin’i terk etti. Brecht’in, “Ölü Askerin Efsanesi”nden “Üç Kuruşluk Opera”ya kadar bütün yapıtları da aynı yılın Mayıs ayında başka binlerce kitapla birlikte yakıldı. Bundan sonrası bir ülkeden ötekine, İsveç’ten Finlandiya’ya, Sovyetler Birliği’nden ABD’ye uzanan zorunlu ikamettir. “Galilei’nin Yaşamı”, “Bay Puntilla ile Uşağı Matti”, “Yuvarlak Kafalılarla Sivri Kafalılar”, “Arturo Ui’nin Yükselişi”, “Schweyk”, “III. Reich’ın Korku ve Sefaleti”, “Ana”, “Carrar Ana’nın Silahları” vd. bu yılların ürünüdür. 1943 yılında Doğu Cephesi’nde (Rusya) bulunan oğlunu bir bombardımanda kaybeden Brecht ve ailesi sürgünde çok zor koşullarda yaşadılar. Brecht, 1947’de, başında Mc Charty’nin bulunduğu “Amerika'ya Karşı Suçları Soruşturma Komisyonu” tarafından sorgulanan yazarlardan biriydi. ABD’de yaşayamayacağını anlayan Brecht, 1948’de Doğu Almanya’nın daveti üzerine Berlin’e geldi ve Berliner Esemble’ın başına geçti. Brecht, kendisiyle birlikte anılan “epik tiyatro” anlayışını burada oluşturdu. İşçi sınıfının en önemli şair ve yazarları arasında yer alan Bertolt Brecht, 14 Ağustos 1956’da Berlin’de kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne