|
Atatürk'ün en yakını olan Kılıç Ali'nin oğlu olan Gündüz Kılıç, Galatasaray ve Ulusal Takım'da uzun yıllar futbol oynamıştı. Anlattığı yaşanmış bir anı çok şeyi anlatır.
Türk futbolunda çok özel yeri olan Gündüz Kılıç'tan dinlemiştim. Atatürk'ün en yakını olan Kılıç Ali'nin oğlu olan Gündüz Kılıç, Galatasaray ve Ulusal Takım'da uzun yıllar futbol oynamıştı. Anlattığı yaşanmış bir anı çok şeyi anlatır. Dinliyoruz: "Çok önemli bir maçımız için Florya'nın ormanlık alanında antrenman yapıyorduk. Bir de baktık ki Atatürk bir köşeden bizleri izliyor. Antrenman bitti, Atatürk bana, 'Şu futbol oyununu bana anlat,' dedi. Ben de elime aldığım bir sopayla toprağın üzerinde sistem ve taktik konusunda açıklamalar yaptım. Atatürk benim saçlarımı okşadı ve sonra da babam ile İsmet Paşa'ya şaşkınlık içinde şöyle dedi; 'Yahu, bu çocukların futbol dediği şey bizim savaşta yaptığımız şeyin aynısı. Futbol savaş gibi bir şey!' Türk futbolu, nereden neye derken anılara dalalım... O yıllarda kaleci, kale çizgisi üzerinde dururdu. Kaleciler her topa uçarak atladıkları için her yerleri yara bere içinde kalırdı. Bu yüzden kaleciler ayak ve kollarına kolluk, dizlik takarak çıkarlardı. Eldivenleri ise kaba saba bir şeydi. Bir de güneşten korunmak için şapka... O dönemde iki büyük kaleci vardı. Fenerbahçe kalecisi Cihat Arman'a, 'uçan kale' derlerdi. O her topu uçarak kurtarırdı. Galatasaray kalecisi Turgay Şeren ise ceza alanında dolaşarak top kurtarırdı. Şeren, Türk futbolundaki devrim gibi yenilik yaratan bu olayı şöyle anlatmıştı: "İngiliz takımıyla maç yapıyorduk. Ben çizgide beklerken İngiliz kaleci, ceza alanında dolaşarak topları kurtarıyordu. Maçtan sonra o kaleciyle konuştum. Ben de aynısını yaptım." (Şeren böylece Türk kaleciliğinde yenilik yapan kaleci oldu.) Bir başka anı... Atatürk'ün emriyle Ulusal Takım, Avrupa turnesine çıkar. Paris'teki bir maçta rakip takımın, oyun sıkışınca ayaklarındaki topları, kalecilerine verdiklerini görürler. Maçtan sonra öğrenirler ki bunun adı 'geri pas'tır. Yaşanmış bu olayı o maçın oyuncularından Fenerbahçeli Cafer Çağatay'dan dinlemiştim: "Türkiye'ye geldik. Galatasaray'la yaptığımız maçta ayağımdaki topu kendi kalecimize doğru geri pas verdim. İstiyordum ki bu hareketi en iyi Türkiye öğrensin. Kalecime verdiğim o geri pas, gol olmaz mı..." Fenerbahçe kalesini koruyan kaleci Nedim, o sırada lafa girdi: "Top ağlara giderken 10 binlerce seyirci 'Cafer sıçtı, bez getirin!' diye bağırdı." KAZIM KANAT
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne