|
'CHP, Mayın Temizleme Yasası’nın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Eğer Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmezse, o zaman da bakalım ihalede ne dümenler dönecek?..'
Tayyip, partisine “AK Parti” denmesini istiyor. AKP diyenlere edepsiz diyor. Haklarındaki davalardan yargılanıp, beraat ettikleri zaman “AK” olurlar… Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi için hazırlanan yasa, haftalardır hararetli tartışmalar yaşanmasına neden oldu. Meclis’te görüşülürken, AKP’lilerin de “ret” uyu vermesi üzerine ikinci kez komisyona giden tasarı, geçtiğimiz hafta bazı değişiklerle yasalaştı. Emin Çölaşan, Kanalbiz’de CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ile birlikte hazırlayıp sunduğu Ankara Rüzgârı adlı programda, gündemdeki gelişmeler değerlendirdi. Ben de Edepsizlik Yaptım!.. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta , “Partimize AKP diyenler edepsizlik yapıyor” dedi. Ben de AKP’ye, AKP diyorum. Edepsizlik ediyorum. Kusura bakmasınlar… Senin partinin adı A(haliyi) K(andırma) P(artisi) değil mi?.. Türkçede kısaltmalar için belli kurallar vardır. CHP’ye, CH Parti; MHP’ye MH Parti denmiyor. Ama Tayyip, Türkçe kurallarını reddedip partisine “AK Parti” dememizi istiyor. Türkçede bu partinin kısaltılmış hâli AKP’dir… Ki, kendileri de zamanında dava dilekçesinde AKP adının altına imza attı. Bu Aralar Çok Sinirli “AK” kelimesi, beyaz, temiz, lekesiz anlamına gelir. Ne zaman ki, dokunulmazlıkları kaldırırlar, haklarındaki bütün davalardan yargılanır ve beraat ederler… İşte o zaman “AK” olurlar… Durup dururken, “Benim partime AKP diyenler” diye nutuk atıyor. O, bu ülkenin Başbakanı. Bu ülkede ortamı yumuşatmakla, rahatlatmakla yükümlü. Onun görevi kürsülere çıkıp, birilerine posta koymak değil. Böyle posta koyuyor, çünkü bu aralar çok rahatsız. Çok sinirli. Bu lafları da hışımla söylüyor. Hâli, tavrı, yüz ifadesi de bu sinirini gösteriyor. Bu sinirli tavırların altındaki en önemli neden de, Mayın Temizleme Yasası… Mayın temizleme işini, önce hazırladıkları bir kararnameyle hayata geçirmek istemişti. Karşılarına Danıştay çıkmıştı. Şimdi de, Danıştay kararının etrafından dolaşıyorlar… (Ki, Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek yargı kararlarının arkasından dolanmak AKP’de bir alışkanlık hâline geldi. Hukuksuzluğu kabul edip, bu hukuksuzluklarını bir de kanunlaştırıyorlar. Nice olaylar yaptılar. Bunun bir örneği de Kuşadası Limanı’nın özelleştirilmesi hadisesidir.) AKP’liler de Karşıydı Meclis’e getirdikleri ilk kanun, AKP’lilerin de karşı çıkmasıyla reddedildi. Sonra ikinci kez komisyona götürüldü. Bazı değişiklikler yapıldı. Kabul edilen hâliyle: Bu mayınların temizlenmesi için önce Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başvurulacak. Eğer, Genelkurmay, “Ben bu mayınları temizleyemem” derse, NATO’nun mayın temizleme şirketi NAMSA’nın kapısı çalınacak. Belki de NAMSA ve Genelkurmay, “Biz bu işi birlikte yaparız” diyecek. Eğer bu da olmazsa, Maliye Bakanlığı bir ihale açacak ve bunlar yine istedikleri adama bu işi verecekler. İşte kıyamet de burada kopuyor… O Parayı Yaratacaksın Buradaki mayınların, yap-işlet-devret modeliyle temizletilmesini açıklamakta kullandıkları bahaneleri şu: Devletin parası yok! 2003 yılında imzaladığı ve 2004’te yürürlüğe giren Ottowa Anlaşması’yla ülkesindeki bütün mayınları temizlemeyi vaat eden Tayyip, iş o mayınları temizlemeye gelince, “Benim askerim bu işi yapamaz, zaten param da yok” diyemez. Türk askerim bu işi yapar… Belki bir maliyeti olur. Tayyip de, o maliyeti karşılamakla ve o parayı finanse etmekle yükümlüdür. 61 milyon dolara, yurtdışından lüks bir uçak daha getirtip uçak sayısını 5’e çıkartacak parası varsa, İran’la yaptığı doğal gaz anlaşması kapsamında kullanmadığın doğalgaz için 2008 yılında 700 milyon dolar İran’a para ödeyecek güce sahipsen, bunun için para yaratacaksın. Türk Askerine Posta Koyuyor Tayyip, herkese posta koyduğu gibi, bu işi yapabileceğini söyleyen askerlere de posta koyuyor… Bu mayınları yerleştiren emekli komutan, “Bana 5-6 tabur asker verin asker verin, bu mayınları temizleyeyim” dedi. Tayyip kalkıp: “Bizim işimize karışma. Emekli olmuşsun. Köşende otur” diyor. Bu yaptığı çok büyük bir saygısızlık… Nasıl ki, “Bize AKP diyenler edepsizdir” derken, yüzünde hınç ifadesi varsa, sinirden yüzü kasılmışsa, bunu söylerken de aynı surat ifadesi var. Bu da yaşadığı paniğin işareti. Hiçbir şeye tahammülü olmayan bir adam… Bir emekli asker çıkacak ve fikrini söyleyecek. Ama bu ülkeyi yöneten Başbakan, o albaya da posta koyacak… Tahıl Depolarımız Yabancılara Gidiyor Türkiye Büyük Millet Meclisi, çok büyük bir toprak parçasını, yabancılara kiralamanın önünü açan bir yasa tasarısını kabul etti. Yasaya göre: Bunlar bir firma bulacaklar ve bu mayın temizleme işini o firmaya verecekler. Dünyada bu işi yapabilen 10–12 firma var. Bunların birçoğu da İsrailli… Yani bizimkiler, ülke adı vermeseler de bu araziyi İsrail’e verecek. Sonra aynı firma orada tarım yapacak. Hem de 44 yıllığına. Üstelik, sadece o mayınlı arazideğil. Ona bitişik başka araziler de peşkeş çekilecek. Ceylanpınar mesela… Orayı da şimdi o yabancı firmaya verecekler. Türkiye’nin tahıl deposu olan araziler bunlar; yabancılara peşkeş çekecekler. Her konuda olduğu gibi… Bu kanunun daha tehlikeli bir boyutu daha var: Söz konusu arazi, 580 kilometrelik bir alan. İstanbul’dan İzmir’e kadar… Burada tarım yapmasına izin verilen firma, bu araziyi nasıl koruyacak? Adam isterse orada özel bir koruma ordusu bile kurabilir. Senin topraklarında, sana bağlı olmayan bir koruma ordusu… Türkiye’de 920 bin civarında mayın var. Bunların sadece 600 bini Suriye sınırındaki temizlenecek arazi içerisinde yer alıyor. Geri kalan 300 bini de, PKK terör örgütü mensuplarının faaliyetlerinin yoğun olduğu operasyon bölgesinde. Peki, diğer mayınlı araziler temizlenmeyecek mi? Tabii ki temizlenecek. Kimse bu mayınların temizlenmesine karşı değil… Bu, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak bir iş değil. Bu vatanın 216 bin dönüm toprağı, yabancılara peşkeş çekiliyor… Türkiye’yi sömürecekler. Bu yasaya bundan karşıyız… Haşim’e de Soruşturma Açılsın CHP, Mayın Temizleme Yasası’nın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Bu, Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biridir ve Anayasa Mahkemesi’nin bu davayı öncelikli olarak gündeme alması gerekir. Ama mahkemenin gündemini, Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu olmayan Başkanı Haşim Kılıç belirliyor. Haşim, CHP’nin bu başvurusunu öncelikli olarak gündeme alır mı almaz mı bunu hep birlikte göreceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmezse, o zaman da bakalım ihalede ne dümenler dönecek?.. Anayasa Mahkemesi’nde yıllardır bekleyen ve bir türlü karar bağlanmayan davalar var. En basit örnek, Yargıtay Başsavcısı’nın açtığı DTP’yi kapatma davası… Haşim, siyasi amaçlarla bir parti kapatma davasını elinde tutuyor. Görüş. Kapat, ya da kapatma. Ama bir karar ver. Yüce Divan dediğimiz bir mahkeme ve raflarda toz tutmuş dosyalar… Tayyip’i, şehitlere ‘kelle’ dediği için 3 kuruş tazminat ödemeye mahkûm eden hâkim hakkında, “Kararları geç veriyormuş” diyerek soruşturma açıldı. Hadi, Haşim Kılıç hakkında da soruşturma açın… EMİN ÇÖLAŞAN Sözcü Gazetesi
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne