|
-Atatürkçülüğün dokuz şartı Bilimsellik, Ahlâkçılık, Bağımsızlık, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik ve Devrimciliktir. -Bir Atatürkçü bilimsellik şartı için, hayatında hangi ortam ve koşulda olursa olsun burada verilen ilkeleri uygular. Atatürkçüler bir araya geldikleri zaman birbirlerini bu ilkeler bakımından bilgilendirir, aralarında bu ilkeleri konuşur, bu ilkeleri tartışır. -Bir Atatürkçü ancak bu ilkeleri uyguladığı ölçüde Atatürkçüdür.
-I- 1- Atatürk’ün mirasçısı ol. Akıl ve bilim olsun, rehberin. 2 - Hayatta biricik mürşit bilimdir. Bilim dışında mürşit arama. 3 - Bütün hayatına, kişisel faaliyet ve sorunlarına bilim ilkesini uygula. Bunun için de olabildiğince bilimsel birikime sahip ol. 4 - Kendini yetiştirmeye büyük kaynak ayır. 5 - Bilim nerede ise oradan al, bilim için kayıt ve şart yoktur. 6 - Dünyadaki bilimsel gelişmeleri yakından takip et. 7 - Her alanda bilimsel bilgiye sahip olman imkânsızdır. Bu sebeple bilimsel olanı öğrenmek ve yapabilmek için bilim adamlarına, uzmanlara başvur. 8 - Bilim aktarmacılıkla olmaz. Sen kendin de başkalarından bağımsız olarak bilimsel faaliyette bulun. 9- Bilimsel faaliyetini, araştırma ve incelemelerini öncelikle kendi ülkenin, Türkiye’nin gerçeklerine, Türkiye’nin sorunlarına yönelt. 10- Bilimsel bilgiyi hayatına uygulamaktan zevk duy, sevinç duy. Hep bu mutluluğun peşinde koş. 11- Bilgilerinle halkını aydınlat. Bilgilerini başkalarına aktar, bunu görev bil. 12- Bir hedef ya da sorun için bir hal çaresi bulduysan ve ortaya koyduysan, bir iş yapıyorsan, uygulamaya geçmeden önce o çarenin “makul, mantıklı ve özellikle bilimsel olduğundan” emin ol. -II- 1- Atatürk’ün mirasçısı ol. Akıl ve bilim olsun, rehberin. 11-Ey Türk, işit, Ulu Önder konuşuyor; can kulağıyla dinle onu, iyi belle söylediğini, uygula: Ben sana miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim mânevî mirasım akıldır, bilimdir. Ben ve arkadaşlarım, aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında belki gayelere tam erişemedik; ancak asla ödün vermedik, akıl ve bilimi rehber edindik kendimize. Zaman hızla ilerliyor; toplumların, bireylerin mutluluk ve bedbahtlık anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini ileri sürmek aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, ey yurttaşım, senin için, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Senden istediğim şudur: Bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimi rehber bil, mânevî mirasçım ol benim. 12- İnsan vücudu bir kürsüdür; zekâ cevherinin korunağı olan başı, üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü!... Çünkü esas olan akıldır, zekâdır. Dünyada her şey ondan çıkar. Bir insan başının ifade edemeyeceği hiçbir şey, akıl ve mantığın halledemeyeceği hiçbir sorun yoktur. 13-Öyleyse akılla, mantıkla, bilimle hareket etmek olsun ilk prensibin. Bir karakter olarak, son nefesine kadar koru bu özelliğini. Hayatta hedeflerine ulaşman, başarılı olman buna bağlı. Yakınlarına, çevrene, halkına bu ilkeyi aşıla, herkese benimset onu. Yurttaşlarının da akılla, bilimle hareket etmeleri için elinden geleni yap. 14-Örnek vereyim sana: Biliriz ki fizik kuvvet ikinci planda gelir, esas olan akıldır insanda. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. İkinci örneğim bireylerden oluşan halk kitleleri ile ilgilidir: Bireyler düşünür olmadıkça, haklarını idrak etmedikçe, halk kitleleri istenilen yöne, herkes tarafından iyi veya fena yönlere sevk olunabilir. Kendini kurtarabilmek için, her bireyin kendi geleceği ile bizzat ilgilenmesi lazımdır. Bu da ancak akıl ve bilimle mümkün olur. 2- Hayatta biricik mürşit bilimdir. Bilim dışında mürşit arama. 21- Mürşit, yani bilim dediğin, gerçeği bilmektir; bilim “belli bir alanla ilgili, araştırmayla bulunan, sistemleştirilmiş genel gerçekler bütünüdür”. Onu iyi tanı. “Bilim nedir” de, yanıtını ara, öğren. 22-Bilim okuldadır, üniversitededir, öğretmendedir, bilim adamında, uzmandadır; bilimsel konuşmalarda, kitaplarda ve makalelerdedir. Bu sebepledir ki Atatürk okullar açtırdı, üniversite reformu yaptı; öğretmeni yüceltti, uzmanlara büyük değer verdi, öğrenci gönderdi yurt dışına. Bunları hep Türkler gerçek Mürşit’ine kavuşsun diye yaptı. 23-Ey Atatürkçü, okulu, üniversiteyi mabet bil. Bilim sahiplerini örnek al kendine. Onları, bilgili oldukları alanda yol-gösterici kabul et. Huşû içinde dinle onları, kitaplarını, makalelerini yutarak oku, candan uygula tavsiyelerini, onlara özen, daima onlar gibi hareket et. 3- Bütün hayatına, kişisel faaliyet ve sorunlarına bilim ilkesini uygula. Bunun için de olabildiğince bilimsel birikime sahip ol. 31-Ey Atatürkçü, erkek ya da kadın, her hareketinden, her konuşmandan, her kararından bilim tütmeli buram buram; öyle ki neredeyse gözle görülüp elle tutulabilmeli o. Ancak bu takdirde rahat etmeli için. 32- Sana gerekli her alanın genel kabul görmüş bilimsel esaslarını öğren, ezbere bil. Bilmediklerini öğren, eksiklerini tamamla. Atatürkçüler olarak bu çabada birbirinize destek ve yardımcı olun. 33- Bilimi, bilimin doğrularını olabildiğince uygula kişisel hayatına. Bu uygulayış sürekli olsun. Hayatını, günlük faaliyetlerini, hayattaki hedeflerini bilimsel doğrulara dayandır. İhtiyaçlarını karşılarken, aile içinde, arkadaşlıkta ve benzeri ilişkilerde, meslek yaşamında bilimsel esaslara uy. Bilimsel esaslar doğruluğu evrensel olarak kabul edilmiş olan esaslardır. 34-Kişisel sorunlarla ilgili bilimsel bilgileri, örneğin şu alanlarda edinmelisin: Sağlıklı beslenme, uygun giyim, uygun barınma, kişisel sağlık (sağlıklı yaşam), eğitim, eğlenme, uygun sosyal ilişkiler,… -Bilgiyi maddî hayatta başarılı olmayı sağlayan, pratik ve kullanılabilir bir araç olarak gör. Onu bir süs, bir hükmetme aracı, uygar bir zevk olarak kullanma eğiliminden uzak dur. 4- Kendini yetiştirmeye büyük kaynak ayır 41-Kendini yetiştirmekten, bilimsel kazanımını genişletmek ve çeşitlendirmekten kaynak esirgeme. 42-Kaynak ayırma, önce kişinin gelir düzeyine bağlıdır. Yüksek gelirli için kaynak tahsisi kolaydır, düşük gelirliler için zordur. Ancak bu sonuncular için kütüphaneler, kurslar, konferanslar, sohbet toplantıları vardır. Aranızda sağlayacağınız dayanışma, yardımlaşma da etkili bir araçtır. 43 -Ancak yoksul bile olsan, her gün birkaç kuruş ayır, biriktir; böylece kendine kişisel bir eğitim fonu oluştur. Unutma: Atatürk, çocukluğunda eline para geçtikçe, yarısını mutlaka kitaba ayırırmış. 44-Zaman da bir kaynaktır, olabildiğince zaman ayır okumaya, dinlemeye, kendini yetiştirmeye. 45-Kendin için istediğini başkaları için de iste. Sahip olduğun kaynak ölçüsünde başkalarının da kendilerini yetiştirmesine katkıda bulun. Tanıdıklarını, ulaşabildiklerini de teşvik et bu göreve. 5- Bilim nerede ise oradan al, bilim için kayıt ve şart yoktur. 51-Önemli olan, doğru bilgidir; bilginin sana gerçeği getirmesidir. Bu nitelikte olmak kaydıyla bilimi her yerden, herkesten alabilirsin; kendi içinden ya da başkasından, dost olandan ya da olmayandan, batıdan, doğudan, güneyden veya kuzeyden, fark etmez. Yeter ki aldığın bilim olsun, bilimsel veri olsun. 52-Büyüklerine, eşine, arkadaşına sorular sor; onları zorla, bilgilerini sana aktarsınlar. Böylece her gün yeni bir şeyler öğren. Kültürünü artır, çeşitlendir, genişlet. 53-Bilimsel toplantılara katıl. Arkadaş grubunu, dost çevreni oluştururken farklı bilim, farklı sanat alanlarından bilgili insanlar olmalarına dikkat et. 54-Unutma: Atatürk üniversite reformunu gerçekleştirirken, üniversite kürsülerini yabancı bilim adamlarına emanet etmekten çekinmemiştir. Her akşam sofrasında ortaya bilimsel konular atar, tartışma ortamı yaratır, bilgi alış verişi yaptırırmış. 6- Dünyadaki bilimsel gelişmeleri yakından takip et. 61-Ey Atatürkçü! Bilimsellik şartını yerine getirmek mi istiyorsun, öyleyse bilimin en yeni bulgularına göre hareket et. Bilim ve teknikle her türlü uygar buluştan zamanın gereklerine göre ve âzami ölçüde faydalan. Bunun için, ya bilimdeki en son gelişmeleri kendin takip etmelisin, ya da bu işi başarabilen uzman kişilerin görüşlerine başvurmalısın. 62-Asla “ben her şeyi öğrendim, bu iş tamam” deme. Çünkü bilim sürekli ilerler, kendini yeniler. Bilimlerdeki gelişmeler yeni doğrular getirdiği gibi, mevcut kimi bilgileri geçersiz de kılabilir. 63-Bilimsel gelişmelerin takibini, ihtiyaçlarına, ihtiyaç önceliklerine göre yap. Buna mesleğinin gerekleri de dahildir. 64-Bilimsel dergiler oku. Bilimsel toplantıları kaçırma. Bilimsel TV kanallarını, programları ve İnternet sitelerini izle. 65-Unutma: Atatürk İstiklal Harbimizi en son bilimsel esaslara göre yönetti. Türkiye Cumhuriyeti’ni bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı milli ve modern bir devlet olarak kurdu. 7- Her alanda bilimsel bilgiye sahip olman imkânsızdır. Bu sebeple bilimsel olanı öğrenmek ve yapabilmek için bilim adamlarına, uzmanlara başvur. 71-İnsan kendini yetiştirmek, bilgi ve kültürünü artırmak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, daima eksik yönleri kalır; her alanda, kendi alanında bile yeterli bilgi sahibi olmayabilir. Böyle bir sorunla karşılaştığın zaman uzmanından bilgi al, o bilgiye göre hareket et. Bunun dışında bir hareket tarzı kesinlikle yakışmaz bir Atatürkçü’ye. Uzman bilgisi olarak, bilimsel ve güvenilir olmak kaydıyla şu kaynaklara başvurabilirsin: Kitap, makale, uzman kişi, o konuda güvenilir şekilde bilgi sahibi olmuş herhangi biri. 72- Atatürk bile bilim insanlarına “siz bana yol gösterin, ben yapayım” demedi mi? Bak nasıl söylemiş bunu: Bilim ve özellikle sosyal bilim alanına giren işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatıp uyarsınlar. Onun için siz ey bilim insanları, eğer kendi biliminize, kültürünüze güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal bilimlerin güzel yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim. 8- Bilim aktarmacılıkla olmaz. Sen kendin de başkalarından bağımsız olarak bilimsel faaliyette bulun. 81-Bilimsel çalışmalarında her şeyden önce kendin dikkat ve özenle seçeceğin belgelere dayan. Bu belgeler üzerinde yapacağın incelemede her şeyden ve herkesten önce kendi inisiyatifini ve ince millî süzgecini kullan. Seni büyük hedefe ancak bu bakış açılarında kıskanç olman ulaştırır. Bilim çeviri ile olmaz incelemeyle olur. 82-Hiçbir hükmü şu ya da bu Avrupalı söylemiş diye kendi bilgine ve inancına vurmadan, benimseme. Onların hele biz Türkler, bizim dilimiz, tarihimiz hakkındaki hükümleri çok kere yanlış esaslara dayanır. 83-Yüksek düzeyde bir bilimsel yaratıcılığı, yani bağımsız bilimsel faaliyeti herkesten bekleyemeyiz. Bunu ancak vasıflı bilim adamları başarabilir. Onlar öyle hareket edecektir. 84-Diğer insanlar, örneğin gözlem yeteneğini geliştirmeli. Gözlem yapmayı denemeli. Bu gözlemlerden birtakım bulgulara, yorumlara ulaşmaya çalışmalı. Fırsat buldukça bu yoldan giderek, değişik konularda görüş sahibi olmalı. Bu, bilimsel yöntem bilincini kazanma anlamına gelmektedir. 85-Ey Atatürkçü! Bireysel hayatında bilimsel faaliyeti nasıl sürdürmelisin? İşte yanıtım: Günlük hayat sürecinde faaliyetlerinin bilincinde ol. Kısacası, gözlemci ol. Bunu yaparken, günlük yaşamın birtakım olgularını, gerçeklerini, bağlantılarını fark etmeye çalış; bunun sevincini yaşa. 86- Bir iddia, bir görüş, hatta bir bilimsel veri karşısında “acaba bu, gerçekten doğru mudur” diyerek eleştirici bir tavır takınmak da bağımsız bir bilimsel faaliyettir. Öyleyse zaman zaman sen de sor bu soruyu kendine. 9- Bilimsel faaliyetini, araştırma ve incelemelerini öncelikle kendi ülkenin, Türkiye’nin gerçeklerine, Türkiye’nin sorunlarına yönelt. 91-Ey Atatürkçü dikkatle, saygıyla dinle, O konuşuyor, Büyük Aydınlanmacı sesleniyor sana: Aydınlarımızın halka telkin edeceği fikirler halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Bizde böyle olmadı. Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genel olarak hatâmız şudur: İnceleme ve araştırmalarımıza temel olarak çoğunlukla kendi ülkemizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almayız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün diğer milletleri tanır, fakat kendimizi bilmezler. Oysa bir millet için mutluluk olan bir şey diğer bir millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde, diğerini mutsuz kılabilir. Onun için ey yurttaşım milletimize, gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü biliminden, her türlü buluş ve ilerlemelerinden faydalan. Fakat, unutma, asıl temeli kendi içimizden çıkarmalısın! 92-Milletimizin tarihini, ruhunu, geleneklerini gerçek, sağlam, dürüst bir bakışla gör. Görmeyi bilenleri ara, onları oku ve dinle, görüşlerini öğren, başkalarına tanıt. 93-Kitapların cansız teorileri ile karşı karşıya kalanlar, öğrendikleri şeylerle ülkenin gerçek durumu ve çıkarları arasında ilişki kuramazlar. Yazarların ve teorisyenlerin tek taraflı dinleyicisi durumunda kalırlar. Hayata atıldıkları zaman da bu ilişkisizlik ve intibaksızlık yüzünden tenkitçi, karamsar, millî bilinç ve düzene riayetsiz kitleler meydana getirirler. Ey Atatürkçü! böyle bir duruma meydan vermemelisin sen; karşı çıkmalı, elinden geldiğince giderilmesine katkıda bulunmalısın. 94-Ey Atatürkçü, hakikî kurtuluşa ulaşmak mı istiyorsun? Öyleyse halkımızı gaflet içinde bırakan sebepleri incele, meydana çıkar. Bu gerçekleri milletin vicdanına ulaştırmak, bu gerçekleri milletin vicdanına iyice kazımak için onları bir daha, beş daha söyle; bir daha, beş daha yaz, daima ve daima tekrar et. Öyle ki duymayan kalmasın, bilmeyen kalmasın. 10- Bilimsel bilgiyi hayatına uygulamaktan zevk duy, sevinç duy. Hep bu mutluluğun peşinde koş. 10.1-İnsanlar çeşitli hazlar peşinde koşar: Yemek, içmek, sevmek, cinsellik, oyun, gezmek, … gibi. Bunlar gereklidir. Ancak bir haz türü daha vardır ki bir Atatürkçü için en az bunlar kadar önemlidir: Bilimsel bilgiyi hayatına, işlerine olabildiğince uygulamak! 10.2-Bilimden zevki al, alamıyorsan kendini zorla; zamanla alışkanlık haline gelecektir, öyle ki ondan artık vazgeçemeyeceksin. 10.3-Bilim zevki günde üç öğün yemek gibi günde üç öğün çalışmayı, okumayı, öğrenmeyi, öğretmeyi gerektirir. 10.4-Anne ya da baba olarak, çocuklarında bilim zevkini uyandırmak için elinden gelen her şeyi yap. Diğer yakınların, ulaşabildiğin herkes için de aynı çabayı göster. 10.5-En iyi Atatürkçü bilim zevkini gerçekleştirip onu en fazla duyabilendir. 11- Bilgilerinle halkını aydınlat. Bilgilerini başkalarına aktar, bunu görev bil. 11.1-Bir Atatürkçü şöyle düşünür: Nasıl ben başkalarından faydalanıyorsam, ben kendim de başkalarına faydalı olmalı, bilgilerimi onlara aktarmalıyım. Bir Atatürkçü bir eliyle alırken, öbür eliyle verir. Bu amaçla her mekânı, her ânı, her fırsatı değerlendirir. 11.2-Bir Atatürkçü boşa konuşmaz. O “bilgi aktarıcı”dır; her yerde bu niteliğiyle belli eder kendini. Bulunduğu ortamda, konuşmayı, sohbeti bilimsel konulara çekmek için fırsat kollar. Diğer bilgi sahiplerini de bu aktarıcılık görevine özendirir. 11.3-Bilimsel birikim konuşarak, yazarak, göstererek şu ortamlarda aktarılabilir: Aile içinde, komşu ve arkadaş çevresinde, okulda, meslek yaşamında, toplum boyutunda. 12- Bir hedef ya da sorun için bir hal çaresi bulduysan ve ortaya koyduysan, bir iş yapıyorsan, uygulamaya geçmeden önce o çarenin “makul, mantıklı ve özellikle bilimsel olduğundan” emin ol. 12.1-Bulduğun çarenin bilimselliğinden emin olmak için şu ölçütleri kullan: *Çözüme bilimsel birikimini kullanarak doğru bir muhakeme ile ulaşmış olmalısın. *Herhangi bir şekilde bulduğun bir çözüm yolunu mutlaka bilimsel bir temele dayandırmalısın. *Çare güvenilir bir bilimsel kaynakta tavsiye edilmiş olan bir çare olmalıdır. *Çarenin bilimselliğinden emin olmanın bir yolu da güvenilir kişilerin, uzman kişilerin görüşleri esas alınarak uygulamaya geçilmiş olmalıdır. Yani uygulamadan önce, o konuyu iyi bilenlere danışmalı, ya da o konudaki görüşleri araştırmalısın. http://www.cihandura.com/index.php?option=com_content&task=view&id=280&Itemid=1
|
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...