|
Ataol Behramoğlu 15 Kasım 2008 günlü Cumhuriyet'teki yazısında, bir okurun Kitap Fuarı'nda kendisine kitap imzalatırken "Biz sizi solcu biliyorduk, ama Cumhuriyet gazetesine yazalı beri sanki Kemalizm'e kaydınız. Ne dersiniz?" diye sorduğunu yazıyor ve onu yanıtlarken "Aydınlanma düşüncesinin bir ürünü olmakla birlikte Kemalizm'in aydınlanmayla bire bir aynı şey olmadığını" söyledikten sonra da;
"Kemalizm belli bir dönemde uygulanan ekonomi politiÄŸin, siyasetin, o dönemin koÅŸullarında gerçekleÅŸtirilmiÅŸ baÅŸkaca toplumsal devrim ve oluÅŸumların toplamına bazılarınca verilen addır. Bu bakımdan çerçevesi belli bir zaman dilimiyle sınırlıdır. Bu nedenle günümüzde Kemalist olmak bana çok da anlamlı görünmez. Buna karşılık Atatürkçülük Türkiye aydınlanmacılığının adıdır. Ben Kemalist deÄŸilim. Ama sosyalizme inanmış biri olarak aynı zamanda aydınlanma düşüncesinin yanındayım ve bu anlamda kuÅŸkusuz Atatürkçüyüm" dediÄŸini belirtiyordu. Görüldüğü gibi Sevgili Ataol da, Kemalizm'i kimi aydınların Atatürkçülüğün bir diÄŸer adı olarak kullandıklarını vurguladıktan sonra, "Atatürkçülüğü Türkiye aydınlanmacılığı" diye tanımlayıp, Kemalizm kavramının anlamı ile ilgili fazla bir açıklamada da bulunmadan "Kemalist deÄŸil, Atatürkçü olduÄŸunu" söylüyor. KEMALİZM SÖZCÜĞÜNÜ İLK KULLANANLAR Gerçekten nedir acaba Kemalizm? BilindiÄŸi gibi Kemalizm sözcüğünü, İmparatorluÄŸa el koyup Sultan'ı rehin alan İngilizler ve Fransızlar sanki özellikle de Sakarya Savaşı'nın kazanılmasından sonra 1921'lerde kullanmışlardır ilk kez. Amaçları kuÅŸkusuz BolÅŸeviklerle el ele emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı veren Mustafa Kemal'le arkadaÅŸlarını "Kemalist çete" diye "Anadolu'da din dışı bir devlet kurmaya çalışan eÅŸkıyalar" ÅŸeklinde gösterip halkın gözünde küçük düşürmektir. Kemalizm sözcüğünün Mustafa Kemal ve arkadaÅŸlarınca benimsenip kullanılması ise, 1930'lardan sonradır. Halkının büyük çoÄŸunluÄŸu Müslüman ilk ve tek laik devlet olan bu yeni Cumhuriyet'i dünyaya tanıtmak için de La Turquie Kemaliste adıyla Fransızca bir dergi bile yayımlamışlardır 1934'te. TÜRETİLDİKLERİ DÖNEMLER DE KANITLIYOR Atatürk soyadı da bilindiÄŸi gibi Mustafa Kemal'e, TBMM tarafından 1934 yılı sonlarında verilmiÅŸtir. Kemalist ilkeler dediÄŸimiz 6 Ok'un 1937 yılında Anayasa maddesi haline getirildiÄŸi düşünülürse, Atatürkçülük deyiminin de Mustafa Kemal'in ölümünden sonra türetilmiÅŸ olduÄŸundan galiba kuÅŸku duyulmasa gerektir. Kısacası, türetildikleri dönemlerin toplumsal ve siyasal koÅŸulları arasındaki fark bile Kemalizm ile Atatürkçülük sözcüklerinin aynı kavramın iki ayrı adı olmadıklarını sanırız yeterince kanıtlamaktadır. Ama ne yazık ki, galiba eskilerin ihtilâl-inkılâp-ıslahat dedikleri Frenkçe revolution-transformation-reform kavramlarını bugün tek bir sözcükle karşılamaya kalkıp, hem devletin yapısı ile yönetimi arasında bir ayrım yapmadan, hem de devlet ile toplumsal yaÅŸam kavramlarını özdeÅŸleÅŸtirerek köklü köksüz bütün deÄŸiÅŸimleri aynı potada deÄŸerlendirdiÄŸimiz için, Mustafa Kemal'in devrim ve reformlarını da toptan Kemalizm veya Atatürkçülük diye adlandırmakta bir sakınca görmüyoruz. KEMALİST DEVRİM OLMADAN AYDINLANMA OLMAZ Oysa Batılı emperyalistler, kuÅŸkusuz kurulacak yeni devlette toplumsal yaÅŸamda da giyim kuÅŸamın, yazının, takvimin, saatin deÄŸiÅŸtirilmesine, imam nikâhının yasaklanmasına, fes yerine ÅŸapka giyilmesinin zorunlu kılınmasına varıncaya dek köklü deÄŸiÅŸimlerin gerçekleÅŸtirileceÄŸini önceden kestirmedikleri için deÄŸil elbette, bu bağımsızlık baÅŸkaldırısının aynı zamanda saltanata ve hilafete karşı baÅŸlatılmış bir savaşım olduÄŸunu görüp Mustafa Kemal'in bir Müslüman toplumda laik bir devlet kurmayı amaçladığını kavrayarak, bu devrimci ideolojisini Kemalizm diye adlandırmışlardır. "Devletin dini İslam'dır" maddesinin Anayasa'dan çıkarılarak devletin laikleÅŸtirilmesinin hemen ardından Mustafa Kemal'in gerçekleÅŸtirdiÄŸi alfabeyi deÄŸiÅŸtirmek, eÄŸitim reformunu baÅŸlatmak, uluslararası Tarih ve Dil Kurultaylarını toplatmak, planlı ekonomiye geçmek, Kadro dergisini çıkartmak, Üniversite'yi yeniden oluÅŸturmak vb gibi reformlar da, gene hiç kuÅŸku yok ki Ataol'un deyimiyle "Türkiye Aydınlanmacılığının" temel taÅŸlarıdır. Ama Batı aydınlanmacılığı da, bilindiÄŸi gibi 1215'te imzalanan ilk Magna Carta'dan itibaren yüzyıllar boyu sürmüş kanlı savaşımlarla İngiltere ve Fransa'da laik (seküler) devletlerin kurulmasını saÄŸlamış devrimlerin ürünüdür. Bu yüzden, Kemalist Devrim gerçekleÅŸtirilmeden Türkiye Aydınlanmacılığının baÅŸlatılabileceÄŸini düşünmek bile söz konusu olmasa gerektir. DEVLETİN KURULUÅžUYLA İLGİLİ DEVRİMCİ İDEOLOJİ KuÅŸkusuz raÅŸitizm, sadizm, mazoÅŸizm'de olduÄŸu gibi, "izm" eki almış her sözcük toplumsal yaÅŸamla veya devletin yapısı ile ilgili bir ideolojik kavram deÄŸildir. Ancak Kemalizm'in, ÅŸeriat hükümlerinin Tanrı tarafından gönderildiÄŸine inanılan bir Müslüman toplumda teokratik ümmet devleti yerine, ilk kez Mustafa Kemal tarafından gerçekleÅŸtirilmiÅŸ yasama hakkının kutsal güçlerden alınıp Meclis'e devredildiÄŸi, kuvvetler ayrılığına dayalı, egemenliÄŸin kayıtsız ÅŸartsız halkta olduÄŸu bir laik ulus devletin kuruluÅŸu ile ilgili bir devrimci ideolojinin adı olduÄŸu ise, galiba tartışılmasa gerektir. Nitekim Atatürk'ün ölümünün hemen ertesi gününden itibaren baÅŸlatılan, laisizm düşmanlarının baÅŸ tacı edilmesi, eÄŸitimin dinselleÅŸtirilmesi, ezanın ArapçalaÅŸtırılması, ülkenin Kuran kursları ve İmam Hatip'lerle doldurulması, Köy Enstitülerinin, Halkevlerinin kapatılması, Tarih ve Dil Kurumlarının devletleÅŸtirilmesi gibi uygulamalara bakılırsa, Kemalizm sona erdirilir erdirilmez geri kalan Atatürk Aydınlanmacılığı'nın hızla sona erdirileceÄŸi de galiba kuÅŸkusuzdur. ATATÜRKÇÜ DEĞİL KEMALİSTİM Bu kez ABD emperyalizmi adına, küreselleÅŸme yaftası altında ve "ulus devlet bitmiÅŸtir" yaygaralarıyla Türk ordusuna ve Kemalizm'e saldırıların birden yoÄŸunlaÅŸtığı günlerde, 1999 Adli yılı açış konuÅŸmasında Yargıtay BaÅŸkanı Sami Selçuk'un da, Kemalizm'e saldırırken "Mustafa Kemal'in kurduÄŸu laisizm deÄŸil, laikçiliktir" dediÄŸini anımsarsak, ölümünün hemen ardından acele hallihamur ediliveren devrim ve reformları için de Atatürk adına "izm" eklenmiÅŸ "Atatürkizm" yerine, "Atatürkçülük" diye "laikçilik" benzeri bir yeni deyim uydurulması da, sözcüğün devrimci bir kavram sanılmasını önlemek için midir acaba, kim bilir? İşte bu nedenle, ben de bir Türk solcusu olduÄŸum için Atatürkçü deÄŸil Kemalistim!.. Ataol'un yere göğe sığdıramadığı Prof. Suat SinanoÄŸlu'nun "Türk Hümanizmi" adlı kitabı ile hümanizm konusunu da bir baÅŸka yazıda tartışırız inÅŸallah... Â
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne