Kemalizm, gerçekten "Atatürkçülüğün" bir başka adı mıdır? / Ceyhun Demirtaş
Pazartesi, 01 Aralık 2008 20:55

Ataol Behramoğlu 15 Kasım 2008 günlü Cumhuriyet'teki yazısında, bir okurun Kitap Fuarı'nda kendisine kitap imzalatırken "Biz sizi solcu biliyorduk, ama Cumhuriyet gazetesine yazalı beri sanki Kemalizm'e kaydınız. Ne dersiniz?" diye sorduğunu yazıyor ve onu yanıtlarken "Aydınlanma düşüncesinin bir ürünü olmakla birlikte Kemalizm'in aydınlanmayla bire bir aynı şey olmadığını" söyledikten sonra da;

"Kemalizm belli bir dönemde uygulanan ekonomi politiğin, siyasetin, o dönemin koşullarında gerçekleştirilmiş başkaca toplumsal devrim ve oluşumların toplamına bazılarınca verilen addır. Bu bakımdan çerçevesi belli bir zaman dilimiyle sınırlıdır. Bu nedenle günümüzde Kemalist olmak bana çok da anlamlı görünmez. Buna karşılık Atatürkçülük Türkiye aydınlanmacılığının adıdır. Ben Kemalist değilim. Ama sosyalizme inanmış biri olarak aynı zamanda aydınlanma düşüncesinin yanındayım ve bu anlamda kuşkusuz Atatürkçüyüm" dediğini belirtiyordu.
Görüldüğü gibi Sevgili Ataol da, Kemalizm'i kimi aydınların Atatürkçülüğün bir diğer adı olarak kullandıklarını vurguladıktan sonra, "Atatürkçülüğü Türkiye aydınlanmacılığı" diye tanımlayıp, Kemalizm kavramının anlamı ile ilgili fazla bir açıklamada da bulunmadan "Kemalist değil, Atatürkçü olduğunu" söylüyor.
KEMALİZM SÖZCÜĞÜNÜ İLK KULLANANLAR
Gerçekten nedir acaba Kemalizm?
Bilindiği gibi Kemalizm sözcüğünü, İmparatorluğa el koyup Sultan'ı rehin alan İngilizler ve Fransızlar sanki özellikle de Sakarya Savaşı'nın kazanılmasından sonra 1921'lerde kullanmışlardır ilk kez. Amaçları kuşkusuz Bolşeviklerle el ele emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı veren Mustafa Kemal'le arkadaşlarını "Kemalist çete" diye "Anadolu'da din dışı bir devlet kurmaya çalışan eşkıyalar" şeklinde gösterip halkın gözünde küçük düşürmektir.
Kemalizm sözcüğünün Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca benimsenip kullanılması ise, 1930'lardan sonradır. Halkının büyük çoğunluğu Müslüman ilk ve tek laik devlet olan bu yeni Cumhuriyet'i dünyaya tanıtmak için de La Turquie Kemaliste adıyla Fransızca bir dergi bile yayımlamışlardır 1934'te.
TÜRETİLDİKLERİ DÖNEMLER DE KANITLIYOR
Atatürk soyadı da bilindiği gibi Mustafa Kemal'e, TBMM tarafından 1934 yılı sonlarında verilmiştir.
Kemalist ilkeler dediğimiz 6 Ok'un 1937 yılında Anayasa maddesi haline getirildiği düşünülürse, Atatürkçülük deyiminin de Mustafa Kemal'in ölümünden sonra türetilmiş olduğundan galiba kuşku duyulmasa gerektir.
Kısacası, türetildikleri dönemlerin toplumsal ve siyasal koşulları arasındaki fark bile Kemalizm ile Atatürkçülük sözcüklerinin aynı kavramın iki ayrı adı olmadıklarını sanırız yeterince kanıtlamaktadır.
Ama ne yazık ki, galiba eskilerin ihtilâl-inkılâp-ıslahat dedikleri Frenkçe revolution-transformation-reform kavramlarını bugün tek bir sözcükle karşılamaya kalkıp, hem devletin yapısı ile yönetimi arasında bir ayrım yapmadan, hem de devlet ile toplumsal yaşam kavramlarını özdeşleştirerek köklü köksüz bütün değişimleri aynı potada değerlendirdiğimiz için, Mustafa Kemal'in devrim ve reformlarını da toptan Kemalizm veya Atatürkçülük diye adlandırmakta bir sakınca görmüyoruz.
KEMALİST DEVRİM OLMADAN AYDINLANMA OLMAZ
Oysa Batılı emperyalistler, kuşkusuz kurulacak yeni devlette toplumsal yaşamda da giyim kuşamın, yazının, takvimin, saatin değiştirilmesine, imam nikâhının yasaklanmasına, fes yerine şapka giyilmesinin zorunlu kılınmasına varıncaya dek köklü değişimlerin gerçekleştirileceğini önceden kestirmedikleri için değil elbette, bu bağımsızlık başkaldırısının aynı zamanda saltanata ve hilafete karşı başlatılmış bir savaşım olduğunu görüp Mustafa Kemal'in bir Müslüman toplumda laik bir devlet kurmayı amaçladığını kavrayarak, bu devrimci ideolojisini Kemalizm diye adlandırmışlardır.
"Devletin dini İslam'dır" maddesinin Anayasa'dan çıkarılarak devletin laikleştirilmesinin hemen ardından Mustafa Kemal'in gerçekleştirdiği alfabeyi değiştirmek, eğitim reformunu başlatmak, uluslararası Tarih ve Dil Kurultaylarını toplatmak, planlı ekonomiye geçmek, Kadro dergisini çıkartmak, Üniversite'yi yeniden oluşturmak vb gibi reformlar da, gene hiç kuşku yok ki Ataol'un deyimiyle "Türkiye Aydınlanmacılığının" temel taşlarıdır.
Ama Batı aydınlanmacılığı da, bilindiği gibi 1215'te imzalanan ilk Magna Carta'dan itibaren yüzyıllar boyu sürmüş kanlı savaşımlarla İngiltere ve Fransa'da laik (seküler) devletlerin kurulmasını sağlamış devrimlerin ürünüdür.
Bu yüzden, Kemalist Devrim gerçekleştirilmeden Türkiye Aydınlanmacılığının başlatılabileceğini düşünmek bile söz konusu olmasa gerektir.
DEVLETİN KURULUŞUYLA İLGİLİ DEVRİMCİ İDEOLOJİ
Kuşkusuz raşitizm, sadizm, mazoşizm'de olduğu gibi, "izm" eki almış her sözcük toplumsal yaşamla veya devletin yapısı ile ilgili bir ideolojik kavram değildir.
Ancak Kemalizm'in, şeriat hükümlerinin Tanrı tarafından gönderildiğine inanılan bir Müslüman toplumda teokratik ümmet devleti yerine, ilk kez Mustafa Kemal tarafından gerçekleştirilmiş yasama hakkının kutsal güçlerden alınıp Meclis'e devredildiği, kuvvetler ayrılığına dayalı, egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olduğu bir laik ulus devletin kuruluşu ile ilgili bir devrimci ideolojinin adı olduğu ise, galiba tartışılmasa gerektir.
Nitekim Atatürk'ün ölümünün hemen ertesi gününden itibaren başlatılan, laisizm düşmanlarının baş tacı edilmesi, eğitimin dinselleştirilmesi, ezanın Arapçalaştırılması, ülkenin Kuran kursları ve İmam Hatip'lerle doldurulması, Köy Enstitülerinin, Halkevlerinin kapatılması, Tarih ve Dil Kurumlarının devletleştirilmesi gibi uygulamalara bakılırsa, Kemalizm sona erdirilir erdirilmez geri kalan Atatürk Aydınlanmacılığı'nın hızla sona erdirileceği de galiba kuşkusuzdur.
ATATÜRKÇÜ DEĞİL KEMALİSTİM
Bu kez ABD emperyalizmi adına, küreselleşme yaftası altında ve "ulus devlet bitmiştir" yaygaralarıyla Türk ordusuna ve Kemalizm'e saldırıların birden yoğunlaştığı günlerde, 1999 Adli yılı açış konuşmasında Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un da, Kemalizm'e saldırırken "Mustafa Kemal'in kurduğu laisizm değil, laikçiliktir" dediğini anımsarsak, ölümünün hemen ardından acele hallihamur ediliveren devrim ve reformları için de Atatürk adına "izm" eklenmiş "Atatürkizm" yerine, "Atatürkçülük" diye "laikçilik" benzeri bir yeni deyim uydurulması da, sözcüğün devrimci bir kavram sanılmasını önlemek için midir acaba, kim bilir?
İşte bu nedenle, ben de bir Türk solcusu olduğum için Atatürkçü değil Kemalistim!..
Ataol'un yere göğe sığdıramadığı Prof. Suat Sinanoğlu'nun "Türk Hümanizmi" adlı kitabı ile hümanizm konusunu da bir başka yazıda tartışırız inşallah...

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_015.jpg

En Son Yorumlar