İsim kompleksi Batılılarda, Batıcılarda ve İslamcı gericilerde Atatürk kadar travma yaratan başka biri yok anlaşılan.
Öyle ki O’nun adıyla ilgili bile ciddi bir kompleksleri var. Bu çok ilginç bir durum... Türk Milletinin en saygı duyduğu ve adeta kutsal bir mevkiye koyduğu kurtarıcı önderinden bahsediyoruz. Ve insanların bir kısmı öyle bir kuyruk acısına sahip ki, bu kişiye ismiyle hitap edebilmekten bile acizler. Düşünün bir kere sevseniz de sevmesiniz de tarihi bir şahsiyetten bahsediyoruz. Bu kişinin bir adı var. Hem de öyle bir ad ki, bu ismi millet vermiş. Soyadı kanunu çıkmasaydı sadece Atatürk için çıkarmak gerekirdi belki de. O’nun adı Mustafa Kemal Atatürk… Mustafa değil, Kemal değil. Soyadıyla hitap edeceksiniz; O’nun adı Atatürk! Yani Türklerin Ata’sı… Ama bazılarının adeta ızdırap gibi ağzına alamadıkları bir isim bu. Tarihsel nefret ve kinin böylesi ancak Atatürk düşmanlarında olur. Biz Türkler olarak biraz nesnellik, biraz saygı bekliyoruz. Bu yüce insanın bir soyadı var. O’na soy ismiyle hitap etmek zorundasınız. İşgalci Batının sözde küçümsemesi Bu garip kompleksi aslında 1919’a kadar geri götürebiliriz. ABD, İngiltere ve Fransa’da yayınlanan o zamanın günlük gazetelerine şöyle bir göz atan sıradan bir araştırmacının dikkatini çekecek ilk olgu Türkiye haberlerindeki sakat üsluptur. O zamanlar daha Atatürk’ün adı sadece Mustafa Kemal’dir. Ancak işgalci ülkeler bu ismi duydukları da bile çıldırmaktadırlar. Söz konusu Türkler ve Mustafa Kemal olduğunda o soğukkanlı Batılı ve gazeteciliğin objektiflik ilkeleri birden kaybolur, yerine adeta bir fanatiğin küfürnamesi gelir. Mustafa Kemal’in ismi bir türlü doğru zikredilmemektedir. Başında hep bir sıfat bir hakaret vardır. “Korkunç Atilla”, “barbar”, “eşkıya”, “bolşevik” v.s. Doğal olarak İstanbul’daki mütareke basınında ismin başına getirilen hakaretler on misline çıkmaktadır. Maymunların hal ve tavırları bugün de aynı değil mi? Batılı ne yaparsa bizimkiler on misli abartarak taklit eder: “sapık”, “din düşmanı”, “katil”, “sergüzeşt” v.s… Mustafa Kemal’in ve Anadolu’daki Türk milliyetçisi hareketinin ismi bile bir öfke ve hezeyan patlamasına neden olmaktadır. Bugün bile Batı’da bu tavrı görebilirsiniz. Yakın tarihe yönelik herhangi bir Batılı kaynağı alın. En arkasını çevirin ve isim dizinine bakın. Eğer kitap nesnel bir tarih çalışmasıysa Atatürk’ü “a” harfinde bulabilirsiniz. En doğalı da budur. Çünkü soy ismi Atatürk’tür. Tarihsel şahsiyetler de soy ismiyle anılır. Eleştirebilir hatta yerebilirsin. Ama adını ve kendisini yok sayamazsın. Ama kitap bir propaganda aracı veya Avrupamerkezci bir tarih çarpıtmasıysa mutlaka Atatürk’e Atatürk denmeyecektir. “K” harfine bakın Kemal olarak rastlayacaksınız. Atatürk’ün adı Mustafa Kemal iken asla adını doğru zikretmeyenler, adı Mustafa Kemal Atatürk olunca aynı saplantıya devam ettiler. Türkiye’de Türk’ün Atasına karşı olanlar Benzer bir durum sadece Batılılar için değil, Türkiye’deki Batı uşağı işbirlikçiler, bölücüler ve gericiler için de söz konusudur. İlginç bir şekilde birbirinden çok farklı gözüken pek çok siyasi görüşün tek bir ortak noktada rahatça buluşabildiklerini görüyoruz. Bu ise Türk ve Atatürk kavramlarına karşıtlık… Atatürk’ün tüm eylemleri, devrimleri ve düşünceleri gibi ismi bile bir devrim silahı gibidir. Bu isim bir milletin tekrar adıyla sanıyla kendi devletine sahip olmasını; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve milletin Ata’sının şahsında kendi ulusal özüne geri dönüşünü simgeler. Atatürk ismi bu yüzden milletin önderini çıkardığı yüce bir mevkiinin de ötesinde, milletin kendisi için de ulusal bir onurdur. Çünkü O “başta bütün dünyanın saydığı” bir Başkumandandır. Ulus olarak dünyada yerimizi almamızı sağlayan Ata’dır. Bu hissi Türk Milleti öylesine derinden hisseder ki; siyasi görüşü ne olursa olsun kendini Türk gören herkes ve bütün sıradan vatandaşlar için O’nun adı Atatürk’tür. Yani Türklerin Ata’sı... Atatürk ismiyle sorunları olanlar ise iki temel gruba ayrılabilir. Birincisi Türklükle ve Türk olmakla sorunu olanlar. İkincisi Türklerin Ata’sı ve önderi olarak Atatürk’ü kabul edemeyenler, Atatürk ile ilgili sorunu olanlar. Bu kıstas şaşmaz. Atatürk’e Atatürk diyemeyenlerin mutlaka bir sorunu vardır. Hepsinin de değişik ama özünde birbirine benzer bir gerekçesi vardır. İsim konusu bir turnusol kağıdı gibidir.
Neden Atatürk diyemezler
Sağcılar, ırkçılar ve ülkücüler kesinlikle Atatürk’ü Türklerin Ata’sı olarak görmez ve genellikle Atatürk demekten kaçınırlar. Ya Kemal Paşa ya Sarı Paşa ya da en iyi ihtimalle Mustafa Kemal Paşa… Bu ise çok doğaldır Alman ajanlarını, Amerikan ajanlarını başbuğ, İngiliz uşağı sultanları ise ecdat belleyenlerin, Atatürk’e Ata demeleri bizi de rahatsız ederdi doğrusu. Bu kaygılarının bir nedeni onların başbuğlarının çok farklı olmasıysa diğer nedeni, ısrarla Atatürk’ü bir Türk Devletinin kurucusu ve Türklerin Önderi olarak görmemeleri, onu bir Osmanlı paşasına indirgemeleridir. Ülkücüler için Enver Paşa neyse; Kemal Paşa da odur. Hatta Enver Paşa daha üstündür. Çünkü o kendileri gibi bir Osmanlı’dır. Emperyalistlere alet olma pahasına çoktan ölen Osmanlı’nın idealine bağlı kalmıştır. Halkı Anadolu’da Kurtuluş Savaşı verirken, o elinde bir İngiliz silahıyla Orta Asya’da vurulmuştur. Hatta sağcılara göre Atatürk bir Osmanlı paşası olmasına rağmen padişaha ve Osmanlı’ya ihanet etmiştir. Öyle ya, Halife işgalcileri İslam’ın dostu ilan etmiş, Mustafa Kemal’i ve O’nun yanında olanları devlet ve din düşmanı ilan etmiştir. Atatürk ise soysuz bir Osmanlı paşası olmaktansa, idamlık bir devrimci ve ulusunun kurtarıcısı olmayı seçmiştir. Devrimcilik sağcılar için affedilmez bir günahtır. Bundan dolayı Atatürk ismine karşıdırlar. Çünkü bu ismin kendisi bile bir devrimdir. Bölücünün Atatürk düşmanlığı bambaşkadır. Onlar Türk’e düşmandır. Dolayısıyla çok bilinçli Atatürk karşıtlarıdırlar. Türk’ü ayağa kaldıran, bağımsız ve egemen kılan bu büyük insana karşı kinleri sonsuzdur. Gericiler için Atatürk ismi adeta bir tokat gibidir. Duydukları an tüyleri ürperir. Kendi kapalı toplantılarında ağza alınmayacak hakaretlerle hitap ederler ona: “deccal”, “beton Mustafa”… Ama halkın içine çıkınca linç edilmekten korkarlar. Ne demişti o kıt beyinli yobaz kız: “Eğer başıma bir şey gelmeyecekse Atatürk’ü sevmiyorum.” Gerçekten de başlarına bir şey gelmesinden çekinirler. Türk milletinin tepkisinden ürkerler. Kandırdıkları, kendi ağlarına aldıkları ve partilerine oy veren sıradan vatandaş için bile Atatürk kutsaldır. O Ata’dır. Bu yüzden eski bildik takiyecilik ve ikiyüzlülük devreye girer. Eski bir Nurcu geleneğidir. Atatürk büstünü put olarak görürler. Nurcunun görevi bu putu gördüğü an ona tükürmektir. Ama bu çok tehlikeli bir iş olduğu için, Said-i Kürdi müritlerine bu işi içlerinden yapabileceklerini buyurur. Kemikleşmiş her Nurcu Atatürk heykeli gördüğü her an içinden tükürür. İçlerinin bu kadar çok tükürük, pislik ve riyakarlık dolu olması bundandır belki de. Belki kendi aralarında ettikleri hakaretleri halk içinde dile getiremezler ama Atatürk demedikleri sürece kendilerini rahat hissederler: “Mustafa Kemal”, “Kemal Paşa” vesaire… Çünkü bu ümmetçiler zaten kendilerini de Türk olarak görmezler. Türk’ün kendine bir Ata belirlemesini ve O’nu Atatürk olarak anmasını açıkça din dışı ve putperestçe görürler.
Ve diğerleri… Bunlar temel Atatürk düşmanlarıdır. Atatürk bile diyemezler. Bir kısım yalpalayan unsurlar ise bu Atatürk ve Türklük düşmanlarının müttefiki konumundadırlar. Örneğin bazıları dincilerin halka yakın olduğu gibi çılgınca bir yanılsama içindedirler. Bu yüzden bir türlü Atatürk’e Atatürk demeye dilleri varmaz: “Gazi Paşa” lafını ağızlarından düşürmezler. Böylelikle Atatürk’ün aslında sadece bir Ulusal Kurtuluş Savaşı önderi değil; aynı zamanda bir İslam savaşçısı olduğunu kendilerine göre kanıtlarlar. Oysa gazilik ve şehitlik, Türk dilinde ve Türk medeniyetinde dini kavramlar olmaktan çoktan çıkmıştır. Eski Türklerde alperenlik neyse gazilik de bugün aynı şeydir. Bu yüzden Menemen’de sözde cihat için ölen emperyalist uşağı mürteci şehit değil, haindir bizim için. Dinciler için ise şehit ve gazi bir tek kendi ifadeleriyle “cihat” için olunur. Bu yüzden Tayyip Güneydoğudaki şehitlerimize “kelle” diyor ya. Bir kısım sözde Marksist ise ısrarla Atatürk’e Kemal der. Bunlar Kürt ırkçılığının taşeronu, Ermeni fanatiği sözde solculardır. Komprador sol aklı sıra Atatürk’ü küçümser; ona Mustafa Kemal bile demez; Kemal derler. Bazı Marksistler ise, Atatürk’ün ne denli büyük bir antiemperyalist ve devrimci olduğunu teslim etmek zorunda kalırlar. Ama ideolojileri enternasyonalizmdir. Türk milliyetçiliğini ve dolayısıyla milliyetçi devrimi kabullenemezler. Atatürk’ü 1923’e kadar sahiplenirler. Orada bırakırlar. Bunlara göre Atatürk, Mustafa Kemal’dir. Cumhuriyeti ve Atatürk milliyetçiliğini bir türlü içlerine sindiremezler. Onun devlet kuruculuğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini sorgularlar.
Can sululuğu İdeolojik ve etnik kompleksleri olan tüm bu kesimlerin kaygılarını hiçbir şekilde paylaşmayan Türk halkı için bu tartışmalar son derece anlamsızdır. İlkokul çocuğu, ev hanımı, işçi, köylü, doktor veya öğretmen hangi meslek veya kesimden olursa olsun sıradan bir Türk için tek bir isim vardır: Atatürk. Halkımız çok iyi niyetli ve çok da sabırlı bir halktır. Atatürk düşmanları bu esnekliği sonuna kadar kullanmaktadır. Bir kahvehanede, otobüste veya ekmek kuyruğunda Atatürk’e açıkça hakaret ettiklerinde hayatlarını zor kurtaracaklarını bilirler. Bu yüzden isim oyunlarıyla kendilerini tatmin ederler. Bu işi en uç noktaya götüren ise hepimizin tanıdığı bir isim oldu. Soy ismi Dündar olan Can. Tanıyorsunuz onu. Sesi titrek ve hassas... Yaptığı her işten “duyarlılık” akıyor. O bir hümanist, ama Türk’e karşı değil. Söz konusu Ermeni, Kürt veya Batılı ise en hassas duyguların insanı… Türk düşmanı Nazi filmlerinde bile bir hassasiyet ve anlam bulabilecek kadar büyük bir hümanist ve demokrat kendisi. Ama tahammül edemediği bir tek kesim var. Ona göre Türkler fanatiktir ve dizginlenmelidir. Şehit cenazelerinde atılan sloganlar provokasyon, statlarda yapılan protestolar ırkçıdır. Söz konusu olan Türk’ün tepkisinin bastırılması ise gerekirse futbol maçlarının yasaklanmasını önerecek kadar da “demokrat” bir yasakçı. Televizyon dizisi Türk milliyetçisiyse “dizi şiddet ve kan içerdiği” için sansür yanlısı; aynı dizinin senaryosu tam tersine dönerse o zaman özgürlükçü ve sansür karşıtı. Şimdi bu Can çıkıyor ve diyor ki: “Bugüne kadar Mustafa Kemal’i bize yanlış tanıttılar. Ben onu daha insani ve bizden biri olarak görmek istiyorum. Bir film çektim. Adına da Mustafa koydum.” Bu nedir şimdi? Mustafa Kemal Atatürk ismini kabullenemediniz. Atatürk’ü attınız. Şimdi de Kemal bile fazla mı geldi? Artık bir tek Mustafa mı diyeceksiniz. İnsaf, siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Sululuğun, saygısızlığın bu kadarı olmaz! O ismin arkasında yüz binlerin şehit kanı var Beyzade diyor ki; Atatürk’ü biz putlaştırıyormuşuz. Kemal ve Atatürk isimleri ona sonradan verilmiş. Oysa o da hepimiz gibi bir insanmış, onu doğru anlayabilmek için önce Mustafa’yla tanışmamız gerekiyormuş. Kim oluyorsun sen? Atatürk’ün askerlik arkadaşı mı!? O’na nasıl Mustafa diye hitap edersin? Bu denli laubalilik hakkını kim veriyor sana? Türklerde isim o kadar önemlidir ki; Dede Korkut kendine bir isim kazanmak uğruna Türk gençlerinin ulusu ve ailesi için ölümü bile göze aldıklarını anlatır. O kahramanlık anına kadar çocuk isimsizdir. İsim bir nevi çocuğun benliği ve kimliğidir. Ama bizim Can çıkıyor ve Türklerin Atatürk ismini layık gördüğü önderlerine Mustafa deyiveriyor. O kadar rahat ki; hiç tepki görmeyeceğine emin. Neden? Çünkü amacı çok insaniymiş. Kusurları ve insani yönleriyle gerçek Atatürk’ü ortaya çıkarmakmış. “Çocuğuma gösterebileceğim bir portre olsun istedim.” İyi de sen kim insanlara gerçek Atatürk’ü tanıtmak kim? O’nu önce sen bir anla. Sen Atatürkçü bile değilsin ki! Böyle bir iddian hiçbir zaman olmadı. Sana göre Atatürkçülük putperestlik gibi bir şey. O’ndan gerçek dışı bir put yarattık çünkü biz. Tüm yazıların ve eylemlerinle Atatürk düşmanlarının, AKP’nin ve hatta PKK’nın yanındasın zaten. Ne zorun var da Ata’mızla uğraşırsın. Yıllardır zaten sevmediğin, ilkelerini benimsemediğin bir insana neden kafayı bu kadar taktın? Tek amacın Atatürk’ten para kazanmak mı? Tabii iş bu kadar basit değil. Atatürk gibi bir insanın ismi ve lakapları O’nun yaşamı, mücadelesi, ilkeleri ve devrimleriyle ayrılmaz bir bütün oluşturur. Amaç Atatürk’ü bütün isimleri ve sıfatlarından ayıklamak, insan adı altında Can’ın uydurması bir Mustafa’yı millete benimsetmek. Can diyor ki; “O Atatürk olmadan önce Mustafa’ydı.” Oysa Atatürk’ün ilkokul öğretmeni bile O’nun herhangi bir Mustafa olmadığını fark etmiş ve “senin adın Mustafa Kemal olsun” demişti. Kemal; olgun, yetişmiş demektir. İsmini yaşamının her anında hak ederek kazanan bir lider söz konusu… Ayrıca küçücük bir ilkokul çocuğunda Mustafa’dan fazlasını, karşısında olgun bir adam gören bir öğretmenden bahsediyoruz. Bizim Can ise koskoca bir milletin Ata belleyip, Atatürk ismi verdiği önderinde Mustafa’dan başka bir şey göremiyor. Atatürk tam bir Türk kahramanı, Türk önderi… Eski Türk efsanelerindeki önderler gibi bir ulusun kaderini değiştirirken, yol gösterirken ve varlığını korurken namını kendisi kazanmış. O namı O’na milleti vermiş. Milletiyle bütünleşmiş, Kendisini milletinin şahsında tekrar yaratmış. Şimdi o milleti ve o milletin Ata’sını yok saymak isteyenler işi iyice azıttılar. O’na Mustafa diyorlar. Yüz binlerce şehidin, Atalarımızın yücelttiği bir ulusun önderi ismen bile yok sayılıyor.
O’nun ismini öğreteceğiz size Oysa hatırlıyor musunuz? Çok değil daha birkaç yıl önce; AKP iktidara gelmeden evvel, Can’ın nemalandığı medya grubu Tayyip Erdoğan’a, Tayyip derdi. Tayyip başbakan olunca ilk olarak bu söze ne kadar kızdığını duyurdu ve bu medya grubunu uyardı. Can dâhil hepsi bir günde üslup değiştirdi. Tayyip’in adı oldu “Sayın Erdoğan”. “Sayın Erdoğan”cılara ve “Sayın Öcalan”cılara göre Atatürk, aslında Mustafa. Rastlantı değil. Aynı kişiler Türk kelimesini de ağızlarına alamıyorlar. En fazla “Türkiyeli” bunlar. Türk değil. Türk halkına göre ise Ata’yı küçük görmek isteyenler, küçüğün küçüğü… Onlar kendi Atatürk korkularını Mustafa sayıklamalarıyla bastırdıklarını zannedebilirler. 1968’de Denizlerin gericilere ve işbirlikçilere korku salan bir sloganı vardı: “Atatürk Geliyor!” Bugün Türk devrimcileri ve ulusu yeniden ayağa kalkıyor. Canlara, Tayyiplere korku salan yeni slogan şu: “Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Atatürk’üz!” Şizofrenik bir inkâr halinde bu slogana tepki gösteriyorlar. Ata’dan alelade bir çocuk, bir Mustafa yaratmaya çalışıyorlar. Oysa O’nun çocukluğu bile sizden sonsuz kat adam. Korku ve inkâr Can’ın ifadesiyle söylemek gerekirse son derece “insani” duygulardır. Ama her yanılsamanın ve inkârın iflas edeceği bir nokta vardır. “Mustafa” saygısızlığı ve inkârı tam da bu noktada durmaktadır. Atatürk Türkiye’sinde, Atatürk gerçeğiyle tanışmanız erkendir. Tam ismini zikretmeye alışsanız iyi olur. O’nun adı Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne