|
Bir Devletin Anayasası, o Devletin, o toplumun, o halkın pusulası, bel kemiği, vazgeçilemez ve ertelenemez temel ilkelerinin toplamından oluşur. Anayasamızın "Başlangıç" adını taşıyan ilk satırlarında ise, şunlar yazılı: "Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda... demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." Evet... Doğru okuyorsunuz: "Emanet ve tevdi olunur!.." Peki, nedir bu emanet ve tevdi olunanlar? Atatürk'ün belirlediği "milliyetçilik anlayışı".. (ve) "O'nun inkılap ve ilkeleri" Kime emanet ve tevdi ediliyor bunlar? "Demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine..." Nerede yazıyor bütün bunlar? Anayasamızın "Başlangıç" bölümünde... Ve en temel ilke ve unsurlar olarak!.. İşte mesele budur. DEMEK Kİ... Demek ki, Anayasamıza göre, Türkiye memleketi içinde soluk alan her siyasi parti, her demokratik kitle örgütü ve her fert, Atatürk milliyetçisi olacak ve Atatürk ilke ve devrimlerini savunacak ve onlar için mücadele edecektir... İşte emanet budur. Bizlere, Anayasa hükmü olarak, "tevdi edilenler" bunlardır. Bu noktada aynı yerde olmamak, birleşmemek ve bu uğurda mücadele etmemek, emanete hıyanet etmektir... Anayasa'nın amir hükmünü yerine getirmemektir ve onu çiğnemekle eş anlamdadır. Mesele bu kadar açıktır. Açın Anayasa'nın "başlangıç" bölümünü; okuyun ve gerçeği kendi gözlerinizle görün!.. Göreceğiniz metin, oraya buraya çekilerek, içine saman dolduracak cinsten değildir... Anayasamızın "Başlangıç Bölümü"nü okuyup hazmetmek, bilincine varıp gereğini yerine getirmek, "vatan ve millet sevgisi"ni özümsemiş, benimsemiş ve sindirmiş olmak demektir Atatürk, Türk milliyetçiliğini şöyle tarif etmiştir: •-         Kurtuluş savaşını yapan Türk halkına, Türk Milleti denir. Türk milliyetçiliği, alt kimlikli, üst kimlikli, Türkiye'yi bölmeye ve parçalamaya doğru uzanan çıkmaz bir sokak değildir... Tam aksine, emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını veren bir milletin en üst düzeydeki birliğidir söz konusu olan... ALTI ADET OK Nedir Atatürk ilkeleri? ALTI OK'tur! ALTI OK, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 15 Ekim 1927 ve 10 Mayıs 1931 tarihlerinde yapılan ve bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün genel başkanı olduğu 2. ve 3. Kurultaylarda kabul edilerek, parti tüzüğüne ve oradan da Türkiye Anayasası'na işlenmiştir. Cumhuriyetçilik - Halkçılık - Milliyetçilik - Laiklik - Devletçilik ve Devrimcilik!... ALTI ADET OK!.. Ve bugün, bu ülkede; + Yerel yönetimlerin güçlenmesi perdesi altında Sevr koşullarını yeniden gündeme sürenlerin, + Atatürk'ün resimlerinin okullardan ve resmi dairelerden indirilmesini isteyenlerin, + Milli devletten yana işleyen işletmeleri yabancılara satanların, + Serbest piyasa ekonomisi adı altında, milli sanayiimizin ve milli devletimizin köküne kibrit suyu dökenlerin... + Ve bu yönde sayılı sayısız, açık ya da gizli; sinsi ya da cüretli çok sayıda psikolojik saldırı yöntemleri ile halkın direncini ve bilincini bulandıranların... niyet, yön ve yöntemleri... acaba, her geçen gün biraz daha iyi anlaşılmıyor mu?.. ANAYASA'YI OKUMAYA DEVAM... İşte Anayasamızın "Başlangıç" bölümünün, bir sonraki paragraflarından bir takım, "rast-gele" alıntılar: "Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak... Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu... Kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden, eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanma... hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" ... bir Anayasa, bir Devlet, bir halk ve bir düzen! İşte ALTI OK temelinde, üzerinde el sıkışılacak, kenetlenilecek zemin, cephe ve hedef bunlar... Türkiye çok partili düzene bu ilkeleri sırtında taşıyarak geçti. "Kuvayı Milliye"nin kurmayları, Anayasalarını, şu yukarıdaki ilkeleri hayata geçirerek, "satır-be-satır.." yazdılar. 1961 Anayasası ile yıldızı bir kez daha parlayan Atatürk devrimciliği, bu ilkeleri1982 Anayasası'na kadar taşıyabildi. Bugün, kâğıt üstünde de olsa, laik cumhuriyetin ilkeleri yürürlüktedir. ALTI OK, (henüz) resmen tahrif ve iğdiş edilebilmiş değildir! Bugün, "Anayasa değişikliği" adı altında halka yutturulmak istenen şey, ALTI OK'un resmi şekilde tahrif ve iğdiş edilmesi işlemidir. Yani laikliğin, yani Cumhuriyetçiliğin, yani milliyetçiliğin, yani devletçiliğin ve yani devrimciliğin... yer ile yeksan edilmesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kaderine yazdığı bu ilkelerin Anayasa metninden sökülüp atılması "eylemi"dir. Yeni Anayasa tasarısı, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı sürdürülen bir eylemli kalkışmadır! ÇARE Ancak Türkiye, Avrupa Birliği kapısında, "eşit haklara sahip şerefli bir üye" niteliğinden çok şey kaybetmiş olsa da... Milli egemenliği millet adına kullanmakla görevli (ve sorumlu) meclis çoğunluğu, kanun yapma yetkisini fiilen Avrupa Birliği yetkililerine devir ve teslim etmiş olsa da... Ve memleketin tersanelerine, limanlarına ve en değerli hazinelerine kadar "girilmiş" bulunsa da... Laik Türkiye Cumhuriyeti (hala) ayaktadır! Ve halen vakit vardır. Türkiye Cumhuriyeti henüz ayaktadır. Şairin biri; "Henüz vakit varken, gülüm Yüreğim dalındayken henüz," buyurmuş. Evet, henüz yüreklerimiz dalındayken ve henüz daha yolun sonu tam olarak gözükmemişken... Meselelerin ne kadar ciddi, ne kadar vahim bir aralıktan geçmekte olduğunu ve ülkemizin önünde ne ölçüde sarp bir "Hayat- memat meselesi" bulunduğunu... Ve önümüzdeki adımların, "Sırat Köprüsü" üzerinde atılacak son derece riskli hamleler olacağını... Ve bütün bunları! Ve bütün bunların bilgisini, bilincini ve kavrayışını önümüze koyup, geleceğe doğru kararlı adımlar atmak zorundayız. Bilinçlenmek, birleşmek, güçlenmek ve saflarımızı geliştirmek zorundayız. Ve eğer bütün bu ilkelerde uzlaşıp, anlaşıyorsak, bir araya gelerek ülkenin kaderine el koymak zorundayız.
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne