ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİ BİLİMSEL ZİHNİYETTİR
Çarşamba, 06 Ağustos 2008 01:41
KeSample Imagemalist Devrim’in “bilimsel zihniyet” temelini, önce insanlığın ilk büyük sorunu olan gerçeğin araştırılması çabasında aramak gerekir. Bu arayış ikinci bir aşamada bizi doğa ve insana götürür.

Arayışın özgürce, her türlü otoriteden bağımsız olarak, bilimsel yöntem ve tekniklerle yapılması gerekir. Bireyi ve toplumu bilime ve yarar sağlamaya götüren yol, işte bu yoldur. Cumhuriyetimiz de bu temel üzerine kurulmuştur.

GERÇEK: Atatürk Devrimi, Aydınlanma felsefesinin Türkiye’deki ürünüdür. Bu devrim; Aydınlanma’nın bütün temel değerleri gibi, bilimsel gerçek ve gerçekçilik anlayışını da savunur ve bunu Türk toplumunda yerleştirmeye çalışır.

Atatürk bir “gerçek” tutkunudur. Gerçeğin Doğa’da, deney dünyasında aranmasını ister. Gerçekçilik, düşünce ve eyleminin ilk prensibidir. Devlet yönetiminden günlük yaşama değin her alanda, gerçekçi tutum ve davranış ister. Çünkü güç ve gönenç, bundan doğar.

DOĞA VE İNSAN: Aydınlanma düşüncesi; Doğa’yı gerçek bilginin ve sorunlarımızın çözüm kaynağı olarak görür. Skolastik düşünce ise, tam tersine, Doğa’yı küçümser. Oysa tüm pozitif bilimlerin ve modern tekniklerin kökeninde Doğa vardır. İnsanlığın bu temel yönelişini; Antik Grek’te, IX.- XII. yüzyıllar İslâm dünyasında, Rönesans’da, sonraki yüzyıllar Avrupa’sında buluruz. Atatürk bize, işte bu büyük yönelişten haber getirir.

Aydınlanma; Skolastik düşüncenin tersine, insana büyük önem verir, onu yüceltir. İnsan; kendisini tanımalı, laik ve özgür olmalıdır. Atatürk bizi, o büyük akımla, Hümanizm’le kucaklaşmaya çağırır. Ona göre, bu dünyada her şeyin kaynağı insandır. İnsan, büyüktür, değerlidir. Doğanın verdiği her yeteneği serbestçe kullanmalı ve geliştirmelidir. Aydınları, insanı ve halkımızı tanımaya çağırır. Çünkü, güç ve başarı buna bağlıdır.

ÖZGÜRLÜK: Atatürk, Türk ulusunu “hazır bilgiler”in tutsağı olmamaya, onları eleştirmeye, yeni bilgileri özgürce araştırmaya, kısacası Skolastik otoriteden kurtulmaya çağırır. Skolastik felsefe; “kendinden başka doğru olmadığını ileri süren bir öğreti”dir. Bu felsefe, düşünce ve eylemi dogmaların emrine verir. Oysa Aydınlanma felsefesi;“hazır bilginin eleştirilmesini, her yerleşmiş kural, kurum ve yargının sorgulanmasını” ister. 

Atatürk’ün “Skolastik otoriteden kurtulma” tezi -Antik Grek’ten İslâm Aydınlanması’na, Aydınlanma Yüzyılı’ndan çağımıza- insanlığın düşünce ve gelişme tarihinden kaynaklanır. O; Skolastik zihniyeti Türk ulusunun ilerlemesi önündeki başlıca engel olarak görür. Türk insanı bütün yeteneklerini özgürce kullanmalı; kendine yepyeni düşünce ve yaşam biçimleri seçebilmelidir. Atatürk yaptığı devrimle, ona bu olanağı sağlar.

YÖNTEM: Aydınlanma’nın, bilgi kaynağı olarak, akla sarsılmaz bir güveni vardır. Onu inançtan üstün tutar. Akılla bağdaşmayan herşey yanlıştır. Gerçeğe ancak onunla ulaşılabilir. Rasyonel yapılı olan Doğa’yı ancak o anlayabilir. Atatürk Türk ulusunu, işte bu büyük gerçeği anlamaya çağırır. Akılcılığı, deneyci rasyonalizmdir. Ona göre, insanda en büyük değer akıldır. İnsan ve toplum yaşamı akla dayanmalıdır. Çünkü her ilerleme insan düşüncesinin ürünüdür.

Ancak, salt akıl (zihinsel kurgu), gözlem verileri olmadıkça bir noktada çakılıp kalır. Aklı verimli kılan, deneydir. Gerçekler “gözlem verileri muhakemeyle işlenerek” bulunur. Buna “bilimsel yöntem” denir ki kökeni, çağımızdan XVIII. yüzyıla, oradan Rönesans dönemine, sonra İslâm Aydınlanma çağından dolanarak, Antik Yunan’a değin uzanır. Bilginin kaynağı, duyular aracılığıyla, Doğa’dır. Akıl bu bilgileri biçimlendirir ve denetler; aralarındaki bağlantıları görür, bunlardan genel yasalara yükselir. Skolastiğin kullandığı kıyas yöntemi, dogmalara dayandığı için yeni bilgiler üretemez; dolayısiyle kısırdır. Atatürk; bizi, insanlık tarihinin belki de en büyük keşfi olan bu hazineden, bilimsel yöntemden yararlanmaya çağırır. Devrim’ini bilimsel zihniyet (bilimsel yöntem) temeli üzerine oturtur.

BİLİM: Tarihin “Antik Grek-İslâm Aydınlanma Dönemi-Avrupa” boyunca akışı gösteriyor ki Skolastiğin tüm engellemelerine karşın, insanlık; bilimsel yöntemin ürünü olan pozitif bilimlere doğru kararlılıkla yürümüştür. Çünkü insan “bilmek” için yaratılmıştır. Ne acıdır ki bizler; yüzyıllarca bu yürüyüşün dışında kaldık! Atatürk işte bu eksikliğimizi görür ve bizi Büyük Yürüyüş’e katılmaya, bilimlerde yaratıcı olmaya çağırır. Pozitif bilim sevgisini -gerçek kurtuluş onda olduğu için- Türk ulusuna aşılamaya çalışır. Birey ve toplum yaşamının, devlet yönetiminin, pozitif bilimlere dayandırılmasını ister. Kendisi de, bunun en güzel örneklerini verir. Bugünkü bilimsel zihniyetimizi, çağdaş üniversitelerimizi, “Cumhuriyetimize kanat geren aydınlarımızı” ona borçluyuz. 

Aydınlanma; bilginin pratik ve toplumsal bir değer kazanmasına, bir güç hâline gelmesine büyük önem verir. Bilgi pratiğin emrinde olmalı, işe yaramalı, yaşamı yönetmelidir. Atatürk bu tutumu coşkuyla savunur ve uygular. Kemalizm halkçı ve pratiktir. Bilimsel gerçeği yaşamın temeline yerleştirir. Düşünce ve eylemi birlikte yürütür.

CUMHURİYET: Türkiye Cumhuriyeti Atatürk ilkelerine dayanır. Bu ilkeler; cumhuriyetçilik, ulusçuluk, halkçılık, laiklik, devletçilik ve devrimciliktir. Bunların her birine temel olan, ayrı ayrı can veren ilke ise, bilimsel zihniyettir.

“Bilimsel zihniyet ilkesi”ni yaymak, Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmanın ilk koşuludur. Çünkü yaşadığı dünyanın gerçeklerine yönelen, insan aklını en büyük değer olarak gören, dünya gerçeğini Skolastik otoriteden bağımsız ve bilimsel yöntemle araştıran, yalnız kendi yaşamını değil, toplumun yaşamını da akla, deneye ve gerçekçi tekniklere, kısacası bilimsel zihniyete dayandıran her yurttaş; hem Atatürk’ü, hem de Türkiye Cumhuriyetini anlamış ve onu koruyor demektir.

Çünkü laiklik ve devrimcilik; dünya gerçeğine yönelik, Skolastik otoriteden bağımsız, özgür düşünceli, pozitif bilimlere güvenen yurttaşlar ister.

Dünya gerçeklerini bilimsel yöntemle araştıran ve pozitif bilimler yardımıyla öğrenen, yaşamını bu kazanımlara göre düzenleyen her yurttaş; Devletimizin cumhuriyetçilik, ulusçuluk, halkçılık ve devletçilik ilkelerine sahip çıkıyor, onların kökleşmesine katkıda bulunuyor demektir.

Çünkü cumhuriyetçilik; ulusun egemenliği, yurttaşların tek aşamalı seçimle ve eşit hakla, düşünce özgürlüğüyle, geniş örgütlenme olanaklarıyla ülke yönetimine katıldığı, herkesin hak ve özgürlüklerinin yasal ve kurumsal güvenceye dayandığı çok partili demokrasi demektir.

Bütün bunların, yani ulusal egemenlik, seçimler, özgürlükler, örgütlenme, yönetime katılma, yasal ve kurumsal güvencenin en iyi şekilde gerçekleştirilmesi; aydınlarımızın pozitif hukuk, yönetim ve siyaset bilimlerindeki en çağdaş teorileri bilip uygulamalarına, gençliğimizin de bu teoriler ışığında yetiştirilmesine bağlıdır.

Ulusçuluk; Türk ulusunun birliğini, bağımsızlık ve egemenliğini, toprak bütünlüğünü, her türlü siyasal ve ekonomik haklarını, dünyadaki saygınlığını korumak, her alanda güçlenmesini ve yücelmesini sağlamak hedeflerini kapsar. Yurttaşlar arasında ayrılık gözetmez. Türk kültürüne, diline ve tarihine sahip çıkar. Sömürgeciliğe karşıdır; tüm ulusların benzer hak ve değerlerine saygılıdır.

Saydığımız bu ögelere dayalı bir ulusçuluğu anlayıp yaşatabilmemiz de, çağımızın gerektirdiği bilgilerle donatılmış, gözlerini sürekli olarak yurt ve dünya gerçeklerine çevirmiş siyaset bilimcileri, diplomatlar, ekonomistler, dilciler, arkeologlar, tarihçiler, sanatçılar, antropologlar, halk bilimcileri yetiştirmemizle mümkün olur.

Halkçılık; hiçbir yurttaşı soyundan, çevresinden, inanç, düşünce ve toplumdaki işlevinden dolayı ayrı tutmamak, insanca ve hakça bir toplum düzeni kurmak demektir. Bu düzenin temel koşulları; âdil gelir dağılımı, ekonomik gücün halkta yoğunlaşması, halkın kendi kendini yönetimi, halkın örgütlenmesidir.

Hemen görülür ki halkçılık ilkesinin temelleri de ancak bilimsel zihniyetin, pozitif bilimlerin üzerinde yükselebilir. Adil bir gelir dağılımı için, milli geliri yükseltmek gerekir ki bu da bilimsel ve teknolojik ilerlemeyle sağlanır. Ekonomik gücün halkta yoğunlaşması, halkın kendi kendini yönetmesi ve örgütlenmesi; onun eğitim düzeyinin yükseltilmesiyle, modern ekonomi, yönetim ve örgütlenme bilgileriyle donatılması, çıkarları konusunda bilinçlenmesi ve sürekli bilgilendirilmesiyle sağlanabilir.

Devletçilik; ulusal ekonomiyi güçlendirme, toplum yararına düzenleme, insanca ve hakça bir ekonomik gelişme, ulusal bağımsızlık ve egemenliği sağlam temellere dayandırma hedeflerini kapsar. Ayrıca, doğal kaynakların; ulusal egemenliğe, tüm üretim araçlarının ve mülkiyetin halkın yararına ve emeğin üstünlüğü kurallarına uygun biçimde değerlendirilmesini ister.

Görülüyor ki devletçilik ilkesini oluşturan bütün bu ögeler de nesnel gerçeğin ta kendisidir. Dolayısiyle her birinin gerçekleşme derecesi; yaşadığımız dünya gerçeğini gittikçe daha iyi tanımamıza, başka bir deyişle ekonomi, fen bilimleri, teknik bilimler, politik bilimler alanlarındaki bilgi ve becerimizin derecesine bağlı olacaktır.

Kısacası Cumhuriyet; kendisini, başkalarını, ulusunu, bütün insanlığı ve yaşadığı dünyayı her yönü ve sorunuyla farkeden, inceleyen ve seven yurttaşlar ister. Böyle bir yurttaş olmak da ancak, birey, ulus, insanlık ve evren hakkındaki doğru bilgiyle, yani pozitif bilimlerle, bütün bu bilimlerin kaynayıp geldiği bilimsel zihniyetle mümkün olabilir.

Bu zihniyeti gerçekleştiren her yurttaş, Aydınlanma’nın yücelttiği insan örneğidir: Böyle bir insanın ilk amacı gerçektir. Gerçeği yaşadığı evrende arar. Bunu bilimsel yöntemle yapar. Dolayısiyle, bilgi olarak yalnızca bilimsel verileri doğru sayar. Bilgisini yaşama uygular. Sürekli gerçeği aradığından, özgürlüğü ve doğal hakları üzerinde titrer. Gerçeği aradığı için ahlâklıdır, bilime dayandığı için güçlüdür; özgür olduğu ve hakkı saydığı için de mutludur.

Türk gençlerini, işte bu “Aydınlanmacı İnsan” örneğini benimsemeye, akıl ve bilim gerektirdiği zaman, onu da aşmaya çağırmalıyız!

Kaynak: Cihan Dura, Atatürk Devrimi Yarım Kaldı, Kayseri, 2000, ss. 57-61.

Cihandura.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_012.jpg

En Son Yorumlar