Kaç gündür ekranlarda medyada ‘hayasız akınlar’ sürüyor, Kurtuluş Savaşı’nın inkarından başlanıp Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ne, okullarda Atatürk Köşe’lerinin kaldırılmasına kadar vardırdılar işgal sürecini. Bakan Hüseyin Çelik ‘Gençliğe Hitabe Ayet mi?’ dedi yani eleştirilir, tartışılır velhasıl ‘kaldırılır’a getirdi lafı. Sayın bakan bey hala öğrenemediyse şimdi bizden öğrensin, her toplum gibi bizim de bayrağımız şehidimiz bağımsız savaşımız kurtarıcılarımız bizler için ‘ayettir’.
Bu “hayâsız akın”, bir daha ve kesinlikle bozguna uğratılacaktır! Bu savaş, 21. yüzyılın büyük savaşıdır. Düşman, amacına ulaşmak için ahlaksızdır, hayâsızdır, hilebazdır, düzenbazdır. Böyle bir düşman karşısında, Cumhuriyetin öncülerinin de, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağı, can ve başla savaşacakları ve her ahlaksızlığı erdemleriyle alt edecekleri açıktır.
Başbakan söyledi Diyanet “Dindar gençlik” yetiştirmeye başladı
dc tarafından yazıldı
Pazar, 05 Şubat 2012 17:34
Ulusalkanal
Başbakan'ın 'dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerine paralel projeler Diyanet'ten. Kurum 2012-2016 planında gençlerden, kadınlara, engellilerden mültecilere kadar birçok kesime ulaşmayı planlıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, daha dindar toplum için 4 yıllık yol haritasını hazırladı. Kurum, özel kadrolarla cami dışına çıkarak toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı hedefliyor.
Um Ihre Privatsphäre zur schützen, wurden externe Bilder blockiert. Bilder anzeigen Sızıntı kitabı hangi koşullarda yayına hazırlandıPolisin piyasaya çıkmadan nüshalarını almak istediği çok önemli kitap bugün okurlarla buluşuyor! Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ile Haber Müdürü Barış Terkoğlu'nun birlikte hazırladığı "Sızıntı" kitabından bahsediyoruz...
Polis Büyükanıt'ın kızının özel hayatı hakkında ABD'ye brifing vermişEmniyet
dc tarafından yazıldı
Pazar, 05 Şubat 2012 17:24
Ulusalkanal
Genel Müdürlüğü'nün Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın kızının, çok özel fotoğraflarını Amerika'ya verdiği haberi gündeme bomba gibi düştü. Aydınlık gazetesinin ortaya çıkardığı Amerikan Dışişleri Kriptosunda; polisin bu fotoğrafları bir brifingle Amerikan Büyükelçiliği'ne sunduğu saptandı. Amerikan Büyükelçiliklerinden Washington'a gönderilen kriptoları yayınlayan WikiLeaks’te, Türkiye ile ilgili vahim bir belge ortaya çıktı. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde, 21 Kasım 2008’de yapılan brifingte, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın kızının özel hayatına ilişkin fotoğraflar sunuldu.
“Sen kimsin Başbakan”“Dindar nesil” sözlerine tepki gösteren Tarhan, “Dindarlık ölçme cihazın varsa çıkar da görelim” diye seslendi. Tarhan, “Bunları bir promterden okuması, daha vahim” dedi.
Ermenilere soykırım yapılmış olduğunu kabul etmeyeceklere para cezası ve hapis öngören yasa tasarısının Fransız Meclis ve Senatosu’nda kabul edilmesinden sonra 142 üyenin imzası ile söz konusu yasa, Anayasa Konseyine gitmiş bulunuyor. Fransız Parlamenter ve senatörleri harekete geçiren “demokrasi” ve “fikir özgürlüğü” aşkı değildir. Aynı siyasetçiler, daha birkaç ay önce, Libya’da yaklaşık 50 bin kişinin ölümüne yol açan NATO bombardımanına onay vermişlerdi.
Tayyip Erdoğan’ın dün manşetlere “Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz” sözleriyle çıkan tartışma iki CHP Milletvekili, Nur Serter ve Dilek Akagün’ün Danıştay başvurusuyla başlıyor. Serter ve Akagün, YÖK’ün katsayıyı kaldırması, böylece üniversiteye girişte meslek liselerinin düz lise ile eşit hale getirilmesi işleminin iptalini istiyor. İki milletvekili kararın düz liselere karşı haksızlık olduğunu vurguluyorlar. Ancak her iki milletvekili b aşvurularında “imam hatip”ten tek kelime söz etmiyorlar . Başbakan Erdoğan ise parti gurubunda bu başvuruyu imam hatiplere karşı girişim olarak ele alıyor, CHP’ye: “Bunlar memleketin evlatlarının üniversiteye gitmesini istemiyorlar, kapıcının çocuğunun üniversite okumasını istemiyorlar” diye fena halde çatıyor. Söz sırası muhalefete geliyor... Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında Başbakana cevap verirken iki hata yapıyor... Birincisi, Danıştay’a başvurunun parti tarafından değil iki milletvekili tarafından yapıldığını, savunma yapar tonunda dile getiriyor. Daha önemlisi konuyu meslek liseleri düzeyinde savunmak varken imam hatip ekseninde konuşuyor, bu okulları ilk kez CHP’nin açmasıyla vs. övünüyor.
İmam hatip mevzuu alevlendi, “dindar gençlik yetiştirmek istiyoruz” filan deniyor.
Halbuki… “Dindar cumhurbaşkanı” denilen Cumhurbaşkanımız, bildiğin düz lise’den yetişti.
Cemil Çiçek. Bülent Arınç. Düz lise. Dindar değiller mi?
Ali Babacan… Kolej mezunu. Ateist mi?
Patrik mesela, dindar… Uyuyor mu kritere?
Gençlik Bakanımız… 19 Mayıs Lisesi mezunu! Beşir Atalay, Egemen Bağış, Fatma Şahin, Zafer Çağlayan, Ertuğrul Günay, Cevdet Yılmaz, Mehdi Eker, Ahmet Davutoğlu… Mevcut kabinemiz neredeyse komple düz lise’den yetişti.
Sanki sözleşmiş gibi her gün sevgililerimizden birini yok etmeye çalışıyorlar. Nasıl başladığını hatırlamıyorum, iki üç yıldır bu “kadastrof” , yok etme işlemi sürüyor en sondan ikincisi millî güvenlik dersleriydi, sonuncusu da “Andımız” oldu. “Andımız” okul duvarlarına asılmamalıymış. Günün birinde böyle cevap gibi bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi ama dayanılmıyor. Atatürk’ün malı mülkü mü vardı ki vasiyet etsin; işte o savaşlarda kazandığımız, binlerce şehit, yaralı, yıkım, yaşadığımız İstiklâl Savaşını da kazandığımız ve bizi biz yapan, oturduğumuz toprakları hayatlarımıza bağlayan altın iplerden biridir o andımız. Nitekim on yıldır o hitabeyi örnek göstererek Atatürk’ün nasıl olup da bugünleri gördüğüne şaşar kalırız.
Almanya'nın en büyük eyaletlerinden biri olan Aşağı Saksonya'da sözde Ermeni Soykırımı iddialarının derslerde öğretilmesi için çalışma başlatıldı. Eyalet Eğitim Bakanlığı'nın desteğiyle başlatılan çalışmanın ilk toplantısı 23-24 Şubat tarihleri arasında Hanover Üniversitesi'nde yapılacak. Aşağı Saksonya Eyaleti'nde okullarda okutulan tarih dersi kitaplarına "Osmanlı'nın Ermenilere soykırımı" başlığı altında bölümler eklenmesi gündeme geldi. Eğitim Bakanlığı'nın çağrısıyla 23-24 Şubat'ta düzenlenecek seminerin çağrı metninde "Soykırımların ders kitaplarına tema olarak girme çalışması" ifadesi yer aldı.
BDP’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurmasının anlamı. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yaptırım gücü. Dut yemiş bülbül gibi susan 60 yıllık NATOcular, MHP, CHP, BBP ve diğerleri durumu nasıl idare edecek. Pensilvanya’daki çıkmaz sokak. En şaşkın suskunlar. Dayatan gerçekler ve Türkiye bu hengâmeden nasıl çıkacak? İki seçenek de aynı menzile varıyor. PKK’nin yasal örgütü olduğunu gizlemeyen BDP, Uludere olayı için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, TSK’nin “savaş suçlusu” olarak yargılanması talep ediliyor (Aydınlık, 28 Ocak 2012).
Hrant Dink'in öldürülmeden 1 ay önce Ulusal Kanal'a yaptığı o açıklamalar
dc tarafından yazıldı
Cumartesi, 04 Şubat 2012 11:33
Abdullah Gürgün
Hrant Dink, ölümünden önceki son yurt dışı gezisini 17 Aralık 2006’da İsveç’e yaptı. Ulusal Kanal’dan Abdullah Gürgün Dink’le uzun uzun söyleşti. Söyleşiyi şu ifadeler özetliyor: Hrant Dink 1915 olaylarını soykırım olarak görüyor ben görmüyordum. Ne var ki bu, bizim dostça konuşmamıza engel değildi. Bizi birleştiren Türkiye yurtseverliği ve Antiemperyalizmdi... İşte o söyleşi:
RAMAZAN AKYÜREK ÖDÜLLENDİRİLEREK, HRANT DİNK SUİKASTİNİN ÜZERİ BİR KEZ DAHA ÖRTÜLMEK İSTENİYOR!
dc tarafından yazıldı
Cumartesi, 04 Şubat 2012 11:27
Bülent Esinoğlu
Emniyet Genel Müdürlüğü merkez teşkilatında yapılan atamalarla, adı Hrant Dink cinayeti ile anılan Ramazan Akyürek, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Ramazan Akyürek, terfi ettirilerek ödüllendirilmiştir. Bu atama Dink cinayetini örtbas eden iradeyi bir kez daha ele vermiştir. Bu irade, iktidarın bizzat kendisidir. Dink cinayetinin kilit ismi Erhan Tuncel’in, bugün Teftiş Kurulu Başkanlığına getirilen Ramazan Akyürek’in elemanı olduğu ortaya çıktı.
Tayyip Erdoğan, sık sık milletin değerlerini esas alarak politika yaptıklarını söylüyor. Milletin değerleri dediği “din” dir. “Din üzerinde politika yapıyoruz” diyemez elbette. Fakat milletin değerlerinden kastının din olduğunu bilmeyen yok. Oysa din üzerinden politika yapmak, Anayasal bir suçtur. Anayasa’nın başlangıç ilkelerine göre “kutsal din duyguları, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamaz.”
Hrant Dink suikastının “büyük abisi“ Erhan Tuncel'den olay yaratacak açıklamalar
dc tarafından yazıldı
Cumartesi, 04 Şubat 2012 11:37
Emrah Taştan
Hrant Dink cinayetini azmettirmekten yargılanan Erhan Tuncel, 5 yıldır Türkiye’nin ana gündem maddeleri arasında yer alan Dink Cinayeti’ne ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Tuncel ve avukatının, cinayet ile ilgili çalışması ne? Cinayetin Ergenekon bağlantısı iddiasına ilişkin görüşü ne? Danıştay Saldırısı’nın faili Alparslan Arslan ile ilişkisi… Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olmaktan yargılanan ve özel görevli mahkemenin tartışmalı kararıyla beraat eden Emniyet Yardımcı İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel, tahliyesinin ardından ilk kez Ulusal Kanal’a konuştu.
Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, AKP hükümetinde yer alan bakanların dindar olup olmadıklarını yazdı.
Yılmaz Özdil AKP hükümetinde yer alan bakanların dindar olup olmadıklarını araştırdı. Bakanların tek tek nerede okuduklarını yazan Özdil, yazısının sonunda şunları söyledi: “Dolayısıyla, sanki din düşmanlığı yapılıyormuş gibi “ne istiyorlar şu imam hatiplerden” diye sorulurken… Aslında “ne istiyorlar şu düz liselerden” sorusunu sormanın vakti gelmiştir.”
Olmuyor, yapılanlar bir türlü rayına oturmuyor!.. Cumhuriyetin tüm kurumları “fethedildi”... Yetmedi, Milli Eğitim Bakanlığı, kanun hükmünde kararnameyle “Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı yurttaş yetiştirme” amacını sildi attı... Olmadı, Cumhuriyet Bayramı punduna getirilip kutlanmadı, 19 Mayıs Bayramı kutlamaları kaldırıldı... Iıh, yine bir şeyler eksikti, okullardaki “Andımız” tartışmaya açıldı... Ama o da kesmedi, kesmiyor çünkü hedefledikleri amaca ulaşmalarının önünde çok güçlü bir engel var.
İHD İstanbul Şubesi, 2011 yılında Marmara Bölgesi'ndeki hak ihlallerine ilişkin raporunu açıkladı. Rapora göre, bin 717 gözaltının gerçekleştiği 2011 yılında, 818 işkence ve kötü muamele vakası gerçekleşti. 65 kadın cinayetinin yaşandığı 2011’de, "namus” nedeniyle 30 kadın, 12 erkek, 2 çocuk öldürüldü.
İHD’nin 2011 yılı için açıkladığı ve Uludere Katliamında hayatını kaybedenlere adadığı rapor, hak ihlallerinde yaşanan müthiş artışı gözler önüne seriyor. Rapora göre, 2011 yılında 81 yayın toplatılırken aynı yıl bin 730 kişi çeşitli nedenlerle gözaltına alındı. İHD verilerine göre 2011 yılında tam bin 380 hak ihlali yaşandı.