|
Gürcistan’ın Gorki kenti yakınlarında petrol taşıyan bir tren, demiryoluna döşenen mayınla patlatıldı.
Aynı günün akşamı Kırgızistan’da, İran’a gitmek üzere havalanan, yolcularının yarıdan fazlası yabancı olan uçak da yere çakıldı. Bu ve buna benzer haberleri yakında Kafkas ülkelerinden daha da fazla duyarız gibime geliyor. Neden mi? Nerede bir kargaşa varsa orada kaos daha da şiddetlenir… Başbakan Erdoğan’ın, Rusya-Gürcistan arasında savaş patlayınca, öncelikle ‘Kafkas Paktı’ ardından da ‘Platformu’ dediği oluşumun, hayali olacağını sebepleriyle birlikte kısaca irdeleyelim: Bildiğiniz gibi öncelikle bu coğrafya üzerinde Osmanlı, Rus, Avusturya-Macaristan ve de Pers imparatorlukları devri yaşandı. Dünya savaşları ve 1991’de SSCB’nin de dağılmasıyla birlikte bölgede pek çok ulus-devlet yapılandı. Fakat hepsinde de dini ve etnik yapı, tam anlamıyla oturmadı. Bölgenin yeraltı-yerüstü kaynakları ile kıtalararası ulaşım yolları her zaman cazibe merkezi oldu. Güçlü tarihi ideolojilerin de etkeniyle, sıksık gördüğümüz etnik ve dini ayaklanma bahanelerinin altında bitmek tükenmek bilmeyen toprak talepleri vardı. Rusya, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Gürcistan, Çeçenistan, Özbekistan, Azerbaycan, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Afganistan, İsrail ve Ermenistan… Biraz daha açılırsak; Çin… Hepsinde de halklar birbirinin içine girmiş, belli azınlıklar içinde yaşıyor. Ya da kendi içlerinde dini ve etnik ayrımları var. Kıta dışında yer alan ABD ise tamamen bahsettiğimiz bu yeraltı-yerüstü kaynaklarına sahip olarak, coğrafya üzerinde daha da güçlenip, yerleşmek ve dünyada tek kutuplu yönetim ideolojisini sürdürmek amaçlı strateji izliyor. Rusya’nın dağılması ardından kurulan ülkelerde Rus izleri ve korkusu her zaman gözlendi. Bu dönemde Rusya, BDT çatısı altında kendinden kopan ülkeleri bir arada tutmaya çalıştı. Ancak Kafkas ülkelerindeki hacimli petrol üretimleri ve bu petrollerini Rusya üzerinden geçirmeden Batı’ya transfer etmeleri Rusya’yı bir hayli zora soktu. Bir de buna dağılma dönemindeki çökmüş ekonomisi eklenince, BDT projesinde Rusya pek fazla etkili olamadı. Bu devletlerin hiç değilse yönetimlerinde etkili olmak istedi ancak bu çabası da ABD tarafından engellendi. 1993 yılında Kazakistan Başkanı Nursultan Nazarbayev nezdinde Yakın Orta Asya Birliği oluşturulması, bu ülkeler arasında Rusya ve İran’a karşı askeri ve ticari işbirlikleri yapılması öngörüldü. Fakat kendi içlerinde bahsettiğimiz tarihi ideolojiler ile etnik ve dini karmaşalar böylesi bir oluşumu yapıcı kılamadı. İran’daki Farisi yönetimin Azeri Türkmenlere baskı yapması, Ermenistan’ın halen Dağlık Karabağ bölgesindeki işgali ve pek çoğunun da Rusya’dan kopan ülkeler olduğunu düşünürsek, içinde Rusya, Ermenistan ve İran’ın yer alacağı bir oluşuma Kafkas halkının olumlu bakmayacağı aşikardır. Bir tarafı halen Kuzey’e; Kafkaslara, bir tarafı Doğu’ya; Arap kültürüne, bir tarafı da Batı’ya; AB’ye bakan Türkiye, AKP hükümeti ile yazık ki güvenilir bir dış politika yürütemiyor. Laik ve dindarlar diye bölünen Türkiye’de bir de Ergenekon adı altında başlatılan içine TSK’nin katıldığı garip bir operasyon sonucu iyice gerildi. Bu gerilimi fırsat bilen PKK da kanlı, hain eylemlerini iyice artırmaktadır. Sağduyu Zamanı Son gelişmeler ışığında, Ahmedinejat’ın ülkemizi ziyaret sebebini sadece enerji sözleşmesine imza atmaya bağlamamak gerekir. Erdoğan’ın Rusya ve Gürcistan görüşmelerinin ayrıntıları iyi irdelenmelidir. NATO kapsamında geçiş izni verilen ve halen geçmekte olan bu savaş gemilerinin stratejileri iyi takip edilmelidir. ABD’nin kışkırtmasıyla başını Rusya’nın çektiği bir savaş patlayacak olursa bölgeye hızla yayılacaktır ve hiçbir savaşın şimdiye kadar kazananı olmamıştır. Türkiye kendi içinde etnik ve dini bir kaos yaşarken, ekonomik sıkıntıları varken içine çekilebileceği olası bir savaştan son derece etkilenecektir. En büyük görev bu durumda iktidardaki AKP hükümetine düşmektedir. AB yolunda atılacak adımlar, anayasal düzenlemeler, ekonomik kararlar son derece bilinçli bir sağduyuyla ve milli hedefler gözetilerek alınmalıdır. İvedilikle dini-etnik ayrımları çözümleme yoluna gitmelidir. En büyük görev de bu aşamada Kürt ve Ermeni halka düşmektedir. Kürtler şu an için destek aldıkları emperyal güçlerin ileride kendilerine özgür bir devlet kurma ve destek sözlerine kanmamaları gerektiğini kendi tarihlerine bakarak anlamalıdır. Hatta çok eskileri değil 1946 yılında Mehabad Kürd Cumhuriyet’ini hatırlamaları yeterlidir. Aynı şekilde Ermeniler öncelikle kendilerine karşı dürüst olarak yakın tarihleriyle yüzleşmelidir. Kazakistan, BTC Boru Hattı Yatırımlarını Güvenlik Sebebiyle Erteleyebilir Bölgeden gelen son haberlere göre; Kazak hükümeti, Kaşagan'da bulunan yüksek petrol rezervlerini Ceyhan aracılığıyla dünya pazarına iletmeyi amaçlıyordu. Fakat şimdi Gürcistan'da yaşanan savaşın ardından hattın güvenliğini sorguluyor. Azerbaycan ve Irak'tan sonra bölgenin en büyük üçüncü petrol tedarikçisi olan Kazakistan, BTC boru hattı yerine tek alternatifin Rusya olacağı belirtiyor. Rusya'dan bağımsız enerji politikasını sağlamak için Kazak milli petrol şirketi Kazmunaigaz'ın Batum limanını geçen yıl satın aldığını hatırlatan yetkili, “Batum'a petrolü demiryolu ile taşıyorlar; bütün bunlar Rusya'nın enerji tekelini kırıyordu. Şavaş sonrası Batum'a da Ceyhan'a da petrol sevkiyatı durdu” dedi. BTC boru hattı aracılığıyla Ceyhan'a petrolünü taşıyan Kazakistan, burada kuracağı rafineri ile elde ettiği ürünleri dünya piyasasına pazarlayarak daha yüksek kâr elde etmeyi amaçlıyordu. Ayrıca Kazakistan'ın 362 milyon varil petrolü Bakü-Ceyhan hattından geçirmeyi planladığı, hattın kapasitesinin arttırılması için de ekstra pompa yatırımı yapacağı belirtiliyordu. Rafineride işlenen petrolün değeri petrol ürünlerinde 6 katına, petrokimya ürünlerinde ise 20 katına kadar çıkabiliyor. Kazakistan, BTC boru hattını kullanmama kararı alırsa, bu yatırımlarını da beklemeye alacaktır. NURTEN AKYAZILILAR Kazak Petrolü Haber Kaynağı: Efresyap
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne