|
Obama tutuculukta McCain'den fazla farklı değildir.
Ondan ve Bush'tan daha iyi konuşuyor ve yazıyor, meslekten avukat ve sonra da siyasetçi olduğundan, ağzı lâf yapıyor. Doğaçtan ve eğitimi nedeniyle, kendini dinletip sanki gerçek bir seçenekmiş gibi umut veriyor. Yarı Afrika kökenli ve siyah deriliyle evli Barack Obama gibi biri Amerikan siyaset çekişmesinde ilk kez önde gelen iki partiden birinin başkan adayı konumuna oturdu. Bu bir yenilik sayılabilir. Yine siyah Powell ve Rice bakan olabilmişler, Jackson aday adayı aşamasından geri dönmüştü. Ancak Obama'nın başarısında ne ABD, ne de dünya için temel değişikliğin işaretleri var. Tam karşıtı, oradaki düzenin, değişim sözü veren, ama düzenden yana siyah derililere de gereksinimi var. Obama Beyaz Saray'a girecek olsa, birtakım sürümlük değişiklik önerilerinde bulunabilir de. Ne var ki, ne o köklü dönüşümlerden yanadır, ne de düzen onun böyle bir konuma gelip oturmasına izin verir. Benim bu yorumum onun yayımlanmış kitabında söylediklerine ve söylemediklerine dayanıyor. Sürümde uzun süre ilk sırada kalmış olan kitabının başlığı "Umudun Küstahlığı" diye çevrilebilir. İlk kitabı daha çok babasına ve çocukluğuna, bu ikincisi de siyasetteki deneyimlerine odaklanıyor. İkisi de anı ağırlıklı, ama ikincisinde siyasete ilişkin görüşleri oraya buraya serpiştirilmiş. Yazdıklarına ve yazmaktan kaçındıklarına bakarak Obama'nın Amerika'da ve dünyada günümüzdeki egemen düzenin savunucusu olduğu söylenebilir ve söylenmelidir. Özellikle rakibi Demokrat Parti'deki eleştirmenleri Obama'yı "aşırı, devrimci" bulabilirler. Ancak Obama tutuculukta McCain'den fazla farklı değildir. Ondan ve Bush'tan daha iyi konuşuyor ve yazıyor, meslekten avukat ve sonra da siyasetçi olduğundan, ağzı laf yapıyor. Doğaçtan ve eğitimi nedeniyle, kendini dinletip sanki gerçek bir seçenekmiş gibi umut veriyor. Bu kandırmacaya değil, onun gerçek inançlarına bakalım. Önce, Obama sermayeci düzenin ve günümüz küreselleşmesinin hayranı. İlk ve ortaokul yıllarında kimi arkadaşlarının ve başkalarının kapitalizmi yermelerini "sorumsuzca" buluyor. İçte ve dışta sonuna dek sömürü demek olan küreselleşmenin kapılarını açan eski Başkan Reagan'ın "Amerikan halkının beklediğini" getirdiğini söylüyor. 1929 Büyük Ekonomik Bunalımı gelip çattığında o zamanki Başkan Roosevelt'in çöken kapitalizmi kurtarmak için başvurduğu "Yeni Yaklaşım" siyasetini bile bugün için fazla buluyor. Obama'ya göre düzenin açık ve gizli savunuculuğunda yasadışı işler de yapmış olan (ve kapitalizmin de emperyalizmin de iş bitiricilerinden) Bill Clinton'ı "yoksullukla savaşımda kişisel sorumluluk almış olan ve görmezden gelinmez biçimde ilerici" olarak alkışlıyor. Eşi Hillary de, ondan önceki Demokrat aday Senatör John Kerry de Obama'ya göre, "kapitalizmin erdemlerine ve Amerikan üstün ordusunun korunmasına inanmış" kişilermiş! Kendi partisine öğüdü şu: "Siyasette merkezden uzaklaşmayın, aşırı partizanlık yapmayın!" Ona bakılırsa, 1968 kuşağı aşırı sağı kamçılamıştır. Oysa Amerikan halkı "alçakgönüllüdür" ve fazla bir şey istemiyor. Varlığın yarısı en üstteki yüzde bire ait olduğu bugün de istemiyor? Ya da dünya nüfusunun yalnız yüzde 4'ünü oluşturan Amerika, çevreyi en az üçte bir oranda bozarken, bu denklemlere Obama'nın söyleyeceği yalnızca bunlar mı? Marx'a ve Yeni Sol akımına "kaçık" diyor. Kendi "gerçekçi"ymiş! Yani, tekelci sermaye ve emperyalizm yararına gerçekçi. Ona kalırsa, Amerika'da anayasanın da buyurduğu gibi bir "halk yönetimi" varmış. Amerikan tarihini de siyasetin gerçek işleyiş biçimini de iyi bilmediği kanısındayım. Adaylık savaşımını iyi kavramış. Para nasıl toplanır, nerelerde nasıl konuşulur, hangi örgütlü baskı kümelerine nasıl ödünler verilir, onları öğrenmiş. Ama Amerika'da ırk sorununun artık çözümlendiğini sanıyor. Hele kendi eşi ve siyah çocuklarıyla Beyaz Saray'a girdikten sonra. Ya dışarıda kalanlar? Onların işsizlik, sağlık, eğitim ve benzeri sorunları?.. Sorun daha 14'lük kızların McDonald's'da kanserli yiyeceklerle midelerini doldurup duba gibi şişecek bozuk parayı ceplerinde bulundurmaları değil. Tekelci sermaye, ormanları, bitki ve hayvan türlerini yok ediyor, ekim alanlarını zehirliyor, doğayı yok ediyor, tüm kaynakları eline alıyor, başka ulusları tutsak ediyor, sürekli kan döküyor ve bunları özgürlük ve demokrasi uğruna yaptığını söylüyor. Obama bu konularda suskun. Ama "Ermeni soykırımı" diye bir şeyden birkaç kez söz etti. San Francisco'dayken New York'ta basılan ve Ermeni sorunuyla ilgili üç kitabımı ona verilmek üzere bıraktım. Ama Obama, benimkilerin yanında, Amerikan geçmişine ilişkin yanlışlarını da düzeltecek olan H. Zinc, J. Loewens, J. Feagin ve M. Brown gibilerinin yazdıklarını da okumalı. http://www.heddam.com/index.asp?H=8891
|
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...