AB-D Riyaları ve İşbirlikçileri / Nurten Akyazılılar
Cuma, 27 Haziran 2008 12:26
Dünkü yazımızın son paragrafında, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Matt Bryza’nin yaptığı konuşmasından satırbaşlarına değinerek, tehditlerinin satır aralarında olduğuna dikkatlerinizi çekmek istemiştim. Ve evet, hemen bu akşam haberlerinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) genel kurulunda, Belçikalı Luc Van den Brande tarafından hazırlanan, “Türkiye'de demokratik kurumların işleyişi” konulu rapor ve buna bağlı karar tasarısı kabul edildi. İşte bu rapora göre, kendilerince tehdit de buyurdular sözde AB’li dostlarımız…

Dediler ki bize, “AKP’yi kapatırsanız, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili müzakereleri gözden geçireceğiz ve hatta durdurulabileceğiz". Yaptıkları oylamayla da gerekirse süreci başa çevirerek Türkiye’yi yeniden izleme sürecine alabilecekler.
AB’nin içinde bulunduğu bloklaşma, yetersizlik, İrlanda’da Lizbon Anlaşması’nın kabul görmemesi, bunun AB’nin genişleme politikasına yansımaları vb üzerine daha önce yazdığım için burada sadece Türkiye’ye karşı işlenen riya ve taraflarına dikkat çekmek istiyorum. AB-D makamları boylarına kadar pislik içine bulansalar da mesele Türkiye olunca hepsi kafalarını o pislikten çıkarıp işbirliğine gidiyor. Hazır Türkiye’de de kendilerine yakın hatta kendilerinden gördükleri birileri varken, onları kaybetmek istemedikleri için de güçbirliği yaparak, yalan ve riyalarına hakaret ve tehdit ekleme cüretini gösterebiliyorlar.
Günümüzde çocukların bile AB konusunda fikirleri varken, Türk halkının AB-D’ye bakış açısı bu kadar değişmişken olanlara bakın ki sanki AB, Türkiye’yi birliğe almak istiyor da Türkiye yaramaz bir çocukmuş gibi davranıyor. Ve de AB-D’nin üstün makamları bir öğretmen edasıyla Türkiye’ye işaret parmaklarını sallayarak “dediklerimizi yapmazsan seni içimize almayız” diyorlar… İnsanın, ‘oynamazsan oynama’ diyesi geliyor. Sanki Türkiye, AB’ye AKP’siz giremezmiş, sanki Türkiye her tür ödünü vererek AB’ye girmek istiyormuş, sanki Türkiye AB’ye giremezse Türkiye çaresiz yok olur gidermiş gibi bir durum!...
AKPM Genel Kurulu’nda Türkiye raportörü Brande’nin hazırlamış olduğu malum bu rapor tartışılırken Türkiye Cumhuriyeti demokrasinin işlerliğine ve yargı makamlarına hakarete varan konuşma metinlerini ve Türkiye’mizi temsil edenlerin duruşlarını sizlere aktarıyor, yorumları değerli okurlarımıza bırakıyorum:
Raportör Brande, bu raporun Türk Anayasa Mahkemesi'nin kararına müdahale olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu raporun tartışılmasıyla Türkiye ve diğer ülkelere açık mesaj vermek istemişler! Türkiye’den, “Avrupa Konseyi standartlarına ve Venedik Komisyonu ilkelerine uygun bir karar alınmasını umut ediyorlarmış. Konuşmasında siyasi partilerin şiddeti savunmadıkça yasaklanmasına karşı çıktığını da ifade ediyor ve ekliyor Brande, “Türkiye'de konuyla ilgili gerekli anayasa değişikliği vakit geçirmeden yapılsın”. Siyasi parti yasağını “kabul edilemez” bulan Brande, gerektiği takdirde Türkiye üzerindeki denetim sürecinin tekrar başlatılmasının gözden geçirilebileceğini ifade etmiş. AKPM’de Sosyalist Grup adına konuşan Andreas Gross ise, AKP hakkında açılan davayı, “yargı darbesi olarak” niteliyor ve Anayasa Mahkemesi'nin yetki sınırlarını aştığını iddia ediyor.
Belçikalı parlamenter, genel kuruldaki bu tartışmanın, laiklik tartışması olmadığını vurgulayarak, kuvvetler ayrılığı ilkesinin korunmasını beklediklerini söylüyor. Hristiyan Grup adına konuşan Rene van der Linden ise, Anayasa Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda çıkacak kararın Türkiye'de ciddi bir biçimde siyasi ve sosyal kriz yaratabileceğini söylüyor.
Peki, bu durum karşısında, Türkiye’yi temsil eden AB yetkilileri nasıl bir duruş sergilemişler:
CHP milletvekili Haluk Koç, Brande’nin raporunu, “Türkiye'de yargıya müdahale olarak” değerlendirmiş.
MHP Milletvekili Tuğrul Türkeş ise raporun ciddi eksiklikler ve yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bölümler içerdiğini ifade ederek, kapatma davasının, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasıyla ilgili olmadığını hatta MHP'nin de bu anayasa değişikliğine mecliste destek verdiğini belirtmiş.
AKP milletvekili Erol Aslan Cebeci ise, Türkiye'deki tartışmanın gerçek amacının laiklik değil, bir anlamda iktidar çekişmesi olduğu, elitlerin, halkın yönetimine katılmasını istemediklerini söylemiş. Bu ifade sizce Belçikalı parlamenterin yorumuyla ağızbirliği yapılmış gibi eşdeğer durmuyor mu?
AKP'nin hukuk devleti, insan hakları ve demokrasiye saygı gösteren bir yönetim anlayışı içinde iktidarda çalışmalar yaptığını (!) ifade eden Cebeci, partinin kapatılması halinde Türkiye'nin dünyadan tecrit olacağını söylemiş. Bu ifade de Hristiyan Grup adına konuşan Rene van der Linden ile aynı ağız, değil mi?

Turkcelil.com

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_005.jpg

En Son Yorumlar