İRLANDALILAR / Ceyhun BALCI
Pazar, 15 Haziran 2008 08:02
“İçimizdeki İrlandalı’lar” görev başında!

İzleme, dinleme ve fişleme üçgenindeki etkinlikler her nedense hiç değişmez şekilde karşıt olarak belledikleri kişi ve kurumları hedefliyor.

İçimizdekilerin sivil toplum yaftalı ve elbette bol avrolu, dolarlı her türden etkinliği ayrıcalıksız bir şekilde toplumun görüş alanından uzak tutulmakta!

Kendileri “darbe” kotarma sürecinde oldukları için boy hedefi konumuna getirdikleri kişi ve kurumların önde gelen suçu da “darbe hazırlığı” ve “darbecilik” olmaktadır.

İşin ilginç yanı, bu tasarlı etkinlikte başroldeki “dinci” oyuncuların önde gelen yardımcıları da hemen her kesimden kişi ve kurumlar olabilmektedir. İlk bakışta şaşırtıcı olsa da gerçek budur.

Diyebiliriz ki; “içimizdeki İrlandalı’lar” varolduklarından bu yana en etkin ve güçlü oldukları dönemi yakalamış durumdadırlar.

Tuhaf görünse de, yaşanmakta olan bir gerçektir ki; bugün için ülkemizde izlenenler de, dinlenenler de ve elbette fişlenenler de yurtlarını savunmaya çalışanlardır! Ülkesinden yakınanlar, ülkesini başkalarıyla bir olup yenilgiye uğratmaya çalışanlar da ilgi alanı dışındadır.

“İçimizdekilerin” hemen her türden akılcılık ve açıklanabilirlik içermeyen eylem ve söyleminin önde gelen dayanağı AB süreci olmaktadır. En küçük karşı çıkış ya da sorgulama girişimi “geri kalmışlık” ile yaftalanmakta ve karşıt sesler bu yolla kolaylıkla kısılabilmektedir.

“İçimizdeki İrlandalı’ların” yalanlarını, çelişkilerini ve haksızlıklarını belgelemesi bakımından önemli gelişmeyi de irdelemekte yarar vardır.

Yine İrlanda kaynaklı bir gelişme ile! “Dışımızdaki İrlandalı’lar” geçtiğimiz günlerde “AB Anayasası”nı da simgleyen “Lizbon Antlaşması”nı yaptıkları halkoylamasında verdikleri hayır oyları ile kabul etmediklerini belirlemiş oldular.

Oysa, yakın zamanlarda “dışımızdaki İrlandalı’lar”ın bugünkü varsıllık ve gönençlerini AB üyeliklerine borçlu olduklarına ilişkin çokça şey okuyup, işitmemiş miydik?

Bizim ABseverlerden biri bu duruma “nankörlük” sıfatını yakıştırmış. Haksız da sayılmaz! Böyle olacağını kestirmiş olsaydı, hiç kuşku yok işini gücünü bırakıp İrlanda’daki sürece katılır kendi ülkesini anlatarak “evet” oylarını arttırmaya çabalardı!

“İçimizdeki İrlandalı’lar”ın yere göğe sığdıramadığı, ne olursa olsun üyesi olalım dedikleri AB’nin ticari kurallarına biz Türkiye olarak 13 yıldır uymaktayız. Her ne kadar, tek yanlı bir anlaşma olsa da, ülkemiz bu anlaşma uyarınca sürekli olarak verip, pek az alarak zarar ediyor olsa da!

“İçimizdeki İrlandalı’lar”, onbeş yıla yakın süredir biz Türklere çok iyi anlattıklarına ve bu çarpık durumu gündemden düşürdüklerine göre, İrlandalı’lara da anlatabilirlerdi “hayır” oyu vermenin sakıncalarını. Ne de olsa, insan ekmek yediği kapıya “vefasızlık” etmemelidir değil mi?

Şaka bir yana, bizim basınımızda pek de yer almayacak bakış açıları ile irdelemekte yarar vardır İrlandalı’ların istencini!

Örneğin, bağımsız iletişim organlarına yansıdığına göre İrlandalı’lar AB yapılanmasını kendilerine uzak, antidemokratik ve küçük üyelerin kendi yazgılarını da, yasalarını da oluşturma konusunda engelleyici bulmaktalarmış!

Bu arada, küçük de olsa bir üyenin Lizbon Anlaşması’nı kabul etmeyişinin tüm Avrupa için bu sürecin soğuması anlamına geleceği gerçeğine de ne yazılı ne de görsel basında rastlayamayacağız!

Şu haliyle de olasılıksız görünen Türkiye-AB birlikteliği, bu gelişme ile neredeyse olanaksızlaşmıştır. Bu gerçeğin Türk kamuoyundan olabildiğince gizlenmesi gereği, AB’nin de Türkiye’deki işbirlikçilerinin de birleşecekleri ortak payda olacaktır. Çünkü, AB gerçeğinin farkedilmesiyle AB’nin Türkiye’den sonsuz ödün koparmasının da, Türkiye’deki kimi odakların asıl hedeflerine giden yolda engelsiz olmalarının da önünü kapatacaktır.

“Dışımızdaki İrlandalı’ların” nankörce(!) davranışı “içimizdeki İrlandalı’ları” fazlasıyla kızdıracaktır. Aslında, İrlanda seçmeninin kararı Türkiye’nin yoluna da ışık tutmuş olacaktır.

Türkiye’nin çıkmazını göstermesi bakımından çok yararlı olacaktır o halkoylamasının sonuçlarının akıllıca irdelenmesi!

Türkiye’de bu irdeleme için nesnel koşulların bulunup bulunmadığı apayrı bir konudur.

Ama, herşeye karşın yurtseverlere düşen ödev de bu doğru irdelemelenin olabidiğince geniş kesimlere duyurulması olmalıdır!

Ceyhun BALCI, 14.06.2008



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_019.jpg

En Son Yorumlar