1908 Devrimi Bir Anadolu Devrimidir / Prof. Dr. H. Zafer Kars
Çarşamba, 13 Ağustos 2008 09:08


Jön Türklerin Anadolu'daki Örgütleri ve Eylemleri

Jön Türklerin Anadolu'daki örgütlenmesi ve eylemleriyle bunların 1908 Devrimi ile ilişkileri, Türk Devrimi tarihçilerinin genellikle ihmal ettikleri bir konudur. Y. Hikmet Bayur ve A. Bedevi Kuran, konuya o dönemi yaşamış kişilerin anılarından alıntılarla değinmişlerdir. Anglo-Sakson tarihçiler Anadolu'daki Jön Türk örgütlenmesinden söz etmekle birlikte ayrıntı veremezler. Konunun önemi, Y. A. Petrosyan'ın ülkemizde 1974'te yayımlanan kitabı sayesinde Türk tarihçiler tarafından kısmen kavranabilmiştir. Bu alanın ihmal edilmesinde Osmanlı arşivlerinin, yabancı ülkelerin dış politika arşivlerinin, o döneme ait kitap, anı, dergi, gazete gibi yerel birçok belgenin incelenmemiş olmasının katkısı vardır. Bu alandaki bilgi ve belge eksikliği, Jön Türk örgütlenmesinin bir Balkan olgusu, 1908 Devriminin bir askeri eylem şeklinde algılanmasına yol açmıştır. Bu yerleşmiş kanıyı sarsabilecek en değerli ipucu, Kolağası Niyazi Bey'in 1908'de meşrutiyetin ilanıyla sonuçlanan ilk isyanı başlattıktan sonra Yıldız Sarayı'na çektiği telgrafa "Tüm ulusun isteği Anayasa'nın yürürlülüğe konmasıdır. Erzurum'da yapılan zulüm milleti korkutmamıştır" sözleriyle başlaması bile gözden kaçmıştır.

Yerli ve yabancı tarihçiler, Abdülhamit yönetimi tarafından Anadolu şehirlerine sürgüne gönderilen Jön Türklerin bulundukları yerlerde siyasi faaliyette bulundukları ve başarılı oldukları konusunda görüş birliği içindedirler. Sürgünlerin sözlü propagandalarının, elde edip dağıttıkları Jön Türk yayınlarının Anadolu şehirlerinde önemli etki yaptığı kabul edilmektedir. Genç subayların ve idarecilerin de Jön Türk etkisi altında oldukları göz önüne alındığında, 1908 Devrimi öncesinde Anadolu'daki siyasi tablo daha iyi anlaşılır.

İttihat ve terakki cemiyeti belgelerinde Anadolu örgütlenmesine etraflıca değinilmemiştir. İTC yöneticilerinden Dr. Bahattin Şakir'in 1908 yılı başlarında Doğu Anadolu'nun bilinmeyen bir kentindeki İTC yandaşına yazdığı mektup sıkça alıntılanmaktadır. Gizli bir İTC komitesi kurmanın usulünü anlatan bu mektup, Jön Türklerin Anadolu'daki örgütlenme çabalarının dolaylı bir kanıtı sayılmaktadır. Doğrudan kanıt ise Dr. Bahattin Şakir'in 1905 yılında tutuklanıp Erzincan'a sürüldüğünde cemiyetin Trabzon örgütü tarafından kaçırılarak Avrupa'ya gönderilmesidir.

Anadolu'daki Jön Türk örgütlenmesi ile siyasi faaliyet hakkındaki esas bilgilerimiz, o dönemde yaşamış şehir tarihçilerinin eserlerine, Anadolu kentlerindeki konsolosların raporlarına ve çok azı incelenip yayımlanmış Osmanlı arşivi belgelerine dayanmaktadır. Bu üç alanda henüz tam olarak değerlendirilmemiş olmasına rağmen konuyla ilgili en değerli bilgilerimiz bu kaynaklara aittir.

Jön Türklerin 1908 Devrimi öncesinde örgütlendiğini kesin olarak bildiğimiz iki Anadolu şehri vardır: Diyarbakır ve Erzurum.

Diyarbakır örgütlenmesinde iki tanıdık tarihi kimlikle karşılaşıyoruz: Dr. Abdullah Cevdet ve Ziya Gökalp. Askeri tıbbiye öğrencisiyken İTC kurucuları arasında yer alan Dr. Abdullah Cevdet'in Diyarbakır'da görev yaptığı yıllarda Ziya Gökalp de cemiyete girmiştir. 1908 devriminden önce Ziya Gökalp'ın Diyarbakır'da bazı arkadaşlarıyla gizli bir teşkilat kurduğunu biliyoruz. Bu gizli teşkilat devrimden iki gün sonra İTC Diyarbakır şubesi olarak ortaya çıkmıştır. Diyarbakır'da 1905 ve 1908 yıllarında meydana gelen ve "Telgrafhane Hadiseleri" olarak bilinen iki büyük ayaklanma, bu gizli İTC komitesi tarafından örgütlenmiştir.

Erzurum'daki Jön Türk örgütlenmesi hakkındaki bilgilerimiz daha fazladır. Erzurum, 1908 devrimi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Erzurum'da 1906-1907 yıllarında meydana gelen ve yeni konulan bazı vergilerin kaldırılmasını amaçlayan şiddetli, uzun süreli, yaygın ayaklanmada meşrutiyet talebi de dile getirilmiştir. Bu ayaklanma, Jön Türklerde derin bir heyecana yol açmıştır. Erzurum isyanında iki ayrı Jön Türk örgütünün, İTC ile Prens Sabahattin'in Teşebbüsü Şahsi ve Âdemi Merkeziyet Cemiyeti'nin şubelerinin büyük etkisi olmuştur.

Erzurum'daki İTC örgütlenmesi, 1896 yılına kadar gitmektedir. Erzurum'a sürgüne gönderilen tıbbiye öğrencilerinden Emin ve Baytar Mektebinden manastırlı Recep, aldıkları talimat doğrultusunda şehirde bir İTC komitesi kurmuşlardır. Ancak, çalışmaları öğretilen bu iki sürgün öğrenciyle komitenin diğer iki sivil ve altı subay üyesi aynı yıl tutuklanmıştır.

1906-1907 Erzurum olaylarını örgütleyen komitenin yaklaşık 30 üyesi 1908 başında tutuklanarak yargılanmışlardır. Ağır cezalara çarptırılan bu kişilerden Hacı Hafız Bey, Sabri Bey, Hacı Sabri Bey, Seyfullah Bey, kardeşi olan Tevfik ve Abdullah Beyler ile Tahsin Bey ve Durak Bey'in ittihatçı oldukları kesin olarak bilinmektedir. Bunlardan Durak Bey, Seyfullah Bey ve Tevfik Bey "birinci derecede ittihatçı" olarak tanımlanmaktadır. 1908 devriminden hemen sonra Erzurum'da iki İTC şubesi açılmış, açılışa İTC' nin önde gelen eylem ve fikir adamları katılmıştır. Tutuklanan komite üyelerinden bir kısmı meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerinde milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi önemli idari görevlerde bulunmuşlardır. Erzurum isyanı sırasında dağıtılan bildirilerden, şehirde "Canveren" ve "Cemiyeti Mukaddeseyi Osmaniye ve İslamiye" adlarında örgütlerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu örgütlerin, İTC ve TŞAMC'nin Erzurum'da farklı isimler altında faaliyet gösteren şubeleri olması kuvvetle muhtemeldir.

Genç subaylar, Anadolu'daki Jön Türk örgütlerinin önemli bir ayağını oluşturuyordu. 1906-1907 Erzurum isyanı sırasında asker halka karşı silah kullanmayı reddetmiştir. Olaylar sırasında başbakanlık ile Erzurum valiliği arasında yapılan yazışmadan, isyanın kolay bastırılması için genç subayların terfi, becayiş, görevlendirme gibi gerçeklerle şehirden uzaklaştırılmalarının istendiği anlaşılmaktadır. Bu gerekçeyle Erzurum'dan Muş'a gönderilen subaylardan Münip Yıldırgan, anılarında Erzurum isyanından söz etmektedir.

Bu bilgiler, Erzurum'da geçmişi 1896 yılına kadar giden bir İTC örgütlenmesi olduğunu göstermektedir.

Erzurum'daki TŞAMC şubesi, Hüseyin Tosun Bey tarafından kurulmuştur. Askeri lise öğretmeni olan Hüseyin Tosun Bey, Avrupa'ya geçtikten sonra TŞAMC'nin Erzurum şubesini kurmakla görevlendirilmiştir. Sahte belgelerle Kafkasya üzerinden Erzurum'a giden Hüseyin Tosun Bey, şehirde yerleşerek ticaret yapmaya başlamış, aynı zamanda propaganda ve örgütlenme çalışması yürütmüştür. Serdarzade Sıtkı Bey ve Hoca Seyfettin'le birlikte TŞAMC'nin Erzurum şubesini kurmuştur. Hüseyin Tosun Bey ve arkadaşları, Erzurum ayaklanmasında önemli görevler üstlenmişlerdir. 1908 yılı başında tutuklananlar arasındadırlar. Hüseyin Tosun Bey, gerçek kimliği öğrenilince Abdülhamit'in emriyle sorgulamak üzere İstanbul'a gönderilmiştir; meşrutiyet döneminde milletvekilliği yapmıştır; 1918 yılında İngilizler tarafından Malta'ya sürülenler arasındadır.

Jön Türk yayınlarında topluca "Anadolu Kıyamları" olarak isimlendirilen 1906 Ankara, Kastamonu, Sinop, Trabzon olaylarında, 1905 ve 1908 Diyarbakır telgrafhane hadiselerinde, 1907 Van ve Bitlis ayaklanmalarında ve ekmek zammı nedeniyle meydana gelen 1908 Sivas olayında, elimizde henüz kanıt olamamasına rağmen yerel Jön Türk örgütlerinin katkısının bulunduğunu varsaymak yanlış olmaz.

Sonuç olarak, başta İTC olmak üzere Jön Türk teşkilatları Anadolu'da yaygın biçimde örgütlenmişler, 1905-1908 yılları arasında Anadolu şehirlerinde meydana gelen uzun süreli, şiddetli ve etkili halk hareketlerine önderlik etmişlerdir. Dolayısıyla, 1908 devrimi bir Anadolu devrimidir.     

Dnmler.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_021.jpg

En Son Yorumlar