|
İKİNCİ MEŞRUTİYET BİRİNCİ VE İKİNCİ YASAMA DÖNEMİNDE(1908-1912)OSMANLI AYAN MECLİSİ’NİN ERMENİ ÜYELERİ VE FAALİYETLERİ Dr.H.Aliyar DEMİRCİ* Osmanlı Ayan Meclisi,iki kanattan oluşan Osmanlı Meclis-i Umumisi’nin senato kanadıdır.1876 Anayasasına göre kurulmuştur.Bir ikinci meclistir,diğer bir deyişle bir üst meclistir.Mebusan Meclisi’nden gelen tasarıların anayasada yer alan kıstaslara uygunluğunu inceler(KE,mad.64)[1].Anayasayı yorumlama yetkisine sahiptir(KE,mad.117).Üyeleri bazı yüksek devlet görevlilerini yargılama yetkisine sahip,otuz kişiden oluşan Divan-ı Ali’ye on üye verir(KE,mad.92).1909 değişikliklerinden sonra tıpkı Mebusan Meclisi gibi bu meclisin de kanun yapma yetkisi genişletilmiştir(KE,mad.53).Aynı değişiklikler kapsamında yer alan padişaha belli şartlarda tanınan Mebusan Meclisini fesih yetkisini kullanması için,muvafakat verecek organ da Ayan Meclisi’dir(KE,mad.7).Üye sayısı,Mebusan Meclisi’nin üçte birini aşamaz ve padişah tarafından atanır(KE,mad.60).Üyelik ömür boyudur ve üyeler çoğunlukla yüksek devlet görevlileri arasından seçilir(KE mad.62).Üyeler Mebusan Meclisi üyelerine göre yüksek maaş alır(KE,mad.63).1909 Anayasa değişikliklerine kadar çalışmaları içtüzük gereği gizli olarak yürütülmüştür. Tebliğimde İkinci Meşrutiyet döneminin iki yasama dönemini ele aldım.[2]Ancak kısaca Birinci Meşrutiyet döneminden de söz etmek istiyorum.Bu önemli kuruma söz konusu dönemde parlamentonun açılışından dağıtılıncaya kadar kırk(1877-1878), dağıtıldıktan sonra da on bir üye(1878-1880)atanmıştır.[3]Ermeni üyeler ilk yıl yüzde 6(2/32),ikinci yıl yüzde 5(2/38) oranındadır.Meclis kapandıktan sonra yapılan atamalara bakıldığında bu oran yüzde 6’dır.(3/48).[4]Osmanlı Parlamentosu Birinci Meşrutiyet döneminde iki toplantı yılından daha kısa bir süre faaliyet göstermiştir. -------------------------------------------------------------------------------- A.Ayan Meclisi’nin Ermeni Üyeleri İkinci Meşrutiyet dönemi parlamentosunun açılışının arifesinde daha önceki dönemin üyelerinin sadece üçü hayattadır. Bunlardan biri de Ermeni kökenli Abraham Paşa’dır(1837/1838-1915).Kendisi Birinci Meşrutiyet parlamentosu kapandıktan yaklaşık iki yıl sonra atanmıştır.[5]Osmanlı devlet hayatında Ayan Meclisi üyeliğinin bir kişinin,maddi manevi taltif edilmesi anlamına geldiği de düşünülürse parlamentonun çalışmalarına son verildiği bir dönemde Abraham Paşa’nın bu şekilde onurlandırıldığı söylenebilir. Hayatta olan üç üyenin yanında İkinci Meşrutiyet döneminde Ayan Meclisi’ne ilk atamalar toplantı yılı başlamadan yapılmıştır. Meclisin açılışından(17 Aralık 1908)iki gün önce kırk bir kişi atanmıştır.Bu kırk bir kişi içinde üç Ermeni üye vardır.Eski Hazine-i Hassa-i Şahane Nazırı Ohannes Paşa,Ticaret ve Nafıa Nazırı Gabriyel Efendi ve Belgrat Sefiri Azaryan Efendi.[6] Yaklaşık bir ay sonra Ohannes Paşa’nın sağlık gerekçesiyle üyelikten istifa etmesi[7]üzerine“Ermeni Katolik muteberanından Orman ve Maadin ve Ziraat Heyet-i Fenniyesi Reisi Aram Efendi”,Ohannes Paşa’nın yerini almıştır.[8]Aram Efendi’nin atama belgesinde Ermeni Katolik ileri gelenlerinden olduğu ve Ohannes Paşa’nın istifası üzerine atandığı özel olarak belirtilmiştir.Bu dönemde Ayan Meclisi üyeleri içinde atama belgesinde mezhebi özel olarak kaydedilen tek üye Aram Efendi’dir. Yasama döneminin ilk toplantı yılı sonunda toplam kırk yedi üyenin on ikisi gayr-ı müslimdir.Bu sayı,toplam üye sayısının yaklaşık dörtte biridir.Bunlardan biri Katolik olmak üzere dördü Ermeni’dir.Onların yanında dört Rum,birer Musevi,Bulgar, Ulah ve Hıristiyan Araplardan(mezhebi muhtemelen Maruni)bir üye Meclise atanmıştır.[9] İkinci toplantı yılında Ayan’a Sırplar’dan bir üye atanır,gayr-ı müslim üye sayısı böylece on üçe ulaşır.Toplantı yılı biterken meclisin üye tamsayısı elli ikidir.Söz konusu oran yine dörtte birdir.[10] Üçüncü yılda ise Ermeni üyelerin sayısı beşe çıkar.Şura-yı Devlet üyesi Dilber Zare Efendi Meclise atanır.Dilber Efendi’yle birlikte birer Rum ve Maruni üye de Meclise atanmıştır.[11]Rum ve Ermeni üyeler arasında denge korunmuştur.Kısa bir süre sonra istifa eden bir Bulgar üyenin yerine yine bir Bulgar atanmıştır.[12]Bundan sonra gayr-ı müslim üye atanmadığı görülür. Üçüncü yılda elli beş,dördüncü yılda elli üç ve ikinci dönemde de elli dört üyeyle kapanmış olan Meclisin,üyelerinin dörtte birden az fazlasının bu şekilde gayr-ımüslim olduğu görülmektedir.[13]. Buna göre Ayan Meclisi’nin birinci dönem içinde Ermeni üyelerinin toplam üye sayısına oranı birinci yıl yüzde 8.5(4/47), ikinci yıl yüzde 7.6(4/52),üçüncü yıl yüzde 9(5/55),dördüncü yıl yüzde 9’dur(5/53).İkinci dönemde(1912)ise yüzde 9’dur (5/54). Birinci Meşrutiyet dönemindeki yüzde 5-6’lık oranla kıyaslandığında Ermeni üye sayısında bir artış olduğu görülmektedir.[14] Birinci Meşrutiyet döneminde daha az Ermeni atanmıştır. İkinci Meşrutiyet Ayan Meclisi’yle Mebusan Meclisi arasında bir kıyaslama yapılırsa dağılım şöyledir:Birinci dönemde (1908-1912)toplam 323 mebusun yüzde 16.2’si veya yüzde 15.3’ü gayr-ı müslimdir,[15]Ayan’da gayr-ı müslimler daha fazla temsil edilmiştir.İkinci yasama döneminde Mebusan Meclisi’nde bu oran yüzde 13.08’e kadar gerilemiştir.[16]Birinci dönemde bu yüzde 16.2 içinde Ermeniler yüzde 3.7(12 kişi),[17]diğer bir kaynakta ise yüzde 4.02’dir(13 kişi).[18] Genel olarak Ayan Meclisi’nde Mebusan Meclisi’ne oranla daha fazla Ermeni olduğu görülmektedir.Bu durum gayr-ı müslim unsur olarak sadece Ermenilere mahsus değildir.Aynı şekilde Rumlar da daha fazla temsil edilmektedir.Ancak Rum üyelerle Ermeni üyeler arasındaki ülkenin nüfus yapısı gereği var olan farkı,Ayan değil de seçim ve temsil ilkesine dayanan Mebusan Meclisi yansıtmaktadır. Ayan Mecİisi’ndeki Ermeni üyeler arasında Katolik bir üyenin de bulunduğunu unutmamak gerekir.Katolik Ermenilerle Osmanlı ülkesinde asıl büyük çoğunluğu oluşturan Gregoryen Ermeniler aralarındaki kültürel farklılıklar sebebiyle bir soğukluk vardır.Bununla birlikte Ayan Meclisi özelinde Gregoryen üyelerle Katolik üye arasında görüşmelerde bir ağız kavgası, çatışmaya rastlanmamaktadır.[19]Bu bir parça da Ayan üyelerinin gün görmüş kişilikleriyle açıklanabilir. Ermeni topluluğunun kendi içindeki bu kutuplaşma bir tarafa asıl kutuplaşmanın Rumlarla Ermeniler arasında olduğunu söylemek gerekir.[20]Ancak bu durumun da izlerini Ayan Meclisi görüşmelerinde göremeyiz.On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti yoğun bir şekilde Ermeni eylemcilerin baş rolde olduğu çeşitli eylemlerle tanışmıştır(1889).İsyan hareketlerinin yanı sıra[21]padişaha(II.Abdülhamit)karşı suikast(1905)de gerçekleştirilmiştir.[22]Bununla birlikte Ermeni toplumunun seçkinleri Ayan’da temsil edilmiştir.Bu“Osmanlılıkla ve Türk idaresiyle bağdaşan Ermenilerin hayatlarına devam ettiklerinin de bir göstergesidir.”[23]Esasen İkinci Meşrutiyet döneminde hemen her hükümette Ermeni nazırların görev yaptığını hatırda tutmak gerekir.[24] Bunun karşısında on dokuzuncu yüzyılda imparatorluğun iki büyük coğrafyasında(Anadolu-Rumeli)yaşayan en kalabalık gayr-ı müslim unsur Rum-Ortodokslardır.Rum-Ortodokslar Yunanistan bağımsızlığını kazanıncaya kadar(1830)gayr-ı müslimler içinde imtiyazlı bir konumda olmuşlardır.[25]Hal böyle olunca Osmanlı Ayan Meclisi’ne İkinci Meşrutiyetin ilk yasama dönemi başlamadan hemen önce yapılan atamalara gayr-ı müslim unsurlardan Rumlar tepki göstermiştir.İstanbul’da yayınlanan Rum gazetesi Nealogos’ta bu konuda eleştiriler yer almıştır:[26] Tanin’in Neologos’tan aktardığına göre,Sadrazam Ayan Meclisi’ne yapılacak atamalar öncesinde padişaha bir liste vermiştir. Bunun üzerine gazete bir makaleyle Fener Patrikhanesi’nin dikkatini çekmiş,Meclis-i Mebusan seçimlerinde haksızlığa uğradıklarını,bunu tekrar yaşamak istemediklerini belirtmiştir.Neolagos’a göre Ayan Meclisi üyeleri belirlenirken,Patrikhane kulis yapmamaktadır.Gazete o tarihte Ayan’a sadece üç Rum üye atanmasından hoşnut değildir ve mağdur edildiklerini düşünmektedir.Bu hoşnutsuzlukları Ermenilerle yaptıkları kıyaslamayla daha da artmaktadır: “Bununla beraber Rumlar nüfusa nispeten yalnız maruz-u gadr olmadı,belki Ermeni Ayan derecesinde bırakılmakla da duçar-ı hakaret dahi oldu.Çünkü Kamil Paşa ve Hakkı Bey’lerin tasdiki üzere Ermenilerin nüfusu Rumların sülüsü nispetindedir. Malumat-ı mevsukemize nazaran Ermeni Patrikhanesi bu babda zat-ı şahaneye takdim olunmak için lazım olan istidayı vermiştir. Bu suretle bir gün Meclis-i Ayan’da Ermenilerin Rumlardan fazla olduğunu görmek asla ihtimalden hariç değil.Binaenaleyh bizim de aynı teşebbüste bulunmamız farzdır.”[27] Anayasaya göre Ayan Meclisine atanmak için en az 40 yaşında olmak gerekir.Buna göre Ayan’ın Ermeni üyelerine baktığımızda Abraham Paşa(1837/1838-1915)[28]43,Ohannes Paşa(1830-1912)[29]78,Gabriyel Efendi[1852-1936(?)][30]57,Azaryan Efendi (1849-1922)[31]59 Aram Efendi(1855-?)[32]54,Dilber Zare Efendi(1848-?)63 yaşında[33]Ayan Meclisine atanmışlardır.Anayasada Ayan Meclisi’ne seçilmek için sıralanan görevlerden;Gabriyel Efendi nazırlıktan,Azaryan Efendi elçilikten gelmiştir.Bu ikisi dışında diğer üyeler anayasada ismi sıralanmış atanmaya uygun meslek gruplarından hiçbirine girmezler.[34]Buna rağmen kural dışı bir atama yapılmamıştır.Çünkü anayasada diğer niteliklere sahip kişiler(sıfat-ı lazimeye cami sair zevat)şeklinde yer alan kategoriyle üye kaynakları esnekleştirilmiştir.Ataması yapılmış üyelerin çoğunluğu bu gruba girer: Üyelerden Abraham Paşa Mısır Kapı Kethüdalığından gelmiştir.İstanbul doğumludur.[35]Çok sonra Şura-yı Devlet Mülkiye Dairesi üyesi olarak da görev yapmıştır.[36] Kısa süre üye olarak gözüken Ohannes Paşa;Şura-yı Devlet üyeliği(1868),İstanbul Belediyesi Altıncı Daire Reisliği(1870), Ticaret Nezareti Müsteşarlığı(1871)görevlerinde bulunmuştur.1877’de Mülkiye’de müderrisliğe getirilmiştir.Daha sonra Ticaret Mahkemesi Reisliği(1878),Maarif Nezareti Müsteşarlığı(1882),Divan-ı Muhasebat(Sayıştay)Müdde-i Umumisi(1886),Şura-yı Devlet Tanzimat Dairesi Başkanlığı(1892)görevlerinde de bulunmuştur.1897’de Hazine-i Hassa Nazırlığı’na atanması üzerine Mülkiye’deki görevinden ayrılmıştır.[37]Kendisine belki de kısa süreli olarak Ayan Meclisi üyesi olmasından dolayı gördüğüm üye listelerinde yer verilmemiştir.[38]Atamaya ilişkin kayıtlarda Eski Hazine-i Hassa Nazırı olarak geçmiştir. Diğer nitelikleri taşıyanlar(sıfat-ı lazimeye cami sair zevat)grubuna sokulacak bir başka üye Aram Efendi’dir.Trabzon doğumludur.Baba adı Ohannes Aramyan’dır.Ermeni Katolik cemaatinin önde gelenlerindendir.Ziraatle ilgili tahsil görmüştür. Kendisi Orman,Maden ve Ziraat Fenni Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir.[39]II.Abdülhamit’e tahttan indirildiğini bildiren heyette de yer almıştır.[40] Ayan Meclisi üyeliği için Anayasada sıralanan meslek grupları içinden(vükelalık,ordu müşirliği,kazaskerlik,elçilik, patriklik,hahambaşılık)iki üye gelmiştir:Gabriyel Noradonkyan Efendi ve Azaryan Efendi.On dokuzuncu asrın sonlarına doğru Osmanlı Ermenileri’nin hariciye teşkilatında yüksek mevkilere getirilmiştir.Bu iki üye bunun önemli örnekleri arasındadır.[41] Gabriyel Noradonkyan Efendi,İstanbul doğumludur.Baba adı Kirkor’dur.[42]Hariciyeye girdikten sonra yüksek öğrenimini yapmak için Fransa’ya gitmiştir.Paris’te Sorbonne Üniversitesinde College De France’ı ve Hukuk Mektebini bitirmiştir.Bir ara İstanbul’da Hukuk Fakültesinde siyasal ve uluslararası hukuk dersleri de vermiştir.[43]Söylemezoğlu,Noradonkyan Efendi’nin “çok değerli bir hukukçu”olduğunu yazmaktadır.[44]Hariciye teşkilatı içinde yükselerek 1883’te Hariciye Hukuk Müşavirliği görevine gelmiştir.[45]Ayan Meclisi üyeliğine Ticaret ve Nafıa Nazırı’yken atanmıştır.Aralık 1908’ten Ağustos 1909’a kadar kurulan beş hükümette de bu görevi üstlenmiştir.Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümetinde(1912)Hariciye Nazırı olarak görev almıştır.[46]Kendisi Ermeni Meclisi Cismani Başkanlığı da yapmıştır.[47]Osmanlı devlet hayatında son dönemde Ermenilerin yeri hatırlandığında ismi ilk akla gelen kişiler arasında gelir.[48] Azaryan Efendi,istanbul doğumludur,elçiliğe kadar yükselmiş bir Osmanlı hariciyecisidir.Yüksek tahsilini o da Paris’te College De France’ta yapmıştır.Ermeni cemaati içinde de önde gelen bir simadır.Cemaatin yönetiminde görev almış,1909’da Patrikhane’nin cismani başkanlığına seçilmiştir.1910-1911’de Patrikhane Umum Meclisi Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.[49] Ayan üyesiyken bir ara Hariciye Müsteşarlığı da yapmıştır.[50] Hem Gabriyel Efendi hem de Azaryan Efendi’nin katıldığı meclisler her“millet”(cemaat)için laik üyelerin de katıldığı genel meclislerdir.[51] Bu dönemde atanan son Ermeni üye Dilber Zare Efendi’dir.İzmir doğumludur.“Tüccardan Ohannes Dilber Efendi’nin oğludur.” Şura-yı Devlet üyeliğine(1897)kadar uzanacak devlet tecrübesi içinde çeşitli yargı organlarında savcı yardımcılığı,savcılık, mahkeme başkanlığı yapmıştır.Bulunduğu görevler arasında Ticaret ve Ziraat Nezareti mütercimliği(1885)de vardır.[52] -------------------------------------------------------------------------------- B.Üyelerin Faaliyetleri Ayan Meclisi’nin Ermeni üyelerinin yukarıda yer alan kısa biyografik bilgileri birikimlerini göstermektedir.Buna paralel şekilde meclis içinde etkin oldukları görülmektedir.Bunun için iyi bir ölçek,üyelerin encümenlerde görev alma sıklığıdır:[53] Ayan Meclisi’nin en önemli özel encümenleri olan;Nutk-u iftitahi,[54]Kanun-u Esasi,Nizamname-i Dahiliye(içtüzük),Maliye ve Adliye encümenlerinde toplantı yıllarının çoğunda Gabriyel Efendi görev almıştır.Onun bu görevleriyle sadece Ermeniler arasında değil bütün Ayan Meclisi üye topluluğu içinde üst sıralarda olduğu rahatlıkla söylenebilir.Tutanaklarda da bu encümenlerin başkanlığı,sözcülüğü gibi etkili görevleri üstlendiği,mevzuatı iyi tanıdığı,geniş hukuk bilgisini kullandığı, yasama sürecine önemli ölçüde katkıda bulunduğu görülmektedir.Yasama faaliyetlerine zaman zaman ayrıntılı hazırlık yaparak da katıldığı,araştırmacı yönünün belirginleştiği konuşmalarından anlaşılmaktadır.Ermeni üyeler içinde bugünün bir tabirini kullanacak olursak teknokrat yönü kuvvetli bir üyedir.Özel encümenlerde görev alma sıklığı açısından aynı yoğunlukla olmamakla birlikte Gabriyel Efendi’yi,Azaryan Efendi ve Aram Efendi takip etmektedir.[55]Özel encümenlerden biri için yapılan seçimler dikkat çekicidir: Ayan Meclisi üyesi Rıza Paşa(topçu feriki),bu özel encümenlerden Heyet-i Mebusan’dan gelecek askeri kanunları müzakere etmek üzere 1909 Aralık’ında oluşturulacak olan askeri encümene,birer Rum,Ermeni ve de Musevi üye eklenmesini istemiştir. Bu teklife rağmen Meclis Rumlardan kimseyi seçmez.Ermenilerden Aram Efendi,Musevi üye olarak da Ayan Meclisi’nin tek Musevi üyesi Bohor Efendi seçilmiştir.[56] İş yükü daha hafif olan ve anayasada özel olarak ismi belirtilmiş olan layiha ve arzuhal encümenlerinde Ermeniler arasında en fazla görev alan kişinin Dilber Efendi olduğu görülmektedir.Onu Azaryan ve Aram Efendi takip etmektedir. Ayan Meclisi’nde söz alıp konuştuğunu görülmeyen Abraham Paşa,ikinci toplantı yılında(1909-1910)ziraat encümeninde,üçüncü (1910-1911)ve dördüncü toplantı(1911-1912)yıllarında ve ikinci yasama döneminde(1912)nafia encümeninde görev almıştır. Aram Efendi ayrıca içtüzükte görevleri açıklanmayan ama her toplantı yılında seçimi yapılan Ayan Meclisi idare memurluğuna (idare amirliği)sürekli seçilen bir iki kişiden biridir.[57] Bu üyelerin siyasal kimliklerine gelince Aram Efendi ve Dilber Zare Efendi Ayan’da Meclis-i Mebusan’a göre geç kurulan İttihat Terakki grubunun(1911)üyesidirler.[58]Dilber Zare Efendi Ayan’daki İttihat Terakki grubu içinde fırka merkezine sürekli destek veren az sayıda üye arasında yer almıştır.[59] Bir dönem İttihat ve Terakki Fırkasının en güçlü rakibi olan Hürriyet İtilaf Fırkası’nın(1911)Ayan Meclisi’nde teşkilatlandığına dair bir ipucu yoktur.Ancak Tunaya,Azaryan Efendi’yi fırka paralelinde hareket edenler arasında göstermektedir.[60] Meclisin ilk toplantı yılının iki önemli olayı,31 Mart Ayaklanması(13 Nisan 1909),aynı günlerde Adana’da Türklerle Ermeniler arasında çıkan olaylar(Adana olayları)ve II.Abdülhamit’in tahttan indirilmesidir. Ayan’ın Ermeni üyelerinin adları,Adana olayları üzerine kurulan bir encümende geçmektedir. İkinci Meşrutiyet döneminin getirdiği hürriyet ve barış havası geçici sürmüştür.Adana’da meydana gelen olaylar üzerine,31 Mart Ayaklanmasının yüzünden Ayestafanos’ta Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan’ın Meclis-i Umumi-i Milli olarak gerçekleşen ortak toplantılarında meclisin görüşünü içeren bir beyanname hazırlanmıştır.Beyannameyi hazırlayan heyete Türk üyeler yanında Meclis-i Mebusan’dan Ermeni bir üye de katılmıştır.Ayan’dan katılan üyeler arasında ise Ermeni yoktur.[61]Bu beyannameyle ilgili Genel Kurul’daki tartışmalarda Ayan’ın Ermeni üyelerinden hiçbiri söz almamıştır.[62]Ermeni üyelerden Gabriyel Efendi’nin 31 Mart Ayaklanması üzerine istifa eden hükümetin yerine kurulan Ahmet Tevfik Paşa Hükümetinde de görev alması dolayısıyla Meclis-i Umumi-i Milli toplantılarına katılmamış olabilir.Diğer Ermeni üye Azaryan Efendi’nin(atanması 15 Aralık 1908)a tarihte Belgrat Sefirliği görevini sürdürdüğü düşünülebilir.[63]Aram Efendi(atanması 19 Mart 1909)ise bu oturumlara kuvvetle muhtemel katılmışsa da söz almış gözükmemektedir. Bununla birlikte çok sonra Ayan Meclisi’nin yürütmeyi denetim yetkisi üzerine gerçekleşen bir görüşmede Gabriyel Noradonkyan Efendi Adana olayları sonrasında gönderilen tahkikat heyetinin sonucunun iyi olmadığına ilişkin düşüncelere karşı çıkmıştır: “Derim ki:Bu biraz hakikat suretinde söylenmemiş laflardır.Çünkü,malumatıma nazaran o tahkikatın fevkalade faydası oldu ki, gayr-ı münkirdir.O fayda alem-i medeniyette görüldü.Heyet-i Mebusan tarafından gönderildiğinden dolayı Avrupa alkışladı ve bizde alan birtakım yanlış fikirler de kalktı.Çünkü meşrutiyet zamanında öyle bir vakıa-ı elime olmamasını ispat etmek lazım gelirdi.”[64] Gabriyel Noradonkyan Efendi her ne kadar Adana’daki kanlı olayları incelemek üzere geçmişte kurulan bu heyetin çalışmaları hakkında olumlu bir görüş bildirmekteyse de tahkikat heyetine Mebusan kanadından katılan iki üye,raporlarında farklı sonuçlara varmıştır.Ermeni üye Tekfurdağı Mebusu Agop Babikyan olaylardan mahalli hükümeti sorumlu tutmuştur.[65] Gabriyel Efendi’nin bu tartışmadan uzak duran bakış açısını,başka bir olayda,daha açık bir şekilde görmek mümkündür.Bu da Damat Ferit Paşa layihası olarak bilinen parlamentonun ikinci toplantı yılında gündeme gelen ve kamuoyunda tartışılan önerge üzerine ifade ettiği görüşlerinde izlenebilir: İkinci Meşrutiyet döneminde Osmanlı Ayan Meclisi’nde üyeler tarafından verilen az sayıda kanun teklifi arasında en dikkate değeri Damat Ferit Paşa’ya aittir.[66]Aslında bir anayasa değişikliği önergesi alan bu girişimiyle Damat Ferit Paşa,temsil ve seçim ilkesine dayanılarak oluşturulan bir parlamentonun Osmanlı Devleti gibi çok unsurdan oluşan(millet)bir ülkenin aleyhine olacağını iddia etmiştir.Bu endişesini Avrupa’da egemen olan milliyetçilik hareketlerine atıfta bulanarak açıklamaya çalışmıştır.Kendisi parlamentonun bu milliyetçilik hareketlerini körükleyeceğini,bunlardan etkileneceğini düşünmektedir.Buna karşı padişahın yetkilerinin daha fazla olduğu,bu haliyle Osmanlı birliğini korumak için garantiler içeren 1876 Anayasasının ihyası sağlanarak muhtemel bir tehlikeye set çekilebileceğini öne sürmüştür.Bu kapsamda Mecliste yaşanan tartışmalarda Gabriyel Efendi,layihada yer alan Panislavizm ve Panhelenizmin etkilerinin abartılmaması gerektiğini,bunların zamanının geçtiğini söyler.Kendisi aslında mevcut gerçeklikle uyuşmayan bu fikirlerini enternasyonalizme dayandırmıştır: “Bunlar on dokuzuncu asırda,bazı siyasiyun tarafından hayalat kabilinden olarak icad olunmuştur.Bugün yirminci asırda alem-i medeniyet başka yola sevk alunmaktadır.Enternasyonalizm gibi akvam-ı muhtelifeye emniyet olunursa,artık havf edilecek [korkulacak]bir nokta kalmaz.Ortadan şüphe kalkmalı,emniyet şarttır.”[67] Damat Ferit’in layihasi,Ayan Meclisi’nde ülkenin birliği,bütünlüğü,unsurlar arasındaki ilişkiler gibi hassas konuların gündeme gelmesine vesile olmuştur.Üyelerden Abdurrahman Efendi bu konunun daha fazla konuşulmasının uygun olmadığını söylemesi ise Ermeni üyelerin tepkisini çekmiştir: Gabriyel Efendi,“Kanun-u Esasi’ye muhaliftir.Çünkü hiç kimsenin hakk-ı kelamını kesmeye,kimsenin hatta heyetin dahi hakkı yoktur.”,Azaryan Efendi“O halde Paşa hazretlerinin layihası akunmamalı idi,yoksa sözümüzü dinleyeceksiniz.Vatanımıza olan muhabbetimizi arz edeceğiz,efkarımızı söyleyeceğiz.Külliyen sair efkarları protesto ederiz.Vatanımıza olan muhabbetimizi arz edeceğiz veyahut layiha akunmamalı idi.”[68]sözleriyle bu engellemeye karşı çıkmışlardır. Birinci toplantı yılının diğer önemli olayı,Abdülhamit’in tahttan indirilmesinde Ayan’ın Ermeni üyelerinden birinin,Aram Efendi’nin adı geçmektedir.Kendisi padişaha bu durumu bildiren heyette yer almıştır.Esasen dört kişilik bu heyette Ayan kökenli iki kişi vardır.II.Abdülhamit’in eski yaverlerinden Arif Hikmet Paşa ve Ermeni Kataliği Aram Efendi.[69] Ayan Meclisi’nin bazı Ermeni üyelerinin Osmanlı toplumunda yaşanan iç çatışmaları hesaba katan,Osmanlı toplumsal yapısını bazı yenilik teklifleri karşısında dikkate alan ihtiyatlı ve temkinli bir bakış açısına sahip oldukları söylenebilir. Hariciye kökenli iki üyenin aşağıdaki tutumları bunun bir göstergesidir: Ayan Meclisi üyesi Gazi Ahmet Muhtar Paşa gurubi saatle beraber zevali saatın(vasati saat)kullanılması hakkında bir önerge vermiştir.[70]Kendisi saatlerin ayarlandığı muvakkithanelerde bir de zevali saat ayarının yapılmasını sağlayacak ikinci bir saat bulunmasını teklif etmektedir.[71]Konu layiha encümenine sevk edilmiştir.Encümen mazbatası daha sonra Ayan Genel Kurulu’nda da görüşülmüştür.Gazi Ahmet Muhtar Paşa önergesini tamamıyla teknik gerekçelere dayandırmıştır.Önerge bir tür modernleşme isteği olarak değerlendirilebilir.Önergeyi hem destekleyen hem de karşı çıkan Müslüman üyeler vardır.Önergeye gayr-ı müslim üyeler ise olumsuz tepki göstermiştir. Bunlardan Gabriyel Naradankyan Efendi önergeye karşı çıkmış,31 Mart’ın yakınlarda cereyan ettiğini ülkenin irfan seviyesinin, halkın psikolojisinin buna uygun almadığını öne sürmüştür.[72]Bir başka üye Azaryan Efendi,üyelerden Halim Bey’in“Salnameye ve saate dokunmak tehlikelidir.”uyarısına dikkat çekici bir tespitle katılmıştır: “Ermeni Katolik Patrikhanesi,Roma’dan aldığı emir üzerine salnamesini değiştirmeye kalkıştı.Bursa’da az kalsın ihtilal zuhur edecekti,bu sebepten ipkaya mecbur oldu.”[73] Azaryan Efendi bir başka yerde,Nüfus Kanunu’nun müzakeresinde yaptığı açıklamalarda nüfus belgelerinde(hürriyet varakası) mezhepten hiç bahsedilmemesine ilişkin Yorgiyadis Efendi’nin bir teklifine karşı çıkmış ve bunu devletin esasına aykırı bulmuştur.Kendisinin mevcut resmi siyasi-toplumsal yapılanmayı desteklediği/savunduğu görülmektedir: “Bu da devletin esasına muhaliftir.Secularisation(sekülarizasyan)meselesidir,Secularisation büyük meseledir.(...)Bu memalik-i Osmaniyede,Osmanlılık ve kanunen birer din ve mezheple kaimiz.Yani içimizden hiçbirinin maazallah dinsiz olmağa hakkımız yoktur.Hepimiz bir din,bir mezhebe tabi olmağa mecburuz.”[74] Aynı oturumda Azaryan Efendi benzeri görüşlerini sürdürmüştür:“Din esastandır.Eğer bir adam dinsiz ise kanunen Türkiye’de mevcudiyeti yoktur.”[75]Azaryan Efendi’nin Nüfus Kanunu görüşmelerinde kendi dini hukuklarıyla çelişmeyecek düzenlemeler yapılması için çabaladığı da görülmektedir.[76] Aynı kişinin patrikhanenin cemaati üzerinde sahip olduğu imtiyazlar hakkında da hassas davrandığı dikkat çekmektedir. Sicilİ-i Nüfus Kanunu görüşmelerinde patrikhanenin nikah töreni masrafı olarak çeşitli kalemlerde aldığı,kendisinin verdiği bilgiye göre fakir ve zengin çiftlere göre değişen paraya,hükümetin müdahale etmesine karşı çıkmıştır:[77] Ayan Meclisinin Ermeni üyelerinin Osmanlı kimliğini bir ahlak olarak ne derece paylaştıklarının bir göstergesi,Azaryan Efendi’nin Pasaport Kanunu’nun görüşmelerinde maddelerden biri için söylediklerinde görülebilir: “Rıza Paşa hazretleri men etmiyor diyorlar.Sahihtir men etmiyor.Fakat adamı yalancılığa alıştırıyor,ahlak-ı milliyemizi bozuyor.Bu altıncı madde ahlak-ı milliyeyi yalancılığa alıştırmağa hizmet ediyor.”[78] Azaryan Efendi,devletin resmi dili dışında yazılan dilekçelerle ilgili istenen imtiyazlara da karşı çıkmıştır.Bu konuda “istida encümeni mazbatasının”görüşmelerinde Arap kökenli bir üye(Süleyman El-bustani Efendi)Arapça yazılmış dilekçeler için böyle bir talepte bulunmuştur.Azaryan Efendi bu isteği desteklememiştir: “Bendeniz her türlü teshilatın itasına taraftarım.Her işte teba-i Osmaniyenin hukukunu muhafaza etmek için her türlü fedakarlığa hazırım ve o fedakarlığı yapacak olanlardan biri de bendenizim.Yalnız Bustani Efendi Hazretleri Arapça diğer lisanlara benzemez dediler.Bunları tashih etmek isterim.Yalnız Arabistan’da Türkçe bilenler yoktur buyurdular.Bu fikirleri yanlıştır.Cezair-i Bahri Sefit’te[Ege Adaları]islam,Hristiyan umumen Rumca söylerler.Bakınız bendeniz Ermeni olduğum halde Ermenice’den bahsetmiyorum.Orada müslim gayr-ı müslim alelumum Rumca’dan başka bir kelime bilmezler.Bu sebeple zanları yanlıştır.Binaenaleyh bu hal yalnız Arabistan’da değil başka yerlerde de vardır.Şu halde yalnız Arapça muharreratı kabul etmek gibi istisnai bir hareket caiz olmaz”.[79] Ermeni üyelerin kurulu düzeni korumaya eğilimli tutumları yanı sıra,kendi mesleki tecrübeleri,birikimleriyle ilgili alanlarda devletin yararını göz ettikleri görülür ya da uzak görüşlü oldukları söylenebilir: Hariciye kökenli üyelerden Azaryan Efendi,Ayan’daki Hariciye Nezareti bütçesi görüşmelerinde bütçenin bazı kalemlerinde yapılmak istenen indirime karşı çıkmıştır.Bunlardan biri konsoloshanelerle ilgilidir: “...Avrupa’da ne kadar büyük limanlar varsa onların hiçbirisinde bulunmamasını tavsiye ediyorlar.Çünkü onların ehemmiyet-i politikiyesi yok buyuruyorlar.Konsalosları ehemmiyet-i siyasiye için göndermeyiz.Konsolos demek tüccar vekili demektir. Konsolasları ehemmiyet-i ticariyye için göndeririz.Anvers’e,Hamburg’a,Marsilya’ya,Cenova’ya konsolos göndermeyelim diyorlar, nereye gönderelim?Ticaret olmayan yerlere mi gönderelim?”[80] Azaryan Efendi,aynı yerde Güney Amerika ülkeleri gibi yerlerde Osmanlı diplomatik temsilciliklerinin gereksizliğini öne süren bir diğer gayr-ı müslim üye Beserya Efendi’yle de tartışmıştır.1909-1912 arası Osmanlı Ayan Meclisi’nin bir özelliği gerilimli oturumların az yaşanmasıdır.Azaryan Efendi adı geçen ülkelerde çok sayıda tebaamız olduğunu bunun için bu temsilciliklerin gerekli olduğunu söyleyerek bu itirazlara karşı çıkmıştır.[81] Gabriyel ve Azaryan Efendi’ler yanında Dilber Efendi aşırı liberal fikirleriyle dikkat çeker.Onun bu eğilimini tespit ettiğim iki konudan biri de Pasaport Kanunu layihası görüşmeleridir.Dilber Efendi,ülkeye giriş çıkışlarda pasaport aranmasından yana olmamıştır.Bu konuda Almanya,İngiltere,İtalya,İsviçre’nin örnek alınmasını istemiş,komşu İran,Rusya,Bulgaristan,Karadağ’ın tuttukları yolun kabul edilmesine karşı çıkmıştır:[82] “Devr-i istibdatta acaba pasaport ile gelenleri men edebildiler mi?Kimler girmedi,bombalar mı girmedi,her istediklerini yapamadılar mı?Demek ki hiçbir faydası olmadı.Bu usul yalnız müstebit devletlerin en ziyade sevdikleri ve kullandıkları bir silahtır.Bu pasaport lağv olunursa tamamıyla hürriyete de hizmet edilmiş olur.”[83] Rıza Paşa bu açıklamalara karşı çıkmış,bu tür bir uygulamanın İsviçre veya Fransa’nın seviyesine gelindiğinde düşünülmeyebileceğini ancak içinde bulunulan durumda bunun gerekli olduğunu vurgulamıştır.Dilber Zare Efendi ise Rıza Paşa’nın bu görüşlerine katılmamıştır: “Meşrutiyetten beri gelene gidene o kadar bakıldığı yok.Şimdiye kadar hiçbir kötülük zuhur etmedi.Onun için bu kadar sıkı tutmaklığın manası yoktur.Bu usul başka devletlerin ihdas etmiş oldukları bir şeydir.Bunun hiçbir faydası yoktur.En kötü adamlar,katiller mutlak gider pasaport bulurlar.Namuslu adamlar yedinde ise pasaport ya bulunur ya bulunmaz.Onun için pasaport usulünün bendenizce zarardan mada hiçbir faydası yoktur.”[84] Onun liberal fikirlerine bir başka bir örnek de Ayan Meclisi’ndeki sayılı polemiklerden biri alarak gösterilebilir. Kendisiyle yine ile Rıza Paşa(topçu feriki)arasında yaşanmıştır.Bu tartışma“Dersaadet ve civarında tesis olunacak telefon şebekesi imtiyazatı hakkında kanun layihası”münasebetiyle yapılan görüşmelerde geçmiştir.Görüşmelerde Dilber Zare Efendi, Beserya Efendi,hükümetin temsilcisi Maliye Müsteşarı Reşat Bey’i desteklemişlerdir.Rıza Paşa,Legofet Efendi,Ali Galip Bey ise karşı grupta yer almış ve telefon imtiyazının hükümetin elinde,olmasını savunmuştur.Dilber Zare Efendi çarpıcı bir şekilde 43 yıllık devlet hizmetinde devletin iktisadi hiçbir işte başarılı olduğunu görmediğini öne sürerek bu imtiyazın özel kişilere verilmesini savunmuştur.Rıza Paşa(topçu feriki)ise buna şiddetle karşı çıkmıştır.[85] Dilber Zare Efendi ayrıca,anayasayla parlamento üyelerine tanınmış bir hakkı kullanan sayılı üyelerdendir.Bu,1909 değişiklikleriyle kapsamı genişletilen kanun teklifinde bulunma hakkıdır(1909 KE,mad.53).Kendisinin bu alanda sunduğu önerge de ilgi çekicidir.Dilber Efendi yargılamada jüri usulünün kabulüne dair bir önerge vermiştir.[86]Ancak bu konuda herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. -------------------------------------------------------------------------------- Sonuç Osmanlı Ayan Meclisi’nde(1908-1912)Ermeniler,ülkedeki Ermeni nüfusa oranlandığında daha fazla temsil edilmiştir.Ataması yapılan altı üyenin beşi II.Abdülhamit tarafından atanmıştır.Bunlardan bazıları Meclis faaliyetlerine çak etkin bir şekilde katılmıştır,yasama sürecinde rol oynamıştır. Bu devrede Ermeni üyelerin Ermeni milliyetçisi eğilimler taşıdıklarına ilişkin herhangi bir işaret yoktur.İhtilalci değildirler.Bu kişiler Osmanlı birliğine inanan,devlete sadık kişilerdir.Esasen tamamına yakını,Ayan Meclisi’nin doğası gereği,Osmanlı devlet eliti içinden seçilmiştir,Osmanlı siyasal merkezinde yer almaktadırlar,yönetenler sınıfının mensubudurlar.Ermeni milliyetçi,ihtilalci hareketinin giderek güçlendiği bir dönemde Osmanlı siyasal toplumunun üst katmanlarında bu hareketin dışında kalmış Ermenilere örnek teşkil ederler. -------------------------------------------------------------------------------- *Adnan Menderes Üniversitesi Nazlili İİBF Kamu Yönetimi Bölümü,Aydın. [1]KE:Kanun-ı Esasi. [2]İlk yasama dönemi,dört toplantı yılından(1908-1912)ikinci yasama dönemi tek toplantı yılından(1912)oluşmaktadır. [3]Bkz.Tablo-1 Atanma Tarihlerine Göre Birinci Meşrutiyet Dönemi Ayan Meclisi Üyeleri(1877-1880)(Demirci, 2002). [4]İlk Osmanlı Ayan Meclisi’ndeki dağılıma bakıldığında Rum kökenli Osmanlılar arasından daha fazla atama yapıldığı dikkat çeker.Ermeniler onların arkasından gelmektedir.Parlamento kapanmadan önce Ayan Meclisi’nde dört Rum,iki Ermeni(biri Ermeni Katolik),iki Musevi,bir Bulgar vardır.Kapandıktan sonra yapılan atamalarla Rum üye sayısı altıya,Ermeni üye sayısı üçe çıkar [bkz.Tablo-1 Atanma Tarihlerine Göre Birinci Meşrutiyet Dönemi Ayan Meclisi Üyeleri(1877-1880)(Demirci, 2002)]. [5]DUİT,6-2-19,8 Safer 1297/21 Ocak 1880.Abraham Paşa,Özlük dosyası-9:Baba Adı:Kigork,(1253-1334). [6]Ohannes Paşa ve Gabriyel Efendi’nin atamaları için bkz.(DUİT,5/6-1-1,2 Kanun-ı evvel 1324/15 Aralık 1908). [7]DUİT,6-1-6,31 Kanun-ı evvel 1324/13 Ocak 1909. [8]DUİT,6-1-7,6 Mart 1325/19 Mart 1909. [9]Bu kişi Fethi Bey’dir(1855/1856-1910).Fethi Franko’nun babası Cebel-i Lübnan eski mutasarrıfı Franko Paşa’dır. Kendisi çoğunlukla hariciye teşkilatında görev almıştır.Hariciye Müsteşarlığına kadar yükselmiştir(Nevsal-i Osmani, 1326:195-196).Kuneralp’te Fethi Bey için ayrıca“Fethi Bey (Franko Kusa)”ifadesi de kullanılmıştır(Kuneralp,1999:72). [10]Bkz.Tablo-2 Atanma Tarihlerine Göre İkinci Meşrutiyet Birinci ve İkinci Dönem Ayan Meclisi Üyeleri(1908-1912),(Demirci, 2002). [11]Her üçünün ataması için:DUİT,6-1-13,6 Kanun-ı sani 1326/19 Ocak 1911.Dilber Zare Efendi için Ayan Meclisi tutanaklarında üç farklı imla kullanılmıştır.Dilberzade/Dilber Zare/Dilberzare Efendi. [12]Ekserhhane Hukuk Müşaviri İstoyan Tilkof Efendi(DUİT,6-1-14,23 Mart 1327/5 Nisan 1911). [13]Üçüncü yılda bu oran 0.29,dördüncü yılda 0.3,ikinci dönemde 0.29’dur. [14]Birinci Meşrutiyet dönemi Ayan Meclisi’nde,birinci toplantı yılı sonunda üyelerin yüzde 28’i(9/32),Meclisin çalışmaıarına son verildiği tarih itibarıyla(16 Şubat 1878)yüzde 23’ü(9/38)gayr-ı müslimdir.Bkz.Tablo-1 Atanma Tarihlerine Göre Birinci Meşrutiyet Dönemi Ayan Meclisi Üyeleri(1877-1880).(Demirci,2002). [15]Bu yüzde 16.2’nin dağılımı şöyledir:Rum (26 kişi-yüzde 8.0),Ermeni(12 kişi-yüzde3.7),Sırp (4 kişi-yüzde 1.2),Bulgar (4 kişi-yüzde 1.2),Musevi(4 kişi-yüzde 1.2),Dürzi(2 kişi- yüzde 0.6)ve Maruni(1 kişi-yüzde 0.3)(Demirel,1999:411).Bir diğer kaynakta ise bu oran yüzde 15.3’tür.(Demir,1997:361).Dağılımı:Rum(24-yüzde 7.43),Ermeni(13-yüzde 4’.02),Musevi(4-yüzde 1.23), Bulgar(4-yüzde 1.23),Sırp(3-yüzde 0.92),Ulah(1-yüzde 1.85). [16]Demir,1997:361. [17]Demirel,1999:411. [18]Demir,1997:361. [19]Ortaylı,2000a:20;Ortaylı,2000b:15. [20]Ortaylı,2000a:16. [21]Akşin,1987:25-27. [22]Tunaya,1998:596. [23]Ortaylı,2001:631. [24]Tunaya,1998:597. [25]Ortaylı,2000c:357. [26]“Ayan”,Tanin,nu:139,6 Kanun-ı evvel 1324/19 Kanun-ı evvel 1908. [27]“Ayan”,Tanin,nu:139,6 Kanun-ı evvel 1324/19 Kanun-ı evvel 1908. [28]Abraham Paşa,Özlük dosyası-9. [29]Çankaya,1968-1969:1058-1060. [30]Güneş,1998:124.Vefat tarihini Çark ve Kuneralp 1941 olarak vermiştir(Çark,1953.153)ve(Kuneralp,1999:114). [31]“ Güneş,1998. [32]Güneş,1998:154. [33]Güneş,1998:163. [34]Kanun-ı Esasi mad 62/2:“Bu memuriyetlere vükelalık ve valilik ve ordu müşirliği ve kazaskerlik ve elçilik ve patriklik ve hahambaşılık memuriyetlerinde bulunmuş olan mazulinden ve berri ve bahri ferikandan ve sıfat-ı lazimeye cami sair zevattan münasipleri tayin olunur.” [35]Abraham Paşa,Özlük dosyası-9. [36]1323 Salnamesi. [37]Çankaya,1968-1969:1058. [38]Bkz.(Güneş,1998),(Kuneralp,1999:XXI).1325 Nevsal-i Osmani’sinde Ohannes Paşa’nın üyelikten ayrıldığı özel olarak vurgulanmıştır(Nevsal-i Osmani,1325:103). [39]Aram Efendi,özlük dosyası-47;Güneş,1998:154. [40]Lütfü Simavi,1330:5-6. [41]Çark,1953:151. [42]Gabriyel Noradonkyan Efendi,özlük dosyası-15. [43]Çark,1953:155. [44]Galip Kemal Söylemezoğlu(Eski Moskova Sefiri),Hariciye Hizmetinde 30 Sene,c.4,İstanbul,1955,s.209’dan nakleden(Çark, 1953:193). [45]İkinci Abdülhamit döneminde Ermeni Patriği,Hariciye Müsteşarı Artin Paşa ve Gabriyel Efendi,sarayı ziyaret etmiş,“Ermeni komiteleriine mektup yazarak Türkiye dahilinde ihtilal faaliyetlerine devam etmelerinin Ermeni milleti için ne kadar tehlikeli olduğunu onlara bildireceklerini ifade etmişler(Tahsin Paşa,1990:183). [46]Güneş,1998:124,Nafıa Nazırıyken yaptığı çalışmalar için bkz.Çark,1953:192-193. [47]i:18,14 Kanun-ı evvel 1326/27 Aralık 1910,c.3,d:1,i.s:3,s.279. [48](Göyünç,1983:151);(Ataöv,2001:337). [49]Güneş,1998:145.Azaryan Efendi,özlük dosyasında Manuk Azaryan(özlük dosyası-36),Türk Parlamento Tarihinde Yusuf Azaryan Efendi olarak geçer. [50]i:11,1 Teşrin-i safi 1327/14 Kasım 1911,MAZC,d:1,i.s:4,c.1,s.108.BEO,Meclis-i Ayan’a Giden Defterinden,müsvedde no: 273792’ye göre(8 Teşrin-i safi 1325/21 Kasım 1909)bu görevden ayrılmıştır. [51]Tanör,1996:100;Ortaylı,2000d:206. [52]Güneş,1998:163. [53]Bu bilgileri(Demirci,2002)’den derledim.Bkz.Tablo-6 Birinci ve İkinci Yasama Dönemlerinde Sürekli Encümen Üyeleri ve Tablo-7 Birinci ve İkinci Yasama Dönemlerinde Özel Encümen Üyeleri(Demirci,2002). [54]Bu encümen toplantı yılının başında padişahın Meclisi açış konuşmasına,Ayan Meclisinin cevabını hazırlar,bunu yaparken hem padişaha teşekkür eder hem de ülkenin o günkü meseleleri hakkında açıklamalarda da bulunur. [55]Özel encümenler tabiri bana ait olup Mebusan Meclisi’nden Ayan Meclisi’ne ulaşan tasarıları inceleyen encümenlerin tamamını ifade etmek üzere kullandım. [56]i:15,1 Kanun-ı evvel 1325/l4 Aralık 1909,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.129-131. [57]Bkz.(i:23,31 Kanun-ı evvel 1325/13 Ocak 1909,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.196),(i:2,2 Teşrin-i sani 1326/15 Kasım 1910,MAZC,d:1, i.s:3,c.3,s.9),(i:1,3 Teşrin-i evvel 1326/16 Ekim 1910,MAZC,d:1,i.s:4,c.1,s.6),(i:1,7 Nisan 1328/20 Nisan 1912,MAZC,d:2,i.s: 1,c.1,s.8). [58]‘Meclis-i Ayan’da İttihat ve Terakki Fırkası “,Yeni İkdam,flu:331,31 Kanun-ı safi 1326/13 Şubat 1911).Gabriyel Noradonkyan Efendi’nin fırkaya üye olup olmadığı ise belirsizdir.Önce kendisinin vazgeçtiği öne sürülmüş,İttihat Terakki Ayan Grubu Başkanı İsmail Hakkı Efendi ise Noradonkyan Efendi’nin fırka üyesi olduğunu söylemiş(“Ayan’da Ekseriyet Fırkası”,Yeni İkdam,flu:333,2 Şubat 1326/15 Şubat 1911).Minassian Hınçakları anlatırken “Onların Halacyan ve Noradonkyan[vurgu bana ait] gibi liberal Ermeni’lerden farklı olarak,hiçbir zaman Osmanlı yönetimine katılmadıklarını belirtmek gerekir.”ifadesini kullanmıştır(Minassian,1995:218). [59]“Cavit Bey’in 1328’e Ait Hatıratı”,4 Ağustos 1944,Tanin Gazetesinde nu:141’den akt.Binen,1993:81. [60]Tunaya,1998:312.Tanin’de[26 Haziran 1912]Azaryan Efendi’nin İttihat ve Terakki fırkasına dahil olduğu yazmaktadır. [61]i:2,11 Nisan 1325/24 Nisan 1909,MÜZC,c.1,s.19.Bu heyette Ayan’dan Musa Kazım Efendi ve Ekrem Bey,Mebusan’dan Antalya mebusu Ebuzziya Tevfik,Edirne Mebusu Talat ve Kırkkilise Mebusu Mustafa Arif Bey vardır.(s.17).Beyanname müsveddesini hazırlayan heyet üyeleri arasında başka bir yerde Mebusan’dan Agop Babikyan Efendi’nin de adı geçmektedir.(s.19).62 bkz.i:2, 11 Nisan 1325/24 Nisan 1909,MUZC,c.1,s.17-22. [63]Kuneralp,1999:45. [64]Anket parlamenter tartışmalarından:(i:67,29 Nisan 1326/12 Mayıs 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.812).Adana olaylarının(5 Nisan 1325-7 Ağustos 1325/18 Nisan 1909-20 Ağustos 1909)MecIis-i Mebusan’daki yansımaları için bkz.Özçelik,2001:295-364. [65]Abdurrahman Şeref,1996:127. [66]Layihanın tam metni için bkz.Demirci,2002 içinde Ek-IV,Damat Ferit Paşa’nın Bir Layihası. [67]i:35,9 Şubat 1325/22 Şubat t 910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.326.Gabriyel Efendi’nin buradaki fikirlerinde ne kadar samimi olduğunu bilemiyorum.Ama ileri görüşlü olmadığı aşikar.Kendisi Lozan’da Ermeni Cumhuriyeti heyetinin yanında yer alan ikinci bir heyetin(Milli Heyet)iki temsilcisinden biridir(Uras,1950:724). [68]i:35,9 Şubat 1325/22 Şubat 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.326. [69]Lütfi Simavi,1330:5-6.Mebusan Meclisi’nden Draç mebusu Esat Paşa(Draç)ve Selanik mebusu Musevi Karasu Efendi yer almıştır.Ayan üyesi Aram Efendi bu olaydan yaklaşık bir ay önce II.Abdülhamit tarafından Ayan Meclisi üyeliğine atanmıştır (BOA,DÜİT,5/6-1-7,6 Mart 1325/19 Mart 1909). [70]Gurubi saat:Güneşin batmış olduğu sırada on ikiyi gösteren saat,alaturka saat(Develioğlu).Zevali saat(vasati saat): Oğle vaktini esas alan saat,alafranga saat. [71]i:44,4 Mart 1326/17 Mart 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.429. [72]i:44,4 Mart 1326/17 Mart 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.430.Saat reformu konusunda Gabriyel Efendi bu ihtiyatlı tutum takınırken,takvimde reform için arkadaşlarıyla önerge vermiştir.Gabriyel Efendi ve arkadaşıarı(Gabriyel Efendi,Nuri Bey,Ali Galip Bey,Beserya Efendi,Abdülhalim Efendi)resmi işlemlerde hicri tarih(tarih-i hicri-i milli)kalmak kaydıyla,“tarih-i cedid-i efrencinin”ek olarak kullanılması için hükümetin görüşünün alınmasını istemişlerdir(i:32,31 Kanun-ı sani 1326/13 Şubat 1911,MAZC,d:1,i.s:3,c.1,s.484). [73]i:44,4 Mart 1326/17 Mart 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.1,s.431. [74]i:15,9 Kanun-i evvel 1326/22 Aralık 1910,MAzC,d:1,i.s:3,c.i,s.198. [75]i:15,9 Kanun-ı evvel 1326/22 Aralık 1910,MAZC,d:1,i.s:3,c.1,s.199. [76]i:18,14 Kanun-ı evvel 1326/27 Aralık 1910,MAZC,d:1,i.s:3,c.1,s.261. [77]i:19,16 Kanun-ı evvel 1326/29 Aralık 1910,MAZC,d:1,i.s:3,c.1,s.279. [78]i:52,4 Nisan 1327/17 Nisan 1911,MAZC,d:1,i.s:3,c.2,s.371. [79]i:18,16 Haziran 1328/29 Haziran 1912,MAZC,d:2,i.s:1,c.2,s.181. [80]i:85,29 Mayıs 1326/li Haziran 1910,MAZC,d:1,i.s:2,c.2,s.451. [81]aynı yer,s.452. [82]i:48,21 Mart 1327/2 Nisan 1911,MAZC,c.2,d:1,i.s:3,s.271. [83]i:48,21 Mart 1327/2 Nisan 1911,MAZC,c.2,d:1,i.s:3,s.271. [84]i:48,21 Mart 1327/2 Nisan 1911,MAZC,c.2,d:1,i.s:3,s.271. [85]i:51,31 Mart 1327/13 Nisan 1911,MAZC,c.2,d:1,i.s:3,s.356. [86]i:60,30 Nisan 1327/13 Mayıs 1911,MAZC,c.3,d:1,i.s:3,s.35. ---------------------- * Adnan Menderes üniversitesi Nazilli İİBF Kamu yönetimi Bölümü.aydın - - Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri-I.Cilt
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne