|
Düşman işgalinden kurtuluş günü olmayan yurt köşemiz yok gibidir.
Bu durum ilk bakışta abartılı gibi görünse de , geçen yüzyıl başında Osmanlı’nın yıkılışını fırsat bilen yayılmacı bir kurgunun varlığı düşünüldüğünde yurdumuzun hemen her köşesinin işgal ile karşılaşmışlığı sıradan bir gerçektir. 9 Eylül bu kurtuluş günlerinin en bilinenidir. Çünkü, İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül Kurtuluş Savaşı sürecine konan noktayı da simgelemektedir. Yazgının cilvesi midir bilinmez ama, yayılmacı kurgu gereği emperyalist maşalarınca işgal edilen İzmir bu kurguya yürekli bir başkaldırıyı simgeleyen “ilk kurşun” kentidir de! Hemen her yıl yinelenen ayrıntıları bir yana bırakarak İzmir’in kurtuluşu ve 9 Eylül’e anlam kazandıran değerler topluluğunun her geçen yıl biraz daha aşındırılıyor oluşu da üzerinde durulmaya değer bir başka acı gerçeğimizdir. İzmir’in bu 9 Eylül’ü de coşku ile kutlayacağına kuşku yoktur. Ama, 9 Eylül'e anlam katan değerlerin belleğimizden silinme girişimleri de görmezden gelinecek gibi değildir. 1919’un 9 Eylül’ündeki gibi bir askersel işgalin yokluğu kimilerimizi rahatlatıyor olabilir. Buna karşılık, güçlükler ve umarsızlıklar o günkü boyutlarda olmasa da Türkiye üzerindeki kuşatmanın ve hesapların çok daha sinsice ve sonuç almaya yönelik olduğundan kuşku duyulabilir mi? Bu savı doğrulayacak sayısız örnekten söz edilebilir. Bu örneklerden biri ve güncel olanı da İzmir ve 9 Eylül’e ilişkindir. Bilindiği gibi, 9 Eylül ve onun anlamına ilişkin olarak doğrudan sorgulama yapma yürekliliğine sahip olmaktan uzak birileri özellikle son yıllarda 9 Eylül’den hemen sonra İzmir’de çıkartılan büyük yangını Türklere maletmeye kararlıdırlar. "İzmir Yangın"ı konusunda belgeye dayanan güncel bir yayın bu alışkanlıklarından kurtulamayanları bir kez daha göreve çağırmış görünüyor. Çoğu zaman olduğu gibi bilgi ve belgeden yoksun şekilde. Son yıllarda sıkça tanıklık ettiğimiz gibi özellikle yazın alanında etkinlik gösteren kimileri yaşadıkları ülkeyi aşağılamayı, içinden çıktıkları toplumu karalamayı ve değersizleştirmeyi alışkanlığa dönüştürdüler. Bu tutumlarının yayılmacılarca övücü sözlerle özendiriliyor ve parasal ve tinsel ödüllerle karşılıklandırılıyor oluşu bu eğilimdeki ivmeyi giderek arttırıyor. İşte onlardan biri geçen yüzyıl başında yaşanan bu önemli felaket konusunda yayılmacı savunmanlığına soyunmuş durumda. Hiç kuşkusuz bu özverili ve kararlı çabaları karşılığını da bulacaktır! Yaklaşık yarım yüzyılı aşkın bir süredir Türk devrimi kazanımlarını sinsice aşındıran ve son yıllarda artan özgüven ortamında Cumhuriyet ve onun değerleri ile hesaplaşmada sakınca görmeyen işbirlikçi, güdümlü ve iliştirilmiş güçler giderek artan bir yükseliş grafiği yakalamış durumdadırlar. Daha açıkça söylemek gerekirse, İzmir Yangını konusunda dayanaktan ve kanıttan yoksun akıl yürütmeler tekil olgular değildir. Ülkeyi ve ulusal çıkarları ilgilendiren hemen her konuda benzer hoyratlıklara tanıklığımız sıradanlaşmış durumdadır. Osmanlı yıkıntısı üzerinde verilmiş olan antiemperyalist savaş ve o savaşı izleyen dönemde elde edilmiş kazanımlar hedef tahtasına dönüştürülmüş gibidir. Ne yazık ki; bu türden anlamlı ve önemli günleri coşkuyla kutlamak bir yana savunma durumuna düşmüş olduğumuzu da görmezden gelemeyiz. Bu 9 Eylül, coşkulu kutlamaların yanı sıra 9 Eylül’e anlam katan değerlerin aşındırılması ve yok edilmesi karşısında düşündüren, düşündürmekle de kalmayıp eyleme geçme fırsatı yaratan bir gerekçe olursa başarma yolunda ilk adım atılmış olacaktır. Tıpkı 15 mayıs 1919’daki “ilk kurşun” gibi… Ceyhun BALCI, 08.09.2008
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne