Mustafa Kemal Paşa'nın fedaileri !
"Atatürk, otelde arkadaşlarıyla yemek yerken, birden elektrikler söndü.
Birkaç dakika sonra yine geldi. Ortalık aydınlandığında görünen manzara şu idi:

 

"Atatürk, otelde arkadaşlarıyla yemek yerken, birden elektrikler söndü.
Birkaç dakika sonra yine geldi. Ortalık aydınlandığında görünen manzara şu idi: Atatürk'ün yanında bulunan Kılıç Ali ve diğer kişiler, ellerinde çıplak tabancaları, Gazi'nin üzerine vücutlarını siper etmiş, bekliyorlardı."

Kılıç Ali, çocukluk arkadaşı Salih Bozok, Başyaver Cevat Abbas, Muzaffer Kılıç ve Topal Osman! Gazi Paşa'nın en yanındaki isimler...Canlarını O'nun canına siper ettiler.
Çalkantılı yıllarda müfrezesiyle Mustafa Kemal Paşa'nın muhafızlığını yapan Giresunlu Topal Osman, 1912 yılında patlak veren Balkan Harbi'ne asker olarak çağrılır. Babası 54 altın vererek oğlunu askere gitmesini engeller. Osman buna aldırmaz ve 65 gönüllü arkadaşıyla İstanbul'un yolunu tutar. Balkan Harbi'nde Trakya-Çatalca önlerinde savaşır. Bu sırada sağ diz kapağından sakatlanır. Cihan Savaşı'nda yöresinden topladığı 150 kişilik birlikle Batum'a gider ve Rus ilerlemesine karşı gerilla savaşı verir. Birliğinin sayısı kısa süre içinde, 800'e ulaşır. 94. Alay'da yarbaylığa yükselir. Hastalanır, cepheden uzaklaşır. Ama görevi burada bitmez...


Rum çetelerine göz açtırmayan
Topal Osman

Anadolu adım adım işgal edilince Karadeniz'deki Rumlar da Pontus hayali görmeye başlar. Rum çetelerine göz açtırmaz. Giresun'da belediye başkanlığı da yapar. Namı Ankara'ya kadar gider. Mustafa Kemal Paşa'yı korumak için müfrezesiyle birlikte 12 Kasım 1920 günü Ankara'ya gelir. 10 kişiden oluşan birliğinin resmi adı 'Giresun Gönüllü Laz Müfrezesi' olur. Sayısı kısa süre içinde 250'yi bulur. Kemal Paşa'nın Başyaveri Salih Bozok, Osman Ağa'ya o günlerde şu öğüdü verir:
"Mustafa Kemal Paşa'nın hayatı ve muhafazası, yalnız size aittir. O'nu her yerde siz koruyacaksınız. Şayet Mustafa Kemal Paşa'ya bir şey olursa kendinizi yok bilin. Hatta memlekette bıraktıklarınızı da yok bilin." (Mustafa Dağ, Gurbetçi Giresun Dergisi, s.11, s. 14)
Topal Osman, bir süre sonra Giresun'a gidecek 42. ve 47'nci alayları kurarak Koçgiri İsyanı'nı bastırmaya gider. Yunan, Ankara kapılarına dayandığında ise birliğiyle Sakarya'ya koşar. Giresunlu 6 bin gönüllüden ancak 400'ü Topal Osman ile memleketine geri döner. Giresun'a dönüşü muhteşem olmuştur. Halk, kahramanları yollarda karşılar ve bağrına basar. Topal Osman tekrar Ankara'nın yolunu tutar.
Meclis korumalığı sırasında Mustafa Kemal Paşa'ya hakaret eden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey'in boğdurulması olayına karışır. Bu olay Topal Osman'ın da sonu olur. Hayatının en büyük hatasını yapar...Yakalanması için girişilen çatışmada 2 Nisan 1923 günü vurulur. Bu olaya rağmen Giresunlular onu kahraman olarak bağrına basar ve mezarını şehrin tepesine yaparak anıtlaştırırlar.


Antep kahramanı 'Kılıç Ali'

Mustafa Kemal Paşa'nın yanındaki ikinci önemli fedai ise Antep kahramanı Kılıç Ali Bey'dir. Kılıç Ali Bey de Mustafa Kemal Paşa'nın güvenini kazanmış bir subaydır. "Kılıç Ali" (Asaf Tevfik) Bey İstanbul'da Küçük Zabit Okulunu bitirdikten sonra Balkan ve Çanakkale Savaşı'na katılır. Teşkilat-ı Mahsusa'da çalışır. 1917 yılında Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa'nın Başyaverliğini yapar. Mütareke yıllarında ise kurtuluş ararken yolu önce Akhisar'da Celâl Bayar'ın yanına düşer. Amaçları Türkistan'a gitmek için yol parası bulmaktır. Celâl Bey "İstediğiniz parayı veririm. Orta Asya'ya gidin. Enver Paşa'nın ordusuna katılın, ama iyi düşünün; geri döndüğünüzde acaba Anadolu'yu yerinde bulabilecek misiniz?" diye sorar ve sözlerini şöyle tamamlar: "Bana kalırsa siz, Sivas'a gidip Mustafa Kemal'e katılın."
Onlar da öyle yapar. Sivas'ta beklerken Mustafa Kemal, Kılıç Ali Paşa'nın geldiğini duyar. "Benimle konuşmadan gitmesin" der. Muzaffer Kılıç'ın aracılığıyla Kılıç Ali Bey, Mustafa Kemal'in karşısına çıkar. Mustafa Kemal Paşa, ilk iş olarak O'na "Kılıç Ali" ismini verir. Kafkasya'ya gitmek isteyen Kılıç Ali'ye şu tarihi sözleri sarf eder:
"Biz burada yetişmiş dost insan ihtiyacı ile kıvranıyoruz. De ki Kafkasya'ya gittin göndün...Döndüğünde burada işgal edilmemiş vatan toprağı bulabilecek misin? Yorgunsun...Bu gece düşün, yarın konuşalım."
Kılıç Ali Bey gece düşünür ve kararını kalmaktan yana verir. Sivas'ta çalışmaya başlar. Yaverlerin odasında tahta yataklarda nöbetleşe yatarlar. Yaver kıtlığından o da ilk yaverliğe böylece başlar. Bir gece Mustafa Kemal, Kılıç Ali'yi yataktan kaldırır, odasına çağırır. Ona çok önemli bir görev verecektir. "Kılıç!...Sana vereceğim tehlikeli bir görevi kucaklayabilecek misin?" der.
Kılıç Ali Bey dişlerini sıkar ve parmağını yanan gaz lambasının kızgın şişesine tutar. Parmaklar adeta şişeye yapışır. Mustafa Kemal bu harekete şaşırır. "Çocuk...Ne yaptın?" der. Bu hareket her şeyi ispatlar! Onu Ayıntap-Maraş ve Havalisi Kuvayi Milliye Komutanı olarak Fransız işgalindeki bölgeye gönderir. Burada direnişi örgütler ve tarihe 'Gazi' ve 'Kahraman' unvanı alan bu iki vilayette aylarca süren ve Fransızlara kan kusturan direnişi; şanla şerefle bitirir ve Ankara'nın yolunu tutar.


Atatürk'ün en sadık arkadaşı

Artık Meclis'te vekildir. Yozgat'ta başlayan isyanı bastırmaya gider. Bunu da başarır. Verilen her görevi hakkıyla yerine getirmiş, Mustafa Kemal'in en gözde adamı olmuştur. İstiklâl Mahkemeleri'ne atanır ve namı bu görevle daha da artar. "Üç Aliler" diye bilinen Ali Çetinkaya, Necip Ali ve Reşit Galip ile birlikte görev yapar. Asilere acımasız, af dileyenlere ise babacandır.
Kılıç Ali Bey, Mustafa Kemal Paşa'nın ölümüne kadar yanından ayrılmayanlardandır. Sofralarının baş adamıdır! Gazi adeta onsuz nefes alamaz. Can ciğer olmuşlardır. Kılıç Ali çift tabancayla gezer, Gazi'nin gönüllü fedailiğini yapar adeta. Sabiha Gökçen'in anlatımıyla, Atatürk'ün en denenmiş ve sadık arkadaşıdır.
Oğlu Altemur Kılıç bir toplantıda anlatıyor.
"Atatürk, otelde arkadaşlarıyla yemek yerken, birden elektrikler söndü. Birkaç dakika sonra yine geldi. Ortalık aydınlandığında görünen manzara şu idi: Atatürk'ün yanında bulunan Kılıç Ali ve diğer kişiler, ellerinde çıplak tabancaları, Gazi'nin üzerine vücutlarını siper etmiş bekliyorlardı."
Kılıç Ali Bey 10 Kasım 1938 gününe kadar canını Atatürk'e siper eder. Bu süre içinde 5 dönem milletvekilliği de yapar. 14 Temmuz 1971 günü hayata veda eder. Türk milleti fedakâr bir evladını toprağa verirken çocuklarına ise oğlu Altemur Kılıç'ın ifadesiyle, 'çok az maddi miras, ama değeri ölçülemeyecek derecede, çok şerefli bir isim' bırakır!


Gazi'nin ölümüne dayanamadı
canına kıydı

Gazi'nin yanındaki isimlerden Başyaver Cevat Abbas ve Muzaffer Kılıç da diğer isimler gibi canla başla görev yapanlardandır. Ölene kadar yanında oldular. Muzaffer Bey, Kılıç Ali'nin dayısının oğluydu. Samsun'a birlikte çıkmış, Mustafa Kemal'in resmi görevinden alınmasına rağmen birlikteliği sürdürmüştü. Yaverlerden Salih Bozok ise Gazi'nin Selanik'ten çocukluk arkadaşı ve akrabasıydı. Onu canı gibi severdi. Salih Bozok'un, Mustafa Kemal tutkusu O öldüğünde kendini vuracak kadar ileri gitmişti. Atatürk'ün ölüm döşeğindeki haline kahroluyor, 'ölürse ben ne yaparım' diyordu. Bozok, Gazi öldüğünde yan odaya gider; silahını kalbine dayar ve tetiğe bir el basar. Silah seslerini duyanlar odaya koştuğunda Salih Bey'i kanlar içinde bulur. Kurşun kalbini sıyırıp geçmiştir. Salih Bozok 1941 yılına kadar kurşunun yarasıyla yaşar...

Kaynaklar:

Cemal Şener, Topal Osman Olayı,
Ant Yayınları, İstanbul, 1992.
Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin
Anıları, Derleyen: Hulûsi Turgut, 2.
Baskı, İş Bankası Kültür Yayınları
İstanbul, 2005.
Salih Bozok-Cemil S. Bozok, Hep
Atatürk'ün Yanında, Çağdaş Yayın-
ları, İstanbul, 1985.

 

Alıntı: Aydınlık



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_015.jpg

En Son Yorumlar