|
Giderek daha çok siyasete bulaÅŸtırılmak istenen İslam, ilk olarak Türklere ne ÅŸekilde ve hangi ÅŸartlarda gelmiÅŸtir pek bilinmez, sanki bilinmesi de pek istenmez. Ancak, birçoÄŸumuzun bilmediÄŸi, ya da bilmek istemediÄŸi bu tarih, en çok bilmemiz gereken konuların başında gelmektedir... AÅŸağıdaki doküman tamamen İslami kaynaklardan, Taberi ve Zekeriya Kitapçı gibi İslami tarihçi ve yazarlardan düzenlenerek hazırlanmıştır. Türklerin ilk MüslümanlaÅŸtırılmaları ile ilgili 670'li tarihlere dayanan bilgiler maalesef okullarda bizlere hiçbir zaman verilmemiÅŸ, verilen bilgiler ise, Türklerin Müslümanlığa geçiÅŸleri kendi istekleri ile olmuÅŸ gibi gösterilerek, 740'lara kadar ki tarih atlanarak verilmiÅŸtir. İslam'ın Türklere zorla kabul ettirilmeleri ile ilgili 670'lerden baÅŸlayarak 740'lara kadar uzanan tarihin bize okullarda anlatılmamasının nedenlerini, bu kısa tarihi öğrenince biraz daha anlamak mümkün olabilecektir. Åžimdi, bu atlanan 70 senelik tarihe bir göz atalım...  Müslüman Arapların Türklere İlk Saldırıları Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında bulunan bölge tarihi ipek yolu üzerindedir.. Türk beylikleri, bu bölgedeki, Buhara, Semerkant, Talkan, Baykent gibi ÅŸehirlerde yerleÅŸmiÅŸ yaşıyorlar, deri imal ediyor ve pamuktan kâğıt üreterek bunları satıyor ve iyi de para kazanıyorlardı... Bu üretimlerinin yanı sıra Altın madenleri çalıştırıyorlardı...Özellikle adı zengin ÅŸehir manasına gelen, Semerkant'ın zenginliÄŸinin o devirde dillere destan olduÄŸu söylenir.. Bu zenginlik öteden beri Talancı Arapların iÅŸtahını kabartıyorduysa da, Türklerden çekiniyorlar ve araya sınır olarak koydukları Ceyhun nehrini geçmeye pek cesaret edemiyorlardı... Çünkü daha önce Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki Araplar İslamı yayma bahanesiyle oraları talan etmek için 2700 kiÅŸilik bir ordu ile Fergane'ye kadar girdiyse de Türkler tarafından yok edilmiÅŸlerdi.. Ancak daha sonraları Muaviye tarafından, Ceyhun nehrinin altında kalan Horasan'ın tamamıyla iÅŸgal edilmesi ile o bölgede ilk AraplaÅŸtırma ve İslamlaÅŸtırma giriÅŸimleri baÅŸlamış oldu...  Buhara'nın Talan Edilmesi Horasan'ın kendileri tarafından tamamen iÅŸgal edilmesinden cesaret alan Araplar, Muaviye'nin ilk Horasan valisi olan, Ubeydullah bin Ziyad 673 yılında bu sefer ilkinden çok daha kalabalık 24000 kiÅŸilik bir ordu ile Ceyhun nehrini geçerek Kibac Hatun yönetimindeki Buhara'yı kuÅŸatır. Kibac Hatun diÄŸer Türk beyliklerinden yardım isterse de bu yardım kendisine gelmez ve Araplar verdikleri kayıplardan dolayı Buhara'yı iÅŸgal edemezlerse de tam anlamıyla talan ederler.. Daha sonra, Muaviye'nin ikinci Horasan Valisi, Halife Osman'ın oÄŸlu Said'de Buhara'ya saldırmaya hazırlanır.. Kendisine diÄŸer Türk Beyliklerinden yardım gelmeyeceÄŸini anlayan Kibac Hatun, Said'le anlaÅŸma yapmak zorunda kalır.. Bu anlaÅŸmaya göre, Kibac Hatun, Said'e diÄŸer Türk Beyliklerine yapacağı saldırılarda önüne çıkmayacağına dair güvence ve bu güvencenin teminatı olarak da Buhara'daki Türk asilzadelerinden rehinler verir... (Bu sayı kimi tarihçilere göre 50 kimine göre de 80'dir... ) Bu anlaÅŸmanın verdiÄŸi rahatlıkla Said, zenginliÄŸini öteden beri duyduÄŸu Semerkant'a saldırır... Semerkant'ı baÅŸtan aÅŸağı talan eder ve topladığı binlerce Türk gencini, köle pazarlarında satmak için Horasan'a getirir... Said daha sonra Kibac Hatun'dan aldığı 80 kadar rehine tarafından bir punduna getirilmiÅŸ ve hançerlenerek öldürülmüştü...( Said'i öldürdükten sonra daÄŸa kaçmayı baÅŸaran rehinlerin orada açlıktan öldüğü söylenir ) Said'den sonra, Horasan Valisi Salim bin Ziyad olur. Horasan'da Muaviye'nin oÄŸlu Yezid'e baÄŸlıdır... Ziyad'da ayni ÅŸekilde 680 yılında Türkleri İslamlaÅŸtırmak ve ÅŸehirlerini talan etmek için saldırır fakat püskürtülerek geri çekilirler... Bu sefer, kendi orduları Türkler tarafından talan edilerek silahları alınır... Daha sonra Araplar daha güçlü bir orduyla tekrar saldırır ve Türkleri gene talan ederler... Bu talandan her Arap 2400 dirhem alır... (Bir kölenin satış fiyatı 300 ile 500 dirhem arasında olduÄŸu düşünülürse, bu durumda aldıkları ganimet adam başına 7 veya 8 köleye eÅŸ deÄŸerdedir..)  Haccac ve Rutbil İslam'da ilk asimilasyon 685 yılında Abdülmelik ile baÅŸlar.. Abdülmelik, etrafını İslamlaÅŸtırmaya adı İslam tarihine kan dökücü zalim olan Haccac'ı kendisine yardımcı seçerek baÅŸlar... Abdülmelik önce civar halkların dillerini ArapçalaÅŸtırdı.. Haraç karşılığı önceden bazı hakları kabul edilmiÅŸ olan gayri müslimlerin bütün haklarını geri aldı.. Bu arada Haccac'ı Irak genel valiliÄŸine atadı... Haccac'ın Irak'a genel vali atanmasından sonra Türklerin kaderinde ilk köklü deÄŸiÅŸikler baÅŸlamış oldu.. Haccac ilk olarak Ubeydullah ibni Ebi Bekri'yi Sicistan'a, Muhalleb ibni Ebi Sufra'yi da Horasan'a vali yapar... O tarihte, Sicistan'ın Türk Hükümdarı Rutbil'dir ve Araplara vergi vermektedir... Haccac, bununla yetinmez ve Ubeydullah'ı Rutbil'in üzerine göndererek ondan tam olarak teslim olmasını ister.. Rutbil önce bu teklifi kabul etmek istemez... Bunun üzerine Ubeydullah Rutbil'in üzerine yürür.. Rutbil 18 fersah geriye çekilerek Ubeydullah ve ordusunu kuÅŸatma altına alır..Ubeydullah, Rutbil'den kurtulmak için 700000 dirhem teklif ederse de Rutbil kabul etmeyerek Arap ordusunu büyük bir bozguna uÄŸratır.. Buna çok kızan Haccac 40000 kiÅŸilik büyük bir ordu toparlayarak, Abdurrahman ibn Esas komutasında Rutbil'in üzerine gönderir... Rutbil'i yenemeyeceÄŸini anlayan Esas, bu sefer onunla anlaşır... Bu olay karşısında çılgına dönen Haccac, Esas'ı yakalatmak üzere bir birlik gönderirse de, Esas'ın ordusu bu birliÄŸi yenilgiye uÄŸratır ve geri kalanları da Basra'ya kadar sürer. Ancak burada yenilen Esas'ın ordusu dağılır ve Esas Rutbil'e sığınır... Bunun üzerine Haccac, Esas'ı kendisine vermesi için Rutbil'i tehdit eder... VermediÄŸi takdirde çok büyük bir ordu ile üzerine yürüyeceÄŸini ve bütün Türk ÅŸehirlerini harap edeceÄŸini, verirse de kendisinden 7 sene hiç vergi almayacağını söyler... Türk ÅŸehirlerinin tekrar bir savaÅŸa girmesini istemeyen Rutbil, 7 sene haraçtan muaf tutulacağını da düşünerek Haccac'ın bu teklifini kabul eder ve Esas ve yakınlarını Haccac'a teslim eder.. Ancak, Rutbil Haccac'a güvenmekle hata yaptığını daha sonra anlayacaktır.. Haccac Rutbil'den Esas'ı teslim aldıktan sonra derhal yeni bir ordu düzenleyerek 699 yılında Muhelleb bin Ebi Sufyan komutasında Türk ÅŸehirlerinin üzerine gönderir... Hocente, Kes, Sogd ve Nesef'i ele geçirirse de Türkler direnirler... Horasan valiliÄŸine Muhelleb'in oÄŸlu Yezid gelir... Yezid ibni Muhelleb'de Türk ÅŸehirlerini talan eder. Yezid'in savaşçıları, Harzem'den ele geçirdiÄŸi Türkleri boyunlarına damga vurarak köle pazarlarında satarlar... Bu tarihlerde, Araplar Türklerin yurtlarını devamlı olarak istila edip ÅŸehirlerini talan ettilerse de kalıcı bir üstünlük saÄŸlayamamışlar, elde ettikleri yerleri sonunda tekrar Türlere geri vermek zorunda kalmışlardı...  Kuteybe ibni Müslim 705 yılında Abdülmelik öldüğünde yerine oÄŸlu Velid geçer... Ve Türk tarihini önemli ÅŸekilde etkileyecek olay, Kuteybe ibni Müslim'in Horasan'a vali atanması olur.. Bu zamana kadar kalıcı bir baÅŸarı elde edemeyen Araplar onun zamanında Türk yurtlarında kalıcı baÅŸarılar elde etmiÅŸlerdir. Türklerin gerçek anlamda kılıç zoru ile MüslümanlaÅŸtırılmaya baÅŸlamaları Kuteybe zamanında olmuÅŸtur...Vali olduÄŸu andan itibaren, Türk Beyliklerinin toptan iÅŸgal edilerek İslamlaÅŸtırılması için çok güçlü bir ordu kurmaya baÅŸlar.. Merv'de askerleri toplayarak, Allah kendi dininin aziz olması için size bu toprakları helal kıldı der... Sanki Bakara suresi 193'ü... "Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın..." ya da "8.Enfal /.39'u "din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" . ayetlerini savaşçılarına hatırlatarak Arap ordusunu Türklerin üzerine sürer.. Kuteybe ilk olarak Baykent'i kuÅŸatır... DiÄŸer Beyliklerden Türk Savaşçılar Baykent'in savunmasına yardıma gelirler... İki ay süren bir savaÅŸ olur. Kuteybe tam bir zafer kazanamazsa da, Türkleri haraca baÄŸlayan bir anlaÅŸma yapmaya zorlar.. Åžehir yıkımdan kurtulur ama, ÅŸehre giren Araplar anlaÅŸmaya raÄŸmen ÅŸehrin bir kısmını yaÄŸmalarlar ve ÅŸehirden ayrılırlarken arkalarında bir de askeri garnizon bırakırlar... BaÅŸlarına gelecekleri anlayan Türkler ayaklanmaya baÅŸlarlar ve kendi aralarında silahlanarak karşı bir mücahit birliÄŸi kurarlar, Baykent'de karışıklıklar baÅŸlar.. Bunun üzerine Kuteybe Baykent'e tekrar gelerek nekadar silahlanan Türk varsa hepsini öldürtür... Kadınları ve çocukları esir alır ve ÅŸehri tekrar baÅŸtan aÅŸağı yaÄŸmalar... Taberi'nin anlatımlarına göre, Kuteybe'nin aldığı ganimetlerin haddi hesabı yoktur.. Taberi, bütün Horasan'ı iÅŸgal ettiklerinde dahi bu kadar ganimet toplayamadıklarını söyler... Åžehrin yaÄŸmasından sonra, daha önce Horasan'da Merv'e getirilmiÅŸ olan Arap aileleri, Merv'den getirilerek Baykent'e yerleÅŸtirilir... Muhafız birlikleri oluÅŸturulur.. Valilik den vergi tahsildarlığına kadar bütün denetim organları Araplardan oluÅŸturulur... Türklerin Budist ve Zerdüşt inançlarını simgeleyen bütün heykeller toplatılır, taÅŸ olanlar kırılır, altın olanlar eritilerek ganimet olarak Araplar tarafından alınır... Bunlar, Enfal suresinde yazdığı gibi, sanki Araplara Allah'ın verdiÄŸi ganimetlerdir... Daha sonra esir edilen kadın ve çocuklar kocalarına ve babalarına geri satılır... Müslümanlar, Baykentli Türklerin neleri var neleri yoksa almışlar, ÅŸehrin onarımı da gene Türklere kalmıştır... Bundan sonra sıra gelir Buhara'nın tamamen iÅŸgal edilip MüslümanlaÅŸtırılmasına...  Buhara'nın Tekrar KuÅŸatılması ve İlk Türk Katliamı Kuteybe Merv'de büyük bir hazırlık yapar... Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri arasında çatışmalar vardır... Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe'ye karşı Türklerin başına geçer... Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan'a saldırır ve buraları kolayca istila eder... Demirkapı önlerinde Vardan'la çarpışırlar... Vardan savaşı kaybeder ve Buhara'ya doÄŸru çekilir... Ancak Kuteybe'de, savaÅŸtan yorgun düştüğü için Buhara'yı alamadan Merv'e geri döner... Haccac bunu baÅŸarısızlık olarak kabul eder ve, Buhara'yı mutlaka alması için Kuteybe'ye emir verir...Kuteybe büyük bir hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara'yı kuÅŸatır... Türkler direnir ve Kuteybe baÅŸarılı olamaz, ordusu dağılmaya baÅŸlar... Bunun üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaat eder... Para hırsı ile gayrete gelen Araplar, ÅŸehri istila ederler... Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar Türk kadınlarına tecavüz ederler, beÄŸendikleri kadınları ya cariye olarak kullanmak ya da köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar... Erkeklerden de binlerce kiÅŸiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler... Araplardan oluÅŸan yeni bir idari kurumlaÅŸma yapılır... DiÄŸer beyliklerden tepkiler gelmeye baÅŸlayınca da, Buhara Melikesi Hatun'un oÄŸlu TuÄŸ Sad kukla hükümdar yapılır.. TuÄŸ Sad tarihe hain bir iÅŸbirlikçi olarak geçer... Daha sonrada Müslüman olarak oÄŸluna da, efendisi Kuteybe'nin ismini vererek baÄŸlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaÅŸtırmaya baÅŸlar... Buhara halkı önceleri Müslüman olmuÅŸ gibi görünseler de bu dini kabul etmek istemezler...Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını, evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir yöntem geliÅŸtirir..Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaÅŸmak zorunda bırakılırlar ve bu ÅŸekilde bire bir kontrol altına alınırlar.. İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uÄŸratılırlar...  (Bugün, bazı İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam'ın Türkler tarafından kabul edilmesinde çok yarar saÄŸladığını açıkça ifade ederler... Bu yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur... ) Kuteybe'nin bu zorlamaları karşısında, halktan bazı direnişçiler çıkar... Gizlice silahlanırlar...Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez olurlar...Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleÅŸen Türkleri yakalattırıp öldürtür.. Bu arada yeni vergi yasaları getirir... Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac'a da 10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır... Bunun dışında Arap askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleÅŸtirilen Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde çalışmaya mecbur bırakılırlar... Kadınlar, kızlar Araplara cariye yapılırlar... Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin yaÅŸadığı vahÅŸeti ve ızdırabı yaÅŸar... Kuteybe'nin getirip Türk evlerine yerleÅŸtirdiÄŸi Arap'lar, Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda çalıştırırlar... İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet, Arapları Türklerin sırtından geçimlerini saÄŸlayacak ortamı yaratmıştır... Allah dini dedikleri İslam, Ahzab Suresi / 50 de olduÄŸu gibi, savaÅŸta gasp edilen Türk kızlarını da ganimet olarak görür ve Araplara cariye olmalarını helal kılar... Cuma namazı zorunlu hale getirilir... Gene de Türklerden raÄŸbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2 dirhem vaat ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını temine çalışır... Bu uygulama nispeten baÅŸarılı olur... Fakir halktan para için camiye gidenler olur...  1. Büyük Katliam ( Talkan Katliamı ) Buhara'da olanlar diÄŸer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı ÅŸeylerin kendi baÅŸlarına geleceÄŸinden korkmaktadırlar... Sogd meliki Neyzek Tarhan ÅŸehrinin yıkıma uÄŸramaması için Kuteybe ile anlaÅŸmak zorunda kalır.. Bu anlaÅŸmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır... Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleÅŸememeleri Arapların iÅŸlerini kolaylaÅŸtırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmiÅŸlerdir... İlk olarak saldırıya uÄŸrayan Kibac Hatun'a diÄŸer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akıbete uÄŸramışlardır... Bu olaylarda Türklerin belli bir ÅŸekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaÅŸtırmıştır... Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptığı anlaÅŸmada hatalı olduÄŸunu ve bu anlaÅŸmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceÄŸi gibi diÄŸer Türk Beylerine de ihanet etmiÅŸ olacağını anlar... Tohoristan'a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direniÅŸe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek'den gelir...Tarhan'ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh ÅŸehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan ÅŸehrine doÄŸru yürür.. O ana kadar bir direniÅŸ hazırlığı yapamayan Talkan ÅŸehri meliki Sehrek, Kuteybe'nin geliÅŸinden önce ÅŸehri terk eder.. Åžehre hiç savaÅŸmadan giren Kuteybe'nin adamları ÅŸehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler... Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diÄŸer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe'nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki aÄŸaçlara asarlar... Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin aÄŸaçlara asılan cesetleri ile doludur... Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiÅŸtir... Halk, Müslüman Araplarla savaÅŸmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diÄŸerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kiÅŸiyi kılıçtan geçirmiÅŸ, aÄŸaçlara asmıştır... Bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır... Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman'a girer... Erkeklerin pek çoÄŸunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar... Daha sonra Kes ve Nesef'de aynı ÅŸeyleri yapar... Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir ÅŸekilde Araplara cariye olurlar... Daha sonra Faryab'a yönelir ve Faryab'ın teslim olmasını ister... Faryab halkı baÅŸlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaÅŸmazlar... Erkekleri dövüşerek ölürler... Bütün ÅŸehir yakılır... Araplar bu ÅŸehre yakılmış ÅŸehir anlamında Muhtereka derler... Kuteybe, Faryab'dan sonra, Tarhan'ın çekildiÄŸi kale Bazgis'i kuÅŸatır... 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez... Bu arada kış yaklaşır...Kuteybe'nin kışın savaÅŸacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiÅŸtir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiÄŸini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baÅŸ vurur.. Tarhan'ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan'ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir ÅŸekilde zarar gelmeyeceÄŸi güvencesini verir... Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan'ın Kuteybe'nin teklifini kabul etmesinden baÅŸka yapılacak bir ÅŸeyi yoktur... Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler... Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar... Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur... Kuteybe bu arada Tarhan'ı hemen öldürmez... Haccac'a haber göndererek ne yapacağını sorar... Haccac Tarhan için, " O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür" der... Kuteybe önce Tarhan'ın iki oÄŸlunu, Tarhan'ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür... Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının baÅŸlarını gene Tarhan'ın ve halkın gözü önünde kestirir... Tarhan'ı da bizzat kendisi öldürür... Bütün kesilen baÅŸlar Haccac'a gönderilir... Kuteybe sanki Kuran'daki ayetleri yerine getirmiÅŸtir... 9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaÅŸ anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir. Tarhan'ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü'nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür... Harzem'de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır... Kuteybe Caygan'la iÅŸbirliÄŸi yapar... Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür... Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar... Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe'nin emri üzerine öldürülürler... Bu olay, Ziya Kitapçının, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır; Bu harplerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmiÅŸti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiÄŸini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine maÄŸruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesini de önüne dizilmelerini söylemiÅŸ ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiÅŸtir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiÄŸinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harplerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahÅŸetten adeta gururlanan bir Arap ÅŸairi Kaah el-AÅŸkari şöyle haykırmıştır, Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız. Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaÅŸta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 ) Harzem'de ayaklanan halk, Kuteybe ile iÅŸbirliÄŸi yaptığı için Caygan'ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem'i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem'deki uygarlığın yok ediliÅŸini ÅŸu ÅŸekilde anlatır... "Kuteybe, her çareye baÅŸvurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece her ÅŸey karanlıklara gömüldü... İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı... Harzem'i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür... Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diÄŸer Türk Beyliklerinden yardım ister... TaÅŸkent ve Fergane'den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe'nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler... Semerkant, kuÅŸatılır... Araplar mancınık ateÅŸi ile saldırırlar... Daha fazla dayanamayacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaÅŸmak zorunda kalır... Bu anlaÅŸmaya göre,  1.Semerkant Araplara her sene 2.200.000 altın ödeyecektir... 2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir... 3.Åžehirde Cami yapılacaktır... 4.Åžehirde eli silah tutan kimse dolaÅŸmayacaktır... 5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe'ye teslim edilecektir...  Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv'e geri döner.. Dönerken kardeÅŸi Abdurrahman bin Muslim'i Semerkant'ın başına vali olarak bırakır...   Kuteybe'nin Merv'e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında iÅŸgalci Müslümanlara karşı bir direniÅŸ birliÄŸi kurarlar... Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler... Haccac Kuteybe'ye TaÅŸkent ve Fergana'yi iÅŸgal etmesi talimatını verir... Kuteybe TaÅŸkent'e gider fakat baÅŸarılı olamaz... Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe'ye Türklere karşı savaÅŸları devam ettirmesini söyler... Kuteybe bu sefer Kasgar'a doÄŸru yola çıkar... Tam KaÅŸgar'ı kuÅŸatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe KaÅŸgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe'nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememiÅŸlerdir..  2. Büyük Katliam.. ( Curcan Katliamı ) Kuteybe ve Haccac'ın ölümü, Arapların Türkleri MüslümanlaÅŸtırmak ve Türk ÅŸehirlerini talan etmek politikalarında bir deÄŸiÅŸiklik yapmamıştır... Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe'den sonra da aynı ÅŸekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmiÅŸlerdir.. Kuteybe'nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan'a vali atanır.. İlk iÅŸ olarak Dağıstan'ı iÅŸgal eder... Dağıstan meliki Saltekin, Yezit'e karşı uzun süre dayanır... Sonunda Dağıstan düşer... Åžehir yaÄŸmalanır ve 14000 kiÅŸi öldürülür..Dağıstan'dan sonra Curcan'a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaÅŸmadan teslim olur... Yezid, Curcan'a bir bölük asker yerleÅŸtirerek, Taberistan' a doÄŸru yola koyulur... Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kiÅŸilik bir yardım alarak savaÅŸa baÅŸlar... İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler... Yezid öfkeye kapılır, Curcan'lı Türkleri yendiÄŸinde kanlarından deÄŸirmen döndürüp ekmek yiyeceÄŸine dair Allah'a yemin eder... Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, ÅŸehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaÅŸtan sonra, kale düşer... Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır... Araplar, daha sonra Curcan ÅŸehrine girerler... Burada da aynı ÅŸekilde Kuteybe'nin yaptığı katliama benzer bir katliam yapılır... Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca saÄŸlı sollu aÄŸaçlara astırır... Allah'a verdiÄŸi sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk'ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür... Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır... Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki deÄŸirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah'a verdiÄŸi sözü yerine getirir... Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beÅŸ de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaÅŸtırılır... Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduÄŸu gibi yaklaşık 40.000 Türk'ün öldürüldüğünü söylerler... 717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları baÅŸladığında Kibac hatun diÄŸer Türk Beyliklerinden yardım istediÄŸi halde istediÄŸi yardım kendisine verilmemiÅŸti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler... Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik saÄŸlayamamış olduklarını görüyoruz... 717 yılında Ömer ibni Abdulaziz halife olur... İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer... Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb'in arası iyi deÄŸildir... Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra'da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik'e karşı ayaklanır... 721'de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliÄŸinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır... Bu savaÅŸta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur... Yezit'in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik'e yollanır... Mesleme, Mehleb'in yakını olan yaklaşık 300 kiÅŸinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb'in oÄŸlu olan, Muaviye ibni Yezid'de elinde bulundurduÄŸu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir... Aralarındaki savaÅŸ, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter… Mesmele, Mehleb'den ele geçirdiÄŸi aralarında Türklerin de bulunduÄŸu cariyeleri Cerrah ibni Hakem'e satar...Bu arada, Yezid ibni Mehleb'in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan'ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsa da baÅŸarılı olamaz.. Kuteybe'nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar baÅŸarılı olamamışlardır... Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer... Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, iÅŸgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliÄŸinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaÅŸanan gerginliÄŸin azaltılarak İslam'ın kuvvetlendirilmesine çalışır... Kendisine baÄŸlı yöneticilere, " Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın" demiÅŸtir... Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını isterse de, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiÅŸtir... Bu arada Horasan'da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır...  Hakan Sulu'nun Göktürk Boylarının Başına Geçmesi Türkler, Arapların istilasına karşı direniÅŸlerini Çin'den yardım isteyerek sürdürürler... Daha önce Araplarla iÅŸbirliÄŸi içinde olan Tugsad da, 718 yılında Çin imparatorundan yardım ister... Çin, Türklere yardım göndermez... Turgis Kaani Sulu, Bati Göktürk Boylarının başına geçerek, 720 yılında Sogd'daki Türklerin Araplara karşı isyanını desteklemek için bir birlik gönderir... Sulu'nun, Kur-Sul adındaki komutanı, Seyhun nehrini geçerek, Sogd'a gelir ve oradaki diÄŸer Türklerle birleÅŸerek, Semerkant'a doÄŸru yürür... Arap Valisi, Said ibni Haris, Türkleri durduramaz ve Semerkant'a çekilir... Ancak Türkler Semerkant'ı kuÅŸatamazlar... Bu arada Said ibni Haris yerine 721 yılında Horasan'a Said ibni Harasi atanır... 722'de Hisam Halife olur, Said ibni Harasi'yi görevden alarak yerine Müslim ibni Said'i atar... Müslim ilk olarak AfÅŸin'i haraca baÄŸlar... Seyhun'u geçerek bütün ekinleri ve aÄŸaçları yakarak ilerler... Bunun üzerine Turgis Hakanı Sulu, Müslim'in üzerine yürür... Sulu'nun üzerine geldiÄŸini öğrenen Müslim geri çekilmeye baÅŸlar... Seyhun nehri yakınlarında, bir baÅŸka Türk birliÄŸi tarafından durdurulur.. Bir yandan yukardan Sulu'nun birlikleri ilerlediÄŸi için acele eden Müslim, zayiat vermesine raÄŸmen, Seyhun nehrini geçerek Semerkant'a çekilir... Bu yenilgi üzerine, Müslim görevden alınır, yerine Esed ibni Abdullah atanır...Esed ilk olarak Hoten ÅŸehrini ele geçirerek yaÄŸmalar... Ancak, Turgis Hakanının Müslim'i kovalamasından cesaret alan halk Araplara karşı ayaklanır... 726 yılında Turgis Hakanı Sulu kararlı bir ÅŸekilde Esed'in üzerine yürür... Huttal'da çarpışırlar... Esed, Sulu karşısında ağır bir maÄŸlubiyet alır... Bunun üzerine 727'de Esed'de görevden alınarak yerine Esres ibni Abdullah atanır... Esres halk üzerinde baskı uygulayarak denetim kurabileceÄŸini düşünürse de baÅŸarılı olamaz... Bir kısım halk Müslüman olduklarını söyleyerek vergi vermek istemezler ve Turgis'lerden yardım isterler. Turgis Hakanı Sulu 728 yılında Buhara'yı zapt eder... Bu arada Esres'in yerine Cüneyt ibn Abdurrahman geçer...Araplar Semerkant'a çekilir..Hakan Sulu ve Kur-Sul idaresindeki Turgis kuvvetleri 729 yılında 58 gün süreyle Arapları Kemerce kalesinde kuÅŸatma altında tutarlar.. Açlıktan ölme noktasına gelen Araplar Kemerce'den çıkarak teslim olurlar, yapılan anlaÅŸma gereÄŸince teslim olanlar Debusia'ya gönderilirler... Daha sonra Hakan Sulu, Semerkant'ı kuÅŸatır... Semerkant'ın iÅŸgal komutanı Savra ibni Hurr, Cüneyd ibni Abdurrahman'dan yardım ister... Cüneyd yardıma gelmeden Savra ve Hakan Sulu Semerkant yakınlarında savaşırlar... Araplar savaşı kaybeder, Semerkant'ın Arap Karargâh komutanı Savra bu savaÅŸta ölür... Halife Hisam, Kufe ve Basra'dan 20000 kiÅŸilik ek bir kuvveti Cüneyd ibni Abdurrahman'a gönderir... Hakan Sulu 732'de Buhara'yı terk ederek çekilir... 734'de Cüneyd ibni Abdurrahman ölür, yerine Asım ibni Abdullah geçer, bir yıl sonra onun da yerine Halid ibni Abdullah geçer...  Hakan Sulu'nun Ölümü ve Cuzcan Beyinin ihaneti  Hakan Sulu, 737 yılında Halid'in üzerine yürür... Araplar zayiat vererek Ceyhun'un güneyine çekilir... Türkler Ceyhun nehrini geçerek Arapları Belh'e kadar çekilmeye zorlar, ancak Cuzcan önderi, Arap'larla birleÅŸerek Hakan Sulu'nun ülkesine çekilmesine sebep olur... Göründüğü kadarı ile eÄŸer Cuzcan önderi Araplarla iÅŸbirliÄŸi yapmamış olsaydı Hakan Sulu'nun ordusu muhtemelen Arapları Türk topraklarından temizleyecekti... Hakan Sulu ülkesine döndükten sonra bir zamanlar Araplara karşı beraber savaÅŸtığı Kur-Sul tarafından ÅŸahsi nedenlerden dolayı öldürülür... Bu geliÅŸmenin birazda Çin tarafından tezgâhlandığı ve tarihte Çin'in Türk Beyliklerini birbirine düşürme siyaseti olarak görülür... Hakan Sulu'nun ölmesi Araplar arasında sevinçle karşılanır... Öyleki Horasan Valisi Araplara Hakan'ın öldürülmesinden dolayı şükür orucu tutulmasını ister... Haberi Halife Hisam'a ulaÅŸtırırsa da, Halife bu haberin doÄŸruluÄŸunu anlamak için güvendiÄŸi adamlarını yollayarak haberin doÄŸruluÄŸunu öğrenmelerini ister... Hakan Sulu'nun öldürülmesinden sonra Türkler bir daha toparlanamazlar... Arapların Türk yurtlarından temizlenmeleri ile ilgili umutları bir anda söner... Öncelikle Dikhanlar denen yerel egemenlikler Araplara büyük tavizler verirler... Müslümanlığı kabul eden kiÅŸilere büyük ekonomik çıkarlar saÄŸlanır... Cizye olarak alınan vergilerin miktarları düşürülerek önceki zorlamalara göre çok daha yumuÅŸak bir sömürü politikası uygulanır... Buraya kadar ki tarihte Türklerin zorla MüslümanlaÅŸtırılmalarına hizmet etmiÅŸ olan en önemli 2 isim, Arap Komutanı Kuteybe ve Hakan Sulu'nun tam önemli bir darbe indirmek üzereyken kendini Araplara satarak onlarla iÅŸbirliÄŸi içine giren hain Cuzcan Beyi'dir... Kur-Sul'da, Turgis Hakanı Sulu'yu ÅŸahsi çıkarları uÄŸruna öldürerek ister istemez Arapların korkulu rüyasını ortadan kaldırmış, Müslümanlığın Türk topraklarında daha rahat bir ÅŸekilde yayılmasına neden olmuÅŸtur...  Kur-Sul'un Ölümü ve Türk Ordularının Dağılması Emevilerin son valisi, Nasır ibni Seyyar'ın valiliÄŸe gelmesi ile birlikte Güney Türkistan'da Arap güçlerinde bir toparlanma baÅŸlar. Nasır, Arap hâkimiyetinin yumuÅŸak bir politika ile daha kolay bir ÅŸekilde yayılabileceÄŸi bilinci ile güçlü bir ordu kurarak Türk topraklarına yayılır. 739 yılında Araplar Semerkant'a tamamen yerleÅŸirler.. Ancak, Seyhun nehrini geçmeye çalışırlarsa da, Kur-Sul komutasındaki Türk ordusu tarafından durdurulurlar... Sayı olarak Kur-Sul'un ordusundan daha kalabalık olmalarına raÄŸmen, nehrin öte tarafına geçmeye cesaret edemezler... Ancak bu arada Araplar için hiç beklemedikleri bir geliÅŸme olur... Araplara karşı saldırı düzenlemeyi planlayan ve bu nedenle nehrin etrafında keÅŸif yapan Kur-Sul, Arap askerlerine yakalanır... Nasır, Kur-Sul'u hemen öldürerek cesedini Türklerin görebileceÄŸi ÅŸekilde Seyhun nehrinin kenarına astırır... Bu manzara çok geçmeden Türkler üzerinde beklenen etkiyi yapar ve Türk ordusu zaten sayıca üstün olan Araplar karşısında dağılır... TaÅŸkent ve Fergana da teslim olur... Nasır, bundan sonra Arap hâkimiyetini daha yumuÅŸak politikalar uygulayarak sürdürür... Yurtlarını terk ederek giden Türklerin geri dönmeleri halinde vergi borçları affedilir... Halk içinden Müslüman olanlara bazı ekonomik ve sosyal çıkarlar saÄŸlanarak, onların kendiliÄŸinden Müslümanlığı seçmeleri teÅŸvik edilir... İslam'ın taraftar bulabilmesi için, gerek korkutarak, gerek teÅŸvik ederek gereken her türlü tedbiri alınır... Bu alınan tedbirler yavaÅŸta olsa sonuç verir.. Türk topraklarındaki son Emevi Arap valisi Nasır ibni Seyyar Türklere İslam'ı kabul ettirtmeyi baÅŸarmıştır... Bizi ilgilendiren tarih buraya kadardır... Bundan bir süre sonra Arap topraklarında, Emevi Hanedanının egemenliÄŸi son bulur ve Abbasilerin devri kendini gösterir.. 749'da Abbasiler Emevi Hanedanını zorlamaya baÅŸlar... Arap topraklarında baÅŸlayan iç savaÅŸ, Emevilerin dışarı yayılmaları için gerekli olan kuvvetin bölünmesine yol açar... Abbasilerle birlikte, MüslümanlaÅŸtırılan halklar üzerinde daha uyumlu, onların örf ve ananelerine uyan bir İslam uygulanır... Emevilerden sonra İslamiyet'in evrensel bir din olduÄŸu ÅŸeklinde uygulamalar yapılarak İslam'ın daha geniÅŸ kitlelere yayılmasına özen gösterilir... Bu ÅŸekilde önceleri Arap dini olarak kurulan din, giderek daha bir evrensel görünüm kazanır. Bu arada Araplar arası çatışmalar da giderek ÅŸiddetlenir... Araplar arası kavgada Mevaliler, yani azat edilmiÅŸ köleler de belli bir önem kazanırlar.. Bu çatışmaların içinde olan Arap ÅŸefleri Mevali'yi kendi taraflarına çekmek isterler... Ancak, bütün Müslümanları eÅŸit gören İslam karşısında Mevali'nin durumu belirsizdir... Mevali, eÅŸitliÄŸi öngören İslam adına, Arap üstünlüğüne karşı çıkar.. Ali tarafı ve Peygamberin amcası Abbas'ın soyu, Emeviler tarafından kendilerinden hile ve zorbalıkla alınan iktidarlarının asıl sahipleri olarak görünmeleri, beraberinde bir takım siyasal sorunları da baÅŸlatır... Bu arada, sınıfsal farklılıklar ve beraberinde yaÅŸanan olumsuzlukların nedeni olarak, ezilen sınıf tarafından İslamın kendisi deÄŸil, Emevi hanedanın iktidarı sorumlu tutulur...  Müslüman Araplar Türklere Neden Saldırmıştır Genelde, bu tarihi bilen İslami çevreler, Müslüman Arapların Türklere saldırmasını, onları İslam dinine davet etmek, gerekirse bu uÄŸurda zor kullanarak, onları İslam'a boyun eÄŸdirmeye zorlamak ÅŸeklinde yorumlarlar... Ancak tek neden bu deÄŸildir... Bu konu da ayrıca Zekeriya Kitapçı'nın Yeni İslam Tarihi ve Türkler adlı Kitabında anlatılmıştır.. AÅŸağıdaki pasaj, aynı kitaptan alınma bir bölümdür.  DeÄŸiÅŸen Arap Toplumunun Yeni Hayat Anlayışı a-) Harbeden Askerlerin Servete KavuÅŸma İsteÄŸi Arapları, Orta Asyayı fethe zorlayan bir diÄŸer faktörde harbeden askerlerin kısa zamanda büyük servet ve zenginliklere sahip olmaları idi. DeÄŸil daha sonraki devirler, ilk devirlerdeki fetih hareketlerinde bile sosyo-ekonomik nedenlerin çok önemli bir faktör olduÄŸu ortaya çıkmaktadır. Genellikle Bedevi, çölde yaÅŸayan, fakrı zaruret içinde çok insafsız bir hayat mücadelesi içinde yoÄŸrulan Araplar, daha İslamın ilk devirlerinde harbeden askerlerin verilen yüksek maaÅŸ ve ganimetler dolayısıyla kısa zamanda büyük bir servet ve zenginliÄŸe kavuÅŸtuklarını görmüşlerdir. Mücahit gazilerin bundan sonraki yaÅŸantıları ve hayat seviyeleri bir anda deÄŸiÅŸmiÅŸ ve harbe iÅŸtirak etmeyenlere nazaran çok daha iyi ve müreffeh bir hayat sürmeye baÅŸlamışlardır. Bu kabil Arap bedevilerinin o zamanki durumu, bugün Anadolu'nun iç kısımlarından kalkarak aynı sosyo-ekonomik nedenlerle çalışmak için Almanya'ya giden Türk köylüsünü ve onun sosyal hayatında da meydana gelen baÅŸ döndürücü deÄŸiÅŸiklikleri hatırlatmaktadır. Bunun içindir ki Arap kabileleri çeÅŸitli cephelerde savaÅŸmak için hata Hz. Ömer devrinde Medine'ye çok büyük kafileler halinde akın akın gelmeye baÅŸlamışlardır. Daha sonraları bunları Bedevi aileler takip etmiÅŸ ve dolayısıyla Arap yarımadasının dışına daha o devirlerden itibaren çok büyük bir Müslüman Arap göçü L. Caetani'nin ifadesiyle tarihte ilk defa Sami ırkının göçü baÅŸlamış oluyordu. Tarihte belki ilk defa vaki olan bu Sami Arap göçü, Emeviler devrinde de bütün canlılığı ile devam etmiÅŸ, sadece İran'a deÄŸil, Türkistan'ın Buhara, Baykent, Semerkant gibi daha birçok büyük ÅŸehirlerine önemli ölçüde Arap aileleri yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Özellikle Buhara'ya yerleÅŸtirilen bu kabil muhacir Arap aileleri o kadar çoktu ki, Kuteybe b. Müslim be yerleÅŸik Arap nüfusu ve kesafetine dayanarak bu büyük Türk ÅŸehrini nerede ise kolonize etmeye kalkışmış ve bunda önemli ölçüde de muvaffak da olmuÅŸtur. Genellikle 25–50 bin arasında deÄŸiÅŸen ve aile efradıyla birlikte yapılan bu göçler, bir taraftan İran ve Türkistan'ın büyük ÅŸehirlerinin Arap nüfusuyla iskân edilmesine, diÄŸer taraftan da siyasi Arap hâkimiyetinin bölgede daha kolay bir ÅŸekilde yerleÅŸmesine ve hatta İslam dininin geliÅŸme ve yayılmasına da yardım etmiÅŸtir. b-) Yaygın Geçim Sıkıntısı Müslüman Arapları komÅŸu ülkeleri ve bu arada Türkistan'ı fethetmeye zorlayan önemli sebeplerden bir diÄŸeri de çok yaygın hale gelen geçim sıkıntısıdır... Nitekim el-Mesudi'nin en güzel kitap olarak tavsif ettiÄŸi ve fetih hareketlerini çok daha objektif kıstaslar içinde ele alan ilk tarihçilerimizden Belazuri'nin Fütuhu'l Büldan adındaki kıymetli eserinde, Arapların geçim sıkıntısı yokluk ve mahrumiyetler içinde sürdürdükleri hayat mücadelesi nedeniyle komÅŸu ülkeleri fethetmeye zorlandıkları ve bu ülkelerde çok büyük sayıda yerleÅŸtikleri hakkında sarih ifadeler vardır. ( Sayfa 299...)  Taberi Anlatımları AÅŸağıdaki pasajlar doÄŸrudan Taberinin anlatımından alınmıştır. Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf–343) Her kim Türk'lerden baÅŸ getirirse yüz dirhem vereceÄŸim. İmdi müslümanlar bir bir Türk'lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar. Ve Türk'leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübalaÄŸa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv'e geldiler. Yaz gelince Kuteybe Horasan ÅŸehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan'a vardı. Åžehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe'nin geldiÄŸini iÅŸitince kaçtı. Kuteybe Talkan'a girdiÄŸi vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Nekadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe'nin askeri orada hesapsız adam öldürdü. Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz aÄŸacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd'e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oÄŸlunu tuttukta kalan ÅŸehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf–344) Kuteybe dedi: - Vallahi eÄŸer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün ) Bunun üzerine Neyzek'i ve iki kardeÅŸi oÄŸulları ki biri Sol ve biri Osman'dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler. Hepsi 700 adam idi. Buyurdu baÅŸlarını kesip Haccaca gönderdiler.(Syf–347) Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf–351) Ganimet malının beÅŸte birini Haccac'a gönderip Semerkant'ın fethini de ilan etti. Haccac da bu haberi iÅŸitip sevindi. Kuteybe tekrar Merv'e döndü. KardeÅŸi Abdullah'ı Semerkant'a emir yaptı. Askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, Abdullah'a dedi: Kâfirlerden hiç kimseyi Semerkant'a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(Syf–353) Kuteybe'nin Havarizem Åžehrine Gitmesi Haberi Havarizem melikinin adı Çaygan idi. Ondan küçük Havarizad adlı bir kardeÅŸi vardı. Çaygan'ın üzerine galebe etmiÅŸ idi ve onun bütün iÅŸini tutmuÅŸ idi. İşitse ki Çaygan'ın eline güzel bir cariye girmiÅŸ yahut bir nefis bir kumaÅŸ almış derhal adam gönderip aldırırdı. Yine iÅŸitse ki bir kiÅŸinin güzel kızı var yahut güzel bir avreti var derhal mecal vermez, çekip alırdı. Hiç kimse men edemezdi. Ve Çaygan'a ondan ÅŸikâyet etseler ben ona bir ÅŸey diyemem, derdi. Çaygan da onun elinden bunalmış idi. Bu iÅŸi bu ÅŸekilde uzatınca Çaygan'ın tahammül etmeye takati kalmadı. El altından Kuteybe'ye adam gönderdi. Havarizem ÅŸehirlerinden üç ÅŸehrin kilitlerini bile gönderdi. Ve Kuteybe'ye dedi: Havarizem'e gelip kardeÅŸimi öldürürsen her ne dilersen vereyim, dedi. Lakin bu haberi hiç kimseye bildirmedi. Bu haber Kuteybe'ye ulaşınca gaza vakti idi. Kuteybe kavmine Segat gazasına varırız diye bildirdi. Çaygan'ın adamını geri gönderdi. Havarizad'e haber verdiler ki Kuteybe Segad'a gazaya gider. O da gayet sevindi. Ve kavmine bildirdi ki bu yıl cenkten eminsiniz, zira Kuteybe segad'a gidermiÅŸ. Ve bizde iÅŸ'e meÅŸgul olalım dedi. Bilmedi ki Kuteybe kendi üzerine gelir. Bu esnada Kuteybe ansızın bin atlı ile Medinetül Fil ki Havarizemin ulu ve muazzam ÅŸehridir. Zira Havarizem ülkesi üç ÅŸehirdir. Ondan ulusu yoktur. Kuteybe çıkıp geldi. Havarizem halkı Kuteybe'yi görüp korktular. Kuteybe doÄŸru Çaygan'ın yanına geldi. Ve Havarizad'a haber verdiler ki ne gafil durursun iÅŸte Kuteybe eriÅŸip âlemi fesada verdi. Havarizad anladı ki bu iÅŸ Çaygan'ın başı altındadır. Diledi ki Çaygan'ı öldüre. Lakin fırsat ve mecal bulamadı. İmdi hazır bulunan sipahi ile sürüp Medinetil Fil'e geldi. Çaygan o üç ÅŸehri Kuteybe'ye verip kendisi de Kuteybe'nin yanına geldi. Ve Havarizad ÅŸaÅŸkına döndü. Nihayet Kuteybe'ye adam gönderip aman diledi. Kuteybe dedi: Amanı kardeÅŸinden dile eÄŸer o aman verirse benden emin ol. Havarizad dedi: -İmdi bildim ki benim ölmem lazım. Zira benim kardeÅŸime boyun eÄŸmem ölmek demektir. Belki ölmek muti olmaktan iyidir, dedi. Bunun üzerine cenge koyuldu. Bir saat cenk edip sonunda tutuldu. Kuteybe'ye getirdiler. Kuteybe dedi: Kendini nasıl görürsün. Havarizad dedi: -Ey emir, beni melâmet etme ki ben kılıca eli onun için vurdum ki seninle benim aramda bir hüküm zahir ola. İmdi fırsat senin oldu, bana ne öğünmek gerek, ne dilersen et. Bunun üzerine Kuteybe buyurdu. Dışarı çıkıp boynunu vurdular. Çaygan dedi: -Ey emir, henüz gönlüm ÅŸifa bulmadı. Kuteybe dedi: -Daha ne dilersin? Çaygan Dedi: -Dilerim ki onunla bile olan kimselerin hepsini öldüresin. Kuteybe dedi: -İmdi sen benim yanıma topla, ben öldüreyim. Çaygan da hepsini tutup getirdi. Kuteybe cümlesini öldürüp mallarını aldı. Çaygan şöyle ÅŸart etmiÅŸ idi ki: Bin baÅŸ esir ve nice bin kumaÅŸ vere. İmdi Kuteybe Medinetül File girip o malı Çaygan'dan aldı. Çaygan Kuteybe'den yardım diledi. Zira Camhüd meliki daima gelip Çaygan ile cenk ederdi. Ve Çaygan'ı gayet incitirdi. Kuteybe Abdurrahman'ı ona yardıma gönderdi. Ve Abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü. Çaygan o yerleri fethedip dört bin baÅŸ esir aldılar. Kuteybe buyurdu. Hepsini öldürdüler. (Syf–349–350) —ŞaÅŸ askeri bize gece baskın etmek dilermiÅŸ, imdi varın onların yolunda filan yerde pusuda durun. Ve onlar çıktığı vakit üzerlerine sürünüz. Ola ki bir fetih edesiniz, dedi. Muslih b.Müslim'I bunlara kumandan tayin etti. Muslih de gelip o 700 adamı üç bölük etti. Bir bölüğünü yolun saÄŸ yanına, bir bölüğünü sol yanına koydu ve kendisi bir bölükle yolun üzerine durdu. Gece yarısı geçince ÅžaÅŸ askeri çıkıp geldiler. Muslih'i yol üzerinde görünce cenge meÅŸgul oldular. Ve o iki bölük gaziler de iki taraftan hamle edip aç kurdun koyuna girdiÄŸi gibi kâfirleri tarumar ettiler. Gazilerde Şübe adlı bir bahadır yiÄŸit vardı. Kendisini ÅžaÅŸ güruhuna ve kalabalığına vurdu. Onların ortalarında bir melik zadeleri vardı. YetiÅŸip Şübe onu kulağı tözünden kılıç ile çaldı. Öyle bir çaldıki başı top gibi havaya uçtu. ÅžaÅŸ askeri bu heybeti gördüklerinde hepsi bozguna uÄŸradılar. Müslümanlar ardına düşüp onları hesapsız kırdılar. Onlardan kurtulan pek az oldu. Ve onların ekserisi Melikzadeler idi. Ziynetli ve silahlı kimselerdi. Onların baÅŸlarını ve silahlarını ve elbiselerini hepsini aldılar geri dönüp Sürür ile Kuteybe'nin yanına geldiler. Ertesi gün Kuteybe hükmetti ki cenge atılalar. Gavrek Kuteybe'ye adam gönderip dedi: —Bu ettiÄŸin harbi öyle zannetme ki arapların kuvveti ile edersin belki acemden benim kardeÅŸlerimdir ki sana yardım edip cenk ederler. Yoksa harbe arapları gönder. Gör ki biz de neler ederiz, dedi. Kuteybe bu sözü iÅŸitip gazaba geldi ve münadilere çağırttı. Müslüman mübarizleri toplanıp kâfirlerin üzerine yürüyüş ettiler ve buyurdu ki mancınık kurdular ve bir burcu döğe döğe yıktılar. Ve Müslümanlar o yıkılan yerden hücum ettikte kâfirlerden bir bahadır er gelip o gedikte durdu her kim ileri gelse mecal vermez öldürürdü. Müslümanlarda silahÅŸorlar çok idi. Kuteybe onları çağırtıp dedi ki: Sizden kim ki o ÅŸahsı ok ile vurursa ben ona on bin dirhem veririm. O silahÅŸorlardan biri ileri yürüyüp ok ile o ÅŸahsı atıp gözünden vurdu ve ensesinden çıktı. Derhal düştü. O kiÅŸi Kuteybe'nin yanına gelip on bin dirhemi aldı.(Syf–351–352) BANA VAKİT AYIRARAK BLOÄžUMU ZİYARET ETME NEZAKETİNİ GÖSTERDİĞİNİZ İÇİN TEÅžEKKÜR EDERİM http://tarhantaykut.blogspot.com  Â
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne