|
18 Mart’ta gerçekleştirmeye çalıştıkları denizden Boğaz’ı geçme operasyonundan başlamak üzere, kasım ayının sonlarına gelinceye kadar gercekleşen askeri harekatlarda yapılan taktik hatalar sonucu bir trajediye (2) dönüşen Çanakkale seferi, Ingilizler için bir çıkmaza girmişti.
25 Nisanda baslayan Çanakkale kara savaÅŸları aÄŸustos ayı ortalarına kadar tüm korkunçluÄŸu ile süregelmiÅŸ ve o tarihten sonra, hızını keserek olaÄŸan bir siper savaşı haline gelmiÅŸti. DoÄŸanın da tüm acımasızlığı, yaÄŸmuru, kuraklığı, fırtınası, soÄŸuÄŸu, sıcağı savaÅŸanları bunaltmış, ümitsizliÄŸe itmiÅŸti. İtilaf devletleri Çanakkale cephesinde basarısızlığa uÄŸramış, İngilizler ve Fransızlar istedikleri hedeflere ulaÅŸamamışlardı. Kendilerince, sonradan yazılan ve basımlanan kitap ve belgelerde bu felaketin nedenleri hep irdelendi, sorgulandı. Kimilerine göre askerin ellerinde olan haritaların eksik ve yanlış olmasından (3) ÅŸikayet ediliyor, kimine göre savaşı yanlış planlayan ve hazırlıksız baÅŸlatan İngiliz SavaÅŸ Konseyi’ne ve Hükümet’e yönelik eleÅŸtirilerle liderler suçlanıyordu. (4) SavaÅŸ planlarının baslangıçtan sonuna kadar olan yürütülme ÅŸekline „folly „ yani ahmaklık derecesine kadar düşürenlerden (5) orada savaÅŸan askerlerin deyimiyle“we did not fail at Gallipoli. Our leaders failed us = Gelibolu’da biz yenilmedik. Yenilgiye liderlerimiz neden oldu“ (6) diyenlere kadar ayyuka çıkan baÅŸarısızlık feryat ve figanları, burada sadece birkaçı örnek olarak gösterilen onlarca kitapta yer almıştır. Bir çok İngiliz ve Avustralyalı yazara ve askere göre binlerce İngiliz ve Fransız askeri boÅŸ yere ölmüştür. SavaÅŸ uzamış ve bunca kaybedilen insan ve malzeme ise bir koca hiç uÄŸruna heba olmuÅŸtur. Unutulmamalıdır ki, binlerce Türk askeri de burada ÅŸehit olmuÅŸ, binlercesi de yaralanmıştır. (burada da ne yazık ki, bazı komutanlarımızın yanlış yönetimleri rol oynamıştır.) Muharebelerin baÅŸlamasından 16 Ekim 1915 ’e kadar Akdeniz Seferi Kuvvetler BaÅŸkomutanı olarak görev yapan İngiliz General Sir İan Hamilton anılarında, o dönemin SavaÅŸ Bakanı Lord Kitchener’in „diyelim ki, bir denizaltı, Gelibolu’nun karşısına geçip, orayı bombardıman etse ve İngiliz bayrağını üç kez dalgalandırsa, yarımadadaki tüm Türk garnizonları toplarının namlularını kendilerini savunmak icin Bolayır’a çevireceklerdir“(7) dediÄŸine deÄŸinerek, iÅŸlerinin çok kolay olacağının ima edildiÄŸini yazmıştır. Fakat bu hiç böyle olmamış ve geliÅŸmeler aksini göstermiÅŸ ve İngiliz yazarlar Nigel Steel ve Peter Hart’ın yazdıkları kitabın baÅŸlığı gibi „Defeat At Gallipoli“ (8) yani „Gelibolu’da Bozgun’a/Hezimet’e“ dönüşmüştür. Büyük bir özgüven, moral ve kibirle gelen ve bir günde bozguna uÄŸrayan bir armadanın ve tam techizatlı ama iyi yönetilemeyen bir kara ordusunun tüm onuru kırılmıştı ve bu onuru tekrar kazanma fırsatı yaratılmalıydı. İşte o fırsat, kazasız- belasız bir çekilme, yani yarımadayı mümkün olduÄŸunca az zayiatla boÅŸaltabilmek idi. EÄŸer bu baÅŸarabilinirse, kırılan onur ve gurur (belki) tekrar elde edilebilirdi.  AÄŸustos ayındaki Anafartalar Muharebeleri, Gelibolu Cephesi için bir sonuç bildirgesi olmuÅŸ ve İngilizlerin ümitleri sönmüştü. 11 Ekim 1915’de, Lord Kitchener olası bir boÅŸaltma için İan Hamilton’a sorduÄŸunda, kendisinden  „böyle bir çıkarmada zayiatın, ordunun ve elindeki malzemenin yarısına mal olacağını ve çekilmenin gerçek bir felaket olabileceÄŸi“ cevabını alır. (9) Daha sonra (17 Ekimde) komutayı alan General Monro ise bu zayiatın % 30-40 olacağını ifade eder. Çekilmeye karşı olan komutanlar da vardır; ama sonunda çekilmek isteyenler kazanır. Madem Çanakkale geçilemiyordu ve daha fazla burada cehennem hayatı yaÅŸamak gerekmiyordu. Çekilmek en doÄŸru karar idi.. ama nasıl ?  AÅŸağıdaki sayılar, 1915 Kasım ayı sonu itibariyla Çanakkale’yi geçerek, İstanbul’u ele geçirmeyi ve oradan da Karadeniz üzerinden Rusya’ya yardıma koÅŸmayı planlayan ve onun hayali ile Gelibolu Yarımadası’na saldıran müttefik kuvvetlerin o andaki gücünü göstermektedir. (1) Asker                                      Top                             Hayvan  Suvla                                       50800                                      91                             3000 Arıburnu                                  41300                                     105                             2368  Seddülbahir                 (İngiliz) 32700                                     124                             5718                                   (Fransız)10558                                     73                             3501    Toplam:                               134.728                                    393                           14587 Â
 Evet, toplam tam 135.000 asker Gelibolu Yarımadası’ndan çekilecektir.  8 Aralik 1915’de, önce Arıburnu ve Suvla taraflarında baÅŸlayan çekilme (92.000 asker) , en son askerin 20 Aralık sabaha karşı bölgeyi terketmesiyle, ilk aÅŸama „büyük bir baÅŸarı“ ile tamamlanmıştı. Åžimdi sıra, yarımadanın en güney ucundaki Seddülbahir bölgesindeki askerlerin çekilmesindeydi. İlk çekilmeyi Türkler „anlamamışlardı“. Bazı iddialar ise, ise İngilizlerin Seddülbahir’den çekilmemek isteyecekleri ve orada ve ikinci bir Cebelitarık* yaratarak, sürekli bir kontrol uç bölgesi oluÅŸturacakları doÄŸrultusunda idi. Fakat bu böyle olmadı ve bu bölgeden de en son asker ( buradan da 44.000 asker ) çok kısa bir süre içersinde çekildi. Tarihler 9 Ocak 1916, saat sabah dörtü gösteriyordu. Binlerce asker, tonlarca malzeme, Mete Tunçoku’nun da yazdığı gibi ,birbirlerine çok yakın siperlerde çarpışan Türklerden „habersiz“ çekilmiÅŸtı. „ …tarafların siperleri birbirine o kadar yakındır ki, askerler karşılıklı konuÅŸmaları bile duyabilmekteydiler.“ (10) Türklerin birÅŸeyden haberdar olmaması çok çeliÅŸki taşımaktadır. KuÅŸkusuz ki, Türkler oradaki geliÅŸmelerden haberdar idiler. Alman Dr. Carl Mühlmann,  General Monro’nun, yukarıda yazdığı rapor sonucu, durum analizi yapmaya gelen Lord Kitchener’in 9 Kasımda yarımadaya geldiÄŸini Reichsarchiv Dardanellen 1915 kitabında şöyle anlatmaktadır: „Lord Kitchener nereye gittiyse (siperlerde), kendisini çevredeki yüzlerce göz ve dürbünün izlediÄŸini hissetti…nereye baktı ise, tamamen Türklerin hakim olduÄŸu tepeleri gördü.“ (11) Bu durumda her ÅŸey Türklerin kontrolü altında görünüyordu. Yine bir Alman, Gelibolu’da, Türk ordusunda kurmay subaylıktan 16. Kolordu komutanlığına, daha sonra da paÅŸalığa getirilen Hans Kannengiesser, 1927’de yazdığı kitabında, Güney Grubu Topçu Komutanlarından Albay Senftleben’in 4 Ocak 1916’da kendisine yazdığı bir raporda „ ...bana göre düşman yavaÅŸ yavaÅŸ ama kesin toplanıyor. Bunu, hergün gelen raporlardan ve kendi gözlemlerimden takip ediyorum. Bir çok batarya en fazla bir veya iki atış yapıyor. Sanırım, düşman 8-14 gün içinde gider, belki daha kısa bir zamanda...“ diyordu. (12) Tüm veriler ve gözlemler itilaf devletleri askeri kuvvetlerinin yarımadadan bir an önce ayrılacağı eÄŸiliminde olduÄŸunu gösteriyordu. Gelen tüm bilgilere, raporlara raÄŸmen 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders „ bir çekilme niyeti elbette malum deÄŸildi ve hatta en son dakikaya kadar da olmadı“ diyebilmiÅŸtir. ( 13)  Muharebeleri neredeyse baslangıcından, 17 Aralık’a kadar takip eden Avustralyalı savaÅŸ muhabiri C.E.W. Bean , gazetelerde birkaç aydır tartışılan olası bir çekilme planı ve isteÄŸinin, Türk ordusunun bilgisi dahilinde olduÄŸunu yazmıştır. (14) Aralık ayı içersinde gerçekleÅŸen ilk bosaltma harekatinin anlasilamadigini kabul edelim, ama boÅŸaltmanın ikinci ayağı olan Seddülbahir bölgesi boÅŸaltma operasyonu, nasıl olur da anlaşılamamıştır. Evet, Türklerin bu boÅŸaltma operasyonlarından haberi olmuÅŸtur. Fakat, ne yazık ki çok kayıp verilmistir, askerde güç ve takat kalmamıştır, savaÅŸ isteÄŸi de azalmıştır. DiÄŸer cephelere de asker gereklidir. Gereksiz insan kaybına tahammül yoktur. Bir de zaten kendinden gitmekte olan bir düşman vardır. Artık bu cephede iÅŸ bitmiÅŸ, yeni cephelerde savaÅŸ devam edecektir. Bu cephede zafere ulaÅŸamayan itilaf devletleri, gerçekten de çok iyi planlanmış ve yürütülmüş bir çekilmeyi bir zafermiÅŸ gibi göstererek, incinmiÅŸ onurlarını bu yolla kazanma yoluna gitmiÅŸ ve bu çekilmeyi def-i bela gibi gören Türk tarafi ise, müdahalede bulunmamıştır.Önce, Mustafa Kemal Atatürk’ün komutanlığını yaptığı 19. Tümen’in Kurmay BaÅŸkanı olarak, daha sonra Anafartalar Grubu Kurmay BaÅŸkanı olarak görev yapan Orgeneral İzzettin Çalışlar anılarında şöyle yazmaktadır…“ Ordu Kumandanı kaçan düşmanı bastırmak ve esir etmek hırsındaydı. Vakia iyi olurdu, fakat bizden de epey telefat olacaktı. Halbuki bugün bir Türk vücudu pek kıymetlidir. Bu suretle olduÄŸu aynı isabet oldu.İnÅŸallah Cenup (Güney) Grubu’ndan da defolup giderler“ (15) İngilizleri, Gelibolu Yarımadası’nı süklüm püklüm terketmelerine raÄŸmen, yıllardır, sözbirliÄŸi edilmiÅŸcesine ve adeta incitmek istemezcesine, „ruhumuz bile duymadı, inanılmaz, nasıl baÅŸardılar bu iÅŸi ?“ diyerek onları onore ettik ve oradaki Türk emir-komuta zincirinin, dokuz aylık korkunç bir savaşın sonucu oluÅŸan psikolojisinden ise hiç bahsetmedik. İki tarafin da bu cephede çok kanlı ve kahramanca çarpışmalar verdiÄŸi bir gerçek. Bir çok kitapta „cehennem“ kelimesi geçmektedir. Bu cehennemden kurtulmak belki de gerçekten bir zaferdi.   * İngilizler, Cebelitarik BoÄŸazını, İspanya ile 1727 -1729 yılları arasında yaptıkları savaşı kazanarak, 1830’de kolonileri arasına katmıştı.   Yararlanılan Kaynaklar 1)General C.F- Aspinall-Oglander. Military Operations. Londra. 1932. Cilt II. Sayfa 440 2)Lord Wester-Wemyss,G.C.B.The Navy In The Dardanelles Campaign. London. 1924. Sayfa 283 3)Peter Chasseaud / Peter Doyle. Grasping Gallipoli.. Terrain,Maps And Failure At The Dardanelles. Kent. 2005 (tüm kitap bu konuyu iÅŸliyor) 4)Sir C.E. Callwell. The Dardanelles. Londra. 1919. Sayfa 332-335 5)Granvill Fortescue. What Of The Dardanelles. Londra. 1925. Sayfa 23 6)Frank Knight. The Dardanelles Campaign. Londra 1970. Sayfa 94 7)Ian Hamilton. Gallipoli Diary. Londra. Cilt I. 1920. Sayfa 7 8)Nigel Steel / Peter Hart. Defeat At Gallipoli. Londra. 1994 9)Ian Hamilton. Gallipoli Diary. Cilt II, Londra. Sayfa 253 10) Mete Tunçoku. Çanakkale 1915. Buzdağığnın Altı. Ankara. Sayfa 150 11) Dr. Carl Mühlmann. Reichsarchiv. Berlin.1927. Sayfa 170 12)Hans Kannengiesser Pascha. Gallipoli. Bedeutung und Verlauf der Kaempfe 1915. Berlin. Sayfa 218 13)Liman von Sanders. Fünf Jahre Türkei. Berlin. 1920.Sayfa 127  14)C.E.W. Bean. The Story of Anzac. Cilt II. Queensland. 1981. Sayfa 867 15)İzzeddin Çalışlar – İsmet Görgülü. On Yıllık Savaşın Günlüğü. İstanbul. 2007.     Sayfa 164                    Â
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne