27 Mayıs Devrimi ve Özgürlük Üzerine…- BEDRİ BAYKAM PDF Yazdır ePosta

' Aklı başında hiç kimse darbe sevmez; ama ondan da daha fazla sevilmemeyi hak eden şeyler vardır:

Kalıcı diktatorya ve faşizm gibi! '

Türkiye’de İslamcı medya ve  kapı kolu liberal faşistlerin, yanıltıcı bir şekilde son 20 yılda yeni kuşağa yerleştirdikleri bir inanç var: “Siz demokratsanız, darbelere karşısınız”. Ne kadar güzel bir cümle, değil mi? Tabii ki aklı başında hiç kimse darbe sevmez; ama ondan da daha fazla sevilmemeyi hak eden şeyler vardır: Kalıcı diktatorya ve faşizm gibi!

            Öncelikle bu savı öne sürenlerin, demokrasiye saygılı olduklarını düşünürsünüz. Ama çoğunluğu, demokrasinin olmazsa olmaz şartı olan laikliği, sürekli hırpalar. Demokratik bir toplumun, özgür bilim, habercilik, sanat ve yargı bağımsızlığı üstüne kurulu olduğu gerçeğini görmez, “karşı” tarafın tüm haklarına saldırır.

            İktidarı ellerinde tutanlar anti-demokrat ve özgürlük düşmanı olduklarını kanıtlamışlarsa,  bu cümlenin ikiyüzlülüğü inandırıcı olabilir mi? O zaman şu anlam çıkar: “Sakın bana karışmayın ki, şu demokrasiyi toptan boğma operasyonum yarım kalmasın!”.

            Tarih, iktidarı ve demokrasiyi kullanarak faşist bir diktatörlüğe geçenlerin hüzünlü hikâyeleriyle doludur. Hitler, Mussolini, Pinochet, Franco, Menderes, İdi Amin, Çavuşesku, Bush ve daha niceleri. Bu kendi halklarına ve bazen diğer ülkelere şiddet, baskı, ve kan taşıyan insanların, yıkıcılıklarını toplumlara bulaştırmalarının adı “demokrasi” olabilir mi? Tarih, canı pahasına bu iktidarlara karşı mücadele etmiş kahramanlarla doludur. Modern zamanla ilintili bu kökleri salmış olan 1789 Fransız Devrimi de, 16. Louis’ye karşı halkın özgürlüğü adına bir “darbe”dir. Kalkıp buna “demokrasi karşıtı” mı diyeceksiniz? Özgürlüğü ya savunursunuz, ya da içini boşaltan demagogların oyuncağı olursunuz.

            27 Mayıs Devrimi, tarihimizde 1923 Devrimi’ni, 20. Yüzyılın demokrasi standartlarına taşımış bir büyük atılımdır. Ne ilginçtir ki, 1957’de DP’ye oy vermiş onca insanın bile aralarında olduğu ezici halk kitlesi 27 Mayıs günü, askerle beraber bayram yapmak üzere sokağa dökülmüştür. Ama bu tarihi an, bugün traji-komik şekilde kimilerince “tu ka ka” ilan edilmiştir! Hadi kolaysa gidin Portekiz’e de, 1974’de Salazar faşizminin artığı Caetano iktidarını devre dışı bırakan “karanfil devrimini” darbecilikle suçlayın! Nasıl maskara olacağınızı görün!

            Gerçeklere dönersek, 27 Mayıs, meşruiyetini tamamen kaybetmiş bir iktidara karşı yapılmıştı. Üniversite profesörlerine “Kara Cüppeliler diye hakaret eden, yolsuzlukla iç içe yaşayan, basını her gün sansürleyen, gazetecileri hapse attıran, üniversite gençliğine cop ve kurşunla saldıran, devlet radyosunu hükümet borazanına çeviren, DP’ye sözde kaydolanları Vatan Cephesi” ilhakı diye duyuran ve sonunda hızını alamayarak tek büyük siyasi rakibi CHP’yi uydurma hukuk dışı yollarla kapatmak üzere “Tahkikat Komisyonu” rezaletini tezgâhlayan DP, kendisini iktidara taşıyan demokrasiye büyük bir savaş açmıştı.

            Bu gerçekleri inkâr edip DP’yi “demokrasi mağduru” ilan etme hastalığı Özal döneminde belirdi. Önce SHP, sonra CHP, ne yazık ki Ecevit’in de alet olduğu bu sahte propagandalara karşı “aman bizi darbeci sanmasınlar” diye sessiz kaldılar. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Mükemmel 1961 Anayasası, Türk demokrasisine, tüm kırpılmalarına rağmen neredeyse kırk yıl boyunca, artıklarıyla yön vermeye çalıştı. O çok üzücü üç idam yapılmasa, bugün 27 Mayıs dendiğinde, herkesin aklına ilk bu gelecekti. O günlerde tüm dış basın ve hükümetlerin de alkışladığı bir dev demokratik adımı, bugünün verileriyle ele alıp anakronik mantık oyunlarıyla mahkum etmek, tek kelimeyle zavallılıktır.

            Bu dönemi merak edenler, sahaflarda  27 Mayıs İlk Aşkımızdı” kitabımı arayabilirler!

27 Mayıs’ı bu ülkenin en ilerici, en çarpıcı isimleri yıllardır savundu. Kitabıma adını veren Uğur Mumcu dışında, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı gibi demokrasi şehitleri ve Hıncal Uluç’tan başka, onca ünlü yazar arasında bir isim vardı öne çıkan: Çetin Altan. İşte o’nun 27 Mayıs günü Milliyet’te yazdıkları: “Bütün Türk vatanperverleri bu şanlı günün heyecanı içindedirler. Çürümüş süfli politika tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir anda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin  medeni bir şekilde idareye el koyması ve memleketi karanlık bir akıbetten kurtarması, tarihimizin büyüklüğüne yakışan mutlu bir hareket olarak, milletimize hür ve insan haklarına uygun yeni ufuklar açmaktadır”.

 

Bedri Baykam

 

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_022.jpg

En Son Yorumlar