|
Fetoş Nasıl Güçlendi Kimler Destek oldu? Fethullah Gülen'in ABD ile kurduğu köprü hep işlektir. Gülen, yükselişindeki büyük basamakları Amerikancı liderlere borçludur. Örgütün kuruluşuna harç koyan, 1960'li yıllarda dönemin uzun süre başbakanlık yapan Süleyman Demirel'dir.
Gülen, uluslararası ölçekte faaliyetini, ABD'nin Türkiye'de en güçlü olduğu yılda, 1980'de başlatmıştır. Devletin içindeki kaynakları o kadar sağlamdır ki, askeri müdahale yapıldığı, 12 Eylül'den bir gün sonra 13 Eylül 1980'de, hakkındaki operasyon emrini öğrenip kaçabilmistir. 12 Eylül yönetimi, bir yandan aranıyor iken onu Çanakkale Merkez Vaizliği'ne atamıştır. 12 Eylül döneminde örgütlenme faaliyetleri katlanarak devam etmiştir. Gülen örgütüne sıçramayı yaptıran, 1986'da yakalanmışken onu Izmir Sıkıyönetim Komutanlığı kuvvetlerinin elinden alan dönemin başbakanı Turgut Özal'dır. Gülen, en büyük gelişmeyi, ABD vatandaşlığı ve CIA görevliliği, Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nce soruşturulan Tansu Çiller'in başbakan olduğu 1993-1997 yılları arasında yaptı. (Washington haber)
Gülen, Çiller iktidarinda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terfi ve tayinlerine bile müdahale edecek güce ulaşmıştı. Fethullah Gülen, bir orgeneralin kuvvet komutanı olarak atanmaması için hangi girişimlerde bulunduğunu bizzat kendisi 10 Ekim 1995'te basın toplantısında açıklamıştı. Reagan'in Demokrasi Projesi ve Ulusal Demokrasi Vakfı
Fethullah Gülen örgütünün sıçrama yapmasıyla, ABD'nin dünyadaki etkinliğinin artması arasında bir paralellik bulunuyor.
Gülen örgütü, ABD'de Reagan iktidarında, Sovyetler'i çözmek amacıyla yürütülen ve 1981'de resmileşen "Demokrasi" projesinin bir ürünü olarak serpiliyor. Demokrasi projesi, 1970'li yıllarda, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin belirlediği Yeşil Kusak politikasının bir üst aşamaya çıkarılmış hali.
ABD'nin Çelik Çekirdeği, bir yandan en kati Amerikancı askeri diktatörlükleri ayakta tutarken, bir yandan da örgütlediği CIA muhalefetine "insan hakları ve demokrasi" ihracı görevi veriyordu. "Insan hakları"ndan kasit, tabii ki etnik, dinsel ve kültürel haklardı. Dünyanın her yanını saran din ve mezhep savaşları, mikro miliyetçiliğin kışkırtılmasıyla milyonların canına mal olan milli boğazlaşmalar, bu projenin eseridir. Bu projeyi yürütmek için bir de örgüt kuruldu. National Endowment for Democracy. Yani Demokrasi Vakfı. Kısa adıyla NED diye anılan vakfın, CIA'dan daha etkin bir örgüt olduğu Newsweek dergisi tarafından teslim ediliyor.
ABD'nin "Project Democracy" si Islam ülkelerinde "Ilımlı Islam"ın geliştirilmesi olarak piyasaya sürüldü. Ilımlı Islam ideolojisiyle, hem "dinlerarası diyalog" için zemin oluşturuluyordu, hem de ABD'nin laiklik zemininde yükselen ulusal devletleri tahrip etmesinin aracı olarak işlev görüyordu. Ilımlı sözcüğü, Islam fundemantalizminde bir ılımlılık değildi. Şeriatın koyu iktidari için mücadele eden Ilımlı Islamcı örgütler, ABD yönetimine ve politikalarına karşı "ılımlı" olmalıydı. Pentagon tarafından Islam coğrafyasında "ılımlı Islam" hareketinin önderi olarak sayılan Gülen, kendi cemaatine ait Zaman gazetesinin 4 Eylül 1997 tarihli sayısında yayımlanan açıklamalarında, Batı ile ilişkiler hakkında şu değerlendirmeleri yaptı:
"Inanmış bir insanın Batı karşısında, Batı'yla entegrasyon karşısında, Amerika'yla entegrasyon karşısında olması katiyyen düşünülemez." (Zaman gazetesi, 4 Eylül 1997)
Gladyo'nun Rolu
Gülen örgütü, 12 Eylül Amerikancı askeri darbesinin "Türk islam sentezi"ni resmi kültür politikası olarak benimsediği, tarikatların "sivil toplum örgütü" olarak kutsandığı, yeşil sermayenin önünün dizginsiz açıldığı koşullarda gelişti.
Gülen örgütünün gelişmesi, sadece bu iklimin dolaysız sonucu değil. Devlet içinde örgütlenen Amerikancı paralel devletin doğrudan bir müdahalesi var. Gülen'in Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı'nca yakalanmasına karşın aynı gün serbest bırakılmasıyla, cezaevindeki ülkücü gençlerin gruplar halinde Fethullah Gülen örgütüne intisap etmeleri ayni döneme rastlıyor. Gülen'in, Gladyo'nun tetikçileri Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı'larla ilişkisi de 1980'li yılların sonunda görülüyor. 1980 öncesinde MHP'ye bağlı Ülkü Ocakları Derneği'nin Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çatlı'nın 1996 yılında Türkiye'de büyük yankılara yol açan bir trafik kazasında üst düzey bir emniyet mensubuyla birlikte ölmesiyle, Özel Harp Dairesi'nin yetiştirdiği Gladyo tetikçilerini kamuoyu önüne çıkarmıştı.
Gülen, bu yıllarda cezaevinde mağdur durumdaki sahipsiz ülkücülere büyük maddi yardımlarda bulunuyor. Komünizmle Mücadele Derneği'yle Fethullah Gülen'in ikinci kucaklaşması bu döneme denk düşüyor. MHP'nin ikiye bölünmesi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun Büyük Birlik Partisi'ni kurmasında da Fethullah Gülen'in belirleyici rolü saptanıyor. Büyük Birlik Partisi'nin militanları 1990 sonrasındaki bütün uluslararası etnik terror eylemlerinde rol alıyor: Bosna'da, Çeçenistan'da, Gürcistan'da, Azerbaycan'da, Keşmir'de ve Sincan'daki şeriatçı terror militanlarının kaynağı Büyük Birlik Partisi oluyor.
Fetoş Okulları Nasıl Açıldı Kimler Öğretmenlik Yapıyor?
Uluslararası Okullar Nasıl Kuruldu?
Sovyetler Birliği'nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağina geçti. Gülen'in öncelik verdiği ülkeler de dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar.
1992'den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, "Fethullahcı" diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi.
Su anda 5 kıtada, 52 değişik ülkede 21 öğrenci yurdu, 6 Üniversiteye hazırlık kursu, 257 lise, 21 dil okulu ve 6 üniversiteleri bulunuyor.
Okullar için bir yılda harcanan paranın toplamı, Gülen tarafından 1 milyar 205 milyon dolar olarak belirtiliyor.
ABD'nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği'ni içeriden çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü "CIA muhalefeti"nin, Gülen örgütünün önünü açtığını saptıyoruz. Sovyet blokuna karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hür Avrupa Radyosu, Fethullah Gülen'i bültenlerinin baş konusu yapıyor. Amerika'nın Sesi radyosunun değişik lehcelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne döne övülüyor .
Osmanlı Imparatorluğu toprakları içinde açilan Amerikan kolejleri kime hizmet ettiyse, Gülen'in okulları da aynı hizmeti görüyor. Bu okullar hep CIA'nin ilgi duyduğu ülkelerde açılıyor. Okullara ABD'deki Yahudi lobisinin de ilgi duyduğuna dikkat çekiliyor.
CIA'nın Ilgi Alanlarında
Okulların ülkelere dağılımı şöyle oldu: Kazakistan (28), Rusya Federasyonu'na ait ceşitli bölgeler (24), Özbekistan (18), Türkmenistan (15), Azerbaycan (14), Kırgızistan (11). Bunları Arnavutluk ve Mogolistan (4'er); Afganistan, Irak, Gürcistan, Ukrayna ve Romanya (5'er); Moldova (2); Pakistan, Bangladeş, Makedonya, Macaristan, Fas, Güney Afrika, Sudan, Endonezya, Tayland ve Tayvan birer okulla izliyor.
Dünyadaki uyuşturucu merkezlerinden Tayland'ın sınırındaki Cenday kentine gidip okul ve yurt açmanın Türkiye açısından bir anlamı bulunmuyor, ama CIA açısından cok anlamlı.
Okulları Açan Şirketler
Beş kıtaya yayılan okullar için Türkiye'de şirketler kuruldu. Bu şirketler, yurtdışında açacakları okullar için Türk Milli Eğitimi'ne başvurup, izin aldı. Ardından, görev alacak eğitim ordusu belirlendi. Sayıları 4 binin üzerinde olan öğretmenlerin yaşları 22-35 arasındaydı. Hepsi, çok iyi Ingilizce öğrenmişti. Fethullah Gülen'in tavsiye ve teşviklerine uyarak okulları açmak için şu şirketleri kurdular: Çağ Öğretim Işletmeleri AŞ, Feza Gazetecilik AŞ, Şelale AŞ, Eflak AŞ, Kazak Türk Liseleri Genel Müdürlüğü, Sebat AŞ, Silm AŞ, Taşkent Eğitim Şirketi, Serhat Egitim Öğretim ve Sağlık Hizmetleri AŞ, Tolerans Vakfi, Ufuk Eğitim Vakfı, Toros Eğitim Hizmetleri Turizm ve Ticaret AŞ, Ertugrul Gazi Eğitim Ögretim AŞ, Karaçay Çerkes Toros Eğitim Hiz. Tur. ve Tic. AŞ, Palandöken Eğitim Öğretim Hiz. AŞ, Dunae 94 Şti., Özel Burg AŞ, Dostluk Yurdu Derneği, International Hope Ltd. Company, Fezalar Eğitim Ögretim Ticaret Limited Şirketi, Çağlar Eğitim Mal. Ltd. Şti, Balkanlar Egitim ve Kültür Vakfı, S.C. Lumina SA Şirketi, Gülistan Eğitim Yayın ve Ticaret Ltd. Şti., Sema Eğitim Öğretim Fetoş Okullarında Kara Para Aklanıyor!! Asya Finans: Para Aklamada Yeni Istasyon
Fethullahcilar, okullar araciligiyla kara para akliyor ve yasadisi para transferi yapiyorlar. Baslangici soyle, Rusya ve Dogu Bloku ulkelerinden yabanci doviz çikartilamiyordu. Doviz kitti. Orta asya ülkelerinin parasiyla ticaret yaparsaniz da zarar ediyorsunuz. Cünkü o paralar sürekli ve cok hizli deger kaybediyor.
Fethullahci okul yoneticileri, isadamlarina "komisyon karsiliginda" ticaretten kazandigi dolarlari Rusya'dan cikariyorlar. Sistem soyle calisiyor: Yabanci ulkelerdeki okullar, kar amaci gutmeyen vakiflar tarafindan kuruluyor. Bu ulkelerin cogunda, bu tur vakiflar mali denetimin disinda. Turkiye'den goturulen ogretmenlere, 12-15 bin dolar arasinda maas odeniyormus gibi gosteriliyor. Bu para, Turkiye'ye transfer ediliyor. Turkiye'de de ogretmenlerin hesabina 500-600 dolar yatiriliyor. Geriye kalan, ilgili yerlere aktariliyor.
Fethullahcilar, Asya Finans'i kurmadan once yurtdisindaki islerini Faysal Finans araciligiyla yurutuyorlardi.Gulen, Para dergisinden Gulcin Tahiroglu'na Asya Finans'in kurulus gerekcesini soyle acikliyor:
"Dunyanin degisik yerlerinde okullar, muesseseler acilinca para transferi gibi, teminat mektubu gibi bir seye ihtiyac duyuluyor. Asya Finans'in guclu bir finans olacagi kanaatini tasiyorum. Dista yapilan isleri daha rahat goturmek icin finans kaynagi olsun, teminat mektuplari saglansin, dista bankalardan kredi almak kolaylassin" Asya Finans'in kurulus karari verilince, kisa surede 2trilyon toplaniyor. Ilk toplantilara Fethullah Gulen de katilmis. Katilisini, "Arkadaslarimiz bunu bir ugur saydilar" diye acikliyor. (Para dergisi 22 Eylul 1996)
Rusya, Fethullah okullarini kapatiyor
Rusya yonetimi, 2002'den baslayarak Fethullah okullarina karsi operasyon yapilor, Rusya Devlet Baskani Putin'in emriyle 2004 yili sonunda ulke icindeki Fethullah Gulen okullarini kapatmak icin harekete gecti. Gulen'e bagli cesitli sirketleri yakin takip altina alan Rus yonetimi, okullari "Amerikan ve Ingiliz casusu yetistirme merkezi" olarak goruyor. Rusya yerel yoneticileri arasinda bu okullarda okumus bazi gorevlilerin de isine son verilmesi icin hazirliklar yapiliyor. Moskova'da yayimlanan Nezavisimaya gazetesi, Haziran 2000'de Fethullah Gulen'in Rusya'daki taraftarlarinin iktidar organlarina sizdigini yazdi.Gazetedeki yazida, okullarda "radikal Islam ve tek Islam devleti kurulmasi propagandasi" yapildigi belirtilerek, bu kuruluslarin denetlenmesini istendi.yani cıa istediğini elde etmişti.
FSB: Casusluk Yapiyorlar
Rusya Ic Guvenlik Orgutu FSB Baskani Nikolay Patrusev, 17 Aralik 2002'de Turk basininda yer alan aciklamasinda, gerceklestirdikleri en basarili etkinlikler arasinda casuslarin desifre edilmesini de saydi. FSB Baskani 2002 yili etkinlik raporunda Fethullah Gulen okullarinda calisan ogretmenlerin casusluk faaliyetlerinin desifre edildigini belirtti . FSB Baskani, aciklamasinda, okullarin sahibi konumundaki Tolerans, Serhat ve Ufuk vakiflarinin isimlerini verdi. Milliyet gazetesi Moskova muhabiri Cenk Baslamis, 7 Eylul 2003 tarihli haberinde, Rusya'da Fethullah Gulen okullarinin temsilcisi konumundaki Tolerans Vakfi Baskani Mustafa Kemal Sirin'in sinirdisi edildigini duyurdu . Tolerans Vakfi Baskani Sirin, Rusya'nin Turk okullariyla baglantili olarak simdiye kadar sinirdisi ettigi en ust duzeydeki temsilci." FETOS’UN DİĞER TARİKATLERLE İLİŞKİLERİ Moon Tarikati ve Fethullah Gülen
Fethullah Gülen'in CIA ile ilişkilerini sürdürmede en önemli örtülerinden biri, Dinlerarası Diyalog oldu. Bu örtü de bir ABD imalatı. 1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: Dinlerarası diyalog. CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği Moon tarikatı. 1951'de Kore'yi işgal eden ABD, Güney Kore'yi sömürgeleştirirken bir de Hristiyan tarikati kurdu. Ve Güney Kore nufusunun yüzde 40'ı, Budistlikten vazgeçip Hristiyan oldu. Bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla Moon tarikatının. Resmi adıyla anarsak; Birleştirme Kilisesi.CIA'nın kurduğu Kore CIA'nın Washington temsilcisi Albay Bo Hi Pak da, Moon tarikatının en güçlü ismi. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komunist Ligi'ni örgütledi.
Türkiye'de kurulan Komunizmle Mücadele Dernekleri de, Dünya Anti Komunist Ligi'nin uzantıları. Moon tarikatı, 1978'de, ABD'de bir Kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi. Reagan döneminde Irangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. George W. Bush iktidarında Moon tarikatının sahibi olduğu Washington Times gazetesi, neoconservatism ve ABD saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu. Fethullah Gülen'in Türkiye'de yayınlanan Zaman gazetesi ile Washington Times arasında sıkı işbirliği artarak sürüyor.
Israil ile Ilişkinin Ayırt Ediciliği
Moon tarikatının, Latin Amerika'daki askeri diktatorlüklerle, Israil üzerinden kurduğu uyuşturucu ve teror bağı dikkat cekici. Fethullah Gulen'in Israel ile yakın ilişkisi de onun en ayırt edici özelliği. Körfez Savaşı'nda, Irak yönetiminin Israil'e attığı Scud fuzesi üzerine Istanbul'da verdigi vaaz ve döktüğü göz yaşları ve ettiği bedduaların kaseti, Islamcılar tarafından elden ele dolaştırılıyor.
Israil ile ilişki, ABD açısından kilit öneme sahip. Graham Fuller'in Islamcı hareketi konu alan Kuşatılanlar kitabında, Islamcı hareketlerin Batı ile entegrasyon için yapması gerekenlerin başında Israil ile iyi ilişki geliyor . (Graham Fuller, I. O. Lesser, Kuşatılanlar, Sabah Kitapları, Istanbul, 1996, s.126.)
Gülen'in Islamcı kitleleri kendisinden soğutma tehlikesine karşın, Kudüs Bashahami ile yakın ilişkisi ve Fethullahçiların işadamları derneği ISHAD'ın Israil'le bağları, bu politikanın gereği olarak kuruluyor .
"Abramowitz'le Beni Kasım Gülek Tanıştırdı"
Moon tarikatı ile Fethullah Örgütü arasındaki bağ, hedef benzerliğinden ibaret değil. Organik ilişki var. Moon tarikatının Türkiye halifesi, Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Sekreterlerinden Kasım Gülek ile Fethullah Gülen'in dostluğu artık saklanmıyor Gülen'in reklamını değişik yayın organlarında yapan yazar Hulusi Turgut, 21 Ocak 1998 tarihli Yeni Yuzyıl'da bu ilişkiyi şöyle anlatıyor:
"Kasim Gülek, Fethullah Gülen'le çok iyi dostluk ilişkileri içinde bulundu. Gülen, Kasım Gülek'le sık sık görüşürdü. Vefatı üzerine bu eski dostunun cenaze namazını kıldırmıştı. Fethullah Gülen'e sorduk: 'Amerika, sizlerle ilgili referansı merhum Kasım Gülek'ten mi aldı?' Gülen bu konuda şunlari söyledi: 'Kasım Gülek beyin baldızı Amerika'daydı. Yani Pentagon'la irtibatları vardı. Eğer kendisine değişik platformlardan, Beyaz Saray'dan sormuşlarsa 'Bunlar nedir?' diye, o da 'Endişe edilecek bir şey yoktur' demiştir, referans vermiştir." (Yeni Yüzyıl gazetesi, 21 Ocak 1998)
Gülen, 1 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinde bu ilişkiyi şöyle açıklıyor:
"ABD'de görüştüğüm insanlardan biri Abramowitz'di. O, Türkiye'de bir zaman elçi olarak kalmıştı. Müşterek dostumuz Kasım Gülek Bey vardı. Onun vasıtasıyla gıyaben onu tanıyorduk Türkiye, şimdiye kadar çok Ölüm-Kalım krizlerine maruz kalmıştır. Bunu isterseniz bir kriz sayın ama bu millet bunu aşar dedim. Hatta bu ses, imkanı varsa Beyaz Saray'a kadar, Kongre'ye kadar, Pentagon'a kadar götürülmeli dedim." (Zaman gazetesi, 1 Eylül 1997)
Gülen, 1992 yılında ABD'ye gittiğinde, Kasım Gülek'in, Pentagon'da albay olarak görev yapan, sonra şüpheli bir şekilde ölen baldızı aracılığıyla Pentagon ve CIA yönetimi ile ilişkiye geçtiğini de anlatıyor. Moon tarikatı ile Fethullah Gülen'i birleştiren bir diğer isim; Gladyo'nun tetikçisi Abdullah Çatlı. Çatlı, 1981 yılında Dünya Anti Komunist Ligi'nin toplantısına katılıyor. 1992'de Gülen'i ABD'de havaalanında karşılayan da, Abdullah Çatlı.
Falun-Gong, Scientology, Moon ve Gülen Birlikteliği
Hızla yayılan ve büyük mali olanaklara sahip CIA bağlantılı bir başka tarikat da, Scientology adını taşıyor. Scientology'nin, gerek ABD'de gerek Avrupa'da en sıkı ilişki içinde olduğu güç, Fethullah Gülen örgütü. Scientology, aynı zamanda Moon tarikatı ile çok sıkı ilişki içinde. CIA'nın denetimindeki bir diğer tarikat da Çin'de faaliyet yürütüyor: Falun-Gong. Her dört tarikatin da teorisi, dini yorumlayışları, çalışma tarzları ve hedefleri arasında olağanüstü uyum var. Kuşkusuz bunun nedeni, komuta merkezinin aynı olması. Hepsi, CIA'nın örtülü faaliyetleri için kullanılıyor ve yönlendiriliyor.
Hristiyan Misyonerlerinin Yolunu Izledi?
Türkiye'de diğer tarikatlar Kur'an kursu ve imam hatip liseleri gibi doğrudan dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fethullah Gülen cemaati, Turgut Özal döneminde, yurtiçinde özel Anadolu liseleri ve kolejler açmaya basladı. Fethullah Gülen, bu okullarda, Hristiyan misyonerlerinin taktiğini izleyerek, temel bilimler alanında eğitime ağırlık verdi.
Osmanlı Imparatorluğu'nda örgütlenmek isteyen Hıristiyan Misyonerleri de, önce teoloji alanında eğitim veren okullar kurmak istemiş, başarılı olamayınca, temel bilimler alanında eğitim veren kolejler kurmuştu . 1915 yılında Osmanlı coğrafyasında, Hıristiyan Misyonerleri'nin Amerika'daki en büyük örgütü American Board'a bağlı 600'den fazla okulu vardı. Amerikan kolejleri, Osmanlı Imparatorluğu'nun parçalanmasında çok önemli roller oynadı. Atatürk, Cumhuriyet'le birlikte bu okulları kapattı. Türkiye, NATO'ya girdikten sonra bu okullar yeniden acıldı.
Misyoner kolejlerinde Hıristiyanlık eğitimi gizli yapılıyordu. Fethullah okullarında tarikat eğitimi ise yurtlarda ve öğrencilerin barındırıldığı "Işık evi" denen apartman dairelerinde yapılıyor . Universiteye girmenin çok zor hale getirildiği Türkiye'de Fethullah Gülen'in kurduğu okullarda, devlet okullarından daha iyi eğitim veriliyor, bu nedenle aileler çocuklarını getirip Fethullah'a teslim ediyorlar. Ancak bu liselerden yetişen çocukların tamama yakını, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Atatürk'e düşman hale getiriliyor, ABD hayranı yapılıyor FETOS VE AKP İLİŞKİSİ AKP Hukumetiyle Gelen Sicrama
Fethullah Gulen, Ciller iktidarinda gucunu artirdi. Ancak 28 Subat 1997'deki askeri mudahale ile ektkinligi agir darbe yedi. Fethullah Gulen, Turkiye'yi terkedip ABD'ye kacmak zorunda kaldi. ABD yonetimi Turkiye'nin iade istegini kabul etmedi.
AKP hukumetinin olusturulmasinda Fethullah Gulen, CIA'nin basyardimcisi idi. Tayyip Erdogan'in parti kurmasinda ve Erdogan'in TUSIAD ile baglanti kurmasina araci oldu. Fethullahcilar secimlerde AKP icin olaganustu caba gosterdi, buyuk paralar aktardi.
Tayyip Erdogan Naksibendi muridi olmasina karsin, kabinesini bir tarikatlar koalisyonu olarak kurdu. Hukumete, Fethullah tarikatina bagli dort bakan aldi:
Devlet Bakani Mehmet Aydin, Turizm Bakani Erkan Mumcu, Milli Egitim Bakani Huseyin Celik Ekonomi Bakani Ali Babacan.
Disisleri Bakani ve Basbakan Yardimcisi Abdullah Gul de, Fethullah tarikatiyla yakin bagini her donem surdurdu. Gul'un bakanligindan sonra Fethullahci kadrolar Disisleri Bakanligi'nda yukseltildiler.Ekonomi Bakani Ali Babacan, Fethullah Gulen'in isadamlari orgutu ISHAD ile yakin bagi bulunuyor.
AKP iktidarinda oncelikle Icisleri, Milli Egitim, Maliye, Disisleri bakanliklari burokrasisi Fethullah Gulen tarikatinin egemenligine sokuldu.
Poliste Fethullah Orgutu Egemen
Icisleri Bakani Abdulkadir Aksu da Naksi olmasina karsin, Fethullahcilarin Emniyet Genel Mudurlugu'ndeki orgutlenmesini takviye etti. Icisleri Bakanligi'nin butun kritik mevkilerine Fethullahcilar egemen oldu. Fethullah Gulen, AKP'nin Fethullah tarikatina mensup Eskisehir Milletvekili Muharrem Tozcoken'in basinda bulundugu bir ozel orgutlenme ile Emniyet'e hukmediyor . Tozcoken, milletvekili olmadan once Emniyet Genel Mudur Yardimcisi idi. AKP hukumetinin Adalet Bakani Cemil Cicek de, davalari devam etmesine, hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina karsin Fethullah Gulen'in Turkiye'ye gelmesinin onunde bir engel bulunmadigini soyledi. Kaynak: Kemalistplatform
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne