Gülen ABD'de kalmak istiyor
Cuma, 27 Haziran 2008 06:14
Vatanı bölme ve rejimi yıkma davaları yüzünden ABD'ye kaçan, "vatan hasreti çekiyorum" diye ağlayıp sızlayan Fetullah Gülen ABD'de kalabilmek için en az 4 farklı statüde oturma izni için başvurmuş (26.06.2008 ve 27.06.2008 VATAN GAZETESI HABERLERI / 27.06.2008 MILLIYET GAZETESI Haberi / 26.06.2008 ULUSALSES de Kadir YILZIN’IN YAZISI aşağıda.)

ABD'de yaşayan Said-i Nursi devamı olan tarikat lideri Fethullah Gülen'in oturma izni için "olağanüstü yetenekli eğitimci" statüsünde yaptığı başvurunun reddedilmesinin ardından açtığı karar düzeltme davasında son dosyalar mahkemeye sunuldu. Gülen'in oturma izni alabilmek için kendisini eğitimci dışında farklı statülerde göstererek en az 4 ayrı başvuruda bulunduğu ortaya çıktı.
İnternet sitesine verdiği röportajda "terör örgütü" davasından beraatını değerlendiren Gülen "Türkiye'ye dönecek misiniz" sorusuna "Orada problemlere sebebiyet verecekse... dengeli hareket etmeniz lazım" yanıtını verdi. Gülen, Türkiye'ye Humeyni gibi döneceği iddiası için "Dönersem kendim gibi dönerim" dedi.
ABD'de yaşayan tarikat lideri Fethullah Gülen'in bu ülkede oturma izni alabilmek için kendisini "olağanüstü yetenekli eğitimci" statüsünde göstererek başvurduğu oturma izninin reddedilmesi üzerine bu ülkede kalabilmek için yeni yollara başvurduğu ortaya çıktı. Gülen'in kendisini en az 4 farklı statüde göstererek yeşil kart başvurusunda bulunduğu öğrenildi. Yeşil kart başvurularını göz ardı eden Gülen'in, "Bütün Amerika'yı verseler, Korucuk köyü, fakir bir köydür, ben o köyü vermem" demesi dikkat çekti.
ABD'deki oturma izninin dolmasına yaklaşık bir aylık süre kalan tarikat lideri Gülen'in kendisini "olağanüstü yetenekli eğitimci" statüsünde göstererek ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi'ne (USCIS) yeşil kart başvurusunda bulundu. Ancak Gülen, bu kararın düzeltilmesi için dava açtı. Davada göçmen bürosunu temsil eden Pennsylvania Eyalet Bölge Savcı Yardımcısı Mary Catherine Frye Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada tarafların "bugün (dün) son dosyalarını mahkemeye sunacaklarını ve yargıç Stewart Dalzell'in bundan sonra karar vereceğini" söyledi. Pennsylvania eyalet savcılığı mahkemeye sunduğu son dilekçesinde Gülen'in "olağanüstü yetenekli eğitimci" sınıfına girmediğini ve eğitim alanında çalışabilmesi için gerekli kriterleri karşılamadığı görüşüyle göçmen bürosunun ret kararının kabul edilmesi talebinde bulundu. Savcılık dilekçesinde Gülen'in yazdığı kitapların eğitimle ilgili değil dini çalışmalar olduğu ifade edildi. Dilekçede "Sonuç olarak göçmen bürosunun vize talebini reddetmesi keyfi, kaprisli ya da yasaya aykırı bir karar değildir" ifadeleri yer aldı. Göçmen bürosu adına İçişleri ve Güvenlik Bakanı Michael Chertoff ve FBI Direktörü Robert S. Mueller'den de şikâyetçi olduğu davada Gülen'i, Klasko, Rulan, Stock & Seltzer avukatlık şirketi savunuyor. Yetkliler, Gülen'in vize talebine yargıcın olumsuz karar vermesi halinde, son kararın Göçmen Bürosu'na bırakılacağını bildirdi.

Başvuruları görmezden geldi

Gülen dün bir internet sitesine verdiği söyleşide "Türkiye'ye dönecek misiniz" sorusuna, "Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsnü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa... Bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım..." yanıtını verdi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun hakkında terör örgütü kurmak ve yönetmek iddiasıyla açılan davada beraat kararı vermesini de değerlendiren Gülen, AKP iddianamesinde yer alan savlara göndermede bulunarak, "Alınan kararla Türk okullarını ziyaret etmenin suç sayılamayacağı da tescillenmiştir" iddiasında bulundu. Türkiye'ye İran dini lideri Ayetullah Humeyni gibi döneceği iddialarının anımsatılması üzerine de Gülen, "Dönersem kendim gibi dönerim. Şimdiye kadar nasılsam öyle" dedi. Gülen'in yeşil kart başvurularını görmezden gelerek, "Bütün Amerika'yı verseler, Korucuk köyü, fakir bir köydür, ben o köyü vermem. Ruh haletim budur" demesi dikkat çekti.

ELÇİN POYRAZLAR

http://www.heddam.com/index.asp?H=8907

 

ABD TEZGAHLI YENI SENARYO!!!

26.06.2008 ve 27.06.2008 VATAN GAZETESI HABERLERI

Dönüşüm Humeyni gibi olmaz

Fethullah Gülen "Türkiye'ye dönecek misiniz" sorusunu yanıtladı

Beraat kararının onanmasının ardından Türkiye’ye dönüp dönmeyeceği merak edilen Gülen, “Dönersem kendim gibi dönerim” dedi ve Humeyni benzetmesine tepki gösterdi

Fethullah Gülen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun beraat kararını onaması üzerine dönüp dönmeyeceği konusunda yapılan yorumlara www.herkul.org sitesinde yayınlanan röportajda açıklık getirdi. Fethullah Gülen’in açıklamaları özetle şöyle:

BANTLAR MONTAJDI: İddianame hazırlanırken adamlar ne biliyorlarsa ne ediyorlarsa o bilme ve etmenin çoğu da bu montaj yapılmış bantlardandı. Bantlardan montaj yapılmış, başından sonundan kesilen şeylerden sun’i olarak suçlar icat edilmişti, ihdas edilmişti.

GÜRÜLTÜLÜ GELMEM: Hayatımda hiç öyle gürültülü, patırtılı gidip gelmedim ben. Hiç istikbale gitmedim, istikbal (karşılanma) isteğinde bulunmadım.

HUMEYNİ’YLE ALAKAM YOK: Bu açıdan da ne karakter bakımından, ne mezhep bakımından, ne ülke bakımından birilerinin ısrarla benzetmeye çalıştıkları Humeyni ile hiçbir zaman bir alakam olmadı. Hele onun hesaplarıyla, onun arka plandaki mülahazalarıyla filan diyecek olurlarsa; Allah rızasının dışında bir şey düşünmeyi ben hayatımı israf saydım şimdiye kadar.

DAVAM VAR: Benim inandığım bir dava var, bir hizmet var, Din-i Mübin-i İslam’a hizmet var ve ülkemde huzursuzluğun çıkmaması, hele dine karşı bir tavır alınmaması.. bunlar benim gaye-i hayalim, düşüncem, mefkûrem.

KONJONKTÜR SORUNU: Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. Bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım.. veya işte o genel konjonktüre göre nasıl hareket edecekseniz onu sizin belirlemeniz lazım.

İşte Gülen'e kefil olan 27 isim!

Eski Başbakan'dan emekli CIA ajanlarına...

FETHULLAH Gülen, ABD’den Yeşil Kart alabilmek için açıp, kaybettiği davada Rumi Forum’un başkanı Ali Yurtsever’in yardımı ile önemli isimlerden referans mektupları topladı.

Hürriyet Gazetesi'nden Razi Canikligil'in haberine göre Gülen'in ABD'de kalmasına yardımcı olmak için eski politikacılardan CIA ajanlarına kadar pek çok isim seferber oldu.

İşte Gülen’e yeşil kart için kefil olan o isimler:

George Fidas

Gülen’in I-140 yeşil kart başvurusu için mahkemeye sunulan destek mektuplarının ilk sırasında yer alıyor. CIA’dan Analiz ve Prodüksüyon Direktörü olarak emekli oldu. CIA’nın Balkan politikaları uzmanı ve halen Washington Universitesi Uluslarası İlişkiler Bölümü’nde ders veriyor. Yunan asıllı, Joint Military Intelligence Council’de de görevli.

Graham Fuller

Eski CIA ajanı ve yine eski "National Intelligence Council" Başkan Yardımcısı. "RAND Corporation"’da danışmanlık hizmeti veriyor.

Alexander Karloutsos

Gülen için mahkemeye mektup gönderenler arasında ikinci sırada. Merkezi New York’ta bulunan Amerika Yunan-Ortodoks Başpiskoposluğu’nda rahip. Mektubunda Gülen’den övgü ile söz ediyor.

Morton Abramowitz

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi, halen "The Century Foundation" da görevli.

Ermin Başer

Mektupta eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başdanışmanı olarak gösteriliyor. Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Konseyi yürütme kurulunda yer aldığı belirtiliyor.

John Obert Voll

Georgetown Üniversitesi İslam Tarihi profesörlerinden.

Ralph ve Richard Lazarus

Dartmouth College Antropoloji bölümü profesörleri

Yıldırım Akbulut

Eski Türkiye başbakanı

Mehmet Sağlam

Eski Milli Eğitim Bakanı, AKP Kahramanmaraş Milletvekili ve Meclis Milli Eğitim Komisyonu Başkanı.

Bernadette Andrea

San Antonio’daki Teksas Üniversitesi İngilizce, Klasikler ve Felsefe Profesörü

Paul Parker

Elmhurst College teoloji ve Din Bölümü profesörü

Floyt M. Schoenhals

Amerika Evangelical Lutheran Kilisesi Arkansan-Oklahama Bölge Sorumlusu, Başpapaz.

Murat Saraylı

TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı. (TÜGİAD dün Hürriyet’e, "Murat Saraylı’nın görüşleri yönetim kurulumuzu bağlamaz" açıklaması gönderdi.)

Thomas Michel

Roman Katolik Kilisesi İsa Peygamber Dinlerarası Diyalog Sekreterliği Papazı.

Donald Senior

Catholic Theological Union Başkanı, Vatikan’ın atadığı papaz.

James Kenneth Echols

Chicago Lutheran School of Theology Başkanı

Jill Caroll

Profesör. Rice Üniversitesi Boniuk Merkezi Dini Hoşgörüde İlerleme çalışması idarecisi.

Lynn E. Mitchell

Houston Üniversitesi Dini çalışmalar Direktörü.

Sheryl L. santos

Texas Tech Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı.

David B. Capes

Houston Baptist Üniversitesi Hıristiyanlık ve Felsefe Profesörü

Terry Mathis

Universty of California, Riverside kampüsü papazı

Loye Ashton

Taugaloo College dini araştırmalar programı direktörü papazı Reverend)

Lawrence T. Geraty

La Sierra Üniversitesi

Ali Yurtsever

Rumi Forum

Kemal Öksüz

Niagara Vakfı

John L. Esposito

Profesör. Georgetown Üniversitesi kurucu Direktörlerinden. Mektubunda papaz ve eğitimci arasındaki farkı anlatıyor.

Mustafa Akyol

Yazar

Fethullah Hoca 25 milyar doları yönetiyor

Yeşil Kart başvurusu reddedilen Fethullah Gülen’in davasında cemaatin mali yapısı ele alındı

Hürriyet gazetesinin haberine göre, ABD’de Yeşil Kart başvurusu reddedilen Fethullah Gülen’in Pennsylvania’daki Özel Hukuk Mahkemesi’nde görülen davasında savcı cemaatin 25 milyar dolarlık bir malvarlığını yönettiğini bildirdi. Savcı, Gülen’in iddia edildiği gibi eğitim uzmanı değil, dini veya siyasi lider olabileceğini belirtti.

YEŞİL Kart başvurusu reddedilen Fethullah Gülen’in, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi aleyhine açtığı davada, Gülen’in finans kaynakları, dini ve siyasi kimliği ile ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyor. Pennsylvania’daki Özel Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada savcı, Gülen’in "öğretim yöntemleri geliştirmiş bir eğitimci" olmadığını savundu, cemaatin 25 milyar dolarlık bir malvarlığını yönettiğini iddia etti.

Dini lider yapar

Savcı Mary Catherine Frye’ın, yargıç Dalzell’e sunduğu son belgede ise ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi ile temyiz mahkemesinin Fethullah Gülen’in başvurusunu reddetmekle doğru karar verdiği belirtiliyor. Gülen’in avukatları tarafından mahkemeye sunulan bir makalede, Gülen’in 1960’lı yıllarda çocuklar için dini yaz kamplarında dersler verdiği ve Türk-İslam sentezi fikrine uygun, çağdaş İslami faaliyetler sunacak özel eğitim kurumları açma düşüncesinin büyük takdir topladığı belirtiliyor. Bunu değerlendiren savcı Frye, "Bu aktiviteler kendisini eğitim uzmanı değil, dini ya da siyasi lider yapar" diye görüş bildirdi. Savcı Frye, Gülen’in uçsuz bucaksız holdingleri olan dini ve politik bir hareketin lideri olduğunu belirterek, şimdiye kadar başarı diye gösterdiği tüm çalışmaların kendi hareketi tarafından finanse edildiğini, ancak bunların dava ile ilişkili olmadığını, göçmenlik bürosunun hata yaptığına dair kanıt olmaması nedeniyle kararın onaylanması gerektiğini ifade ediyor.

Sitesinde yazdı

Gülen’in mahkemeye kendi iddiasını sağlamlaştırmak için sunduğu Avustralyalı Margaret Coffey’in yönettiği bir radyo programının kayıtları da savcı Frye tarafından değerlendirildi. Coffey’in şu ifadeleri Frye tarafından kayıtlara geçirildi: "Gülen hareketi, sermaye ile organize bir hareket olmadığını, hiyerarşik bir yapı ya da yetki ve sorumluluk sistemi içinde çalışmadıklarını iddia ediyor. Ama, 2006’da Gülen’in internet sitesinde yer alan bir yazıda; Gülen hareketinin 25 milyar dolarlık bir değere ulaştığı, Zaman başta olmak üzere pek çok gazete, televizyon kanalları, dergiler, bir banka, 600’den fazla okul ve Virginia International University dahil 6 üniversiteyi yönettiği belirtiliyor."

Ha Picasso ha Gülen

Davanın savcısı Mary Catherine Frye’ın "Gülen’in kürsüde konuşma yaptığına dair bir delil yok, nasıl olağanüstü yetenekli bir eğitimci bu" sözlerine Gülen’in avukatları şu şekilde açıklama getiriyor:

"Eğer Picasso’nun eserleri bir galeride sergileniyor da, Picasso orada yoksa bu bir Picasso sergisi değil midir? Müvekkilimizin çalışmaları tüm konferanslarda sergilendi, akademik materyaller sunuldu."

Gülen’in Pennsylvania’da açtığı itiraz davasında avukatları bu defa Gülen’in, ilahiyat ve politikada üstün yetenekli bir bilim adamı olduğunu ileri sürdüler. Daha önce savcı tarafından eğitimde bir metodolojisi olmadığı belirtilen Gülen’in avukatları müvekkillerinin eğitim metodolojisinin 4 kategoriden oluştuğunu kaydettiler. Bunlar "Dini hoşgörüyü laik müfredata entegre etmek, para hırsı için çalışmayan tecrübeli öğretmenleri çalıştırmak, okullara özel finansörler bularak politikacıların etkisi dışında tutmak ve aile ile toplumdan destek almak" olarak sıralandı.

 

 

27.06.2008 MILLIYET GAZETESI

Gülen’e ret gerekçesinde CIA ile ilişki kuşkusu

Ahu Özyurt

ABD İçişleri Bakanlığı adına savunma yaparak Fethullah Gülen’in oturma izni başvurusunun reddedilmesini sağlayan savcıların gerekçeleri arasında, ‘Gülen hareketinin finansmanına CIA’in katıldığı kuşkusu’ da yer aldı

Fethullah Gülen’in ABD İçişleri Bakanlığı’na başvurusunu yaptığı I-140 vizesinin reddedilme nedenleri ortaya çıktı. Amerikan yasaları gereği her sene kısıtlı sayıda verilen ve “iş, bilim, sanat, eğitim ve spor alanında olağanüstü yetenekli” kişilere oturma ve çalışma imkânı sunan vize talebinin reddedilme nedenleri arasında Gülen’in eğitim alanında başvuru yapmasına rağmen bu alanda direkt faaliyette bulunmaması ve bu konudaki “olağanüstü yeteneğini” belgeleyememesi gösterildi.
21 Kasım 2006 tarihinde Gülen’in I-140 vizesi için yaptığı başvuru İçişleri Bakanlığı tarafından bir yıl sonra reddedildi. 18 Aralık 2007’de bir kez daha aynı vize ve oturma izni için başvuran Gülen bu kez toplam 26 akademisyen, din adamı ve aralarında Morton Abramovitz ve Graham Fuller, Mehmet Sağlam gibi isimler tarafından kendisi hakkında yazılmış referans mektuplarını da mahkemeye sundu. Mart 2008’de Gülen’in temyiz isteği reddedildi. Mahkeme davacı Gülen ve davalı İçişleri Bakanlığı’ndan son bilgi ve belgelerini önceki gün tekrar istedi.
‘Para karşılığı yazdırıyor’
İçişleri Bakanlığı adına savunma yapan Savcı Patrick Meehan ve Mary Catherine Frye imzasıyla sunulan 4 Haziran 2008 tarihli belgelerde “Davalı, kendisinin din adamı olduğunu ve eğitim alanında çalışmalar yaptığını belirtiyor. Oysa, eğitimci olduğunu gösteren hiçbir belge sunmadığı gibi kendisini akademisyenlerle çevreleyip para karşılığı kendi görüşlerinin tartışıldığı konferanslarda konuşturuyor ya da görüşlerini yazdırıyor” saptaması yapıldı.
“Davacı’nın (Gülen) sunduğu deliller göstermektedir ki, kendisi siyaset ve din konularında çok etkili bir hareketi yönetmektedir. Ama bu çok özel yetenekte insanlara verilen vizeyi almasına hak veren bir alan değildir” diyen savcılık makamının kararı kabul gördü.
Gülen’in avukatları bu kararı da bozmak için “ara karar çıkartma” isteminde bulundu. Buna yanıt olarak 18 Haziran’da Savcılık makamınca Pennsylvania Doğu Bölgesi Mahkemesi’ne sunulan belgelerde şöyle denildi:
‘Din ve siyasetle ilgili’
“Davacı eğitim konusunda uluslararası alanda takdir kazandığını iddia etmektedir. Oysa kendisi, ‘olağanüstü yetenekli’ eğitimciler arasında olmadığı gibi eğitimci bile değildir. Kendisi delillerde de sunulduğu gibi büyük ticari kaynakları bulunan etkili dini ve politik bir hareketin lideridir. Dinlerarası diyalog ve tolerans da bu statüde vize verilen alanlar değildir.”
Gülen’in “dini hoşgörüyü eğitim kurumlarına içine sokan metotlar geliştirdiği iddiasına” da yer veren savcılık makamı “Ancak davacı, bu metotların ne olduğunu gösteren bir delil sunmamıştır. Yazıları bir müfredat modeli ya da metodoloji içermemektedir. Kendisinin eğitmenlik yaptığını belgeleyen bir delil dahi bulunmamaktadır” dedi.
Savcılık makamı ayrıca Londra’da Lordlar Kamarası’nda Gülen için düzenlenen toplantının da sadece o mekânda yapıldığını, Gülen’in Konferansı “İngiliz hükümetinin desteklediği” iddialarının yanıltıcı olduğunu belirtti.
Londra’daki Gülen Konferansı’ndaki sunumlardan faydalanan savcılık makamı “deliller de göstermektedir ki, davacı kendi hareketinin organize ettiği ve masraflarını karşıladığı toplantılarda bulduğu desteği kendisini ‘âlim’ olarak göstermekte kullanmaktadır” dedi.
‘CIA şüphesi bile var’
“Gülen hareketinin, yürüttüğü projelerin finansmanında kullanılan paraların büyüklüğü nedeniyle Suudi Arabistan, İran ve Türk hükümetleriyle gizli anlaşma içinde olduğu iddiaları dile getirilmektedir. CIA’in de bu projelere finansal ortaklık ettiği şüpheleri bulunmaktadır” diyen savcılık, Gülen’in sunduğu onlarca destek mektubundan hiçbirinin bir eğitimciden gelmediğini” ileri sürdü.
İkinci buluşma yalan
Gülen’in aldığı ödüllerin gerçek ödül bile sayılmasının şüpheli olduğuna yer veren Savcılık makamı, “Davacı’nın UNESCO ödülünü aldığı törende Papa 2. Jean Paul’le bir kez daha görüştüğü iddiası doğru değildir. Papa, ödül tarihinden altı ay önce ölmüştü” dedi.
Konuşma kasetleri yok
Gülen’in bütün kitaplarını Işık Matbaası’na bastırdığını belirten savcılık makamı, bunların bilimsel çalışma olduğunun söylenemeyeceğini, eğitimle alakası olmadığını, hepsinin dini yayınlar olduğunu belirtirken, Gülen’in eğitim ve sanatsal değer taşıdığı iddia edilen ve Türkiye’de çok tartışma yaratan konuşmalarının video kayıtlarının mahkemeye sunulmadığının altını çizdi.
Gelecek planları belirsiz
Savcılık, iddianamesinin son bölümünde Gülen’in “gelecek planlarını” açıklamadığını, eğitim alanında çalışmaya devam edeceğine dair hiçbir işaret vermediğini yazdı. İddianamede “Kendisi hakkında konferanslar düzenleyip yazılar yazdırması eğitim alanında olağanüstü bir faaliyet sayılmaz” denildi.
25 milyar dolarlık güç
Savcılığın önceki gün teslim ettiği yeni belgeler arasında da Gülen cemaatinin mali yapısına dair iddialar yer aldı ve cemaatin 25 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığına vurgu yaptı. “Okullar, gazete, üniversite, sendikalar, televizyonlar. Bunların birbiriyle ne kadar bağlantılı olduğu tartışılıyor. İş yapma şeklinde hiçbir şeffaflık yok” iddiasını dile getiren Savcılık, “Gülen’in kendi açıklamaları da gösteriyor ki, kendisi felsefesini eğitim yoluyla yayan bir din adamıdır ama eğitimci değildir” dedi.
Naylon üniversite şüphesi
Savcılık, Gülen’in ABD’de kurdurduğu Virginia International University’ye de değindi. Belgede, “Okulun hareketle ilişkisinin hiçbir yerde yer almadığı vurgulanarak, “Bu okulun ne kadar prestijli bir kurum olduğu tartışmalıdır” ifadesi yer aldı.

Referans verenler
Fethullah Gülen’in başvurduğu I-140 vizesine hak ka-zandığını mahkemeye ispat etmek için çok sayıda siyasetçi ve akademisyenden aldığı referans mektubu dosyanın içinde bulunuyor. Gülen’e referans veren isimler şöyle:
George Fidas: CIA’in “Analiz Bölümü Direktörlüğü” görevini yürüttü. Halen ABD?Genelkurmay İstihbarat Konseyi’nde de kadrosu olan Fidas mektubunda, Gülen için “Ahlaki değerleri Allah’a iman ve şiddetli laik eğitimle birleştiriyor” yorumunu yaptı. Fidas George, Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de öğretim görevlisi.
Graham Fuller: Eski Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski CIA Türkiye Masası şeflerinden olan Fuller, aynı zamanda RAND Corporation’ın danışmanı. Gülen için mektubunda, “Ülkedeki tartışmasız en büyük lider. Türkiye’de ve Müslüman dünyasında pek çok okul açtı” dedi.
Morton Abramowitz: ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi, halen Carnegie Endowment ve The Century Foundation üyesi. Gülen için yazdığı mektupta, “Gülen hareketinin kurucusu olarak Türkiye’de ve Asya’da eğitime büyük katkıları var” dedi.
Aleksander Karlutsos: ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu’nun yardımcısı.
Emin Başer: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanı, Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Mektupta Gülen’in çalışmaları için “İslamın şiddetten uzaklaşması gerektiğini savundu” diye yazdı.
John Obert Voll: Georgetown Üniversitesi İslam-Hıristiyan Anlayış Bölümü Başkanı ve İslam Tarihi Profesörü.
Ralph ve Richard Lazarus, Dale Eickelman: Darthmouth Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyeleri.
Yıldırım Akbulut: Eski Başbakan ve eski Meclis Başkanı.
Mehmet Sağlam: Eski YÖK Başkanı ve eski Milli Eğitim Bakanı.
Bernadette Andrea: Teksas Üniversitesi İngilizce ve Felsefe Bölümü öğretim üyesi.
Paul Barker: Profesör. Elmhurts College, Teoloji ve Din Bölümü öğretim üyesi.
Rahip Floyd Schoenhals: Evanjelist Kilisesi Arkansas-Oklahoma sinodu.
Murat Saraylı: Eski Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı.
Rahip Thomas Michael: Katolik Kilisesi Cizvit Tarikatı mensubu. Gülen’in Papa’yla görüşmesine katılmıştı.
Rahip Donald Senior: Katolik Teoloji Birliği Başkanı.
James Kenneth Echols: Chicago Lutheran Teoloji Okulu Başkanı.
Jill Carroll: Profesör. Rice Üniversitesi, Boniuk Dini Hoşgörü Merkezi Başkanı.
Lynn Mitchell: Houston Üniversitesi Dini Çalışmalar Bölümü Direktörü.
Sheryl E. Santos: Teksas Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Başkanı.
David Capes: Profesör. Houston Baptist Üniversitesi, Hıristiyanlık Çalışmaları ve Felsefe Bölümü Başkanı.
Rahip Terry Mathis: California Üniversitesi Riverside Kampusu rahibi.
James E. Bowley: Millsaps College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.
Rahip Loye Ashton: Tougaloo College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.
Lawrence T. Geraty: La Sierra Üniversitesi Onursal Başkanı.
H. Ali Yurtsever: Washington Rumi Forum Başkanı.
Kemal Öksüz: Niagara Foundation (Niagara Vakfı) Başkanı.
John Esposito: Profesör. Georgetown Üniversitesi Prens Al Walid bin Tallal Müslüman-Hıristiyan Anlayış Bölümü Direktörü.

Gülen hangi vize için başvurdu?
Fethullah Gülen’e ABD’de süresiz oturma ve çalışma olasılığı vermesi için başvurulan I-140 statüsündeki vize, bilim, sanat, iş, eğitim ve spor alanlarında olağanüstü yetenek gösteren, uluslararası saygınlığı olan, bu faaliyetlerini ABD’de sürdürmek isteyen ve ABD’nin de bu faaliyetlerden faydalanacağı kişilere veriliyor.

26.06.2008 ULUSALSES de Kadir YILZIN’IN YAZISI

NASIL DÖNECEK?

Fethullah Gülen’ in Türkiye’ye nasıl döneceği; dönerse ” Humeyni gibi mi döneceği!” gibi bir yığın saçma başlıklarla yazılar çıkmaya başladı.

Gülen’ in bugünkü konumu, on-on beş yıl öncesindeki gizemli din adamı konumundan çok farklı. O yıllarda pısırık ve gün görmemiş cemaat üyelerinin ve oy avcılığı yapmak için peşinden gidenlerin dışında adını bilen pek yoktu

Kendisinin tv kanalında ayılıp- bayılarak gözleri yaşlı yaptığı konuşmalarını izleyenlerde yine aynı gurubun üyeleri idi.

Göbek bağları USA’ da kesilen politikacıların başvurdukları değişmez kurallardan birisi, seçim zamanı tarikat ya da cemaatlerin başında olan etkin isimlerin avlanması taktiğidir. Hepsine mavi boncuk dağıtılır ve oyların çantada keklik olduğu kabul edilir. Bu tarikat ve cemaat liderleri, temsil ettikleri müritleri adına haykırırken; “Demokrasi isterüükkkk!” derler ve ardından cemaat ve tarikat üyelerine; ”oyunuzu Tanrı adına x partisinin müminlerine verin!” derler. Bu emir, “Demokrasi üsterüüükkk” diyen muhteremin “despotluğunun “ açık belgesidir.

“Ülkemiz bölünmesin, birlik ve beraberlik olsun!” derler ama, alış-veriş, giyim-kuşam, davranış biçimi ve sembol söz ya da takıp-takıştırdıkları ile birlik ve beraberliğin bozulması için gerekeni yapmaktan kaçınmazlar; hatta büyük bir haz alırlar.

Bunların dünyaları bir istisna dışında ayrıksılık üzerinde inşa edilir ve hedeflerine ulaşmak için “Birlik ve beraberlik sakızını çiğneyerek” hedeflerindeki ereklere ulaşmak için her yolu mubah sayarlar. Hedefte, Yüce Deha’nın kurduğu tam bağımsız cumhuriyetimiz vardır.

İstisnaları ise; parasal kaynaklara ulaşmak ve bu kaynakları siyasal erki elde etmek için hovardaca kullanmaktır.

Bu çarkın içerisine ne acıdır ki, tertemiz inanlı ve ibadetini yalnızca Tanrısı ile özdeşleşmek için yerine getirmek ve simgesel özelliklerden daha çok, olması gereken özsel özellikler ile ibadetini yapanlardan da düşenler olabilmektedir.

Bir dönemin garibanlarının dolar milyoneri olduğu; bir dönemin işsiz- güçsüzlerinin en üst düzeylerde makam sahibi olduğu; bir dönemin yolsuzluk listesinde adı üst sıralarda geçenlerin bir anda ak-lanıp-paklandığı; yine bir dönemin merkezde-sağda-solda olupta ansızın çark ederek ; askeri, cumhuriyeti, bayrağı, toprağı hedef aldığı ve ansızın aydın(!) olduğunun tanıklığı hep bu sinsi odakların sinsi çalışmaları sonunda ve uzun vadede ortaya çıkmaktadır.

Tüm bunların gerçekliğini az-çok bilmeyen yoktur. .

Yeniden bugüne dönersek ve dönüp- dönmeyeceği üzerinde haberler, yorumlar yapılan Gülen’in konumuna bakarsak; “Şey olursa şey olabilir” gibi palavralara ve bakla falına bakarcasına yazılar yazmaya gerek yoktur.

İster dönsün, isterse dönmesin; Gülen’in bilinmezliği artık çökmüştür ve herkes tarafından attığı her adım dikkatle izlenecektir.

“Humeyni gibi mi dönecek?” sorusunu sormakta bir saçmalık görmeyenler, hiç mi Türkiye ile İran’ın tarihsel süreç içerisindeki gelişmesini görmezler?

Türkiye için Humeyni gibi dönecek bir adamın en erken şansı 600 yıl sonrasının bir gününe denk gelir. Çünkü dünyaya 700 ila 1000 yıl arasında bir deha gelmektedir. Türkiye Yüce Deha Mustafa Kemal’in gelişinin henüz yüzüncü yılındadır, ve en erkeni yakalamak için 600 yıl vardır.

Bu beklenecek midir?

Hayır ve kesinlikle hayır…Bugünün Türkiye cumhuriyeti yurttaşları tanıdıkları toleransın en son ve en uç noktasına taşıdıkları bu tür tarikat ve cemaatlerin bu seçimde defterini mutlak dürecek ve Mustafa Kemal devrimlerinin nasıl bir devrim olduğunu; uyulmaması halinde uymayanların ne gibi bir pişmanlıkla süründüklerini, birlik ve beraberliğin, menfaatlerde değil doğrudan uygulamakla asıl olduğunu tüm dünyaya gösterecektir.

Bu, yeni bir umut dilek değil, tarihin tam gerçeğidir ki; AB-D ‘si ve diğer dünya ülkeleri bunu çok iyi bilir.

Sorması ayıp!, Gülen USA’ya sağlığı için gitmemiş miydi!? Hiç o konudan dem vuran yok da merak ettim doğrusu!Merakımı da bağışlayın lütfen; adamın sağlıksız görünen bir yanı yansımıyor da!

( Ulusalses- Kadir Yıldız ) - 26.06.2008



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_023.jpg

En Son Yorumlar