Nazım ve Fethullah Gülen
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:17
Prof. Dr. İzzettin Doğan bir konuşmasında Fethullah Gülen'i Nazım Hikmet'e benzetti. Nazım'ın vatanından uzak yaşamını sürdürdüğünü ve orada yaşamını kaybettiğini söyledi ve ekledi: -Aynısını Gülen'e yapmayalım. Ülkesine dönsün.

İkisinin vatanı bile "aynı" değil.

Nazım vatan aşkıyla, hasretiyle, yangısıyla dünyanın en güzel dilinin, en güzel duygularını sözcüklere yansıtmış.

Buram buram Türkiye kokuyor.

ABD deÄŸil.

Özel bir mektup

Bu özel bir mektup. Çok uzaklardan, Çin Halk Cumhuriyeti'nden Tekirdağ F Tipi Cezaevi'ndeki bir babaya yazılmış. Annesi aracılığıyla iletilmek üzere. Anne, gazeteci olunca iki tarafın da izni alınmadan sizlerle paylaşılıyor:

"Babacığım,

Bana herkes çok güçlü bir insan olduğumu söylüyor... Burada bunun üzerine çok düşündüm; neden güçlüyüm, kendimi ne zaman güçlü, ne zaman güçsüz hissediyorum diye... Sevdiklerimle beraber doğru yerde, doğru insanlarla, doğru işler yaptığım için kendimi güçlü hissettiğim sonucunu çıkardım...

Bana göre senden öğrendiğim en önemli şeylerden biri, "insan mutluluğu kendi yaratır" sözü ve altında yatan derin emek felsefesi...

"Doğru insan"ı da bularak mutluluğumu tamamladığım şu sıralarda, sana ve anneme, bana güçlü ve mutlu olmayı öğrettiğiniz için, hem önder hem de anne-baba olarak teşekkür etmek istiyorum... Bana bu donanımı sağlayan bir aileye sahip olduğum için de kendimi şanslı hissediyorum...

Bu vesileyle, hem doğum gününü, hem de başta sen olmak üzere, bana yine emekleri geçen Ferit Abi, Serhan Abi, Adnan Abi'nin ve diğer arkadaşların Babalar Günü'nü de kutlarım...

Perşembe günü "görüş"mek üzere...

Kiraz"

ABD'nin gölgesi

Genelkurmay Başkanı "gölge etmesinler başka ihsan istemeyiz" dedi ve ekledi "bakalım bunu nasıl İngilizceye çevirecekler..." Belli ki söz "İngilizce" konuşan ülkelere... Genelkurmay Başkanımız "Ilımlı İslamın" kabul edilemez olduğu görüşünde.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ PKK'ya karşı İran'la işbirliğini vurguladı.

Anayasa Mahkemesi türbanla ilgili kararını açıkladı.

Ilımlı İslam Amerika'nın projesi.

İran-Türkiye çatışması Amerika'nın projesi.

(ABD'nin yeni atanan Ankara büyükelçisi James Jeffrey özel seçilmiş belli ki. İran'a sert tutumuyla tanınıyor.)

Türban Amerika'nın projesi...

Amerika'nın bam tellerine basılıyor...

Zimmet, kaçakçılık, rüşvet, hırsızlık olağan

Meclis'te 23 Ocak 2008'de TOBB ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda değişiklik yapılıyor. Genel sekreter olmak için "zimmet, kaçakçılık, rüşvet, hırsızlık, casusluk gibi suçu daha önce işlemiş olma şartı" aranıyor. Maddi hata. Ancak işin bir de manevi yönü var. Resmi gazetede yayımlanıyor, yürürlüğe giriyor kimse fark etmiyor.

Bir duyarlık yok ki.

Meclisteki çoğunluğun, en tepesinden en diptekine kadar hemen hepsinin bu suçlar yaşamlarının bir parçası.

OlaÄŸan.

Galibiyet hapı

Almanya'dan okurumuz İhsan Nurgenç "şu anda Avrupa'da futbol konuşuluyor" diye yazmış. Yurtdışında yaşayan Türkler açısından milli maçların ayrı bir anlamı vardır. Yenilsek hemen eyvah derim, ertesi gün işe nasıl gideceklerini düşünürüm. Kazanınca da içim içime sığmaz, gözümün önüne işyerlerine başları dik, gururla kapıdan girişleri gelir.

Türkiye-İsviçre maçından sonra Alman televizyonunda yorum yapılıyormuş, Nurgenç'in aktardığına göre. Bizdeki klasik spor programları gibi eski futbolcular, spor adamları konuk.

İsviçre doğumlu, İsviçre milli takım oyuncusu Hakan Yakın'ın attığı golden sonra hiç sevinmediği, yüzünde bir gülümseme bile olmadığı programın yöneticisinin dikkatini çekmiş. Alman milli takımında oynayan Podolski'nin üstelik Polonya doğumlu olmasına karşın, iki golü de attıktan sonra nasıl sevinç içinde bağırarak arkadaşlarına koştuğunu anımsatmış.

Eski futbolcular "nasıl sevinsin, Hakan'ı anlamak gerek; bütün eşi dostu, akrabaları Türk" demişler.

Anlamak gerçekten zor.

Hele şu sıralar. Gururumuzun iyice ayaklar altına alındığı bir zamanda.

Çeklerin kaptanı Ujfalusi, maçtan sonra soyunma odasının koridorunda karşılaştığı Fatih Terim'i tebrik etmiş ve şunları söylemiş: "Bizi kötü durumda bıraktınız, oyuncularınıza galibiyet hapı mı içirdiniz? Hepsi hırslı ve dimdik ayaktaydı. Son 15 dakikada nefeslerimizi kestiniz. Her yerde siz vardınız. Nasıl oldu anlamış değilim... Sanki hipnoz edildik. Kahroldum."

Galibiyet hapı işte bu.

Türkiyeli olmak.

Çalmaya bile değmez

Geçen hafta tinercilerin bile benim telefonumu beğenmediğini yazmıştım. Aynı şerefe erişen başkaları da varmış. Ulusal Kanal'ın Muhasebe Müdürü Yılmaz Tunçok'un telefonunu bir yankesici cebinden hiç fark ettirmeden alıvermiş. Biraz sonra geri dönmüş; Tunçok'un omuzuna dokunmuş:

-Al abi, telefonunu...

Şule Perinçek -Aydınlık Dergisi



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_002.jpg

En Son Yorumlar