|
Gündemimiz olmamakla birlikte bilhassa 1950 sonrası siyasete yön verenlerin yanında boy gösteren Nurcuların, başucu satırları “risaleri” kim okursa başka türlü yorumluyor.
Bu yüzden Türkçeleşmeli diyorum. Bu önce Türkiye, sonra kapılıp giden cemaat üyeleri için gereklidir. Malum şahıs Şeyh Said isyanından yargılanırken, soyadının olmadığı anlaşılmış Okur soyadını almıştı.(1944) Risaleleri basan makineyi “Nur talebesi” ilân eden Said Okur’un hedefi, bazıları için hala karanlıktadır. Öyle olduğu sürece, tertemiz vatan evlâtları müridi olmaya devam edecektir. Niye Said-i Kürdi diyorsunuz büyük İslâm alimine diyorlar ?.. Bu adı kendi satırlarının altında kullanmış bizzat kendisi. Kılığından kıyafetine, davranışlarına, düşüncesine kadar “Kürt davası” için çalışmış ve Kürt Sait olarak padişahın huzurunda, Van’a “dili Kürtçe üniversite” istemiştir. Şeyh uçmaz, müritleri uçurur denir ama o kendi kanatlarını takarak “Bedüzzaman” demiştir. Yoksa “Kürt” diye bir milletin olmadığına inanıyorum. Ve şu an Irak’ta kurulmak üzere olan uydu oluşum için tasarlanan alanın “Coğrafi bir ad” olduğu konusunda bilim adamları ile aynı kanaati taşıyorum. İslamiyet ile hayatını geçirmiş nice deryalarımız var. Ne Lordlar Kamarasında adı geçmiş, ne de Amerikan meclislerinde boy göstermişler. Onlar bu milletin manevi mimarı olarak inananların yüreğine hitap ederek orada yer bulmuşlardır. Kuran-ı Kerimin daha iyi anlaşılması için kaleme alındığı iddia edilen risalelerin dili Osmanlıcadır. Niçin anlaşılır dile çevril(e)miyor ?.. Ne dediği anlaşılırda etkisi kaybolur diye mi ?.. (Haşa) Kuran’dan daha mı önemli o sayfalar. Tam olarak karşılamasa bile mealinden anlıyoruz Kuran’ı. Risaleler Kuran’ı daha iyi anlamak için ise, anlamadıktan sonra ne anlaşılmış oluyor ?.. Anlaşılmazlığın bilinmez bir maneviyatı varsa birileri anlatsın, bizde anlayalım. Said-i Nursi(Kürdi) denilen kişinin İstiklal Savaşı döneminde “Kürt Teali Cemiyeti” ve “Teali İslâm Cemiyeti” üyesi olduğu biliniyor. Her iki cemiyetinde İngilizlerce kurdurulduğu ve Millî Mücadeleye karşı olduğunu biliyoruz. ( Bu konulara yakın zamanda gireceğim.) Şimdi bu cemiyetlerin kurucu üyesi Said-i Kürdi tarafından yazıldığı iddia edilen risaleler olmadan biz Kuran’ı anlayamayacak mıyız ?.. Bu kadar vahim iddiaların sahibi ne yazık ki kendileri. Ülkenin Darül Harpte olduğu ve Müslüman olmadığı gerekçesi ile Cuma namazı da farz değil onlara. Bu çok büyük İslâm Alimi!! Amerika hakkında bakın ne düşünüyor yıllar öncesinde ?.. ...Küre–i Arz’ın şimdiki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslamiyetle Asya ve Afrika’nın saadet ve sükünet ve müsalaha bulacağına (barış bulacağına) karar vermesi ve yeni doğan İslam devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırkbeş sene evvel olan müddeayı isbat ediyor, kuvvetli şahit olur.”(Tarihçe– Hayat , 88, Arabi Hutba–i Şamiye Eserini tercümesi / Birinci Kelime / Haşiye, İçtimaââ) Tercümesi : Amerikanın dünyanın en kuvvetli devleti olduğunu ve dini hakikatlere sahip çıktığını iddia ediyor ve ”Amerika, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdi, Amerika yeni doğan İslam devletlerini okşadı ve onlarla ittifak etti” Ilımlı İslâm’ın başlangıcı ne zaman atılmış gördünüz mü ?.. Kendisini nasıl tanımlıyor ?.. " .... Gerek Avrupa filozoflarına, gerek ülemasına ve gerek okullarda yetişmiş olanlara meydan okuyan, kendisi hiç soru sormadan sorulan soruları eksiksiz cevaplandıran..." (Lem'alar Risalesi) Anadolu Said Beye göre şeriat getirilmesi gereken topraklardı ve arkasında İngiltere’nin olduğu resmi kayıtlarla belgelenen Şeyh Sait isyanına katıldı, yargılanarak, sürgün yaşadı. Bu isyanların neticesinde Musul ve Kerkük’ü kaybettiğimizi hatırlatmak isterim. Kendisine, asrın harikası diyen ve Nur Suresinin kendisi için indiğini iddia eden bu şahsiyet, yazılarının altını “Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî “ diye imzalamıştır. (Asrın harikası Kürt Sait) Şimdi bizler Kürt Sait deyince niçin ters anlaşılıyor onu anlamıyorum. Hayvanların bile Nur Risalelerine hayran kaldığını söyleyen Said Okur, Anlamayanları hangi sınıfa sokuyor varın siz düşünün. ( Hangi hayvan risalelere hayran, bilen birinden rica edelim) Said Okur’a göre Deccal kimdir ?.. “Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadisââ-i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. ( Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida ) Said-i Kürdi’nin deccal dediği Atatürk, misyonerlik yaptıkları gerekçesi ile Amerikan Kolejlerini kapatan, Mason Dernekleri faaliyetine bir gecede son veren, Kuran-ı Kerim’in mealinin ücretini cebinden ödeyen (hala üzerine yenisi yapılamadı) Türk Milletinin gönlüne taht kurmuş bir kahramandır. Kendisi Volkan gazetesinde, Kürt Teali ve Teali islam Cemiyetinde Millî Müdafaya karşı mücadelede bulunurken, Deccal diye nitelediği Atatürk işgal kuvvetlerini bu topraklardan nasıl atacağının hesaplarını yapıyordu. Bugün söylenecek en doğru söz şudur: “Her kim ki Atatürk düşmalığı yapıyorsa arkasında Batı emperyalizmi vardır. “ Kürtlere seslenişi.. Said-i Nursi’nin 1327 ( 1909 ) yılında, İstanbul'da Vezir hanındaki İkbal-i Millet matbaasında basılmış "İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi Yahut Divan-i Harb-i Örfî ve Saîd-i Kürd-î" adlı eserinde açıkça Kürtçülük yapmakta ve Kürtleri uyanmaya ve Kürt milliyetçiliği etrafında birleşmeye davet etmektedir. “ Yukarıda bahsedilen kitapta Said-i Nursi şunu demektedir. Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs natamam kalır.. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler! Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız.. Sabahtır. Yoksa sahra-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir.” Said-i Kürdi’nin Risaleleri Türkçeleştirildiğinde, İslâm adına ortaya çıktığı iddia edilen bu zatın Abdullah Öcalan’ın dini versiyonu olduğu anlaşılacaktır. Bu konu öyle iki kelâmla kesilip atılmayacak kadar önemlidir. Okurlardan özür dileyerek devam ediyorum. Risalelerin, nemaların Allah tarafından inerek yazdırıldığı safsatasına cemaat mensupları inandırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi, “Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı” kitabında onunla ilgili ne bakın yazıyor ?.. “Risalelerin yazılışı da pek acayiptir. Bilmem kaçıncı Lem’anın kaçıncı şuasının şu meyvesi zühre yıldızından gelmiş beşinci noktası olarak yazılıyor. Sonra bunlar birleşerek Kuran cüzlerine imtisal derecesine, Lemaat, Şuaat, Mektubat vs. Olacakmış.. Sözleri de “Sözcat” olmasa bari. İşbu reddiyeyi, hasreti ile yandığım vatanıma ve uğrunda bir ömür çürüttüğüm dinime ihaneti düşünen gerillacı asi Said’e son ihtar olarak yazdım. Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslüman’a, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım. Ve selamü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.” (Mustafa Sabri Osmanlı İmparatorluğu Sabık Şeyhülislamlarından) Günümüzde risaleler, “Kürt” ve “Kürdistan” kelimeleri eserden soyutlanarak aktarılmaktadır. Mustafa Kemal ile görüşmesinde “Kürt Vilayeti dediği yerlerin özerkliğini” istediği ifadeleri devlet kayıtlarında olduğu söylenmektedir. Tüm bu gerçeklerin gün yüzüne çıkmasına ihtiyaç vardır. Risalelerin “Hizmet” bölümünde kendisine inananlara telkini şudur: “Risale-i Nur'a karşı çıkılamaz (itiraz) . yapılacak her itiraz en ulu kişilerden, Kutbu'l Azam'dan da gelse aldırış edilmemeli.” Niçin? “Risale-i Nur'un 129 parçası Kuran'dan uzanan elektrik telinin ucuna takılan 129 elektrik lambası gibidir... Bu öyle bir kitaptır ki insanları karanlıktan ışığa çıkarsın diye sana indirdik (Secde suresi). Burada bahsi geçen nur, benim risalemdir.” Risalelere karşı çıkılamaz diyor. Müritleriyse anlaşılır şekle getirilmesine direniyor. Said Okur’a göre Kuran-ı Kerim değil, Risaleler aydınlatıyor insanlığı. Çünkü ne okuduklarından bîhaberler. “Asrın harikası Kürt Sait” neler demiş, kitap halinde yayınlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Demem o ki “Her kim ki bahsi geçen satırları anlaşılır hale getirir, işte o zaman hem bu millete hem de İslamiyet’e hizmet etmiş olur.” Risale-i Nur gün yüzüne çıktığında göreceğiz ki; ortada ne Said Okur kalacak, ne de Fetullah Gülen. Neval KAVCAR Not: “22 Temmuzda AKP gelemez” (di) tezimin hala arkasındayım. Hatta seçimin tekrarlanması gerektiğini de ifade etmiştim. Bir yıl aradan sonra aynı noktaya gelmiş olmayı istemezdim doğrusu. Seçim tekrarlanacak birkaç aya kadar. Muhalefet sandıklara sahip çıkarsa, Doly AKP %24 de kalır.
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne