|
Türk Ordusu'nu yıllardır futbol topu gibi tekmeliyor Başlığı yazarken elim gitmedi. O gerçek beni incitiyor, hatta itiraf edelim hepimizi yaralıyor. Başımıza çuval geçirilmiş bir kez.  TÜRK ALFABESİ "FT, TK, KY, ÇD, GY, BK, HA, B, EP, NA, DA, DP, NH"; Aralık 1999'da Ataşehir'de toplanmışlar. General FT çantasından çıkardığı 10 nüsha hedef ve strateji belgesini katılımcılara dağıtmış. Dağıtılan metin, "Ergenekon: Analiz Yeniden Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi" imiş. Üzerinde 29 Ekim 1999 diye "zamanlandırılmış." Sonra 3 Kasım 2001'de Balat toplantısı yapılıyor. Daha sonra "üçüncü kritik toplantı" 27 Nisan 2006'da "provokatif eylemlere ve darbeye zemin hazırlamak" için yine Ataşehir'de gerçekleştirilmiş.  KARIŞTIRMACI GAZETECİLER Size Fethullah Hoca cemaatinin karıştırmacı gazetecilerinden birinin haberini aktardım. Necip Hablemitoğlu'nu, Hrant Dink'i ve diğerlerini, hep o FT, TK, KY, ÇD vb. diye kodlanan "Emekli Generaller" ve DP diye anılan "siyasetçi" öldürtmüş. Danıştay Suikastını, Cumhuriyet Mitingleri'ni, hepsini onlar yaptırmış. "DP" YOKSA BEN MİYİM? Yeni okuyorum bu Ergenekon kitaplarını. Her üç toplantının demirbaşı olan DP harflerine takılıyor gözlerim. "Siyasetçi" imiş! Acaba "bana ne" mi desem, çünkü "genel başkan" yazmamış. Ben de FT, TK, KY, ÇD adlı generaller gibi üzerime almam ve tam siper olurum, geçer gider. Fakat birden adı DP harfleriyle başlayan yüzlerce siyasetçiyi düşünüyorum, onlara ayıp olmaz mı, hepsi şüphe altında kalacak. Atatürk Lisesi Ortaokul 1-D sınıfında da öyle yapmıştım. Derste bir yaramazlık oldu. Öğretmen bizim bulunduğumuz sıralara bağırmıştı, "kim yaptı onu". Ses yok. Bu kez daha yüksek sesle ve daha öfkeli bağırdı, "kim yaptı diyorum size!". Yanımdaki arkadaşım korku içinde, tam siper. Ayağa kalktım, "Hocam ben yaptım". Hoca, Fethullahçı Gladyo gibi değil, gerçeği bulmaya çalışıyor. "Hayır sen yapmadın" diyor. Ben de arkadaşımı kurtarmak için, o suçu işlediğimi ispat etmeye çalışıyorum. EVET "DP" BENİM! Kitapta DP diye kodlanan siyasetçi benim! Ama ne Ataşehir'de ne Balat'ta ne de başka bir mekanda FT, TK, KY ve ÇD adlı generallerle veya başkalarıyla toplandım. Darbeyle marbeyle de bir ilgim yok. 40 senedir hiç olmadı. Halk devrimcisiyim ben; Mustafa Kemal gibi, Mao gibi, Bin Bella gibi, Lumumba gibi, Ho Şi Minh gibi, Chavez gibi. PSİKOLOJİK SAVAŞIN YALAN MANGASI Abartmadan yazıyorum, öyle yüzlerce haber var. 1990'a kadar uzatırsanız Ergenekon tarihçesini, binlerce haber... Öyle haberler ki, örneğin Savcı Zekeriya Öz soruyor, "Sizin referansınızla bazı subaylar 2001 yılında Barzani ve Talabani'ye 24 bin, PKK'ya 6 bin silah teslim etmişler" vb. vb. E. General Servet Cömert'le hesabını yaptık. Hepsi 120 ton geliyor. Ancak 12 tırla taşınabilir. Türk Ordusu, Mehmetçiği vursun diye PKK'ya 6 bin silah veriyor! Savcının sorusuna bakın siz! "Genelkurmay'a sorun" diyorum! Sedat Ergin'in yönettiği Milliyet, İsmet Berkan'ın yönettiği Radikal, Mustafa Karaalioğlu'nun yönettiği Star, Yusuf Ziya Cömert'in yönettiği Yeni Şafak, Ekrem Dumanlı'nın yönettiği Zaman, (başka hangileri vardı?) bu haberi birinci sayfa manşetten pabuç kadar harflerle veriyorlar. HEPSİ TAM SİPER! Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve diğer askeri yetkililer okumuyorlar mı bu manşetleri? Hepsi tam siper! Suçlar vatana ihanetten cinayetlere kadar uzanıyor. Cevap yok! General adıdır diye alfabede vurulmayan harf kalmadı, hiç kimse üzerine almıyor. Bir defasında Genelkurmay Başkanı "Türk Ordusu suç örgütü değildir" sözüyle Türk Ordusu'nun suç örgütü olabileceği tartışmasını da başlattı. Başlar bu kadar eğik. MERMİDEN KORKMUYOR ÇAMURDAN KORKUYOR Emekli Orgenerallerimizden birine şunu söylemiştim: "Komutanım siz tanka, topa, füzeye karşı savaşmasını öğrenmişsiniz, ama çamura karşı savaşmasını bilmiyorsunuz." Bizim Generalimiz ve Subayımız mermiden korkmuyor ama yalandan korkuyor. Ordumuzun bazukası, topu, gece dürbünü, her şeyi var ama yalansavarı yok. F-16'lar Kandil'i vuruyor; Kandil ise, Holding-Feto medyasıyla Türk Ordusu'nu vuruyor; Türkiye'yi vuruyor. Bir tek 23. Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, iki olayın üzerine yürüdü. VURUN TÜRK ALFABESİNE Mesele, Generallerin bireysel meselesi değildir. Kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin meselesi de değildir; Türkiye'nin meselesidir. Türkiye, ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra sorunlarını kaçınılmaz olarak silahla çözmek zorunda kalacağı bir döneme girmiştir. Bu koşullarda silahsız, ordusuz kalan milletler ayak altında kalır. Duyarlılığımız, kararlılığımız işte bu nedenle. İkibuçuk Fethullahçı militarist diyecekmiş. Daha fazlasını söylesin. Milletin geleceği ise ortada olan, boyun eğen namerttir. Vurun kahpeler! Vurun Türk Ordusu'na! Vurun Türk subayına! Vurun Türkiye'nin milli güçlerine! Vurun Atatürk'e! Vurun HK, DS, FT, TK, ÇD, DP'ye! Vurun yumuşak G dahil Türk alfabesine! Kimler vuruyor, biz de onları ilan edelim: WQ, QX, WX, QQ, XW, XX, WW... Keşke onlardan ibaret olsaydı. Bakın bu işlerin icrası, ABD'nin BOP Başkanı RTE'ye ve yine bir ABD operasyonuyla Çankaya'ya atanmış bulunan AG'ye yüklenmiştir. A.G, M.A.Ş, M.İ.T.'NİN MARİFETLERİ İsmet Berkan'ın Radikal'de yazdığı "Ergenekon'un Yakın Tarihi" dizisinde okuduğuma göre, Danıştay suikastı sonrasında Ergenekon'un şeması halen Çankaya'yı işgal eden AG'nin (İsmet Berkan adını veriyor, ben ne olur ne olmaz baş harflerle yetiniyorum, firar yollarını elde tutabilmek için) önüne konuyor. Hem de "M.İ.T. brifingi" ile. M.İ.T. rumuzunu korkmadan yazıyorum. Çünkü bu harflerle binlerce isim üretilebilir. Mahkemeye çıkarsanız, şerefiniz üzerine birkaç yemin eder, "Ekmek Kur'an çarpsın" der, MİT harflerini söylentilere bakarak yan yana getirdiğinizi söyler, paçayı kurtarırsınız. Neyse, işte o MİT'in AG'ye verdiği brifingdeki şemasında komutanlar var, hem de yalnız emekliler değil, görevli komutanlar. Ayrıca Ergenekon'dan tutuklanmış olanlar da varmış. Eyvah demek ki "DP" de var. Ama, yine Berkan'ın yazdığına göre, Danıştay suikastı dahil, atılan suçların kanıtı yokmuş, Ergenekon örgütü içindeki somut bağlantılar kurulamamış. Bu yüzden deliller savcıya sunulamıyormuş (Radikal, 9 Nisan 2008). Ama aynı deliller, İsmet Berkan'a, Şamil Tayyar'a, Sedat Ergin'e, Zihni Çakır'a, Taraf tayfasına ve psikolojik savaşın bütün elemanlarına sunuluyor. Milliyet, yeni bir dizi için kolları sıvamıştı. İstanbul Başsavcısı, yasayı hatırlattı Sedat Bey'e. Somut bağlantı, delil falan olmasa da olur. Meslekleri Fethullahçılık olunca, iftira ve uydurma caizdir. O kadar ki, BOP Eşbaşkanlığı kabinesinden M.A.Ş., Danıştay suikastından iki saat sonra, "Sürprizlere hazır olun" demişti. Demek, İB'nin sözünü ettiği kanıtsız-bağlantısız şema, suikast öncesi M.A.Ş.'nin eline de verilmiş. YETER W'LERDEN Q'LARDAN ÇEKTİĞİMİZ Türk alfabesinin 28 harfine bombardımanın hikayesi budur. Türk olup da (Kürdümüz dahil) bir tek ismi Ğ (yumuşak G) ile başlayanlar bu bombardımanın menzili dışındadır. Yani 70 milyonluk millettir topa tutulan. Türk Ordusu ve Türk milleti, 1991 Körfez Savaşı'ndan beri W'ler, Q'lar, X'ler tarafından tekmelenmektedir. İki buçuk Fethullahçı, istihbaratın köşe başlarını tutmuş bu operasyonu yürütmektedir. Genelkurmay tam siperdir. Vatansever geçinenler, "suç işleyen varsa cezalarını çeksinler" gevelemesi, nemelazımcılığı ve korkaklığıyla tam siperdedir. İkibuçuk Fethullahçı ve cepheye sürdükleri, o kadar cüret bulmuşlardır ki, bir söylenti yazarı, Türk Komutanları'na "Sizler kaç numarasınız koçlar" başlığıyla tarihi hitabesini okuyabilmektedir. Ben de Türk subayına Mustafa Kemal Paşa'nın Kurtuluş Savaşı'nın başında Ağustos 1920'de Afyon'da Türk Zabitlerine Hitabı'nı bir kez daha okumalarını öneriyorum. Hatta camlatıp duvara asmalıdırlar. Aydınlık'ın bu sayısında var. 12 YAŞINDA YAPTIĞIM GİBİ Ben, Fethullahçı Galdyo'nun uydurduğu "Ataşehir ve Balat toplantıları"na katılmamış olan DP olarak, Atatürk Lisesi 1-D sınıfında, 12 yaşında yaptığım gibi ayağa kalkıyorum ve bağırıyorum: Ya İstikâl, Ya Ölüm! NOT: Benim sesimi duyuyor musunuz bilmiyorum ama ben sizin sesinizi içimde saklıyorum. Sağolsunlar Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, İP Genel Başkan Yardımcısı E. Senatör Servet Bora ağabey, ADD Esenler Başkanı Dr. Ahmet Metin, E. Sivil Havacılık Genel Müdürü Kayıhan Kabadayı, Muzaffer Kaya ve Oktay Şahin kardeşlerim, kır ve doru atlarıyla Tekirdağ Kalesi surlarının önüne kadar gelmişler, "Hepimiz Ergenekoncuyuz" diye gürlemişler. Hiç merak etmesinler o sesi yüreğimizle duyduk. O sesin rüzgarı, bırakın kale duvarlarını, dağları sallamış ve yarmıştır. Olacak olan, yine odur. Doğu Perinçek --------------- http://groups.google.com.tr/group/aydinlik-gelecek-hareketi?hl=tr
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne