FEHMİ KORU'DAN AYDIN DOĞAN VE ERTUĞRUL ÖZKÖK'E ERGENEKON TEHDİDİ
Perşembe, 24 Nisan 2008 06:11
Fethullah Gülen'in en önemli kalemşörlerinden Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru, Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök'ü ima yoluyla tehdit etti. Koru, Taha Kıvanç takma adıyla yazdığı yazıda Ergenekon tertibinde Aydın Doğan ve Hürriyet gazetesi yöneticilerinin de isminin geçtiğini iddia etti.

Taha Kıvanç takma adıyla Yeni Şafak gazetesinde yazılar yazan Fehmi Koru bugünkü köşesinde Hürriyet gazetesinin Ergenekon denilen soruşturmayla ilgili haberlere yer vermeyişini konu ediyor. Koru, Hürriyet'in Ergenekon haberlerine yer vermeyişinin, gazete yöneticilerinin ve Aydın Doğan'ın da soruşturma kapsamında isminin geçmesi nedeniyle olduğunu iddia etti.

Koru yazısında, sözde bir arkadaşının kendisine “Sağda solda çıkan bazı haberlerde isimlerinin geçmesinin bu suskunlukta rolü olmasın?” diye sorduğunu belirtti. Koru, Aydın Doğan ve gazete yöneticilerini üstü kapalı bir şekilde tehdit etti.

Koru'nun "Öyle şey olur mu hiç Hürriyet de Ergenekon yazar" yazısı şöyle:

"Meğer gazetenin patronu ile en tepe yöneticisinin isimleri de dolaşıyormuş ortalıkta... Gözaltına alınan bazı kişilere Aydın Doğan sorusu yöneltildiğini ben de duydum da, onun sebebi ülkemizin en büyük medya patronunun cömertliği sanıyordum... Hayır, öyle değilmiş; çok daha ciddi sorular sorulduğu dostumun kulağına gelmekteymiş... Tek anladığım, mesleğimizin medar-ı iftiharı olan Hürriyet yöneticisinin adının da bu olayla ilgili olarak geçmesi oldu...

Aydın Bey veya Ertuğrul Bey'in karanlık işlerle bir ilintileri olacağını sanmam. Boşuna telâşlanıyorlar, beyhude yere tedirgin ediyorlar kendilerini. Bu ülkede herkes bir başkası hakkında her şeyi söylüyor. Ciddiye alınacak şey var, alınmayacak şey var! Hürriyet tutuk davrandıkça söylentiler alıp başını gidiyor. Sakınılan göze çöp böyle batar işte."

 

ERGENEKON TERTİBİ "BOMBA KARDEŞLİĞİ" HABERLERİ DE YALAN ÇIKTI

AKP ve Fethullah Gülen kontrolündeki medyanın "bomba kardeşliği" haberleri de yalan çıktı. Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların aynı olmadığı ortaya çıktı. Bombalar uzmanlar tarafından incelendi ve bomba inceleme raporlarında 2 olaydaki bombaların kafile numaralarının ayrı olduğu tespit edildi.

Ergenekon tertibi 21 Haziran 2007 tarihinde Terörle Mücadele Şube polislerinin bir ihbar üzerine İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduya düzenlediği baskın ile başladı. Gecekondunun çatısından el bombaları ve patlayıcı düzenekleri bulundu. Gecekondunun sahibi ve kiracısı gözaltına alındı.

Polis gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombasının emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğunu tespit etti ve Yıldırım'ı da gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ele geçirilen el bombaları ile emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile bağı kuruldu ve operasyon giderek genişledi.

Hükümetin ve Fethullah’ın kontrolündeki basın-yayın organları el bombalarının üzerine balıklama daldılar ve bu el bombalarıyla Cumhuriyet Gazetesine atılan el bombalarının aynı olduğunu iddia ettiler. Oysa 8 sütundan verilen haberlerin imalat olduğu birleştirilen Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet saldırısı davalarının dosyasında da net bir şekilde ortaya çıktı.

Malum gazeteler önce, el bombalarında seri numara bulunmamasına rağmen "Ümraniye bombaları ile Cumhuriyete atılan bombaların seri numaraları aynı" dediler. Sonra da seri numaraları silinmiş diye haberler yaptılar.

Hepsi asparagas... Bu haberler AKP ve Fethullah kontrolündeki medyanın acizliğini ve haberlerin tek merkezden servis edildiğini ortaya koyuyor.

Gerçek Danıştay davasının sonun da ortaya çıktı. Danıştay davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ümraniye'deki ele geçirilen bombalarla Cumhuriyet gazetesine atılan bombalarla hiç bir ilinti kurmadı. Hatta mahkeme heyeti bu soruşturmada tutuklu bulunan şüphelilerin ifadesine bile başvurmadı. Çünkü Cumhuriyet'e atılan bombalarla Ümraniye bombaları arasında hiç bir bağlantı yok.

İşte koca koca puntolarla "bomba kardeşliği" diye verilen haberler bomba inceleme ekiplerinin raporlarında da net bir şekilde görülüyor.

Ümraniye'de ele geçirilen bombaların kafile numaraları ile Cumhuriyet gazetesine atılan 3 el bombasının kafile numaraları farklı. Tek benzerlikleri el bombası ve Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nda üretilmiş olması.

 

TETİKÇİ MEDYA ÇARESİZ

Ergenekon tertibinin aktörleri çaresiz. Tertibin medyası bir şey bulamayınca operasyonun bir numaralı tanığı olarak gösterilen CİA ajanı Tuncay Güney'e sarılıyor. Yeni Şafak'ın ardından Sabah gazetesi de Tuncay Güney ile görüştü. Soruşturmanın sanığı pozisyonundaki Güney, şimdi de Emekli tümgeneral Veli Küçük'ün Ergenekon'un genel sekreteri olduğunu iddia etti. Bakalım tertibin savcısı Zekeriya Öz'ün bir numaralı tanığı iddianame yazılana dek neler söyleyecek neler...

Basın Ergenekon tertibinde dönüyor dolaşıyor birşey bulamayınca, Tuncay Güney'e sarılıyor. Güney, AKP ve Fethullahçıların can simidi. Ergenekon tertibinin savcısı Zekeriya Öz'ün de bir numaralı tanığı...

Yeni Şafak gazatesi'nin ardından Sabah da Tuncay Güney ile görüştü. Sabah'ın Yeni Şafak'tan farkı Kanada'ya Abdurrahman Şimşek isimli muhabirini göndermesi oldu.

Hukuk çevreleri Tuncay Güney'in Ergenekon soruşturmasında sanık olması gerektiğini vurguladıkları ve Savcı Zekeriya Öz'ün soruşturma dayanağı Tuncay Günye kim?

Babası, Tuncay Güney çok küçükken ölüyor. Yetim ve yoksul. Çorum'da okurken İmam Hatip Lisesi'nde "ağabeyler" tarafından fark ediliyor. İstanbul'a getiriliyor. Ünlü "babalar ve oğullar" uygulamasına maruz kalıyor. Kişiliği yok ediliyor.

Suç işleyecek bir makine haline getiriliyor. Irzına geçilerek eşcinsel yapılıyor. Önce İsmailağa dergâhına yerleştiriliyor. Sonra hızla ilerliyor ve Fethullah Gülen tarikatına dahil oluyor.

1989-1991 yılları arasında Fethullah Gülen'in özel kalemi olarak cemaatte görev yapıyor. Altunizade'deki FEM Dersanesi'nin en üst katındaki Fethullah'ın bürosunda randevuları o düzenliyor. Görüşmelere katılıyor. Samanyolu televizyonunun kurulmasını sağlayan ekipte yer alıyor.

O dönemde Samanyolu televizyonunda programlar yapıyor. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller ve Bülent Ecevit'i bile programına konuk ediyor. 1993-1996 yıllarında Akşam gazetesinde muhabirliğe başlıyor.

1998 Ocak'ında yayın hayatına başlayan haftalık Strateji dergisinin Haber Koordinatörü görevini yürütüyor. Tuncay Güney'in o dönemde yaptığı eylemleri de kendi ağzından aktaralım:

Doğu Perinçek'in Bekaa kampında Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmelerin fotoğraflarını PKK'dan alıp MİT'e getirdim. Lübnan'da PKK'nın adamıyla buluşup, fotoğrafları teslim aldım, getirip teslim ettim. Fethullahçıların Erbil'deki kolejinin kapanmasını önlemek için PKK'ya 15.000 doları ben götürüp verdim.

Tansu Çiller ile Abdullah Çatlı'yı birlikte gösteren fotomontaj fotoğrafı DYP milletvekiline 2.5 milyar lira karşılığında sattım. Büyük Birlik Partisi'ninin kuruluşu için Fethullah Gülen'in verdiği para destesini Muhsin Yazıcıoğlu'na teslim ettim.

 

FUTBOL -TARİKAT İLİŞKİSİ

Galatasaray Divan Başkanı İrfan Aktar, Aydınlık Dergisi'ne verdiği özel demeçte, kulüpteki tarikat ilişkileriyle ilgili iddialara yanıt vermiş ve "Galatasaray laik bir camiadır" demişti. Bugün ilginç bir gelişme yaşandı ve Galatasaraylı Hakan Şükür Zaman gazetesine haftasonu oynanacak olan Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesi çok tartışılacak açıklamalar yaptı.

 

Galatasaray'da son dönemde alevlenen tarikat tartışmalarını Aydınlık Dergisi'ne değerlendiren Galatasaray Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar, "Galatasaray ile tarikatların bir arada anılması doğru değil. Camiamız laiktir" dedi.

Konu hakkında Aydınlık Dergisi Spor Editörü Aydın Cingöz'ün sorularını yanıtlayan Aktar, şunları söyledi.

"Galatasaray camiasının, herhangi bir tarikatla bağlantısı olabileceğini düşünmek yanlıştır, tarikatlarla yakından uzaktan bir ilişkisi söz konusu olamaz. Cumhuriyet'in kuruluşunda Atatürk'ün en yakınında olan birçok insan Galatasaraylı'dır.

 

Galatasaray Kulübü'nün yüzlerce lisanslı sporcusu vardır. Biz sporcularımızın inanç dünyalarını yorumlayan ve kontrol eden durumda olamayız" Aktar, tarikat lideri Fethullah Gülen ile ilişkisi olduğu bilenen Hakan Şükür için: "Galatasaray Divan Kurulu Başkanı olarak inançlarımı açıklamam caiz değil.

Hakan Şükür, kulüp bünyesinde bu şekilde ifadelerde bulunuyorsa doğru değil. İnanç dünyasını kulüp dışında yaşaması gerekir. Din işleri kesinlikle kulübe karıştırılamaz" dedi.

Bu haber dün çeşitli basın yayın organlarında geniş yer bulurken, bugün ilginç bir gelişme yaşandı ve Hakan Şükür, hafta sonu oynanacak olan derbi maç öncesi Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesine çok tartışılacak açıklamalar yaptı.

Hakan Şükür, Zaman Gazetesi'ne yaptığı, "Derbi, Kutlu Doğum Haftasına yakışır bir şekilde olsun" derken, spor kamuoyu, Şükür'ün bu sözleriyle, derbi maçı bağdaştırmasına bir anlam veremedi.

Hakan Şükür'ün Zaman'a yaptığı açıklama şöyle: "Futbolda alınan sonuçlar, kimilerine göre önemli, kimilerine göre hayati önem taşıyabilir. Fakat biz öyle güzel bir haftanın içinde bulunuyoruz ki, bunun kıymetini bilmek durumundayız.

'Kutlu Doğum Haftası' içindeyiz ve ona layık olmalıyız. Peygamberimiz'e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz'in hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantılarımızı ona göre şekillendirmeliyiz.

Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum"

 

SOROSÇU TESEV DİYARBAKIR'DA KONFERANS YAPAMADI

Soros'tan para almakla övünen TESEV'in Diyarbakır'da yapmayı planladığı Kürt sorunu konferansı iptal edildi. TESEV'in iptal gerekçesi, konferansa yeterli katılımın olmaması. Daha önce Fethullahçı Abant Platformu da benzer bir konferans yapacağını duyurmuş, kısa süre sonra iptal etmişti.

Soros'un her yıl 2 milyon dolar verdiği TESEV'in Kürt sorunu konferansı iptal edildi. 26-27 Nisan'da Diyarbakır'da yapılması planlanan konferansın iptal gerekçesi yeterli katılımın olmaması. TESEV'den yapılan açıklamada, konferansın başka bir tarihte tekrar yapılabileceği belirtildi.

Daha önce Fethullahçı Abant Platformu Diyarbakır'da Kürt sorununa ilişkin bir konferans düzenleyeceğini duyurmuştu. 28-29 Mart'ta yapılacağı ilan edilen konferans, kısa süre sonra güvenlik gerekçesiyle iptal edilmişti.

 

TÜRK-İŞ: BAKANLAR KURULU'NUN 1 MAYIS KARARINI KABUL ETMİYORUZ

Türk-İş Başkanlar Kurulu toplantı. Toplantı öncesi kameralar karşısına çıkan Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasası, 1 Mayıs ve Sendika yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 1 Mayıs Taksim'de kutlanması ile ilgili girişimler sürüdüğünü belirten Kumlu, "Bakanlar Kurulu kararının gözden geçirilmesini istiyoruz" dedi.

Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, kendilerine yönelik eleştirileri cevap verirken, hükümete uzlaşı çağrısı yaptı. Kumlu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasasıyla ilgili kendilerine sunulan eleştirilere yönelik şu açıklamaları yaptı:

"18 maddenin 16'sında anlaştıktan sonra eylem yapsaydık inandırıcılığımız kalmazdı. Emek Platformunun müzakerin ardından bir eylem kararı alınmamıştır. Cayan Türk-İş olmamıştır." "Hükümetle uzlaşamadığımız ve takipçisi olacağımız konular bellidir. " diyen Kumlu "Taleplerimiz için girişimlerimiz devam edecek. Önceki gün sayın bakanla bir görüşme daha yaparak taleplerimizi yineledik. Bilinçli olarak Türk-İş'i yıpratma çalışması yapıyor." dedi.

Taksim'de 1 Mayıs kutlanması ile ilgili girişimlerinin sürdüğünü belirten Kumlu, "Taksim yasağının kalkması için Abdullah Gül'ün yaklaşımı olumludur. Taksim'in yasağı provokasyona ve teröre prim veren bir yasaktır. Taksim emekçilere açılmalıdır diyor, dünkü Bakanlar Kurulu kararının gözden geçirilmesini istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Kumlu Hükümete uzlaşma çağrısında da bulunarak şunları ifade etti: "Hükümet IMF odaklı ekonomik politikadan vazgeçmelidir. Siyasette diyalog yerine kavganın hâkim olması son derece kaygı vericidir. Hükümet bütün icraatlarını uzlaşı doğrultusunda atmalıdır. Uzlaşıyı hiçe sayanlar ülkeyi yönetmekte zorlanacaktır. Uzlaşma için en büyük görev hükümete düşüyor. Bu çağrıyı yapmak bizlerin görevidir."

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Bakanlar Kurulu'nun 1 Mayıs kutlamalarına yönelik kararlarına ilişkin, ''Bu açıklamalardan sonra kutlamaları Taksim'de yapmak daha anlamlı hale gelmiştir, boynumuzun borcu olmuştur'' dedi.

Çelebi, yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu toplantısında 1 Mayıs ile ilgili alınan kararları "dağ fare doğurdu" şeklinde değerlendirdi.

KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da Bakanlar Kurulu'nun açıklamasını "malumun ilanı" olarak nitelendirerek, emekçilerin zaten1 Mayıs'ı birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kutladıklarını söyledi. Tombul, "Hükümetin değerlendirmesini kabul edilemez buluyoruz. Biz 1 Mayıs'ın, resmi tatil ilan edilmesini istiyorduk" diye konuştu.

ULUSAL KANAL

İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:7/7 34430 Beyoğlu İstanbul

Tel : 0 (212) 251 50 90 Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Ulusal Kanal (C) 2007

http://www.ulusalkanal.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_012.jpg

En Son Yorumlar