Fatih Terim kimin elini öpmüştü?
Perşembe, 10 Nisan 2008 11:20
Fatih Üniversitesi, Fethullah Gülen Cemaati’nin eğitim halkasının bir parçası.
Mustafa Denizli’nin Galatasaray için en iyi çözüm olduğu konusunda bu takımın iyi taraftarları, kimi yöneticiler ve spor yorumcuları da hemfikir. Ancak Denizli’ye iş teklif etmesi gereken Adnan Polat’tan ses çıkmıyor. Yüzeysel olarak bakıldığında Denizli’nin Fenerbahçe’yi yönettiği için Galatasaray’a gelmeyeceği düşünülebilir.

Oysa bu çok basit bir bahane. Denizli’nin yurtdışı tecrübesi de var, yurtiçi de, her bakımdan Galatasaray’ın aradığı bir hoca.

“Hiçbir takımı lig ortasında almamak” gibi bir prensibi de var Denizli’nin. Ama Galatasaray gerçekten zor durumda. Her biri final niteliğinde beş maçı var, dahası Gençlerbirliği’yle Kupa’da karşılacak. İşin ucunda Şampiyonlar Ligi var ve takımı kim olduğunu bilmediğimiz biri yönetiyor.

 
Yönetimin hiç değilse nezaketen Denizli’ye gidip bir teklif sunması gerekiyor. Acil durumda yardımına ihtiyaç duyulduğunun belirtilmesi ve profesyonel bir anlaşma sağlanması gerek: Beş maçı kazan şu kadar para, şampiyon yap bu kadar para, sezon sonunda da konuşalım.

En azından o da düşünür, hatta Camia baskısından dolayı kabul etmek zorunda da kalır. Ama Galatasaray yönetimi Mustafa Denizli’nin kapısını çalmıyor.

Acaba Adnan Polat, yöneticilik yaptığı yıllarda hep Denizli’nin gölgesinde kaldı ve bunu hiçbir zaman sindiremedi diye mi? Konuşulanlar doğru mu, diye merak ediyorum. Kulübün başkanı olmasına rağmen Adnan Polat, Denizli’nin karizmasının altında ezilip gölgede kalmaktan korkuyor olabilir. Öyle ya, bütün başarılar Denizli’nin hanesine yazılacak, Polat’ın başkanlığı gölgelenmiş olacak.

İnsanoğlu, kim bilir...

Bu ilkel düşünceye rağmen, ben yine de bir başka sebebi olduğunu düşünüyorum Mustafa Denizli’yle ilgilenilmemesinin.

Gazetelerde çıkan bir haber yol gösteriyor doğrusu. Dünkü gazetelerde yer alan bir spor haberini dikkatle okuyalım:

“Fatih Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanlığı, Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’e ‘Futbolun Profesörü’ unvanı verdi. Türkiye’de daha önce ‘İmparator’ lâkabı ile anılan Fatih Terim, üniversitenin Hadımköy’deki yerleşkesinde düzenlenen törende ‘Futbolun Profesörü’ unvanına da kavuştu.”

Fatih Üniversitesi, Fethullah Gülen Cemaati’nin eğitim halkasının bir parçası. Bundan bir süre önce Fatih Terim’in Amerika’ya giderek Hocaefendi’nin elini öptüğü, icazetini alarak Milli Takım’da göreve başladığı epey telaffuz edilmişti futbol kamuoyunda.

 

Unutmamak gerekir ki, Terim’in yerine geldiği Ersun Yanal’ın bileti de Hakan Şükür’ü (Cemaat’in futbolcusu) kadrodışı bıraktıktan sonra kesilmişti. Bir dönem Hakan Şükür’le Terim’in de arasının açık olduğu, sonradan düzeldiği de iddia ediliyor. Ziyaretin payı var mı acaba?

 

Hocaefendi’nin elini öptüğü konuşulan Terim’in önü ise yeniden açıldı. İşte son halkası olarak Hocaefendi’nin üniversitesinden de “Futbolun Profesörü” unvanını aldı...

Tabii ki futbol dünyasında onca başarısızlığa, hatta takımdaşlık konferansında işten atılmasına rağmen Fatih Terim iş bulur, önü açılır, belli bir basın tarafından yere göğe konulmaz.

 

Kendisine çok ihtiyaç duyulmasına rağmen, bu dönemde herkes adını telaffuz etse de Mustafa Denizli’ye ise teklif sunulmaz. Çünkü Denizli, Amerika’ya gidip Hocaefendi’nin elini öpmemiş, icazet almamıştır.

Mustafa Denizli’nin Galatasaray’ın başına neden gelmediğinin sorusu burada gizli işte.

--------------------------------------------------------------------------------

George Clooney’le aynı binada

Londra’daki The Dorchester oteline girerken kapıdaki onlarca paparazzi’den ünlü birinin de burada konukladığını anladım geçen gün. Gazetecilerin sayısı içeride sıradan biri olmadığını da gösteriyordu, böyle ilgi olsa olsa bir Hollywood yıldızına ait olabilirdi.

 

Resepsiyona kapının önündeki gazetecileri sordum, “Çünkü burada ünlü biri kalıyor” dedi ama kim olduğunu söylemedi. “Erkek mi kadın mı” diye sordum, “Erkek” dedi ve o saatten itibaren otelin içinde dedektiflik turlarım başladı. Oda temizleyenlerden valet’lere, porter’lara kadar herkesle muhabbet açarak kim olduğunu tespit etmeye çalıştım.

 

Bu arada bu şöhretli ismin otelde vakit geçirdiği bilgisine kavuştum, karşılaşmak mümkünmüş. Ancak hiç kimse adını söylemedi, iyi talimat almışlar.

En sonunda tecrübesiz olduğunu tahmin ettiğim genç bir otel görevlisinin ağzından “Şöhretli misafir ne yapıyor” sorusuna karşılık, “Hangisi” cevabını aldım. “Erkek olan, neydi adı, hani oyuncu” diye oltamı salladım ve George Clooney olduğunu öğrendim.

 

Öğrendim de iyi mi oldu?

Başladı bende bir panik... Clooney’le aynı binada olmak... Ya yan odadaysa? Ya asansörde karşılaşırsak? Ne yiyor, ne içiyor, kiminle kalıyor, bizim gibi insan mı acaba? Dorchester’dan ayrılamaz oldum.

Bir Hollywood yıldızıyla aynı otelde kalmanın böyle zorlukları da var demek ki: İnsanın merakı tetikleniyor ve sizi şehirden alıkoyuyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Ergun Babahan teşekkür etmeli

Algı araştırmasında gazete dendiğinde en çok akla gelen markanın Sabah olması şaşkınlık yarattı; bunca sene Türkiye’de gazete Hürriyet’ti, son bir senede, hem de Sabah’ın en kötü döneminde unvanını kaptırdı.

 

Sabah tiraj patlaması mı yaptı? Hayır. Olağanüstü gazetecilik başarıları mı gösterdi? Hiç söylenemez bu.

Ama şu oldu: Son bir senede Sabah’tan o kadar çok bahsedildi ki. El konmasının ardından başta Ahmet Ertürk ve Fatih Altaylı olmak üzere hemen her konuşmalarında dikkatleri Sabah’a çekti, Sabah’ın adını telaffuz ettiler. Başka köşelerde, televizyonlarda Sabah’ın adı çok fazla geçti. Bu da ister istemez algıyı diri tuttu, herkesin kulağının bir yanında Sabah gazetesinin adı kaldı.

 

Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, gazetesini bu kadar kamuoyunun önüne taşıyanlara teşekkür etmeli, hem bizzat arayarak hem de belki birer armağan göndererek. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz”a çok iyi bir örnek oldu Sabah’ın birinciliği...

Oray Eğin Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Yorumlar
Ara
gürkan   |88.235.107.xxx |2008-05-23 22:07:27
ben fatih hacayı çok seviyorum en büyük fatih haca ben futbolcu olmak
istiyorum yeteneğim çok güzel siz leri seviyorum
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_006.jpg

En Son Yorumlar