BİLİME ILIMLI İSLAM HÜKMEDERSE / NURTEN AKYAZILILAR
Çarşamba, 20 Ağustos 2008 05:58
Bir ülke ki yasaları istenildiği gibi delinir, anayasası amaçlar doğrultusunda kalbur edilir.
Bir ülke ki üniversitelerin rektörleri hükümetin kafa yapısına uyarsa, göreve atanır. Bir ülke ki İlahiyat-İmam Hatip çalışmalarına, AR-GE ve Bilim’den daha yüksek bütçe ayırır. Bu öyle bir ülke ki yıllarca eğitip, emek verdiği değerlerini elinde tutmayı beceremez; beyin göçüne kurban eder. Hele bir de ulusal değerde önemli çalışmaları olan tek tük bilim adamları vardır ki onların geliştirdiği buluş ve yöntemlerle ülke kazara kalkınır diye faili meçhul cinayetlere kurban gidiverir. Aselsan’da arka arkaya yaşanan anlamsız ölümler ile Isparta’ya giden uçağın düşmesi sonucu yitirilen fizik mühendislerimizin ölümlerinin ardındaki sır elbet bir gün aydınlanacaktır. AB-D ülkelerinde üniversite laboratuarlarında geliştirilen her tür buluş ve yöntem hükümetlere satılıyor. Alan da satan da memnun oluyor… Bu ülkede ise Döner Sermaye bütçesi ile üniversiteleri ayakta tutabilmek için rektörleri kırk takla atıyor. Bioteknolojiyi kullanarak insanların gen yapısını, uzaktan zihin kontrol sistemleri ile de algılarını bozan emperyal güçler, pek çok psikolojik savaş tekniğini kullanırken de insanlık adına etik değerleri dikkate almazlar. Uzayda muhtelif araştırmalar yapan bu güçler, insanların beyin dalgalarıyla oynayarak aklın sınırlarını zorlarken bu tarafta öyle bir ülke var ki kobay olarak insanlarını kullandıkları için sık sık tersanelerinden ölüm haberleri gelir… Kaçak olarak hizmet veren dağ başındaki (niye dağ başında ise?) kız Kur’an Kursu yıkılır; 18 küçücük kız ölür; adına ‘Ilımlı İslam’ denilen psikolojik savaş tekniğiyle uyuşmuş beyinler yüzünden, ne aileleri ne de devlet hesap soramaz… Mayınlara basma ya da sınırda, dağ başlarında kurulan derme çatma jandarma karakollarına yapılan ani terör baskınları yüzünden askerleri ya gazi ya da şehit olur… Bu kadar ekonomik darboğaza rağmen her ailen en az üç çocuk yapmalarını talep eden Başbakanın ülkesindeki hastanede erken doğumla dünyaya gelen bebekler kuvöz yetersizliği ve virüs sebebiyle ölür gider, minicik bebeler adi kutular içinde hayalleri yıkılan acılı ailelerine teslim edilir… Bu garip ülke neresi diye çok fazla uzağa gitmeyin; Afrika’nın adı bilinmeyen garip gureba ülkelerinden biri değil burası; Türkiye… Bilim-irfan yuvaları üniversitelerimize atanan rektör karmaşasından sonra şimdi de son derece önemli bir kurum olan (TÜBİTAK) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na düşünülecek bir atama yapıldı… AKP’nin 2004’te hazırladığı, TÜBİTAK Başkanı ve Bilim Kurulu üyelerinin bir defaya mahsus olmak üzere Başbakan tarafından atanmasını öngören yasası TBMM’den geçmiş ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iki kere veto edilmişti. Sonrasında da CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak yasayı iptal ettirmişti. Fakat şimdi bu yasa yine değiştirilerek, TBMM tatile girmeden apar topar meclisten yeniden geçirildi. Bilim Kurulu’nun 14 üyesinden 10'unun Başbakan tarafından seçilmesi sağlandı. Cumhurbaşkanı Gül de yasayı, 13 Ağustos'ta onaylayınca, Başbakan Erdoğan görevi bu tarihten beri vekaleten yürüten Prof. Nükhet Yetiş’i TUBİTAK’a asaleten atadı ve bugün (19.8.2008) atama kararnamesi Cumhurbaşkanı Gül'ün imzasından çıktı… TÜBİTAK Başbakan için niye önemlidir? TÜBİTAK ne işler yapar? Bir özel sektör kuruluşu, TÜBİTAK’tan Ar-Ge projeleri için finansal destek alabilir; enstitülerle işbirliği içinde tüm test, analiz, sistem kurma ve geliştirme çalışmalarını yürütebilir; danışmanlık ve eğitim hizmetleri alabilir; uluslararası işbirlikleri geliştirebilir; bilim ve teknoloji dünyasıyla ilgili veri tabanlarından yararlanabilir. Ülkemiz sanayi kuruluşlarının Ar-Ge’ye daha fazla kaynak ayırmasını özendirmek, sanayi kuruluşlarının kendi arasında ve üniversitelerle daha yakın işbirlikleri ve ortaklıklar sağlamasını teşvik etmek amacıyla TÜBİTAK Yenilik ve Destek Programlığı Başkanlığı (TEYDEB) nezdinde destek programları yürütür. Ülkemizin çeşitli şehirlerindeki TÜBİTAK’a bağlı enstitülerimizin temel görevi, kamu ve özel sektör kuruluşları için pozitif bilimler alanında, temel ve uygulamalı araştırma, test ve analizler yapmak, yeni sistemler ve projeler geliştirmektir. Özellikle; Kocaeli- Gebze’de bulunan Marmara Araştırma Merkezi (MAM)’daki enstitüleri Türk Sanayi’ne üstün kaliteli hizmet vererek Türk sanayinisinin önünü açmaktadır. Aynı yerleşkede bulunan TEKSEB ve TEKNOPARK da Ar-Ge çalışmaları yapan özel sektör firmalarına ortam ve olanak sağlamaktadır. TÜBİTAK, işbirliği halinde olduğu bölgesel ve uluslararası örgütlerle ülkemizdeki kurum, kuruluş ve uzmanlar arasında bağ kurar, ortak araştırma projeleri için ortam yaratır ve bu tür projeleri destekler. Özellikle, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 19 Avrupa ülkesi ve Avrupa Birliği’nin kurduğu uluslararası bir kurum olan EUREKA ile özel sektör kuruluşlarına önemli destekler verilmektedir. Ayrıca, uluslararası bilimsel toplantılar, uzman değişim programları, çalışma ziyaretleri gibi etkinliklere maddi destek sağlar, uzmanlarımızın bu tür bilimsel örgütlerin faaliyetlerine aktif katılımını destekler. TÜBİTAK’a Başbakan Erdoğan tarafından atanan Nüket Yetiş Kimdir? TÜBİTAK Başkan Vekili olarak atanan Prof. Dr. Nüket Yetiş, 1973'te Boğaziçi Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği lisans, 1975'te İşletme yüksek lisans derecelerini aldı. Endüstri Mühendisliği doktora derecesini 1982'de İstanbul Teknik Üniversitesi’nden alan Yetiş, 1988’de Doçent, 1993’te Profesör unvanını kazandı. 1985-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesi’nde çeşitli akademik görevlerde bulunduktan sonra en son dekanlık yapan Yetiş, daha sonra da Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü'nün (TÜSSİDE) başkanlığını üstlendi. Aktif eğitim ve çalışma hayatı sürdüren Yetiş, 2000 yılından bu yana Kurumsal Yönetimin Geliştirilmesi ve Yeniden Yapılanma alanlarında Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SSK Başkanlığı gibi 75’ten fazla özel ve kamu kurum ve kuruluşuyla ortak çalışmalar yaptı. Sabah’ta Balçiçek Pamir ile yaptığı söyleşide hakkında çıkarılan tarikat bağlantıları ile gençliğinde türban taktığı yolundaki söylentileri kabul etmeyen Yetiş, eğitim alanlarına türbana olumsuz bakmıyor olacak ki eleştirilerin sert ve yoğun olduğu dönemde dahi ödül törenlerinde türbanlı öğrenci görüldü... 2004’te yapılan bu söyleşide TÜBİTAK’ın sahip olduğu 300 trilyon değerindeki bütçesine ayrıca dikkat çekiliyor. Gizli istihbarat birimi oluşturduğu iddia edilen Başbakan’ın bir de böylesi kritik öneme haiz bir kurumun başına istediği gibi yönlendirebileceği birini atarsa!... Yorumları siz değerli okurlarımıza bırakıyorum… Kabalcı Yayınlarının Felsefe kitapları serisinden Nusret Hızır çevirisiyle çıkan Erasmus’un, ‘Deliliğe Övgü’ eserinde filozofumuz, bütün bilimlerin içinde en faydalı olanlarının sağduyuya dayalı olanlar olduğunu ve bunların da deliliğe daha yakın olduklarını belirtilerek, şöyle diyor: “… Her ne ise, bütün filozoflar (zira kendi hakkımda bunu söylemek istemem), onlarla alay etmekte, onlara eşek gözüyle bakmakta birbiriyle uyuşurlar, fakat bu alemin büyük ve küçük işlerini keyiflerine göre düzenleyenler; gene büyük eşeklerdir. Bu cahiller, gelirlerini artırırlar; oysa tanrısallığın bütün gizlerini bilen teolog, bir tabak kötü sebzeyi miskin miskin yer ve vücudunu kemiren haşarata karşı sürekli bir savaş vermek zorunda kalır”…
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne