|
Partisi kapatılmaktan ve ceza almaktan bir oyla kurtulan RTE acaba “hükümetinin (tabii kendisinin) ekonomik ve siyasal istikrar açısından büyük risk oluşturduğunu” öne süren iç ve dış yorumları dikkate alacak mı?
Ünlü dergi The Economist, bu soruya yanıt ararken “…başarısızlıkla sonuçlanan üniversitedeki türban yasağını kaldırma girişiminde olduğu gibi laik kesimleri provoke etme konusunda ısrarcı olabilir…” diye yazıyor. RTE’nin Yargıtay ve Danıştay’a yaptığı iade-i ziyareti yüksek yargı organlarının başkanları olumlu karşıladılar. Örneğin Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, kısa açıklamasında ziyareti “son derece olumlu” buluyor. Daha önceleri de söylediği bir sloganı yineliyor, “Biz kavga yanlısı değiliz” diyor. İyi de, ne çare bu söz tek taraflı. Gerçeker’in basına yaptığı açıklamadaki öğelere Yargıtay’ı ziyaretinden sonra değinmiyor RTE. Başkanın yeni bina dışında, özenle vurguladığı Yargıtay Yasası’ndan söz etmiyor. Oysa siyasal iktidarın, Başbakan dahil irili ufaklı iktidar sözcülerinin Yargıtay’a ve yargıya saldırıları unutulur olaylardan değil. Unutulduğu varsayılsa bile bu olaylar belleklerde tazeliğini koruyor. *** AKP hükümetinin yargıya önümüzdeki dönemde saldırılarda bulunmayacağına kim güvence verebilir? Türban konusunda Yargıtay’ın, Danıştay’ın yazılı uyarılarına omuz silken, bu uyarılara karşı anayasanın iki maddesini türbanı serbest bırakma uğruna değiştiren ve… Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla başını yargı duvarına vuran RTE ile önceki gün Yargıtay ve Danıştay başkanlarını ziyaretiyle umutlu, olumlu işaretler veren RTE, aynı kişi. RTE’den olumlu işaretler almış olmalı ki, Yargıtay Başkanı Gerçeker, “aceleye getirmeden yeni bir Yargıtay Yasası hazırlayacaklarını” söylüyor. Bu yasa tasarısıyla yargı siyasal iktidarın müdahalelerinden kurtulacak mı veya RTE, daha önceki yıllarda olduğu gibi Yargıtay’a kelepçe vuracak yasal girişimlerinden vazgeçecek mi? Son istasyon Yargıtay’ın bağımsızlığını pekiştirecek bir yasaya onay verecek mi? Bu ve benzeri sorular, RTE’nin verdiği sözlerden bir süre sonra tam tersine yönelen, vaatleri bir hamlede silen kimliğinden kaynaklanıyor. *** Hemen her alanda olduğu gibi yargıda da sıkıntı, bunalım, gerilim; inandırıcı, güven verici bir portre çizmeyen RTE’den kaynaklanıyor. Anayasa Mahkemesi’ne açılan kapatma davasından ve sonuçlarından hayli ders almış mı almamış mı? İade-i ziyaretlerdeki olumlu tutumu sürecek mi sürmeyecek mi? Önümüzdeki günlerde soruların yanıtlarını RTE’nin davranışları ve uygulamaları ortaya koyacak. RTE nedir, ne değildir, yakın geçmişteki olaylardan ne ölçüde ders aldı veya almadı, bir kez daha göreceğiz. Sorunların temelinde şu soru yatıyor: RTE, yüzde 47 oyu “halkın verdiği açık çek” diye yorumlamaya devam edecek mi? Kapatma davasına karşın AKP oylarının yüzde 49’lara yükseldiğinin altını çizen sözleri, aksini gösteren ilk işaret… 2009’un martındaki yerel seçimlerde oyları yükselecek olursa; RTE’nin bugün göstermeye çalıştığı olumlu yüzün yerini, yine yeni gerilimlere yol açabilecek aykırı bir yüze bırakması elbette bir olasılıktır ama yabana atılacak bir olasılık, hatta beklenti de değildir. Huylu huyundan vazgeçer mi sorusu geçerliliğini koruyor!
|
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...