|
“Henüz mürekkebi kurumadan..” deniyorsa da, Anayasa Mahkemesi’nin AKP kapatma davası kararının daha gerekçesi bile yazılıp ilan edilmeden, AKP “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” yargısını, suçunu kanıtlamak istercesine, iktidar icraatlarını sürdürmekte pervasız, önünde bir engel kalmamış, sakınca görmüyor havalarında yoluna devam etmek istiyor…
Görüntüler Kuşadası sahil şeridinden; kamuya ait orman ve deniz kıyısı alanı. Gerekçesi yazılmamış koca koca tabelalar, çekilmiş tellerle halkın girişine kapatılmış. Halka yasaklanmış kamu alanında AKP parti amblemli araçlar dahil, pek çok araç, kadınlı erkekli kalabalıklar var. Özel piknik, denize girme alanından yararlanan kadınların büyük çoğunluğu türbanlı, haşemayla denize giriyorlar, piknik yapıyorlar. AKP militan yönetim kadrolarınca, hangi ölçeklerle AKP kadrolarına tahsis edildiği, gazetecilerin görevlilere yönelttikleri sorulara yanıt verilmediği için bilinmeyen alanların, yakında özelleştirileceği bilgisi de veriliyor. Yöre sakinleri, kendilerine giriş, yararlanma izni verilmeyen orman ve sahil alanının, AKP yöneticilerinin tahsisinde, parti-seçim propagandası kapsamında düzenlenen parasız turlar için kullanıldığını söylüyorlar… Yürürlükteki yargı kararları, hukuk düzenine karşı, üniversitelere türbanı sokma operasyonu yapmaya kalkışan, sonra da eylemini yüzüne gözüne bulaştıran kraldan çok kralcı YÖK Başkanı’nın türban icraatı tartışmaları taze belleklerde; laik Cumhuriyeti, yürürlükteki hukuk düzenini savunmada direnen rektörlerin tümünü tasfiye eden bir operasyonla karşı karşıyayız. Zaten demokratikliği, işlerliği çok tartışılır bir seçim sistemi içinde seçilmiş rektör adaylarından, laik Cumhuriyetin savunulması, türbana karşı çıkmada bilinen isimler, seçim sonuçlarında liste başlarını tutmuş olsalar da yerlerini koruyamadılar. Cumhurbaşkanı’nın dengelerini değiştirdiği YÖK yönetimi, Cumhurbaşkanı ile danışmalı, paylaşımla rektörlükten alındılar. AKP kapatma davasının sanığı Sayın Cumhurbaşkanı, kraldan çok kralcı YÖK Başkanı, yürekleri elveriyorsa, elbette 12 Eylül’ün antidemokratik yasasından aldıkları yetki ile yaptıkları tasfiye ope-rasyonunun inandırıcı, adil olabilecek gerekçelerini açıklasınlar. Laiklik, Cumhuriyet yandaşlığının suç sayıldığı, türbana karşı olanların tasfiye edildikleri, AKP ya da ünlü hoca yandaşı olanların ödüllendirildikleri bir liste yapmadıklarının belgelerini sunsunlar. Bizi önyargılı olmaktan utandırsınlar… Çünkü taraftarlarının sığındıkları “Sezer de aynısını yapı-yordu” gerekçesi, gerçeği yansıtmıyor. Sayın Sezer listelerde sıralama değişikliği yaparken, kamu yararı kriterlerinde öylesine titizlikle davranıyordu ki… AKP yandaşı, tarafı üniversiteliler bile, isimler, kriterler üzerinden bu değişikliklere karşı çıkamıyorlardı. Tek başına Cumhurbaşkanı’nın YÖK yönetimi ile paslaşmış, paylaşımlı rektör atamaları bile, AKP’nin iktidar gücünü böylesine yaygın, demokrasinin güçler ayrılığı kriterlerine, özerk kurumların ayakta kalmaları ilkelerine aykırı ele geçirmişken, ülkemiz ve rejimimiz, en çok da demokrasimiz için ne çapta ciddi tehdit oluşturduğunun yeni bir önemli kanıtı. Hani Türkiye’ye emperyal çıkarları adına yeni bir rejim, “ılımlı İslam cumhuriyeti” donu biçmeye kalkışan dış odakların, ABD, AB siyasileri ile ülkemizdeki yandaşlarının ağızlarından düşürmedikleri yüzde 47 oy, demokrasi kriteri var ya? Bir ülkede, demokrasi rejiminin ayakta kalabilmesinde, kendini savunabilmesinde geçerli kriter, polemikte kullanılanın tam tersidir; yani programı, amaçları, icraatları ile rejim için tehdit oluşturan bir siyasi parti marjinal, küçükse, rejim için tehdit oluşturacak güce sahip değilse, varlığına çok daha kolay hoşgörülü bir farklı ses, renk olarak bakılabilir. Seçmenin yüzde 47 oy çoğunluğunu almış bir parti, icraatları için mutlak iktidar elde etmiş, hele de milletvekillerinin demokratik seçilmemesinden başlayarak, Meclis çoğunluğunu, kadrolaşmaları ile özerk kurumları, anayasal, kamu yararı denetimini yapmaktan sorumlu Cumhurbaşkanlığı’nı da eline geçirmişse… İcraatları ile “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” en üst yargı kurumunun açılmış davasında, 1’e karşı 10 oyla karar haline gelmiş, ceza kesilmişse… Rejim için tehdit oluşturma kriterleri katlanmış demektir. Demokrasilerde parti kapatılmasını savunmamak, anayasal düzenin partileri kapatmayı zorlaştırmasını özgürlükler boyutunda istemek başka, iktidarı ile birlikte demokrasinin olmazsa olmaz kriterlerini, güçler ayrılığı ilkesini kırabilmiş, devleti içten içe ele geçirmiş, diktatoryal yönetme eğilimleri giderek kabaran bir siyasi partinin, sivil darbe ile rejimi değiştirme tehdidine karşı durmak çok başka!.. AKP’nin, isterse en ılımlısından da olsa, emperyal projeler kapsamında, Atatürk devrimleri, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, rejimi sivil darbe girişimi ile değiştirme kastına karşı durmak, bu ülkenin her bireyi, vatandaşının öncelikle kendi insan hakları, ülkesine sahip çıkma görevidir… Cumhuriyet.com.tr
|
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...