Bize 7-8 Haşim Kılıç lazım! / Ruhat Mengi
Cumartesi, 02 Ağustos 2008 09:26
Biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç kapatma davasının sonucunu açıklarken, benim hemen ertesi gün üzerinde durduğum çok önemli bir siyasi mesajı araya sıkıştırdı ve: “Siyasi aktörlere sesleniyorum, parti kapatma kararı vermeyi hiçbir üye istemez, biz uzlaşma içinde parti kapatmayı zorlaştıracak, çağdaş-demokratik ülkelerle beraberlik sağlayacak Anayasa değişikliğinin yapılmasını arzu ediyoruz” dedi.

Haşim Kılıç, Mahkeme’nin 11 üyesinden 10’unun verdiği kararla ters düşen bir başkandır (ki bu üyeler arasında daha önce birçok davada kendisiyle aynı görüşte olanlar da var, burada ayrılmışlar).

Bu söylediği ise, üyelerin verdikleri kararlara bakılınca gayet açık görünüyor Mahkeme’nin değil, kendisinin kişisel görüşüdür.

Ve tabii o “mesajı” verir vermez ertesi gün Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın bile dahil olduğu büyük bir koro “Anayasa değişikliğinin hemen yapılmasından söz etmeye, çoğu hem parti kapatma zorlaştırılsın, hem de laiklik yeniden tanımlansın” şarkısını çığırmaya başladı.

Onlara göre “Mahkeme böyle demek istemiş”...

Oysa Haşim Kılıç hukukçu filan olmamasına rağmen çağdaş ve demokratik Avrupa ülkelerinin çoğunun hukukunda “parti kapatma veya farklı yaptırımlar uygulama”nın mevcut olduğunu biliyor. 2000’li yıllarda o ülkelerde de “parti kapatma”ların, “seçime katılmaktan men etme”lerin olduğunu biliyor, bilmesi gerekir. Öncelikle bu noktada tepeden bir yanıltmaca var.

Sonra... Yine demokratik ülkelerin çoğunda bulunan Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinden 10’unun “laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğuna” karar verdiği bir parti kapatılmamışsa daha nasıl bir zorlaştırma beklenmektedir?

DAHA NASIL ZORLAŞTIRACAKSINIZ?

Kapatılsaydı bu söylenebilirdi belki ama bu durumda istenen nedir? Dünya ülkelerine şimdi de “Türkiye’de parti kapatmanın çok kolay olduğunu” empoze etmek mi?

Ve duruma bakın ki, beğenilmeyen Anayasa’ya ve Mahkeme’ye bakın ki “Anayasayı ihlal ettiği tescillenmiş bir parti bundan sonra da isterse Anayasayı ve laikliğin tanımını değiştirebilecek!”.. Hem de devletin Hazine’sinden 1/2 oranında para yardımı alarak...

Bu aynen, büyük suç işlemiş bir sanığa ağır hapis cezası vermek için “jüride 7 üye yerine 6 üye oy verdi, o zaman serbest bırakalım, üstüne de para yardımı yapalım” demek gibi bir şey... O kadar orantısız bir yaptırım yani ama yine de yeterli bulunmuyor.

Laikliği “yeniden ve daha demokratik olarak” tanımlamaya gelince... Eğer Türkiye’deki laiklik tanımı ve ilgili yasalarda hata varsa (ki burada kastedilen öncelikle yine türban konusu, buradan başlayarak dinin siyasallaştırılması, siyasete, devlete taşınmasıdır) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konularda neden hep Anayasa Mahkemesi kararlarını desteklemiştir?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 9. Madde neden konmuştur?

3 YIL SONRA NE OLUR?

Parti kapatmanın daha da zorlaşması partilerden önce şahıslara yaptırım uygulanmasıyla olur.

Yoksa, partilere yasal yaptırım tümüyle kaldırılır, Özbudun taslağında olduğu gibi önümüzdeki birkaç yıl içinde AYM üye sayısının çoğunluğunu da iktidarın seçmesi sağlanırsa, kısacası oraya 7-8 tane daha Haşim Kılıç gelirse o zaman güçlü bir iktidarın hatalarını kim ve nasıl demokratik yolla durdurabilir?

 

“Medyanın, YÖK’ün, yargının” sırayla dönüştürüldüğü, sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının bile susturulduğu bir ülkede asıl düşünülmesi gereken budur. Geri dönüşü imkansız bu adıma yardımcı olacak partilerin de bunun sorumluluğunu paylaşacaklarını bilmeleri gerekiyor.

Gazetevatan.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_009.jpg

En Son Yorumlar