|
CHP'nin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Sefa Sirmen, eğer Belediye Başkanı seçilirse «Kuran kursu da verilecek, Kuran öğrenmek isteyen çocuklarımıza Diyanet ve Müftülüklerin denetiminde bu kurslar da açılacak. »
Bunu her mahalleye yaygınlaştıracağız» dedi. 1950'lilerde «her mahallede bir milyoner yaratacağız» diyerek girdiğimiz yolda, sonunda «her mahallede Kuran kursu açma» aşamasına geldik, dayandık. Aslında yaşanan süreç, kendi içinde gayet tutarlıdır. Türkiye gibi geri kalmış, bağımlı ülkelerde «milyoner» yaratmak ancak toplumun insafsız bir şekilde iç ve dış sömürüsüyle gerçekleştirilebilir. Bu sömürüye karşı yükselecek tepkileri dindirmenin ve toplumsal muhalefeti uyuşturmanın en etkili yollarından biri ise dindir! Bu nedenle eğer «her mahallede bir milyoner» yaratılacaksa, «her mahalleye en az bir tane Kuran kursu» da açılmalıdır. Bugüne kadar İmam Hatipler ve okullarındaki zorunlu din dersleriyle yapılan bu «uyuşturma» işi, artık yetersiz kalmaktadır ve «her mahalleye Kuran kursu» açmak zorunluluk haline gelmiştir. «Devrimci» ve «laik» CHP'nin bunu görmesi ve çarşaf açılımından sonra Kuran Kursu açılımını da yapması aslında eleştirilecek değil, alkışlanacak bir davranıştır! Deniz Baykal çarşaflı hatunlara parti rozeti taktıktan sonra, «yakında sarıklılara da açar parti kapılarını…» diye düşünmüştüm, ama ne yalan söyleyeyim yanılmışım. «Sarık» CHP'yi kesmedi, Baykal «her mahalleye Kuran kursu» açılımıyla aslında ne kadar «devrimci» ve «laik» olduğunu bir kez daha gösterdi. Helal olsun! Bu arada münasebetsizin biri «her mahalleye Kuran kursu açmak «Din istismarı» olarak anlaşılır mı?» diye bir soru sormuş Baykal'a ve tabii hemen ağzının payını almış! CHP Genel Başkanı'nın verdiği yanıtta, her bir cümlesinden bilgelik akıyor: «Kuran öğretilsin demek din istismarı sayılır mı? Hiç olur mu? Bu çok tehlikeli bir laiklik anlayışı… Hangi sapık zihniyet böyle anlar? Böyle anlayanı tedavi etmek lazım… Batı medeniyetini iyi anlamak lazım… İnsan haklarının temellerinden biri de inanç özgürlüğü ve inancını öğrenme özgürlüğüdür. Dinini öğrenmek her vatandaşın hakkıdır. Biz diyoruz ki, bu işi mahalle arasından, kenardan köşeden çıkartalım. Tarikatlara, cemaatlere bırakmayalım. Diyanet İşleri'nin katkısıyla, sadece ezberini değil, doğru yorumunu, bilinçli aktarımını verelim. Bunu Diyanet gözetiminde Cumhuriyete, Atatürk'e saygısı olan sorumlu eller tarafından verilsin istiyoruz. Belediyelerde bilgisayar, lisan kursu veriyoruz. Talep olursa, Kuran kursu da verilebilir. Kuran öğreteceğiz diyene «Devlet elden gider, laiklik elden gider» denebilir mi? Sorun Kuran öğretmekte değil. Biz işte bunu, Kuran'ın doğru öğretilmesini öneriyoruz. Şu andaki düzenleme çok yanlış, Türkiye'nin başına sorun çıkarıyor. Bunun CHP ile partiyle de ilgisi yok. Bu parti işi değil. Diyoruz ki yerel yönetimler bu işi Diyanet İşleri katkısıyla üstlensin. Din istismarına, hurafeye karşı en önemli silah, doğru din eğitimidir.» (Vatan, 6.2.2009) Baykal'ın «sapıklık»tan girip «tedavi etmek»ten çıkan «derin» yorumunu okuyunca aklıma Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun Kuran Kursları hakkında birkaç ay önce yaptığı bir açıklama geldi. «Çağdaş din adamlığı»nın sembolü Bardakoğlu Ali bu konuda şunları söylüyor: «Diyanet'in Kuran kurslarını açması önemli çaredir. 7 bin kursumuz var. 2 bine düşerse o zaman endişe edin. Niye? Çünkü o zaman bu kursların yerine ikamesi yasal olmayan kurslar öne çıkmış demektir. Kaçak Kuran kursu olup olmadığını bilemeyiz. Müfettişlerimiz ve il müftülerimiz kapı kapı çalıp da «burada Kuran okutuluyor mu?» diye bir tarama yapamaz, yetkisi yok. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bazı yurtlarda takviye anlamında öğrencilere temel dini bilgiler ve Kuran okutuluyordur. Çare vatandaşın açık, şeffaf Kuran öğrenmesini kolaylaştırmaktır. Kurumlar birbirine güvenmezse, yapılan rejim tartışmasına dönüştürülürse bu işler kesintiye uğrar. İlkokul 4. , 5. sınıfta Din Kültürü dersi alan çocuk, niye iki satır Kuran öğrenemiyor? Niye yasak olsun? … Ankara'da oturup «kim kime Kuran öğretiyorsa karşısında beni bulur» diyemezsiniz. Derseniz de havada kalır. Yasakçı anlayış arttıkça yanlışlar kendiliğinden beslenme imkânı bulur. Yasaklar kalkmalı.» (Milliyet, 4.9.2008) Görüldüğü gibi devletin «çağdaş din adamları» sınıfının başındaki kişi, laiklik konusunda Deniz Baykal'ı gölgede bırakacak bir «bilgelikle» konuşuyor! İlkokullarda çocuklara Kuran öğretilmesini öneriyor, «yasaklar kalkmalı» diyor, dahası eğitimin dinselleştirilmemesi, laik, akılcı ve bilimsel temelde yapılması için geçerli olan kuralların uygulanamayacağını «havada kalacağını» söylüyor! İşte Deniz Baykal'ın «Cumhuriyete, Atatürk'e saygısı olan sorumlu eller» diye övdüğü kafa yapısı! İşte, size «çağdaş» din adamı! «Çağdaş» din adamı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu bu kadarla da kalmıyor ve geçtiğimiz Kadir Gecesi'nde bir kutlama mesajı yayınlıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın web sitesinde tamamı yayınlanan bu «Kadir Gecesi Mesajı»nın bir yerinde Ali Bardakoğlu şunları söylüyor: «Kadir Gecesini gereği gibi anlayıp hakkıyla değerlendirmenin yolu, Kuran'ı lafzıyla okumanın ve dinlemenin yanında, yaptığı çağrıyı anlamaktan, üzerinde derin bir şekilde düşünmekten ve mana ikliminde yol alarak hayatımızda onu rehber edinmekten geçer.» Şimdi «Batı medeniyetini iyi anlamak lazım» diyerek ahkâm kesen Deniz Baykal'a sormak gerekir: Kuran'ı «hayatımızda rehber edinmek» ne demek oluyor? «Laik» devletin Diyanet İşleri Başkanı, «Kuran'ı hayatımızda rehber edinme» çağrısı yapıyor! Oysa Türkiye'deki her okulda insanların görebileceği bir yere asılı olan ve okula daha ilk adımını atar atmaz çocuklarımıza öğretilen bir sözü var Mustafa Kemal Atatürk'ün: «Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.» Herkesin anlayabileceği bir Türkçe ile söylemek gerekirse, «yaşamda en gerçek yol gösterici, rehber bilimdir.» O zaman bir yol ayrımına geldik: yaşamda yol göstericimiz, rehberimiz Kuran mı olacak, bilim mi? Aklın ve bilimsel verilerin kılavuzluğunda bir yaşam mı süreceğiz, yoksa 1500 yıl öncenin dogmaları mı şekillendirecek hayatımızı? Örneğin iki kadının şahitliğini bir erkeğin tanıklığına eşit mi tutacağız? Kadınlar mirastan erkeklerinkinin yarısı kadar bir pay mı alacak? Çalanın elini kesip, zina yapanı kırbaçlatacak mıyız? Bu ve benzer uygulamalar mı yaşamımızda bize rehber olacak? Kısacası Mustafa Kemal Atatürk'e mi kulak vereceğiz, yoksa Bardakoğlu Ali'ye mi? «Kuran'ın doğru öğretilmesini öneriyoruz. Yerel yönetimler bu işi Diyanet İşleri katkısıyla üstlensin» diyerek minareye kılıf uydurmaya çalışan Deniz Baykal'a göre de işin doğrusu, Kuran'ı hayatımızda rehber edinme ve ilkokullarda çocuklara Kuran öğretilmesi midir? http://www.Heddam.com/index.asp?M=4969
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne