Italyan IL MESSENGERO DE MONDIAL gazetesinden;
Dinler arası diyalog basinda da gercekleşiyor !!! Fetullah Gulen Hocanın papa ile yapmış oldugu telefon görüşmesinden sonra ,Vatikan ,papalık maiyetinde bulunan din adamları da ZAMAN GAZETESINE abone oldular !!! Bu nedenle Vatikan tarafından Zaman gazetesine 3.8 milyon USD destek amaçlı para transfer edildi !!! Zaman gazetesinin İtalyanca basılarak,uçak kargoyla Vatikan'a nasıl iletileceği konusunda calışmalar basladı... Gazetenin Italya'da kurulacak olan Zaman tesislerinde basılması ve Fransa ve Almanya'da da kiliselere dagıtımı düşünülüyor. Ön görüldüğüne göre Italya'da da , kilise gorevlileri ve koyu dini inançları olan Italyan vatandasların da posta kutularına ücretsiz olarak Zaman gazetesinin dagıtılması çalışmaları da gündeme alındı. Böylece Zaman gazetesinin tirajinin daha da arttırılması planlanıyor. Fetullah Gülen'in cok saygı ve sevgi duydugunu belirttigi Papa hazretleri ise şöyle söyledi; "Fetullah Gülen'e ve ABD'de yapmakta oldugu,ABD'nin Ortadoguda BOP planı açılımları konusunda çalışmalarına,Vatikan tarafından verilmekte olan desteklerimiz devam edilecektir" . Amacımızı ABD'nin bölgeye daha fazla demokrasi ve insan hakları,özgürlük getirmesine yardımcı olabilmektir. Irak'da ise, görüldüğü gibi demokrasi ve insan hakları büyüyerek gelişmektedir !!! " Papa sozlerine şöyle devam etti; "Biz sayın Fetullah hocayla cok yakın ilişkiler içindeyiz.Buna Turkiye'de sanırım şöyle diyorlar (Biz kankayiz) " 03.01.2008 / Rudolph Valentino *** saygin okurlar,Zaman gazetesine iliskin bir baska haber de Turkiye'den; HABER MERKEZLERİNE Zaman Gazetesi'nin 2 Ocak 2008 tarihli sayısının 1. sayfasında "Ulusal Kanal'a Kara Para İncelemesi" başlıklı bir haber yayınlanmıştır. Bu haber gerçek dışıdır. 2004 yılında Zaman gazetesinin kampanya tarzında sürdürdüğü yayınını ihbar kabul eden Sermaye Piyasası Kurulu, Ulusal Kanal'ı incelemeye aldı. Bu inceleme Mart 2006'ya kadar yaklaşık birbuçuk yıl sürdü. Ulusal Kanal şirketlerinin yapılanması, gelir, gider kalemleri, banka hesapları tek tek sıkı bir denetime tabi tutuldu. SPK uzmanları en küçük bir usulsüzlük bulamadılar. Yapılan denetim, 120 sayfalık SPK raporu ve 4200 sayfalık ekleriyle kayıt altına alındı. Sermaye Piyasası Kurulu, 28 Nisan 2006 tarihli 20. toplantısında 497 sayılı kararla Ulusal Kanal şirketlerinde Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı hiçbir uygulamanın bulunmadığını oybirliğiyle karara bağladı. Böylece Zaman Gazetesi aracılığıyla Televizyonumuzu hedef alan ABD-Fetullah Gülen operasyonu boşa çıkarıldı. Sermaye Piyasası Kurulu'nun vardığı sonuç; Ulusal Kanal'ın yasaya uygun davrandığıdır. "Uyarı cezası" gibi bir karar söz konusu değildir. Ancak Ulusal Kanal'ı hedef alan kanunsuz uygulamalar devam ediyor. Ulusal Kanal bu yeni girişimi, 23 Kasım 2007 günü kamuoyuna açıkladı. Bu kez de Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı bir inceleme başlatmıştı. Araştırma ve inceleme konusu: "5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun". Zaman Gazetesi bu açıklamamızı yayınlamadı. Şimdi yeni bir haber gibi gerçeği tamamen çarpıtarak Ulusal Kanal'a bir kez daha çamur atmaktadır. "Küreselleşme" programları Türkiye'yi mafya,gladyo ve kara para cenneti haline getirdi. Hükümet dahiyane bir buluşla sorunu çözmüş."Küreselleşme" programına karşı direnişin medyadaki kalesi Ulusal Kanal, "kara para" incelemesinin hedefi. Ulusal Kanal,Türkiye'nin milli kanalı.Emperyalistlerin kuşatma,bölme ve parçalama planları nedeniyle ülkemizin üzerine çöken karabulutları dağıtma görevini medya alanında yerine getiren televizyon. Türkiye'nin halkçı televizyonu.Telekom,Tekel işçileri Bismil köylüleri gibi mücadele eden halkın sesini duyurabildiği bir kale.Halkın televizyonu. Ulusal Kanal'ı yaratan güç halkın kendisi.Beşyüze yakın ortağı ve binlerce gönüllüsüyle her türlü saldırıyı göğüsleyecek güce sahip. Bu özellikleriyle ABD operasyonu öncesi emperyalistlerin ve iç gericiliğin önünde büyük bir engel. AKP Hükümeti ABD'nin dayatmalarıyla Irak'ın kuzeyindeki kukla yönetimi resmen tanımaya hazırlanıyor. Böylece Irak'ın bölünmesi resmileştirilirken, Türkiye'nin bölünmesi yolunda da en önemli adım atılıyor. Bununla birlikte bu gelişmeleri açıklayarak tavır alan Ulusal Kanal'ı susturmak için harekete geçiliyor. Saldırıyı tezgahlayanların ve alet olarak kullanılanların Ulusal Kanal'ın gücünü kavramaları olanaksız.Onlar başka bir dünyanın parçası. Ulusal çapta televizyon yayıncılığının Soroslarla işbirliği yapmadan, banka hortumcusu olmadan yapılamayacağına inanmışlar.Televizyonumuzun kurumlaşması ve direnci onları çılgına çevirmiştir. Bu nedenle boşluğa yumruk sallamaktadırlar. AKP medya alanında dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışmaktadır. AKP İktidarı, bir yandan kendi medya grubunu büyütüyor. Bir operasyonla Çalık Grubu "Sabah-ATV" ihalesini alıyor. AKP'nin iş adamları "ikinci büyük medya kuruluşu olacağız"açıklaması yapıyorlar.AKP,doğrudan yönetmediği medya kuruluşlarını ise iktidar gücü ve olanaklarıyla teslim alarak kendi yanına çekiyor. Bu silah Ulusal Kanal'a karşı etkisiz. Ulusal Kanal bir vatan savunması yapıyor.Yapılanması farklı.Ekonomik kuşatmalarla teslim alınması olanaksız.O zaman oradan buradan didikleme yolu seçiliyor. Ulusal Kanal'a giren her kuruş anamızın ak sütü gibi helal.Ortak ve gönüllü listesini herkes inceleyebilir. Türkiye'nin en değerli yurtsever aydınları, işçileri, iş adamları, zanaatkarları alınterleriyle Ulusal Kanal'ı yarattılar. Büyük sermaye kuruluşları çökebilir. Tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu. Ancak halkın bitmesi, yok olması olanaksız. Ulusal Kanal her şeyiyle halkımızın bir parçasıdır. Gücünü oradan almaktadır. İşte tam da bu nedenle Ulusal Kanal gelişecek, çok daha büyük görevleri yerine getirecektir. Ulusal Kanal milli, halkçı ve laik yayın çizgisiyle medya dünyasının yüz akıdır. Var oluş nedeni, Ülkemizi, Milletimizi ve Cumhuriyetimizi savunmaktır. Zaman Gazetesi ise bir kez daha ülkemizi ve milletimizi hedef alan emperyalistlerin ve onların işbirlikçisi karanlık güçlerin psikolojik savaşının aleti olmuştur. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla. Yalçın Büyükdağlı Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı 02 Ocak 2008 ACIKLAMA; Zaman Gazatesinin,ULUSAL KANAL hakkinda kaleme almis oldugu haber ne kadar dogru ise,Vatikan'in da Zaman gazatesine abone oldugu "Rudolph Valentino"isimli yazarin kaleme almis oldugu haber de O KADAR DOGRUDUR !!! Zaman gazetesi,ULUSAL KANAL tarafindan istenen haber duzeltmesini ne zaman yaparsa,Ben de haberimin ASPARAGAS oldugunu belirten aciklamami o zaman yapacagim !!! Iste,karalama yapmak ve iftira atmak bu kadar kolay ve basittir. Saygilarimla ... N.Kaptan ---------- Mustafa Mutlu
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
06.01.2008 Başbakan, Fethullah Hoca’yı ziyaret etti mi? Gazetecilerin en önemli işi soru sormaktır. İyi gazeteci olmak için soru sormaktan korkmamak gerekir. Bugün bu hakkımı kullanmak ve son zamanlarda “fısıltı gazetesi”nde kulaktan kulağa yayılan bir iddiayı, konunun muhatabına sormak istiyorum: -------- Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Geçen yılın son aylarında iki kez ABD’ye gittiniz... Bu ziyaretlerin ilki 20 Eylül 2007’de başladı ve dokuz gün sürdü. Birleşmiş Milletler’in New York’taki toplantısına katılmak ve bir dizi temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitmiştiniz. Ama bu ziyaretten önce Washington’a geçtiniz ve ABD’de yaşayan oğlunuz Bilal Erdoğan’la, gelininizle ve torununuzla buluştunuz. Washington’daki bu “aile ziyareti” üç gün sürdü,sonra New York’a geçerek, resmi programa katıldınız. İkinci ziyaretiniz ise 3 Kasım’da başladı... 5 Kasım’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Bush’la bir araya geldiniz ve PKK terörüyle ortak mücadele konusunu görüştünüz... Bu görüşmenin hemen arkasından bazı organizasyonlara katıldınız... Şimdi sorularım geliyor: * Bu iki ziyaretin birinde... Bir akşam... Kimselere haber vermeden ve resmi programınızın dışına çıkarak, Washington’a 160 kilometre uzaklıkta bulunan Pennsylvania’ya gittiniz mi? * Bu ziyareti size tahsis edilen özel bir arabayla yaptınız mı? * Yanınızda bir şoför ve bir koruma var mıydı? * Eğer Pennsylvania’ya gittiyseniz, sekiz yıldan beri oradaki 137 dönüm büyüklüğündeki çiftliğinde yaşayan Nurcu tarikat lideri Fethullah Gülen’i ziyaret ettiniz mi? * Bu ziyaretin amacı, Fethullah Gülen’in, 22 Temmuz seçimleri için yandaşlarından partinize oy vermelerini istemesine “teşekkür etmek” olabilir mi? ---------- Sayın Başbakan: Lütfen dikkat edin; hiçbir yargıda bulunmadan, yorum yapmadan, sadece işimin doğası gereği soru soruyorum. Bu yüzden sizden “yalanlama” ya da “doğrulama” değil, “yanıt” bekliyorum. Unutmayın ki bu sorular fısıltı gazetelerinin manşetinde, “soru formatı”ndan çıkarılarak konuşuluyor! Bu nedenle, bu söylentiler konusunda açıklama yapmanız kaçınılmaz hale geldi. Konuyu eğrisiyle doğrusuyla anlatın ki, “iktidar-tarikat ilişkileri”nin gerçekten olup olmadığını anlayalım. Yanıtınızı merakla... Dörtgözle... Sabırsızlıkla bekliyorum! ----------- GÜNÜN SORUSU Bir dönem spordan sorumlu Devlet Bakanlığı da yapan işadamı Mehmet Ali Yılmaz, yeni futbol yasasının çıkmasından sonraki gelişmelerin ulusal itibarımızı sarstığını belirterek, “Bu kadar saçma bir ülkede yaşamak istemiyorum” demiş... Bakalım “Türkiye’den gidebilirim” dediği için Fazıl Say’a anasından emdiği sütü burnundan getirenler, Mehmet Ali Yılmaz’a ne diyecek? Yoksa onun rahatsızlığı “spordaki rezaletlerden” kaynaklandığı için umursanmayacak mı? --------- Harem-selamlık otopark![/b] Dinimizi ticarete ve siyasete alet etmeye çalışanların, “laik cumhuriyetin tüm değer yargılarının içini boşaltma operasyonu” hayatın her alanında tam gaz sürüyor... Gün geçmiyor ki yurdun herhangi bir yanından akıllara durgunluk veren bir haber gelmesin! Son örnek Ümraniye’den... İstanbul Otopark İşletmeleri’nin (İSPARK) Ümraniye’deki katlı otoparkında “kadın sürücülere özel park yeri” uygulamasına geçilmiş... Bu uygulama da, otoparkı kullananlar tarafından, “Harem-selamlık sistemine mi geçiyoruz” diye yadırganmış! ------------ Yadırgamayın beyler, bayanlar; yadırgamayın! Bunlar daha ne ki? Nasıl olsa “çoğunluğun” artık kendileri gibi düşündüğünü sanıyorlar ya... Pervasızlıkları, cesaretleri bu yüzden... Peki; bu densizliklere biz tepki gösterebiliyor muyuz, asıl önemli olan bu! Örneğin bir kadın sürücü, İSPARK’ın bu uygulamasını “onur kırıcı” bulup, avaz avaz bağırıyor mu, dava açıyor mu; arabasını sessizce park edip gideceği yerde! --------- Unutmayın; çağdaş yaşam biçimini savunanlar sustukça, meydan din tacirlerine kalacak! Bunun “aması, maması” yok! Gördüğünüz çarpıklığa anında, korkmadan tepki verin... Yoksa çocuklarınıza, tepki göstermeyi bile hayal edemeyecekleri bir dünya bırakacaksınız! ------------- MEB'İN MEHMETÇİK KELİMESİNE TAHAMMÜLÜ YOK Mehmetçik'lerimizin cenaze törenlerine katılmayı bir genelge ile "Milli Şuurların Önüne Geçmek" için öğrenci ve öğretmenlere yasaklayan MEB Şimdi de; "Mehmetçik Vakfına Yardım Kampanyası'na katılan Hacı Yasemen Yılmazel İlköğretim Okulu Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunuldu."... Bu da göstermektedir ki; Maarif Nazırı'nın Meehmetçik kelimesine bile tahammülü yok. Sadece yazıklar olsun diyoruz.. Eğer Mehmet'ler-30 derecede Savaş'ta olmasaydı ne halde olurdun. Seni kim koruyor? diyoruz. Bir daha bir daha bir daha sana hakkımızı helal etmiyoruz... Yazıklar olsun Yazıklar Olsun Yazıklar olsun. L.Derya yazmış. ------------ MODA AKIM FETHULLAHÇILIK. Ülkemizde çeşitli dönemlerde çeşitli akımlar ortaya çıkarlar. Bu moda akımlar bir süre sonra etkisini yitirir ve unutulur, çünkü modası geçmiştir. Ancak bazı akımlar vardır ki, gitgide büyür ve toplumu etkilemeye başlar. Son 20 yıldır gelişen ve gelişimi iktidar ile ivme kazanan bir akım da Fethullah Gülen'in başında olduğu Nurculuğun bir koludur. Nurculuğun mimarı Said'i Kürdi denilen zattır. Kürt olan Said bey bölgesinde Kürt Devleti kurulmasını amaçlamıştır. Milli Mücadele döneminde başımıza bela olan Kürt Teali Derneğinin kurucuları arasında yer almıştır. Ölümünden sonra grubu 6 ya bölünmüştür. Aynı görüşü savunan ve tamamı Sünni olan gruplar Nur Külliyatını kaynak kabul ederek ağabeyler vasıtası ile şakirtlerine ders vermektedir. Nurculuk akımının temsilcilerinin bir kısmı Anadolu'da dergahlarını kurmuşlardır.Acz-i mendiler de bu gruptandırlar. Yeni Asya grubu ( Mehmet Kutlular), Şûra Grubu (Mehmet Kırkıncı) gibi. Daha küçük gruplar da Nur Külliyatını yaymaktadırlar. Doğu ve Güneydoğu'da faaliyet gösteren dergahlar Said'i Nursî'nin Kürtlüğünü ön plana çıkartırlar. Asıl konumuz olan Fethullah Gülen hoca efendi ise şirketler kurarak Nur hareketini mali güç olarak geliştirmiştir. Böylesine bir çalışma yapabilmek için müthiş bir iş bilgisine, bu organizasyonu sağlayabilmek için yönetim sistemleri eğitimi almış olmak gerekir sanıyorsunuz değil mi? Hayır gerekmez. Fethullah Gülen hoca ilk okul mezunu emekli bir vaizdir ve bu eğitim ve birikim güçlü şirketler ve vakıflar kurup büyütmek için yeterlidir. (Allah yardım etmektedir.) Amerika'da villada kalmasının emekli maaşı ve geliri ile bir bağlantısı yoktur. Müritleri onu finanse etmektedirler. Arkadaşların sık sık işaret ettikleri vaazlarından etkilenen bu mürtler Allah rızası(!) için büyük şirketler kurmuşlar, müthiş bir para yiyen basın sektöründe faaliyete başlamışlardır. Zaman Gazetesi bu grubun gazetesidir ve abonelik sistemi ile çalışmaktadır. Abonelerin kimler olduğu belli bile değildir,abonelerin ücret ödediği de görülmüş değildir. Milyona yakın basılan Zaman Gazetesi apartman girişlerine bırakılmaktadır. Her isteyen bu gazeteyi bilâ ücret edinebilmektedir. Tabii Allah rızası için(!) yapılmaktadır bu hizmetler. Bir de vaazından etkilenen işadamlarının finansmanı ile. Bu adamlar da nasıl para varmış ki durmadan gelişmekte bu grup? (Buna da Allah'ın hikmeti mi diyeceğiz?) Fethullah Gülen 1995 yılına kadar örgütlenmesini gençler arasında sürdürdü,finansal olarak güçlendi. Kendi tabiri ile 1995 yılında kozasından çıktı. Kozada ördükleri de güvenlik güçlerince takip ediliyordu tabii Gülen'in,ve kendisi de bunun farkındaydı. Bu nedenle hep Devletin yanında yer alıyordu,türban gösterilerine karşı çıkıyordu, milliyetçi bir çizgideydi. Okullar kuruyor ve halka hizmet ediyordu. Vaazlarında aslında hiçbir şey demeyen sadece duygusal ve etkileyici konuşmalar yapan Fethullah hoca cemaatini büyütmeye ve basında sık sık yer almaya,Devlet büyüklerinin resimlerine girmeye başlıyordu. Herkes bir şeyler olduğunu biliyordu ama takkiye yapan bu grubu deşifre edecek cesareti bulamıyorlardı güvenlik güçleri. Sonunda Fethullah Gülen'in ışık evlerinde verdiği vaazlardan pasajlar ortaya çıktı ve ortalık bomba düşmüş gibi oldu. Vaazlarında şöyle diyordu özetle Fethullah Gülen: "Değişik kuvvetleri hesap ederek böyle dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım. Zıplayacaksın yerinde, duruyor gibi yapmayacaksın. Müslüman durmaz yani . Hep akar, çağlar. Baktın ki koşamıyorsun yerinde zıpla." "(Işık Evleri hakkında) Medrese, zaviye gibi işleyen şarj evleri... Bu evler meçhul evlerdir. Bu evler sizin bildiğiniz gibi evler, mimarisi olan, ezan okunduğu zaman herkesin içine gittiği malum evler değildir. Çünkü o evlere girip çıkanlar yakın takiptedir. Elden geldiğince evler kamufle edilmelidir." "İstikbale yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin.Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım." "Kuvvetler dengesi olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız. Teknik, taktik olarak sizin kalbiniz önemli. Dıştan bizi bazıları korkaklıkla itham edecekler. Fırsat bulup hep yolunuza devam ediyorsanız, yine orada o esnekliği görecek, o eksantriği kullanacak, geriye çekiliyor gibi yapacak, fakat adımlarınızı açıp ileriye gideceksiniz. İster Mülkiye'de çalışan arkadaşlarımız olsun, ister Adliye'de çalışan arkadaşlarımız olsun, herkes için söz konusudur bu. Sivrilmeden, mevcudiyetimizi hissettirmeden çok ilerlere gitme... Mutlaka riayet edilmesi lazım. Müslümanların belli bir noktaya ve kıvama gelmesine kadar bu şekilde hizmete devam etmeleri şarttır. Erken vuruş diyeceğim çıkışlar yaparlarsa, dünya Cezayir'deki gibi başlarını ezer." Bu kasetler ortaya çıkardı ki, Fethullah Gülen'in barışçılığı, dinler arası diyalog çağrıları da bu takkiyenin bir parçası. Amacı Asr'ı saadet ütopyası ile laik sistemi yıkarak yerine dini bir devlet sistemi kurmak, bunun için de sessiz ve derinden giderek Devletin kadrolarını ele geçirmeye çalışmak. Bu kasetler ortaya çıkınca basın üstüne gelmeye ve hakkında soruşturmalar açılmaya başlandı. Tabii T.C.K. nun 163 üncü maddesi kaldırıldığı için bu suç olmaktan çıkartılmıştı. Ancak bu kadar dikkat çekmesi hoş olmadı tabii, bundan sonra tüm ilişkileri göz önüne serilebilirdi. Şu anda rahatsızlığı nedeniyle gittiği Amerika'da CİA destekli korumalı bir çiftlikte yaşamaya devam etmekte, örgütlenme çalışmalarını yardımcıları aracılığı ile sürdürmektedir. Yeşil Kuşak projesi ile başlayan Ortadoğu'da Sovyet'leri din yolu ile etkisiz kılma harekatı şekil değiştirdi. Sovyetlerin yıkılması ile bu tehlike ortadan kalkmıştır.Artık Amerika daha ahlaksızca petrol kuyularını ele geçirmektedir. Bunu için de Demokratik değil monarşik yapılara ihtiyacı vardır ki tek kişi ile muhatap olsun. Bölgede halkı İslam olan nisbeten demokratik tek ülke var, Türkiye. Meclisi olduğu için, güçlü bir ordusu olduğu için Amerika her dayatmasını hayata geçiremiyor. Fethullah Gülen gibi kişilere ihtiyacı var ki Türkiye monarşik bir yapıya geçsin. B.O.Projesi için Türkiye'nin güçsüzleşmesi ve tek adamın ağzına bakacak bir yönetim gerekmektedir. Amerika bunu da adamı ile sağlamaya çalışmaktadır.Saygılarımla Erdal http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?PHPSESSID=ksd7fk0vmdjnv8t5mtb8kecm15&topic=1798.0
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne