AKP DÂVÂSINA YABANCILAR NİYE BU KADAR TEPKİLİ? / Soner Yalçın
Pazartesi, 11 AÄŸustos 2008 05:30
Çok öğretici, deÄŸerli bir yazı sunuyorum dikkatinize…-Osmanlı Devleti bizimdir. Ancak güzel tarafı da var çirkin tarafı da. Bir kötü huyumuz var bizim, aşırılık! Ben bunu derinliÄŸine inceleme yapma konusundaki eksikliÄŸimize baÄŸlıyorum. Aramızda Osmanlı’yı yere göğe sığdıramayanlar pek çok. Özellikle onlar okusunlar Soner Yalçın’ın yazısını, görsünler ne zilletlere yuvarlanmış zamanla bu devlet. Atatürk ne kadar haklıymış son noktasını koyarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla.-Batı hayranlarına da dersler var bu yazıda, görsünler, Batı’nın tek anladığının pis çıkarları olduÄŸunu.-Reform nedir görsünler, IMFnin, AB’nin reform kılıfı altında bizden istediklerinin altında neler olduÄŸunu...-Bu yazı AKP’yi de deÅŸifre ediyor.-AKP gibi bir partiye %47 destek veren halkım, sana ne diyeyim! Ya ÅŸu aydın geçinip de onun iktidarına kol kanat gerenler!Güzel yazısı için, Sayın Soner Yalçın’a teÅŸekkürlerimle. Cihan Dura Â
AKP DÂVÂSINA YABANCILAR NİYE BU KADAR TEPKİLİ?   Soner YalçınÂ
 AKP’nin kapatılma davasına yabancılar büyük tepki gösterdi.
AKP, Batı’dan gelen açıklamalardan, medyada yer alan yorumlardan çok memnun. Peki, Batı, parti kapatılmasına niye karşı; demokrasiye, insan haklarına ve hukuka saygılı olduğu için mi?
Bunun için düne bakmamız gerekiyor.
Dün, "Fransız Partisi" ile "İngiliz Partisi" arasında büyük kapışma vardı ve iktidarı ele geçirmek için her yol mubahtı; belden aşağı vurmak da dahil!
BUNDAN tam 153 yıl önce...
Paris’te yayımlanan bir kitap, kısa sürede üç baskı yaptı.
Yazar, "Destrilhes" takma adını kullanmıştı.
Kitabın adı; "Türkiye Hakkında Sırlar" (Confidences sur la Turquie) idi.
Bestseller olan kitap, Osmanlı Devleti’nin bazı sırlarını ifşa ediyordu.
Bu kitaba yanıt gecikmedi.
Emile Tarin adlı avukat, iddialara yanıt veren bir kitap kaleme aldı:
"Türkiye Hakkındaki Sırlara Yanıt" (Reponse aux Confidences sur la Turquie).
Tartışmalar sürüp gitti.
Taraflar belliydi; "İngiliz Partisi" ile "Fransız Partisi".
Önce bu partiler de neyin nesiydi onu açıklayalım; sonra Paris’teki kitaplara dönelim.
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde hizipler/gruplaşmalar arttı.
Ancak bunlar kitle tabanı olan, halkın ilgilendiği siyasal kavgalar değildi. Yönetici zümre arasındaki kişisel nedenlere dayalı ayrılıklardı. Batılılar Osmanlı’daki bu hiziplere/gruplaşmalara kendi terminolojilerine uygun olarak "parti" ismini verdi.
Diplomatik yazışmalarında, Osmanlı’daki gruplaşmalardan "Fransız Partisi", "İngiliz Partisi", "Rus Partisi" diye bahsediyorlardı.
Çünkü bu gruplar sırtlarını mutlaka yabancı güçlere dayıyorlardı.
Ne acı ki "Bağımsız Parti" yoktu!
Örneğin, dönemin sadrazamı Mustafa Reşid Paşa "İngiliz Partisi"ne mensuptu!
Bir diğer sadrazam Mehmed Ali Paşa ise "Fransız Partisi"ndendi!
Gruplara yakın oldukları ülkenin adını veren diplomatlar, kamuoyuna yönelik açıklamalarda bu partilere ne isim veriyordu biliyor musunuz:
İngilizlere göre Sadrazam Mustafa Reşid Paşa "büyük reformcu"ydu!
Ve işte bestseller kitabın yazılış nedenine geldik:
Fransa’da yazılan Destrilhes imzalı kitaba göre ise reformcu Mustafa Reşid Paşa, bakın aslında neydi.
Yazar Destrilhes, kitabında Mustafa Reşid Paşa’yı şöyle tanımlıyordu: Yiyici, yeteneksiz ve her türlü ahlaki ilkeden yoksun bir memur sürüsünü ayakta tutmak ve statükoyu korumak için çabalıyordu.
Batılılığı sağlam bir kültüre dayanmıyor; salon adabının sınırlarını aşamıyordu.
Londra ve Paris elçiliklerinde bulunmasına rağmen sağlam bir formasyon sahibi olamamıştı. Vaktini sürekli tavla oynayarak geçirmişti.
Kitap uzun uzadıya Mustafa Reşid Paşa’nın serveti üzerinde de duruyordu.
Sadece Mustafa Reşid Paşa’yı değil ekibi içinde yer alan Musa Saffeti Paşa, Rıfat Paşa, Rıza Paşa vb. de cehalet ve yiyicilikle itham ediyordu.
Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’yı yerden yere vuran kitap kimi övüyordu?
Sadrazam Mehmed Ali Paşa’yı.
Sultan Abdülmecid’in kız kardeşi Adile Sultan’la evli olan Damat Mehmed Ali Paşa, Fransızlara yakındı.
Destrilhes; Ömer Paşa, Ali Paşa, Mehmed Rüştü Paşa, Kıbrıslı Mehmed Paşa gibi isimlerden oluşan bu ekibe "Ulusal Parti" adını veriyor ve onları öve öve bitiremiyordu.
Osmanlı’daki hizip çatışmaları Paris-Londra’nın sürekli gündemindeydi. Kendilerine bağlı hizipleri öven haberler yaptırıyorlardı. Bütün amaçları, ne reformdu ne de hürriyet!
Tek çıkarları vardı; kendi siyasal nüfuzlarını artırmak.
Ve işin ucunda ise hep para vardı.
Ferdinand de Lessepse, Fransa İmparatoru III. Napolyon’un eşi Eguenie’nin kuzeniydi.
Mühendisti.
Osmanlı paşaları arasındaki hizip kavgasının giderek büyüdüğü o günlerde mühendis Lessepse elinin altındaki dosya için İstanbul ve Kahire’de kulis yapıyordu.
"Fransız Partisi" ile "İngiliz Partisi" arasındaki hizip kavgasının en önemli nedeni, mühendis Lessepse’nin koltuğunun altındaki bu dosyaydı.
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne