|
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ASLINI İNKÂRI Anayasa Mahkemesi’ne karşı uzun süreden beri devam ede gelen güvensizliğim, AKP hakkındaki son kararı ile bir kez daha perçinlendi.
Uzun süredir pek çok yazımda sorduğum ama hiçbir kişi, kurum ve/veya kuruluştan sorumun cevabını da, bu karar ile aldım. Anayasa Mahkemesi Başkanı hakkında Sayıştay’daki görevinden bugüne kadar taşınan o “malum” dosya demek ki iktidarın eline geçivermiş. Ama son olarak bir nüshası Koray AYDIN’daydı… Nasıl oldu? İşte Türk siyasi yaşamının gerçeği… “Al gülüm, ver gülüm…” Karar 6-4-1 düzeninde. 1 “ret” oyunun açıklamasını yaptık. Peki ya diğer oyların? 10 üyenin oyları ise aynı gerekçeler üzerinden gidilse de çok farklı. 6 üye diyor ki, AKP “odaktır ve kapatılmalıdır”; 4 üye ise “odaktır, kapatılmamalıdır, para verip kurtulmalıdır”. Aslında o dört oy açıkça şunu söylüyor, daha doğrusu o malum cümleyi teyit ediyor. “Türkiye’de her şeyin bir bedeli vardır, vatana ihanetin bile” Ama biz bu sözleri bir yerlerden hatırlamıyor muyuz? Benim yine sizlerle son zamanlarda bir kez daha paylaşmak ihtiyacını hissettiğim Paul WOLFOWITZ’in 14 Temmuz 2002 tarihinde Conrad Oteli’nde yaptığı konuşmadan… Bu kararın karşılığı bence tamamen şöyledir: ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Laik düzenini yıkmak isteyen 23,5 trilyonu bastırırsa istediğini yapabilir.’ TERÖRİST BAŞININ DAVASI GİBİ… Pek çok okurumun ilk etapta eleştirdiği ama sonra hak verdiği; “Terörist Başı yeniden yargılanmalıdır” yazımda da belirttiğim gibi; ‘Terörist Başı sanki bütün melanetleri tek başına yapmışçasına, tek başına içeri tıkıldı’. Peki ya bu adama yardım ve yataklık edenler, para karşılığı istihbarat satanlar, para karşılığı medyatik destek verenler, para yardımı yapanlar, para vererek kullandıkları… Nerede? Allah’tan utanmıyorsanız, kendinizden utanın efendiler! Minik bir hırsızlık olayında, içeriye hırsızdan başka olayla en ufak ilintisi olanı olmayanı tıkmaya çabalayanlar, binlerce insanın katilini sanki o kadar melaneti tek başına yapmışçasına, tek başına içeri atıverdiler. İşte o karar da, aslında “bazı yargılamalar”ın nasıl yapıldığının en açık ifadesidir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı da buna çok benzemektedir. Madem 10-1 oranı ile AKP odak olarak kabul edilmiş ve güya ceza kesilmiştir. Buna, cinler mi yoksa periler mi sebep olmuştur ki bir tek Allah’ın kuluna siyasi yasak getirilmemiştir. Bir adım öteye gidersek anlaşılan, “odak” olmayı sanki RTE ve şürekâsının eylemleri değil de ‘Recep İvedik’ ve mahdumları gerçekleştirmiş... Bu karar bir yerlerin üretimi, hatta kahpece bir anlaşmanın ürünü. Çünkü bu da “Al gülüm, ver gülüm” ASLINI İNKÂR… Komediden de öte bir karara imza atanlar, varlıklarını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na borçlu değimlidir ki, Anayasa ile “kedi-fare” oyunu oynanmasına izin veriyor? Bu mahkeme Katanga’nın mı ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez” niteliklerinle 23,5 trilyon karşılığı oynanmasına izin veriyor? Anlaşılan, çeteyi, pislik derin devleti, eşkıyayı başka yerlerde arayanların aklına siyah makam araçları içindekilere bakmak gelmiyor ki bunlar ellerini kollarını sallayarak muteber adam görünümünde ortalıkta dolaşıyorlar… Son olarak; “aslını inkâr edene” ne denir di? "Aslını inkar edene" güvenilir mi ki ben bunlara güveneyim?.. Huuuuu! Orada kimse var mı?! Cemyaren.blogspot
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne