Huylu Huyundan Vazgeçer mi? / CÜNEYT ARCAYÜREK
Cuma, 01 Ağustos 2008 09:25
AKP kapatılmadı ama –medya manşetlerine, hukuk bilginlerine göre- karar AKP’ye önemli “ihtar” içeriyor.

Haşim Kılı kararı açıklarken AKP’nin kapatılmadığını vurguladı, lakin karardan “ilgili partinin gerekli dersi almasını” salık verdi.
Neredeyse bizden bu kadar diyor AKP’ye ve RTE’ye; “Sana son bir ihtarda bulunuyoruz (veya bulunuyorum).Laiklik karşıtı hareketlerin odak noktası olmaya devam etme, yoksa?.. Yoksa gelecek kez paçayı kurtaramazsın” demek istiyor.
Kapatma davalarının artık Anayasa Mahkemesi’ne gelmesini istemediklerini söylüyor.
Önümüzdeki dönemde “siyaset aktörlerinin” kapatma davalarının Anayasa Mahkemesi’ne gelmesini engellemesini istiyor.
Kılıç ile RTE arasında bu konuda tam bir görüş birliği olduğu söylenebilir.
RTE’nin yeni bir anayasada veya 82 Anayasası’nda kapatma olaylarını engelleyecek biçimde değişiklik yapılmasına yanlı olduğu, hatta Anayasa Mahkemesi üyelerini parlamentonun seçmesini sağlayacak anayasal düzenlemeler yapmayı istediği biliniyor.
Bu nedenle Kılı’ın hukuksal babayiğitlik havasında, bir türlü tek başına iktidar olmanın anlamını kavrayamayan RTE’ye; ihtar verdikleri veya kapatma davalarının Yüksek Mahkeme’den alınması gibi tavsiyelerin fazla bir değeri yok!
Bu türlü öneriler ve tavsiyeler Kılı’a ancak kamuoyunda olumlu bakış açısı sağlayabilir. O kadar!
***
AKP kapatılmaktan kurtuldu. Anayasa Mahkemesi’nin 6 üyesi kabul oyu, 4 üyesi para cezası verdi. Hukuksal yorumlara göre; bu, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna karar verildiğini kanıtlıyor.
Diyelim ki bu karar hukuksal açıdan doğru.
AKP’yi Yüksek Mahkeme’nin cezalandırdığını savunanlar bu görüşün pratikte kaç paralık değeri olduğunu söyleyebilirler mi?
Kâğıt üzerinde değerli, ancak: Siyasal yaşamda geçersiz! Neden? Çünkü:
Yüksek Mahkeme AKP’yi kapatmadı. RTE’nin tek başına iktidarı bütün yetkileriyle yine işbaşında.
Karardan sonraki konuşmasında anayasanın ilk dört temel ve değiştirilemez maddesine sadık kalacağı güvencesi verdi.
RTE’nin kamuoyu, laiklik, hukuk devleti kavramlarını “herkesten da fazla koruduklarını ve koruyacaklarını” içeren nutuklarını unutmadık. Bu da, onlardan biri.
RTE “Doğru neyse yapmaya devam edeceğiz” diyor. 2002’den beri RTE’nin “doğrularını” yaşadık. Neler olduğunu ve hangi amaca yönelik olduğunu yaşayarak öğrendik.“Herkesi kucaklayacak”mış? İşit de inanma! 2007’de balkon nutkunda aynı vaatlerde bulundu, ne ki arkasında durmadı; ülkeyi bölünmelere, gerilimlere sürükledi.
Verdiği bütün güvencelere karşın laikliği içeren anayasanın temel ilk dört maddesiyle arka yollardan oynamakta beis görmedi. Yarın da aynı türden girişimlerde bulunmayacağını kimse garanti edemez.
Huylu huyundan vazgeçer mi?
***
Kararla ilgili konuşmasında “önceliğimiz toplumsal barışımızı güçlendirmektir” diyor.
Tanıdığımız RTE’nin bu sözüne inanılabilir mi? Son bir örnek bu sözdeki içtensizliği ortaya koyuyor.
İstanbul’da 17 cana kıyan son terör olayından sonra CHP lideri Deniz Baykal, elbirliği ile büyük bir yürüyüşle terörü ulusça lanetleyelim, dedi. Bu, öncelikle iktidara, RTE’ye toplumda uzlaşmaya ilk adım olanağı verebilirdi.
RTE, öneriye karşı “oturup konuşalım” diye kısa ama umut verici bir açıklama yaptı. Fakattt… arkası gelmedi.
Çünkü RTE, kendini her şeyi herkesten daha mükemmel düşündüğüne ve karar verdiğine inandırmış.
Demokrasinin başlıca erdemi diyalog, konuşarak anlaşmak! RTE uzlaşma kültüründen nasip almamış bir kimliği temsil ediyor. Bu yapıyla toplumsal barış nasıl sağlanacak veya güçlendirilecek, lütfen söyler misiniz?
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet



Yorumlar
Ara
Aylin   |24.205.148.xxx |2008-08-01 12:36:34
Ayni sorularda benden! Kuzu kurta teslim edildi yeniden.Kuzu bakalim ne hale
gelecek.
Iyi seyirler!
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_013.jpg

En Son Yorumlar