Kıbrıs’ta Nasıl Bir Çözüm?
Cuma, 06 Haziran 2008 06:03

Talât - Christofias Bildirisi, özellikle, “iki toplumlu” bir çözüm öngörmesi bakımından Annan Planı’nın da gerisinde kalmaktadır. Bildiri, içeriğindeki konunun özüne ilişkin unsurlar itibarıyla, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” varlığının bir anayasa tadiliyle devamını sağlayacak, 25 yıldır var olan KKTC’nin ortadan kalkmasına yol açacak ve Kıbrıs Türk Halkını “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” temelinde ve çatısı altında toplum statüsüne indirecek bir çözüm şekli üzerinde bir ön mutabakat niteliği taşımaktadır.

Kıbrıs’taki iki Taraf’ın liderleri M. Ali Talât ve Demetris Christofias arasında 23 Mayıs 2008 tarihinde yapılan görüşme sonunda açıklanan Ortak Bildiri’nin Kıbrıs konusunun özüne ilişkin bölümü şöyledir:

Liderler “ilgili Güvenlik Konseyi kararlarınca tarif edilen siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli, iki toplumlu federasyona (hedefine) olan taahhütlerini tekrar teyid etmişlerdir. Bu ortaklık tek uluslararası kişiliği olan bir Federal Hükümet’e ve eşit statüdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’ne ve Kıbrıs Rum Kurucu Devleti’ne sahip olacaktır.”

Ortak Bildiri’nin can alıcı unsuru “Güvenlik Konseyi kararlarınca tarif edilen” ibaresi ve bu suretle Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapılmış olmasıdır. Kıbrıs konusuyla ilgili BM belgelerinin içeriği, BM zemininde cereyan etmekte olan Kıbrıs sorununa çözüm arama sürecinin BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla tespit edilmiş olan tek hedefinin, Ada’da egemen ve bağımsız olarak var olduğu kabul edilen ve iki toplumdan oluşan “tek bir Kıbrıs Devleti” (one State of Cyprus), yani, 1960 “Kıbrıs Cumhuriyeti” için bu defa iki toplumlu ve iki kesimli federal esasa göre yeni bir anayasa düzeni kurmak olduğunu ortaya koymaktadır.

Ada’da yeni bir Devlet yaratmak anlayışı BM Güvenlik Konseyi kararlarında yoktur. 23 Mayıs Ortak Bildirisi’nde “Kurucu Devlet” (Constituent State) kavramında kelimelerin baş harflerinin büyük harfle yazılmış olması bu gerçeği değiştirmez. Çünkü, Konsey kararlarında varlığı kabul edilen ve çözümün temeli olarak alınan “bir Kıbrıs Devleti” kavramında baş harfler, bu kavramla “Kıbrıs Cumhuriyeti’ kastedildiği için, Konsey kararlarında yıllar önce büyük harfle yazılmış bulunmaktadır.

Konsey kararlarında, federal düzende Devlet’in “tek egemenliğinin” ve “uluslararası kişiliğinin” olması ve “tek vatandaşlığın” bulunması öngörülmüştür. Konsey kararları halen Ada’da “tek bir Kıbrıs Devleti’nin” varlığını kabul ettiği ve var olan bu tek “Devlet’in temelinde ‘iki toplumlu’ federal bir düzen kurulması amaçlandığı için, İngilizce “Constituent State” kavramının, Türkçeye “Kurucu Devlet” olarak çevrilmesi gerçekle bağdaşmamaktadır. Çünkü, İngilizcedeki “state” kelimesi Türkçede hem “devlet”, hem de “eyalet” anlamına gelmektedir. Konsey kararlarının lâfzı ve ruhu itibarıyla federal devletin çatısı altında yer alacak olan birimler “devlet” değil, “eyalet” niteliğinde ve hattâ “vilâyet” olacaklardır.

Konsey kararları, çözümden önceki durumda Ada’daki Taraflar arasında statü eşitliği bulunduğunu kabul etmemektedir. BM’nin anlayışına göre iki toplum “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” şemsiyesi altında “eşit düzeyde” görüşmektedirler. Taraflar arasında statü eşitliği ise nihai çözüm çerçevesinde “toplum düzeyinde” geçerlilik kazanacaktır. Çünkü, iki lider, “iki toplumlu” bir çözüm üzerinde mutabık kalmışlardır.

BM’nin anlayışı çözüm şeklinin “iki kesimli” niteliğinin korunmasına da müsait değildir. BM nüfus bakımından “homojen” iki kesim yaratılması görüşünü benimsememektedir. Ada’nın tamamının AB’ye katılması halinde de “iki kesimliliğin” kaybolması kaçınılmaz olacaktır, AB’nin çözümün parametrelerinin korunması amacıyla AB müktesebatının Ada’da uygulanmasına ilişkin derogasyonları kabule yanaşmadığı Annan Planı’na ilişkin süreçte belli olmuştur.

 

Millî Güvenlik Kurulu ve Kıbrıs

Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 24 Nisan 2008 toplantısından sonra yayımlanan Basın Bildirisi’nde, Kıbrıs konusu hakkında, diğer hususlar meyanında, “çözümün Ada’daki gerçekler temelinde” olacağı; “iki ayrı halkın ve demokrasinin varlığına” dayanacağı; “iki kesimliliğin”, iki Tarafın “siyasî eşitliğinin” korunacağı ve “Garanti ve İttifak Antlaşmalarının yürürlükte” kalacağı; “iki Kurucu Devlet’in eşit statüde” olacağı; “yeni bir ortaklık Devleti” kurulacağı ve bu “parametrelerin korunacağı” belirtilmiştir.

MGK’nin Bildirisi’nde dile getirilen “Ada’daki gerçekler temelinde” bir çözüm isteği, başlı başına önem taşımaktadır. Ada’daki en belirgin gerçek “iki ayrı bağımsız ve egemen Devletin varlığıdır.” Bu Devletlerden biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Bu gerçek, yine Bildiri’de zikredilen “iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi”, “iki kesimlilik” ve “Garanti ve İttifak Antlaşmaları’nın yürürlükte kalması” gibi kavramlarla ve unsurlarla beraber okunup değerlendirildiği zaman, Türkiye’nin Kıbrıs’ta gerçekleşmesini istediği çözümün şekli kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Çözüm çerçevesinde MGK’nin öngördüğü parametrelerin aşınmaya uğramaması; Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından doğan hak ve yetkilerinin uygulanabilirlik bakımından zarar görmemesi ve Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs bakımından devam etmesi gereken dengenin tamamen bozulmaması için, KKTC halkının ancak Türkiye de AB’ye tam üye olduktan sonra AB’ye katılmayı tercih ettiğine dair iradesini ortaya koymasının, Ada’da gerçekçi, âdil ve kalıcı çözüme katkı yapacağına inanmaktayız.

Kıbrıs’ta iki Lider’in açıkladığı çözüm parametrelerinin, MGK’nin Bildirisi’ndeki parametrelerle bağdaşmadığı açıktır. MGK’nin öngördüğü “Ada’daki gerçekler temelinde çözüm” vizyonu Talât - Christofias Bildirisi’ne yansımış değildir. “İki ayrı Halk” kavramı mevcut değildir. “İki toplumlu çözüm” formülünün MGK Bildirisi’ndeki “çözümün iki ayrı halkın ve demokrasisinin varlığına dayanması” düşüncesini karşılamaktan uzak olduğunu da söylemeye lüzum yoktur. MGK’nin vurguladığı “iki kesimliliğin”, “iki Taraf’ın siyasi eşitliğinin” ve “yeni ortaklık Devleti” parametrelerinin korunması zorunluluğunun BM Güvenlik Konseyi’nin kararları çerçevesinde ve AB müktesebatı karşısında nasıl yerine getirilebileceği belli değildir.

 

Sonuç

Talât - Christofias Bildirisi, özellikle, “iki toplumlu” bir çözüm öngörmesi bakımından Annan Planı’nın da gerisinde kalmaktadır. Bildiri, içeriğindeki konunun özüne ilişkin unsurlar itibarıyla, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” varlığının bir anayasa tadiliyle devamını sağlayacak, 25 yıldır var olan KKTC’nin ortadan kalkmasına yol açacak ve Kıbrıs Türk Halkını “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” temelinde ve çatısı altında toplum statüsüne indirecek bir çözüm şekli üzerinde bir ön mutabakat niteliği taşımaktadır.

Çözüm arayışında çözümün parametreleri Ada’daki “iki kesimliliğin” ve “iki ayrı Devlet’in” varlığı gerçeğinden hareket edilerek saptanmalıdır. Günümüzde suni bir çözüm şekli olan federasyonların dağılma sürecine girmiş oldukları ve Kosova’nın da bağımsız Devlet olmaya ehil görüldüğü ve bağımsızlığının tanındığı gibi gerçekler de göz önünde tutulmalıdır.

Tugay ULUÇEVİK Emekli Büyükelçi



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_019.jpg

En Son Yorumlar