Domuzlar Çirkefsiz Yaşayamaz! (I) / Emete GÖZÜGÜZELLİ
Cuma, 16 Mayıs 2008 06:12

Hakikaten de öyledir; domuzlar çirkef olmazsa yaşayamazlar. İlle de o çirkef içinde cirilenecekler, dışkılarının üstünde yatacaklar, oynayacaklar... Pislik içinde olmazlar ise rahat edemez bu hayvanlar! Biliyorsunuz ki güney komşumuzda Rumlar pek düşkündürler Domuzcuk beslemeye ve dönüp de o domuzu yemeye...

Sorsanız domuz eti nasıl? Gelecek cevap “şeker gibi”dir.. Öyle ya KKTC’de nerede ise bir domuz çiftliği kurmadığımız kaldı. Artık restoranlarımızda bile domuz eti diğer menüler arasına girdi bile...Ne de olsa işimiz gücümüz Rum “kardeşlerimizi” memnun etmek(!).

Hazır konumuz domuz eti ve ona düşkün olan Rumlardan açılmışken, Rumları kardeş olarak gören iktidar güçlerine de değinmeden duramayacağım. Bazı milletvekillerimiz ne yapmakta? Avrupa Birliği denilen emperyalist sömürü düzenini büyük bir “diyar” olarak tanımlama çabasında. Tabi sadece bunlar değil elbet!

Bazı “aydın ve siyasetçiler” de devamla “AB” adını kullanarak “demokrasi, refah, adalet” gibi terimleri dillerine dolamışlar güneyin de AB kervanında olmasından ötürü(!) onların “eğitim, sağlık, sistem, çevre” konularında bizlerden “üstün” olduklarını gösterme gayretinde harıl harıl çalışıyorlar. Bu kesimcikler öyle bir çalışıyorlar ki Kıbrıs Türkünün kendi Devletini benimsemesinin karşısında durarak bu durumun “kötü” sonuçlar doğuracağını, Kıbrıs Türkünün “asimile olup yok olacağını” iddia edecek kadar gözleri bürünmüş bir şekilde insanlarımıza bir “korku” vermeyi kendilerine misyon belirlemişler! Şüphesiz ki bu misyonları bağlantıda oldukları batılı müttefikleri tarafından yazılmış onlar da senaryonun oyuncuları olarak görevlerini yerine getirmekte oldukları gözlemlenmektedir.

Bir tarafta AB telalığı yapan iktidar güçleri ve örgütleri ülkemizde gerçekleştirdikleri zam furyası ile yarattıkları dengesizliği görmezden gelerek, bir şekilde insanlarımızın ülkemizdeki hayat pahalılığından ötürü kendilerini Rum tarafına atıp alış veriş yapmalarına çanak tutuyorlar! Ne de olsa bunun önlemini almayı düşünen bir iktidar zihniyeti yok! Hal böyle olunca güneye kaydırılmak istenen ekonomimizin önüne geçilemiyor. Bilakis vatandaşlarımıza her alanda vergi zam furyası dayatılıyor, insanlarımızın boğazından nice ekmek kesilip Rumlara tazminat veriliyor! Peki buna itiraz eden var mı? İtiraz eden kesimler var tabi ama bir iktidar yok!

Semliye Camii’de Cenaze namazı kılmak “HARAM”mı?!

Bazı siyasi partiler ki bunların başında TDP geliyor, eline bir davul almış çala çala gürültü çıkarıyor ve haykırıyor; Neymiş efendim ülkemizde camiler inşa ediliyormuş! Acaba TDP’liler ezan sesini duymayan ne kadar köyümüz vardı haberdarlar mı? Rum kardeşleri ülkemizdeki kiliseleri izinsiz inşa ederlerken onlara ses yok ama bu adada Türklük mührünün en önemli göstergelerinden biri olan dini değerlerimizin göstergesi olan cami inşaatları için yaygaralar çıkarıyorlar!

Öte yandan, Ülkemizde misyonerlik faaliyetlerini tam hızla yürütülmesine ses çıkarmayan “şahsiyetler”, elbette KKTC’de cenaze arabalarının Rumlar ve batılılar gibi “siyah” renge dönüştürülmesine de ses çıkarmayı tercih etmezler! Ama cami inşa edilecek olursa en büyük yaygarayı koparırlar! Bilmem farkında mısınız ama tarihte birçok şehit cenazelerinin kalktığı, Lefkoşa’daki ölülerimiz için cenaze namazı kılınan tarihi Semliye Camisi artık turistik ziyaret mekanı...

Bir de buraya turist gezdiren bazı rehberler bu tarihi kutsal mekanın geçmişteki “katedral” kimliğini öne çıkararak anlatımlarda bulunmaları doğrusu kime hizmet ettirildiğini sormama mani olamayacaktır! Tüm bunların yanında Karpaz’da kullanılmayan kiliselerin gelen Rumlar tarafından tadil edilerek içlerinin resim, oturak yerleri ve mumlar ile doldurulmalarına ses çıkaran siyasi irademiz de yok! Ama gel görün ki güneyde kapalı atıl olan camilerimiz üzerine vurulu kilitleri açarak orayı ibadet haline getirmeye çalışacak bir girişimimiz olsun, Rumların gösterecekleri tepkiyi görmesi için hodri meydan diyorum!

Bir de Anavatan aleyhtarı siyasi çizgileri ile zavallı siyasi kimlik sahibi olan kişiler ve örgütler “Ankara elini eteğini üzerimizden çeksin” diyorlar! Nedense bu misyonu kendine üstlenenler de kendi lakaplarını biçmişler ve “biz barış mücadelesi veriyoruz” diyorlar! E hal böyle olunca Rumlar ile ayni dili kullanmaktan geri durmuyorlar. Ne de olsa onlara batılı “müttefiklerinden” gelen fonların özünde yatan siyasi ders öğretileri böyle olsa gerek! Neyse biz yine de atalarımızın ünlü sözü ile onlara gönderme yapalım; “Efendiler, cami duvarına işenmez!”...

Milli Varoluş Konseyi’nden rahatsızlık!

Öyle görünüyor ki Milli Varouş Konseyi’nin kurulması adadaki AB çıkarlarına hizmet ederek onların kültür ve propagandalarını savunarak topluma zehirli iğnelerini enjekte etmek isteyenlerin pek de işine gelmedi. Tabi bu durum emperyalistlerin vatanımızdaki seçme “gözbebeklerinin” ortaya attıkları “çözüm” sloganı ve propagandalarına ters düşen herkesin kuracağı oluşumlar için geçerli. Bu aydın geçinen köşe yazarları ne diyorlar; Milli Varoluş Konseyi, Kıbrıs Türk Platformu, Ulusal Halk Hareketi, Ulusal Direniş Konseyi gibi oluşumlar “çözüm karşıtı oluşumlar” imiş!

Ama AB’nin verdiği rüşşşşvettttt “pardon” onların deyimi ile “yardım fonları” kapsamında gerçekleştirilen “Kıbrıslılık kimliği” çalışmaları “hak”imiş! Ha bir de hak olan tanımlama şu; şayet bireysel yada sivil toplum örgütü veya parti olarak “birleşik Kıbrıs, Anavatan ve Türk askeri aleyhtarı” tutum, demeç ve eylemler için organizasyon düşünülüyorsa yolunuz “hak” yolu! O zaman dünya ile ayni dili konuşuyormuşsunuz! Ne de olsa, Batılı ve Rum “dostlarınız” sizin “Arkanızda”!

Bu beyinciklere sahip olanlar Kıbrıs Türkünün kendi öz tarihinde yaşananları bilmesine gerek olmadığına inanarak geçmişi; “geride kalanlar” olarak nitelendirmeye devam ederek halen “çözüm” naraları atıyorlar ve AB’ni Kıbrıs Türkünün yanında gibi göstermeye çalışıyorlar! Dünyanın “küreselleşme” adı altında bütünleştiğini iddia edecek kadar da ileri gidiyorlar!. Öyle ya AB “adaletlerin, zenginliklerin, refahın diyarı” imiş! Bunun için de halen utanmadan Annan planına “evet” diyen Kıbrıs Türklerine hiçbir hak vermeyen AB’ni ve birleşik Kıbrıs propagandalarını sürdürmekten geri durmuyorlar! Ne de olsa onlar için söz vermek, umut pompalamak kolay!

 

Emete GÖZÜGÜZELLİ

www.aysekocaturk.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_012.jpg

En Son Yorumlar