PJAK BİTTİ Mİ? / Arif KESKİN
Cuma, 16 Ocak 2009 09:28
İran Resmi Haber Ajansının haberine göre PJAK; “İran'a yönelik bölücü faaliyetlere son verdiğini bildirdi”. Bu haber birçok siyasi yorumcuyu şaşırttı. “PJAk ne kadar çabuk pes etti”, “İran nasıl kısa sürede bu örgüte son vermeyi başardı?”, “Türkiye’nin İran’dan alacak dersleri var mı?” şeklinde birçok soru ortaya atıldı. İran’dan gelen bu beklenmedik haber yukarıdaki sorular ile birlikte PJAK’ın dününü, bugünü ve geleceğini yeniden tartışmaya açtı.

 

PJAK 2004’te kuruluşunun ardından İran ordusu ile giriştiği çatışmalar ile dikkatleri üzerine çekmiş ve kısa süre içinde İran ile ilgili birçok tartışmanın merkezine yerleşmişti. Tartışmalar ışığında PJAK İran siyasi hayatında bir faktör olarak gösterilmeye başlanmıştı. Fakat PJAK’ın gerçek gücü abartılmış ve PJAK’ın İran içinde karşılaşacağı engeller analiz dışı bırakılmıştır.  İran Belucilerinin yaptığı operasyonlar hem sayı hem de çeşitlilik bakımından PJAK’dan fazla olmasına rağmen PJAK kadar bilinmemesi bilinçli bir abartmanın var olduğunu göstermektedir.

PJAK’ın böyle görüntü vermesi İran-ABD gerginliği, Iraklı Kürtler ve ABD arasındaki sıcak diyalog ve PJAK’ın PKK’nın siyasi, askeri, ekonomik ve propaganda dâhil bütün olanaklarından faydalanması imkânını sağlamıştır.  Aynı zamanda PJAK’ın PKK’nın bir ürünü olması sebebi ile PKK’nın Türkiye içinde ifade ettiği anlamın bir benzerini PJAK’ın da İran içinde edebileceği beklentisi doğmuştu. PKK’nın Türkiye’yi hedef olmaktan çıkarması ve topyekûn İran’a yönelmesi ihtimalinin varlığı da, PJAK’ın önemini artırmıştı. Bu beklentinin yanı sıra ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı psikolojik baskı çerçevesinde PJAK’ın gücü abartılı gösterilmiştir.

Ayrıca İran Kürtlerinin gelenekselleşmiş partilerinin uzun süre silahlı çatışmaya girmemeleri ve Halkın Mücahitleri gibi silahlı çatışan rejim muhaliflerinin ABD tarafından askeri çatışmalarına engel konulması PJAK’ın operasyonlarının daha fazla ses getirmesini sağlamıştır.  Diğer taraftan İran devleti toplum içinde güvenlik ortamı oluşturmak, kendi Kürtlerini daha fazla baskı altına alabilmek, Irak Kürtleri üzerinde baskı aracı oluşturmak ve Türkiye toplumu içinde kamu diplomasisi olanağı bulmak amacıyla PJAK’ı abartılı göstermiştir. İran’ın rejim muhaliflerine dönük güvenlik istihbaratı stratejisinin onları hem içeride hem de dışarıda zayıf gösterme amacı güttüğü bilindiği halde, PJAK konusunda bu stratejik çizginin dışına çıkılması anlamlıdır.

PJAK’ın İran siyasi hayatında büyüme şansı düşüktür. Örgütün önünde aşılması zor siyasi, toplumsal ve etniksel engeller vardır. İlk önce bir yanılgıyı gidermek lazımdır. PJAK’ın, PKK’nın Türkiye’de geldiği noktaya İran’da gelmesi nerdeyse imkânsızdır. 70 milyon İran nüfusunun sadece 5 milyon Kürtten oluşması ve Kürtlerin Şii-Sünni (%30 Şii- %70 Sünni) olarak ayrışması, ayrıca aşiretlerin parçalanmışlığı, merkezden uzak oluşları ve uzun geçmişi olan siyasi partilerin varlığı PKK’nın Türkiye’ye geldiği noktaya gelmesini zorlaştıran faktörlerdir. Yukarıdaki faktörleri daha etkili kılan birçok neden vardır.  PJAK bir meşruiyet krizi ile birlikte doğan bir örgüttür. Bu nedenle İran toplumunu kapsayacak bir potansiyele sahip değildir.

İran toplumunun geniş kesimi ve rejim muhaliflerinin nerdeyse tamamı PJAK’ı İran İslam Cumhuriyeti’nin kendi projesi olarak görmektedir. PKK-İran ilişkisi ve PJAK’ın kurulma aşamasında İran’ın “hoşgörülü tavırları” herkes tarafından bilinmektedir. Bu bakış açısına göre İran rejiminin PJAK’ı yaratarak ABD ve rejim karşısında ciddi bir üstünlük kazandığı ve onların oyun alanını ciddi bir şekilde daralttığı görülmektedir.  PJAK’ın varlığı ABD-İran gerginliğinde İran toprak bütünlüğü korkusunu tetiklemekte ve bu korku bir taraftan İran milliyetçiliğini körüklemekte, diğer taraftan İran rejimine kendi bekasını İran toprak bütünlüğünün garantisi gibi gösterme fırsatı sunmaktadır.

İran’ın PJAK ile var olan çatışmayı ABD-İran çatışmasına işaret olarak göstererek içeride güvenlik ortamı yaratarak ülke içinde ve muhalifler üzerinde bir baskı oluşturma şansını elde ettiği iddia edilmektedir. Ayrıca PKK’ın uzantısı olarak görülmesi, PKK- İran arasındaki geçmiş dönemdeki ilişkileri ve PKK’nın yeniden İran’a dönme ihtimali -zayıf olmasına rağmen- PJAK ve rejim muhalifleri arasında güven bunalımı yaratmaktadır. Nitekim PJAK İran rejim muhalifleri tarafından istenilmeyen bir örgüt görüntüsüne sahiptir. 

PJAK’ın sorunu sadece yukarıda belirtilen Fars milliyetçisi sayılan rejim muhalifleri değildir. PJAK aynı zamanda İran etnik grupları içinde arzuladığı yeri kazanamamıştır. İşin en ilginç tarafı ise, PJAK’ın İran Kürtleri arasında da istediği tabanı elde edememiş olmasıdır. İran Kürtlerinin KOMULE ve İran Kürdistan Demokrat Partisi gibi oluşumları PJAK’ın faaliyetlerinin Kürtlere zarar verdiğini ve İran rejimi bu çatışmaları bahane ederek Kürt bölgelerini askeri bölgeye çevirdiğini iddia etmektedirler. Ayrıca PJAK’ın faaliyetleri bu grupların Irak Kürtlerine doğru itilmesine sebebiyet vermektedir. PJAK’ın faaliyetlerinden en fazla kuşku duyan İran’daki Azerbaycan Türkleri olmuştur. Sayıları 25 milyonu aştığı iddia edilen Azerbaycan Türkleri PJAK’ın İran rejimi ve PKK’nın ortak mahsulü olduğunu düşünmekte ve bu grubun amacının Türkiye-İran sınırında bir Kürt bölgesi oluşturarak bölgede bir Kürt-Türk savaşı çıkarmak olduğunu düşünmektedir.

PJAK tarafından açıklanan bildirinin sadece PJAK’ın bir kararı olarak görülmesi hatadır. PJAK’ın bu denli büyük kararları PKK tarafından verilmektedir. Bu hususta belirtilmesi gereken önemli konu PKK’nın “bölgeselleşme misyonu”nun iflas ettiğinin ortaya çıkmış olmasıdır. PKK bölgeselleşerek ABD’nin bölgesel politikalarında kendine yer arıyordu. Ancak gelinen noktada  PKK’nın ABD’den beklentisinin gerçekleşmediği ve Obama iktidara geldikten sonra da gerçekleşmesinin zor olacağı anlaşılmıştır. PKK bu süreçte bölgeselleşmek isteği ile hem İran’ı hem de Suriye’yi karşısına almış, ancak ABD’den beklediği destek gelmemiştir.

Bu süreçte Iraklı Kürtler’in az da olsa, bölgesel gerçeği anlamaya başladıkları ve PKK-Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerin seyrinin belirginsizleştiği söylenebilir. Obama’nın gelişi ile birlikte ABD askerlerinin Irak’ta kalıp kalmayacağı ve Irak-ABD güvenlik analaşması ile ABD askerlerinin Irak’tan çekilmelerinin geri sayımının başlaması, Kürtlerin Kerkük konusunda yalnız kalışları ve merkezi Irak yönetimden Kuzey Irak Kürtlerine gelen baskı, onları daha farkı bir noktaya itmiştir. Ayrıca Obama’nın Orta Doğu’daki sorunlara farklı yaklaşım sergileyeceği ve bu çerçevede İran sorunu için diplomasinin ağırlık kazanacağı beklentisi, PJAK gibi örgütlerin kaderini belirsizleştirmektedir. Bu süreçte ABD ve Türkiye arasında PKK konusunda işbirliğin artması ile birlikte Obama’nın seçim kampanyası sürecinde PKK konusunda daha sert olacağı söylemleri PKK’nın da kaderini karmaşık bir hale getirmektedir.

PKK’nın bölgeselleşmesi, onun çıkmaza sürüklenmesi ve bölgede çok sayıda düşman kazanması ile sonuçlandı. Ayrıca bu olgu Türkiye’nin İran ve Suriye ilişkilerinin daha da gelişmesini sağlarken, PKK merkezli güvenlik işbirliği bu ülkeler arasındaki ilişkinin tutkalı konumuna yükselmiştir. Bu olgu PKK’nın gelenekselleşmiş politikasıyla terstir. PKK uzun süre Türkiye’nin komşuları ile düşmanlık ilişkisinden ciddi biçimde yararlanmıştır. PKK’nın bölgeselleşmesi bu tezden kopuş olarak yorumlanabilir. ABD beklentisi yüzünden PKK bu kapıları kendi yüzüne kapatmıştır.

Bölgemizdeki gelişmeler önümüzdeki süreçte belirsizliğini korumakla birlikte, PKK açısından olumlu olmayacağı gibi bir manzara göstermektedir. PKK bu çerçevede bölgeselleşme politikasından vazgeçerek sadece Türkiye’ye odaklanma siyasetine girebilir. Bu çerçevede PJAK gibi örgütlerin silahlı faaliyetlerinin belli süre durdurulması öne çıkmıştır. Bunun anlamı İran ve Suriye gibi ülkelerin zararlarından korunabilmek ve sıkışıldığı zaman kaçış koridoru bulabilme arzusudur. Bu açıdan bakıldığında, PJAK’daki politik değişmeleri İran’ın başarısı olarak yorumlamak hatadır. Bu değişim İran’ın askeri üstünlüğünün sonucu olarak ortaya çıkmamıştır. İlk önce PJAK çok güçlü bir örgüt değildi ve onun gücü abartılmıştı. Ayrıca bölgesel gelişmeler PKK’nın stratejik çizgisini yeniden gözden geçirmeye zorlamaktadır.

PKK’nın bu isteği İran’a yeşil ışık yakma olarak yorumlansa da İran tarafından nasıl yanıtlanacağı belirsizdir. İran uzun süre PKK’yı desteklese de bugün aynı desteği yeniden başlatması zayıf bir ihtimaldir. İran’ın nükleer gerginliği çerçevesinde Türkiye’ye ihtiyacı vardır ve Türkiye’yi kaybetme şansına sahip değildir. Ayrıca PKK-PJAK bağlamında gelişmeler İran ve PKK arasında bir güven bunalımına yol açmıştır. İran, PKK güçlendiği zaman onun da aleyhine dönebilecek bir potansiyele sahip olduğunu görmüş oldu. Söz konusu durumda İran ve bölge Kürtlerine dönük tarihi bir kopuşun yaşandığını söyleyebiliriz. İran tarih boyunca hep Türkiye’de Kürt olgusuyla ilgilenmiş ve Iraklı Kürtleri en uzun süre destekleyen ülke olmuştur.

Bugün Iraklı Kürtlerin ABD ile ilişkisi sebebi ile bölge Kürtlerinin ABD’ye eğilim duymaları İran’ı korkutmuştur. Komşularına karşı kullandığı Kürt kartı bugün kendi aleyhine dönmeye başlamıştır. Bu nedenle İran-ABD gerginliği sürdüğü sürece İran ve Kürtler arasında güvenilir bir ittifak ilişkisi kurulması çok zordur. ABD-İran gerginliği biterse ve ilişkilerin mahiyeti değişirse, İran bölge Kürtleri’nin en iyi müttefiki konumuna yeniden dönüşebilir. Bu açıdan bakıldığında PKK, İran’a yeşil ışık yaksa da bugün olumlu sonuç alması zor gibi gözükmektedir. Ancak bu süreçte İran PKK’yı desteklemese de, onu bitirme motivasyonunu kaybedebilir. Diğer taraftan PKK bu politika ile Kuzey Irak’tan çıkmaya zorlandığı dönemlerde İran topraklarını kullanabilme şansını da aramaktadır. İran bu akışa göz yumabilir.

PKK’nın İran’a dokunmadan yaşaması onun işine yaramaktadır. Çünkü PKK’nın varlığı Türkiye’nin dış politikasındaki sinerji kapasitesini bitirmekte ve İran gibi devletlere doğru daha fazla itmektedir. Ayrıca PKK’nın varlığı Türkiye’de anti Amerikanizmin önemli sebeplerinden biri olarak görülebilir. Bu da Amerika karşıtı olan İran gibi ülkelerin propaganda yapması ve kamu diplomasisi yürütmesi için elverişli bir zemin yaratmaktadır.

PKK’nın bugünkü durumuna bakıldığında PJAK’ın silahlı faaliyetlerini durdurmasını geçici bir davranış olarak da yorumlayabiliriz. Kış mevsimine girilmiş olmasının yanı sıra kısa süre silahlı faaliyetlerine ara vererek İran’dan gelen tepkiyi bekleyeceklerdir. İran’dan istediği olumlu yanıtı almazsa veya ABD-İran ilişkisi önümüzdeki süreçte askeri çatışmaya doğru yönelirse faaliyetlerine yeniden başlayabilir. Son tahlilde PJAK’ı abartmamakla birlikte bittiğini de söylemek de aceleci bir yorum olacaktır.

PJAK hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için bakınız:

http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=2022&kat1=15&kat2=

http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=3041&kat2=2

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_001.jpg

En Son Yorumlar