HILLARY CLINTON VE ERMENİLER / Ömer Engin LÜTEM
Perşembe, 04 Aralık 2008 13:56

ABD eski Başkanı Bill Clinton’un eşi ve New York Eyaleti Senatörü Hillary Clinton “Seçilen Başkan” Barack Obama tarafından yeni kurulacak olan hükümetin  Dışişleri Bakanı  olarak seçildi.

Eşi Bill Clinton’ın, Türkiye’nin stratejik önemini dikkate alarak Ermenilerin soykırım iddialarına rağbet etmeyen hatta 2000 yılında bu iddiaların Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesini önleyen tutumunun aksine Hillary Clinton 2000 yılında Senatör olduktan sonra Kongre’ye bu iddiaları desteklemek üzere verilmiş tüm tasarıları desteklemiş ve ayrıca  bunlara ortak sunucu olmuştu. Hatta Başkan Bush’a mektup yazarak her yıl 24 Nisan’da yayınladığı mesajlarda soykırım sözcüğünü kullanmasını da  istemişti.  

Başkanlık için adaylığını açıklamasından sonra yayımladığı 24 Ocak 2008 tarihli bir bildiride de, Amerika’daki Ermeni cemaatine övgüler yağdırdıktan sonra, seçildiği taktirde Ermeni “soykırımını” tanıyacağı taahhüdünde bulunmuş ayrıca Ermenistan’a ve Karabağ’daki Ermeni İdaresine Amerikan yardımlarını arttıracağını belirtmişti.  

Şimdiye kadar Ermeni soykırım iddialarının tanınmasına  ABD Kongresinin ve özellikle Temsilciler Meclisinin taraftar olduğu buna karşılık Hükümetin, Türkiye ile ilişkileri dikkate alarak, aleyhte tutum aldığı ve bir karar alınmasını engellediği görülürdü. Oysa artık yeni Amerikan Hükümetinin de Ermeni iddiaları lehinde olacağı anlaşılmaktadır. Başkan Obama seçimler sırasında birçok kez yazılı olarak Ermeni “soykırımını tanıyacağını belirtmiştir. Başkan Yardımcısı Joe Biden ise yıllardan beri Ermeni (ve Rum) iddialarını desteklemiş ve bu tutumu nedeniyle de Türkiye aleyhtarı olarak nitelendirilmiş bir politikacıdır.

Hillary Clinton’un da bu gruba katılmasıyla gelecek Amerikan Hükümetin en yetkili üç şahsiyeti soykırım iddialarının kabulünü desteklemiş olacaktır. Bu arada, genellikle bu iddiaların lehinde tutum alan Demokratların hem Temsilciler hem de Senato’da çoğunluğa sahip olduğu da dikkate alındığında, önümüzdeki aylarda Kongrenin bu iddiaları kabul eden bir karar almasını ve Başkanın da gelecek 24 Nisan’da Ermeni “soykırımını” kabul ettiğini beyan etmesini beklemek normal olacaktır. 

Böyle bir gelişmeyi ancak bu tür beyan veya kararların ABD’nin çıkarlarına zarar vereceğinin daha şimdiden açıkça ortaya konması önleyebilir.  Nitekim 2007 yılı sonunda Temsilciler Meclisindeki 106 sayılı karar taslağının rafa kaldırılmasının başlıca nedeni bu karar kabul edildiği takdirde Türkiye’nin Irak’taki Amerikan kuvvetlerinin ikmalini durduracağına hiç olmazsa zorlaştıracağına inanılmasıdır. Başta Başkan Bush olmak üzere ABD Hükümeti yetkilileri, altı eski  dışişleri bakanının da desteğini alarak, 106 sayılı taslağın ortak sunucularından bazılarının fikrini değiştirmeyi ve böylelikle tasarı lehindeki oyların yetersiz hale gelmesini başarmışlardır.

Ancak bu kez Amerikan Hükümetinden destek alınamayacağına aksine Başkanın “soykırım”ı kabulü söz konusu olduğuna göre sadece Irak’taki Amerikan kuvvetlerinin ikmalinin veya bunların geri çekilmesinin zarar görmesi yeterince ikna edici olmayabilir. Buna ek olarak, halen iyi bir mecraya girmiş görülen Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin de Amerika’daki bu tür gelişmelerden zarar göreceğinin ve bu arada Türk sınırının açılması olasılığının ortadan kalkacağının şimdiden seslendirilmesinde yarar vardır.

http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay&BultenNo=14729&Lisan=tr

 

==============

ERMENİLERİN HILLARY SEVİNCİ

03 Aralık 2008, Kaynak : Yeniçağ

ABD’deki en büyük Ermeni kuruluşu olan Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Ermeni tezlerinin güçlü bir savunucusu diye nitelendirdiği senatör Hillary Clinton’ın Dışişleri Bakanlığı’na getirilecek olmasından büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi. ANCA’nın açıklamasında, Clinton’ın 1915 olaylarının soykırım olarak tanınmasını güçlü şekilde desteklediği kaydedilerek, bu özellikteki bir ismin Dışişleri Bakanı olmasının sevindirici olduğu ifade edildi.

Tasarıyı desteklemişti

Hillary Clinton, seçim kampanyası sırasında, başkan olması durumunda, 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyacağı sözünü vermiş, ayrıca Senato’daki soykırım tasarısını desteklemişti. Ancak bazı uzmanlar, Hillary’nin bu tutumunun seçim dönemine ait bir söz olduğunu savunuyor, çünkü Clinton’ın ters yönde de ifadeleri var. Örneğin Hillary, 10 Ekim 2007’de bir soykırım tasarısı Temsilciler Meclisi’ndeyken, Boston Globe gazetesiyle görüşmesinde, tasarıya ilişkin kaygı duyduğunu ve Kongre’nin dikkatli davranması gerektiğini söylemişti. (AA)

Amerikan halkı ‘sosyalizm’i arıyor!

ABD’de Merriam-Webster sözlüğünün internet sayfasında bu yıl en çok aranan kelimeler, Amerikalıların kriz ve başkanlık seçimi dönemindeki endişelerini yansıtıyor. Sözlükte en çok tıklanan kelime “bailout” (kurtarma planı) olurken, “vet” (tahkik etmek) fiili 2., sosyalizm ise 3. sırada yer aldı. Sözlüğü yayınlayan şirketin bir yetkilisi, Kongre’nin kabul ettiği geniş kurtarma planını tanımlamak için kullanılan “bailout” kelimesinin en fazla okunan sözlük maddesi olduğunu bildirdi. Listede 2. sırayı alan “vet” fiili, bir göreve talip adayın tecrübe ve niteliklerine atıfta bulunuyor. 3. sırada gelen sosyalizme tıklamalar ise özellikle eylülden sonra Amerikan şirketleri krize girince arttı. Banka kurtarma planına karşı çıkan çevreler, Maliye Bakanı Henry Paulson’u sosyalistlikle suçlamıştı.

 

 

http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay&BultenNo=14731&Lisan=tr

 

==================

CNN’LE ‘SOYKIRIM BELGESELİ’ RAHATSIZLIĞI

03 Aralık 2008, Kaynak : Radikal

CNN televizyonunun Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 60. yıldönümü vesilesiyle yarından itibaren yayımlamaya başlayacağı belgesel, ‘Ermeni soykırımı’ iddiaları nedeniyle rahatsızlık yarattı. Kanalın ünlü muhabiri Christiane Amanpour’un hazırladığı ‘Kanlı Cinayeti Haykır’ adlı iki saatlik belgeselle ilgili Ankara rahatsızlığını iletti. Washington Büyükelçiliği CNN’den Türkiye’nin hassasiyetine dikkat etmesini istedi.

‘Türkiye bize engel çıkarmadı’

4-6-7 ve 8 Aralık’ta ekrana getirilecek belgeselde Ermenilerin 1915’te yaşadıkları katliam ve Yahudi soykırımından sonra uluslararası sözleşmelerin 1970’lerde Kamboçya, 1980’lerde Irak, 1990’larda Bosna, 1994’te Ruanda ve 2003’te Darfur’daki korkunç şiddeti önleyemediği vurgusu yapılıyor. Armenian Reporter gazetesine konuşan Amanpour, Raphael Lemkin gibi soykırıma karşı duran kişilere yer verdiğini belirterek “Lemkin soykırım sözcüğünü özellikle Ermeni soykırımından sonra kullanan kişi oldu. O kelimeyi sözlüğe yerleştirdi ve BM Sözleşmesi’nde tanımlanması için çok çaba harcadı” dedi. Amanpour, ‘Türkiye’nin Ermeni soykırımını inkâr etmesi geçmişte belgesel yapımcılarına zorluklar çıkardı. Siz çekim yaparken ne tür engelle karşılaştınız’ sorusuna “Haklısınız. Türkiye’nin resmen inkâr etmesi bir sorun. Çalışmamızda buna rastlamadık. Tamamen ‘Ermeni soykırımına’ odaklanmadık, bunu soykırım kelimesinin nereden geldiğini göstermek için kullandık. Birçok konuya değindik” yanıtını verdi.

Ermeniler Clinton’dan memnun

Öte yandan ABD’nin seçilmiş başkanı Barack Obama’nın Hillary Clinton’ı dışişleri bakanlığına ataması Ermeni lobisini memnun etti. ABD’deki en büyük Ermeni kuruluşu Amerika Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANCA) icra direktörü Aram Hamparian, memnuniyetini “Clinton’ı kutlar, Obama’ya bu seçiminden dolayı teşekkür ederiz” diye dile getirdi. Hamparian, ilk kez Ermeni tezlerininin tanınmasını ‘güçlü şekilde savunan’ birinin dışişleri koltuğuna oturacağı vurgusu yaptı. Ama Hamparian, Clinton’ın Ekim 2007’de Temsilciler Meclisi gündemindeki Ermeni tasarısına dair kaygılarını ve Senato’yu dikkatli davranmaya çağırmasını anmadı. 

 

http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay&BultenNo=14732&Lisan=tr

 

=================

AZERİ BASINI TÜRK-ERMENİ İŞBİRLİĞİNDEN TEDİRGİN

03 Aralık 2008, Kaynak : Önce Vatan

Azerbaycan basınına göre, Türkiye-Ermenistan işbirliği Bakü için gittikçe daha büyük tehlike odağına dönüşüyor.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın bu günkü Bakü temasları öncesinde Türkiye ile ilişkileri değerlendiren Azerbaycan basını, Ankara tarafından Erivan’la ilişkileri normalleştirme adına son dönemde atılan adımların, Güney Kafkasya’daki güç dengesine ve Dağlık Karabağ sorununun çözümüne olumsuz etki yaptığını yazdı.

“Bakü Haber” gazetesi, Türk Hava Yolları’nın Ermenistan’a tarifesiz seferler düzenleme hazırlığının Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine olumsuz etki edeceğini, ama durumun bu noktaya gelmesinde asıl ‘suçlunun’ Azerbaycan yönetimi ve Bakü’de izlenilen yanlış strateji olduğunu yazdı.

Son gelişmeleri gazeteye yorumlayan siyaset bilimci Elhan Mehdiyev, Ermenistan’la sınırları 15 yıldan beri kapalı tutan Ankara yönetiminin, Azerbaycan’dan Karabağ sorununun çözümüne yönelik somut adımlar beklediğini, fakat sonunda ‘hayal kırıklığına’ uğrayarak kendi çıkarlarını ön plana çıkrmaya başladığını ifade etti. Gazeteye göre, Ermenistan’a ‘sıcak mesajlar’ gönderen ‘milliyetçi ruhtan uzak’ Erdoğan hükumetinin tavrı da gelişmeleri körüklemiş durumda.

BAKÜ İLE ANKARA ARASINDAKİ SAMİMİYET YOK OLUR

Basına açıklamada bulunan önde gelen muhalif liderlerden Demokrat Parti Başkanı Sardar Calaloğlu ise, Ankara-Erivan ekseninin güçlenmesi halinde Türkiye’nin Azerbaycan’daki nüfuzunun ciddi olarak yıpranacağı görüşünde. Calaloğlu’ya göre, ‘Türkiye Ermenistan’la Azerbaycan’a rağmen ilişkileri normalleşmeyi tercih ederse, Bakü ile Ankara arasındaki samimiyet uzun dönemde yok olur’.

“Yeni Müsavat” gazetesi manşete taşıdığı “Erdoğan hükumeti Karabağ’ı satmaya hazırlanıyor” başlıklı haberde, ABD ve Avrupa Birliği’nin baskısı üzerine Ankara hükumetinin Karabağ sorununu “Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi koşulları” listesinden çıkardığını yazdı.

Gazete bu konuda, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk ile AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış’ın son olarak yaptıkları Ermenistan-Tükiye işbirliği değerlendirmelerine yer verdi.

 

http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay&BultenNo=14733&Lisan=tr

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_006.jpg

En Son Yorumlar