Obama, Ermeni Meselesi ve Türkiye / Ömer Engin LÜTEM
Cuma, 07 Kasım 2008 08:48

Barack Obama’nın ABD Başkanlığına seçilmesi Türkiye’de pek çok kesimde, bu seçimin Türkiye’yle  bir ilgisi ve Türkiye’ye doğrudan etkisi olmamasına rağmen sevinçle karşılandı. 

Belki bu duygusallık nedeniyle de, ileride Obama’nın tutum ve politikalarının Türkiye’ye zarar verebileceğine inanmayan veya bu zararı küçümseyen birçok yazı yayımlandı.

Bunların hemen hepsinde ABD başkan adaylarının seçim kampanyasında verdikleri sözleri  seçildikten sonra tutmamaları ve mesela Başkan Bush’un adaylığı döneminde Ermeni soykırım iddialarını tanıyacağını söylemesine rağmen seçildikten sonra “soykırım” sözcüğünü kullanmaktan kaçındığı vurgulanmaktadır.  Oysa durum tam olarak böyle değildir.

Başkan Bush her yıl nisan ayında yayımladığı mesajda 1915 olayları için soykırım sözcüğü ile eşanlamlı olan toptan yok etme (annihilation) veya kitle halinde öldürme (mass killing)  gibi deyimler kullanmıştır. Ancak Türk kamuoyu  ve  hatta siyasetçileri,  “soykırım” sözcüğüne kilitlenmiş olduklarından Başkan’ın bu tutumundan memnuniyet duymuşlar ve bu arada söz konusu mesajlardaki 1,5 milyon Ermeninin öldürülmüş olduğu dair sözlere,  hiçbir bilimsel temele dayanmamasına ve hatta ciddi Ermeni yazarları tarafından bile kullanılmamasına rağmen, tepki göstermemişlerdir.

Soykırım iddiaları konusunda Başkan Bush ve Barack Obama arasındaki en önemli fark George W. Bush’un adaylık döneminde bir kez bu iddiaları tanıyacağını pek de güçlü sayılmayacak bir şekilde beyan etmesine karşılık, Barack Obama’nın bu konuda birçok kez, yazılı olarak ve  kesin bir dille taahhüde girmiş olmasıdır.

Bunlardan sonuncusu seçimlerden dört gün önce gerçekleşmiş olup, Sayın Ahmet Davutoğlu ve Suat Kınıklıoğlu’nun ABD’ye giderek Türkiye’nin özellikle bu konuda ki tutumunu başkan adayları temsilcilerine  açıklamalarına tepki olarak, Ermeni kuruluşlarının talepleri üzerine yapılmıştır. Kısaca Barack Obama, George Bush’tan çok daha fazla bir şekilde Ermenilere angaje olmuş durumdadır.

Diğer yandan Başkan Yardımcısı olacak Joseph Biden’in de eskiden beri Ermenilere (ve Rumlara) gayet yakın olduğunu, yirmi yıldır görev yaptığı Senato’da soykırım iddialarına ilişkin tüm karar tasarılarını desteklediğini, ayrıca daima ABD’nin Ermenistan’a  yardım yapmasına çalıştığını ve Türkiye ile Azerbaycan’a da sempatiyle bakmadığını hesaba katmak gerekecektir.

Elbette ABD’nin yeni Başkanı ve Yardımcısı Türkiye’nin ülkeleri için arz ettiği önemin bilincindedir. Nitekim seçim bildirgelerinde Türkiye’yle yakın ilişkiler kurulması gereğine dair sözler bu bilincin kanıtını oluşturmaktadır. Ancak, Türkiye’yle yakın ilişkiler kurmak niyeti, Ermeni soykırım iddialarını tanıma isteğini ortadan kaldırmamaktadır.

Yeni Amerikan yönetimi büyük bir olasılıkla bu iki konuyu birbiriyle bağlantılı olarak görmek istemeyecek ve soykırım iddialarının tanınmasına  gösterilecek tepkileri Türkiye’yi memnun edecek bazı  beyan veya tutumlarla  hafifletmeye çalışacaktır. Son olarak  “soykırım” sorununun bir önceliği olmadığını, bu nedenle yeni Amerikan yönetiminin bu konuda bir politika  belirlemek ve uygulamaya koymak için en uygun zamanı seçmeyi bekleyebileceğini de belirtelim.

http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=3009&kat2=1



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_021.jpg

En Son Yorumlar