|
Küresel sermaye 1 Mayıs'ta, Türkiye'de kendisine seçtiği yeni başkenti korudu. Olan biten budur. Taksim'in işçi sınıfına teslim edilmemesinin yegane nedeni budur.
Uzun süredir, Tayip Erdoğan ve şürekası, İstanbul'u bir finans başkenti yapacaklarından söz ediyorlar. Onlar finans başkenti dese de TCMB'nın İstanbul'a taşınması niyeti, bu işin sadece finans başkenti yapma işi olmadığını ortaya çıkardı. Bu beylerin niyetinin İstanbul'u Büyük Ortadoğu Projesi Eş-başkanlığının başkenti yapmak olduğu belli oldu. Zaten, BOP çerçevesinde Türkiye'ye biçilen rol, Yeni Osmanlılık, Osmanlılığın başkenti de İstanbul'du. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da, son dönemde küresel sermaye'nin gözbebeğiydi. Oradan karlı, oradan ballı, oradan güzel, fırsatlarla dolu bir başka yer yoktu küresel sermaye için yeryüzünde. Boşuna mı dışarıdan geliyordu İMKB'nda dönen paranın yüzde 80'i? Türktelekom grevi sırasında, İMKB'nin telefon hatlarının kopmasıyla grevin bir anda son bulmasının aynı zamana gelmesi işin ciddiyetinin anlaşılması açısından önemlidir. Küresel sermaye, dünyanın merkezini bulmuştu. Hem de parasını da bir cebinden öbür cebine aktardığı gibi kullanabildiği bir ülkede… Bu başkent, 1 Mayıs'ta işçi sınıfı tarafından zapt edilmek istendi. Ayaktakımı, 1 Mayıs kutlamalarını Taksim 1 Mayıs Alanında (Bu adı Kemal Türkler koymuştu, nur içinde yatsın) yapmak istiyordu. Hem de miting alanları yıllar önceden belirlendiği halde… Yılbaşında İstanbullu on binlerce kişinin Taksim alanını doldurup onca taşkınlık yapması önemli değildi. Futbol maçlarından sonra Taksim'i dolduran gürültücü kalabalıklar da önemli değildi. Onlar, işçi sınıfı adına davranmıyorlardı. Taksim alanı üzerinde bir iddiaları yoktu. İşçi sınıfı Taksim alanını doldurursa iş değişirdi. Zira, işçi sınıfı kısa süre önce de kısa bir genel grev denemesiyle gücünü göstermiş, küresel sermaye adına davrananları çok kokutmuştu. 1 Mayıs'ın Taksim alanında kutlanması, Taksim alanını yeniden "Taksim 1 Mayıs Alanı" yapacağı gibi, işçi sınıfını kendi gücünün ne olduğunu alanda görecek, gücünün farkına varacaktı. Bu iş Cumhuriyet Mitinglerine benzemezdi. İşçi sınıfının gücünün farkına varması, birlikte hareket etmeye başlaması çok tehlikeli bir gelişmeydi, ve küresel sermayenin egemenliği için büyük bir tehditti. Bu tehdit algılaması, küresel sermaye yanlılarını dehşete düşürdü. Zaten, gruplara müdahale ediliş şeklinden, ne denli dehşete düşüldüğü açıkça görüldü. BOB Eş-başkanı, Yeni Osmanlı Padişahı duruma el koydu. Paşalarını görevlendirdi. Paşalar, Hukuk, mukuk tanımadan, okulları kapatarak, ulaşım olanaklarını sınırlayarak, barikatlar kurarak, dünyanın masrafını yaparak, ölçüsüz şiddet kullanarak, kullandırarak, küresel sermayenin başkentini birkaç saatliğine de olsa işçi sınıfına teslim etmediler. İstanbul'u yeniden zaptettiler. Ben 1 Mayıs 2008 günü İstanbul'da bunların olduğunu gördüm. Ender Erdemil 1 mayıs 2008
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne