İran-Türkiye Ekonomik İlişkileri: Zor Ancak Zorunlu Ticaret / Arif KESKİN
Perşembe, 04 Aralık 2008 13:54
İran-Türkiye ilişkilerinde son dönemde en fazla gelişme gösteren boyut ekonomidir. Ticaret hacminin artmasıyla birlikte yatırım alanları hem genişliyor hem çeşitleniyor.

İki ülkenin ekonomik açıdan birbirine ihtiyacı var. Türkiye, İran’dan doğal gaz almak ve pazarında yer almak isterken İran Türkiye’ye doğal gaz satmak ve Avrupa pazarına Türkiye üzerinden ulaşmak niyetindedir. Ayrıca her iki ülke 70 milyona yakın nüfusa ve dinamik bir ekonomiye sahiptir. Bu özelliklerin iki ülke ekonomik ilişkilerine nasıl yansıdığı her zaman merak konusu olmuştur.

İran; 70 milyonluk genç ve dinamik nüfusu, gelişme arzusu, enerji zengini olması ve Türkiye’nin komşusu olması nedeniyle Türkiye için çekici bir pazardır.  İran-Türkiye siyasi ilişkilerinde olumlu hava en çok ekonomik ilişkileri etkilemiştir. Ticaret hacmi 10 milyar dolara yaklaşmıştır. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerdeki aslan payını Türkiye’nin İran’dan aldığı petrol, doğal gaz ve diğer karbonat ürünleri almaktadır. İran’ın Türkiye’den demir- çelik ve plastik malzeme ithal ettiği bilinmektedir.

Her iki ülkenin, ekonomik ilişkilere ciddi önem verdiği gözükmektedir. Ekonomik ilişkilerin yoğunlaşmasıyla karşılıklı bağımlığının artması siyasi ilişkiler üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Nitekim Türkiye’nin İran doğal gazına ihtiyacı, Türkiye’yi İran konusunda daha temkinli olmaya itmektedir. Ayrıca İran’ın Türkiye ile ekonomik ilişkilere hem ekonomik kaynak hem de stratejik manevra açısından ihtiyacı vardır. Bu nedenle iki ülke arasında ekonomik ilişkileri düzenlemede birkaç kurum kurulmuştur. Karma Ekonomik Komisyon (KEK),  Karma Ulaştırma Komisyonu (KUK), Ortak Ticaret Komitesi ve İş Konseyi bunların en önemlileri olarak sayılabilir.

Siyasi ilişkilerdeki ilerleme, Türkiye’yi ziyaret eden İranlı turist sayısını artırmıştır.  Son yıllarda Türkiye, İranlı turistler için çekim merkezi olmuştur. Türkiye’nin laik yapısı nedeniyle sosyal hayatın özgür yaşanabilmesi İslam rejimi yönetiminin kurallarından sıkılan kesimler için çekim merkezi olmuştur. İranlı turistlerin tarihî geziler yerine Antalya, Bodrum, Kuşadası gibi eğlence mekânlarını tercih etmeleri dikkat çekicidir. Nitekim bu durumun farkında olan İran yönetimi ulaşım sıkıntısı yaratarak bunu etkilemek istemiştir. İran vatandaşlarına vize uygulanmaması, dil kolaylığı, Türk televizyonlarının İran'da çanak antenler vasıtasıyla izlenmesi ülkemizin İranlı turistler için cazibesini artıran faktörler arasındadır. Türkiye, İranlılar için çekim merkezi iken İran’ı ziyaret eden Türk turist sayısının 10 binden fazla olmadığı belirtilmelidir.

Türkiye’nin kara ulaşımında İran önemli bir ülke konumundadır. Türkiye, Afganistan ve Orta Asya’ya kara ulaşımının büyük bölümünü İran üzerinden yapmaktadır.  Yıllık 90 bin araç İran sınırından Orta Asya’ya doğru yol almaktadır. Taşımacılık konusunda İran-Türkiye arasında gümrük tarifesi ve akaryakıt fiyat uygulaması gibi sorunlar bulunmaktadır. Türkiye bu sorunları çözmeye çalışsa da başarılı olamamıştır. Ahmedinejad’ın Türkiye ziyaretinde taşımacılık sorunlarının gündeme geldiği ve var olan sorunların çözülmesinde anlaştıkları iddia edilse de sorunların hala devam ettiği bildirilmektedir.

İran ile ticaret hacmi, potansiyelinin altında seyretmektedir. İran-Türkiye ekonomik ilişkilerinin arzu edilen bir noktaya taşınması çeşitli zorluklar içermektedir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi yedi milyar dolar düzeyindedir, ancak doğal gaz ve petrol alımı nedeni ile ticarî dengeler Türkiye’nin aleyhine açık vermektedir. İran-Türkiye arasındaki ticaret dengesi 1996’dan günümüze kadar Türkiye aleyhine olmuştur. Türkiye bu dengeyi değiştirmek için çabalasa da arzu edilen sonucu alamamıştır. İran’ın Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmaması,  korumacı ekonomi siyaseti, ithal ikameci zihniyeti, ekonomik mevzuatı çerçevesinde dış yatırım zorlukları, ekonomik çalışma kültürü, siyasi hesaplaşmalar ve güvenlik algılamaları süreci sıkıntılı hale getirmektedir. Uzmanlara göre gümrük vergilerinin yüksek olması, iki ülke bankaları arasında gerekli işbirliğinin sağlanamaması sebebi ile kredi açılmasıyla ilgili sorunlar ve ikili alışverişlerde yüklü tazminatların alınması, ikili ticaret ilişkilerinin akışkanlığını sekteye uğratmaktadır.  

Siyaset gölgesinde bir ekonomik yapıya sahip olan İran, pazarlarında daha güçlü bir Türkiye konusuna kuşkuyla bakmaktadır. Ayrıca 2004 yılında İran’da TAV ve Turkcell şirketlerinin, anlaşma sağlandığı halde yatırımlarının durdurulması Türkiye’de güven eksikliğine yol açmıştır. İki firmanın anlaşma sonrası karşılaştığı sorunlar sebebi ile Türk iş adamları İran pazarına girmek istese de güvenilir, şeffaf ve öngörülebilir olduğu konusunda çekincelere sahiptir.

Bugün İran-Türkiye arasında 10 milyara yaklaşan bir ticaret hacmi mevcut ise bunun büyük bölümünü Türkiye’nin İran’dan aldığı petrol ve doğal gaz oluşturmaktadır. Türkiye’nin İran’da yatırımı bir milyar doları aşmamaktadır. İran, Türkiye’nin ticaret açığı listesinde yedinci ülkedir. Ankara, bu ticaret açığından rahatsızlık duymaktadır. Bunu değiştirmeye çalışsa da dış ticaret uzmanlarına göre yakın zamanda dengenin değişmesi kolay olmayacaktır.

İran-Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin etkisinde yürümektedir. Siyasi ilişkiler ilerledikçe ekonomik ilişkiler ivme kazanmaktadır. Nitekim son zamanlarda ekonomik ilişkilerin artışı iki ülke arasındaki siyasal yakınlaşmanın bir sonucu olarak yorumlanabilir. İran’ın Batı’yla yaşadığı gerginlik, totaliter siyasi yapısı, teknolojik geri kalmışlığı, ithal ikameci ekonomik yapısı, Türkiye’nin ise tüm ekonomik yapısının AB’ye uyum zorunluluğu Ankara-Tahran ekonomik ilişkilerini sınırlandırmaktadır. İran’ın ekonomik ve siyasi yapısı liberalleştikçe Türkiye-İran arasındaki ekonomik ilişkiler gelişebilir.

http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=3015&kat2=1



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_014.jpg

En Son Yorumlar