|
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bir yıldır yeniden yapılandırmaya çalıştığı Akdeniz İçin Birlik (AİB) sonunda ilk zirvesini yaptı. Türkiye son anda katılma kararı aldı. 27 AB üyesi ve Akdeniz çevresindeki 16 ülkenin katılımıyla yeni bir bölgesel birlik doğdu.
Önce AİB’nin çıkışına değinelim… 1991’de Sovyetler’in çökmesinin ardından AB ve ABD ayrı ayrı hemen şu sorunun yanıtını aradı: Öncelikli olarak Doğu Avrupa’yı nasıl Rusya’dan koparıp kendi kontrolüm altına alırım? AB’nin silahı ekonomi, ABD’ninki güvenlikti… İkisi baş başa gitti. 1993’te Kopenhag kriterleri adı altında Doğu Avrupa ülkelerindeki demokrasi ve ekonomi yönetimini AB koşulları içine alma girişimi başlatıldı. ABD de hemen NATO’yu genişletme harekâtına girişti. Avrupa’nın kuzeyi ve doğusundaki bu gidiş iyiydi de güney ne olacaktı? O bölgeyi hemen AB içine alamazlardı, zaten kendi içinde bile bütün değildi. Kopenhag’ın devamında 1995’te başka bir yapı düşünüldü: Barselona süreci… Akdeniz ülkelerini AB çevresinde tutmanın ilk adımı olan bu süreç ölü doğdu. Diriltmeye çalıştılar olmadı. Sarkozy 2007’de seçim kampanyasında Barselona sürecinin başkalaşmış biçimini ilan etti: Akdeniz Birliği… Almanya bozuldu: “Ne oluyor? Birlik içinde birlik, olur mu böyle dirlik…” İşin içine Almanya’yı ve Akdeniz’de kıyısı olmayan ülkeleri de katmak için araya bir “için” kondu: Akdeniz İçin Birlik! *** Türkiye, bu düşünce daha doğar doğmaz tepki gösterdi. Dedi ki: “Siz bizi AB’ye almayacaksınız. Bunu açıkça söylemek yerine öteki bölgesel birliklerin unsuru yapmaya çalışıyorsunuz.” Durum da aynen böyleydi. Zaten Sarkozy, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı olduğunu açıkça söylemiş, Akdeniz işini çıkarma nedenlerinden birinin de bu olduğunu ilan etmişti. Başbakan Erdoğan AİB zirvesi için Paris’e giderken, bu birliğin Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için sürdürmekte olduğu müzakereleri etkilemeyeceği konusunda garanti alındığı söylendi. AB ülkelerinin bu ve benzeri konularda verdikleri sözlerin ne kadar gerçekçi olduğunu anlatmak için bir örnek aktaralım: 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye’nin aday ülke olduğu ilan edilirken, Kıbrıs’la ilgili kimi koşullar yer aldı. Dönemin koalisyon hükümeti buna karşı çıktı. AB dönem başkanı Finlandiya söz verdi: “Kıbrıs, kesinlikle koşul olmayacak.” Sonra ne oldu? Kıbrıs fiilen ana koşullardan biri haline geldi! *** AİB’nin geleceği ne olur? Fransa başı çekmek ve Akdeniz’in patronu olmak hevesinde. Belki de devamında Afrika’nın Fransızca konuşan bölgesini daha kapsayıcı planlar yapacak. Akdeniz’de ana ortak olarak kiminle hareket edecek? Dün eşbaşkan Mısır’dı. Sarkozy, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e ayrı bir ilgi gösterdi. Mısır, Arap dünyasının “ağabeyi”. Bu unvanı kimseyle paylaşmaktan yana değil. Nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun Hıristiyan olmasının getirdiği bağların da etkisiyle özellikle Akdeniz’de kıyısı olan Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkileri var. Türkiye ise birliğe son anda katıldı ve pek çok konuda olduğu gibi ikircikli tavrını sürdürdü. İçimizdeki gelişmelere boğulduğumuz için dışımızı doğal olarak göremiyoruz. Anlaşılan bir süre de AB yolu Akdeniz’den geçecek!
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne